Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:39, 16 Nisan 2014 Çarşamba
17:13, 02 Ekim 2010 Cumartesi

  • Paylaş
Yeni Türkiye - Rusya ekseni
Yeni Türkiye - Rusya ekseni

Neoconların Ortadoğu ve Orta Asya’yı Amerikan imparatorluğunun uysal uydularına dönüştürme planı dirilen bir Türkiye’yle, Osmanlının vârisleriyle karşı karşıya...

Eric Walberg

Neoconların Ortadoğu ve Orta Asya’yı Amerikan imparatorluğunun uysal uydularına dönüştürme planı ve ABD’nin Ortadoğu’daki tek demokrasisi [İsrail] artık çok farklı bir oyun sahasıyla karşı karşıya. Filistinlilere, Afganlara ve Iraklılara karşı yürütülen savaşlar ancak bata çıka ilerlemekle kalmayıp bölgesel tüm oyuncuların öngörülmemiş hamleler yapmasına da yol açtı.

İmparatorluk, dirilen bir Türkiye’yle, binyılın yarısına yayılan bir zaman süresince büyük ölçüde barışçıl bir Ortadoğu yönetmiş Osmanlının vârisleriyle karşı karşıya.  Türkiye, AK Parti döneminde yürütülen dinamik bir diplomatik açılımın bir parçası olarak, Halifeliğin Arnavutluk, Ürdün, Lübnan, Libya ve Suriye’ye vize muafiyeti geleneğini geçen yıl yeniden tesis etti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, geçen Şubat ayında vize muafiyetini Mısır’a da teklif etti.  İsrail Şamir şöyle demişti: Türkiye’yle “Avrupa Birliği’nin bölgesel muadili yeni, muazzam bir Ortadoğu Birliği kurma planı var.”

Türkiye son iki yıl zarfında Rusya’yla stratejik ortaklık ve vize muafiyeti rejimi kurdu, yeni boru hatları ve nükleer enerji tesisleri inşası dâhil ruble ve liranın kullanıldığı hırslı bir ticari ve yatırım planına girişti.

Türkiye’nin Osmanlı’nın vârisi olması gibi, Rusya da  büyük ölçüde barışçıl bir Ortadoğu’yu Türklerden evvel yaklaşık binyıl yönetmiş Bizanslıların vârisidir. Rusya ve Türkiye’nin, Ortadoğu “hegemonları” olarak 20. yüzyılın İngiliz-Amerikan gâsıplarından çok daha fazla haklı gerekçeleri vardır ve sahip de çıkmaktadırlar.

Nefis bir ironidir, ABD ve İsrail’in Ortadoğu ve Avrasya’daki işgalleri, etkilenen ülkeleri yıldırmadı. Bilakis, Rusya, Türkiye, Suriye ve İran dâhil, yeni bir saflaşmanın temelini oluşturarak onları birlikte çalışmaya sevketti.

Suriye, Türkiye ve İran sadece gelenekle, inanç ve ABD-İsrail planlarına direnişle değil aynı zamanda ABD ve İsrail’in desteklediği Kürt ayrılıkçılara karşı savaşta da birleştiler. Ekonomik işbirlikleri şaşırtıcı bir süratle artıyor. Bu karmaya Rusya’nın da eklenmesi, hemfikir, Sünni ve Şia Müslümanların, Hıristiyanların hatta Yahudilerin ve laik geleneklerin olduğu sosyo-politik bir tayfı kapsayan güçlü bir bölgesel kuvvet demektir.

İşte bu, önce İngiliz sonra da Amerikan imparatorluğunun dayattığı, 150 yıldır süren sûni mantık değil tabiî bölgesel jeopolitik mantıktır. Bin yıl önce Haçlıların ortalığı darma duman etmek için gelip de bölge yerlilerini istilacıları püskürtmek üzere birleşmeye mecbur etmeleri gibi bugünün Haçlıları da fişlerini çekecek güçleri harekete geçirdiler.

Türkiye’nin, Batı’nın İran karşıtlığını etkisizleştirmek için Mayıs ayında Brezilya’yla birlikte yürüttüğü cesur hamlesi dünyayı meraklandırıp dikkatleri üzerine çekti. Türkiye, Haziran ayında Gazze ablukasını yarmaya çalışan Ögürlük Filosuna İsrail saldırısından sonra İsrail’e gösterdiği mukavemetle Arap dünyasının sevgilisi haline geldi.

Rusya, Ortadoğu’nun bugün için en yanıcı meselesine daha az göz alıcı kendi katkılarını sundu. Rusya’nın problemleri var. Felç olmuş ekonomisi ve zayıf düşmüş ordusu, süpergücü kışkırtacak her şeye mola vermesine yol açtı. Rus seçkinleri, ABD’yle nasıl bağdaşacakları hususunda bölündüler. Afganistan ve Çeçenya’daki trajediler, Orta Asya’daki kördüğümlerden kaynaklanan korkular, Rusya’nın Müslüman Ortadoğu ile ilişkilerine musallat olmayı sürdürüyor.

Sovyetlerin 1972’de Mısır’dan çekilmesinin ardından Rusya’nın Ortadoğu’da güçlü bir mevcudiyeti bir daha asla olmadı 1980’lerin ortalarından itibaren, bir milyon küsür Rus’un İsrail’e göçüne tanık oldu; diğer yerlerden İsrail’e gelen göçmenler gibi onlar da sadakatlerini ispatlama kaygısı güden, Filistin’de iki devletli bir çözüm için toprak vermeye gönülsüz göçmenlerdi. İsrail’e göç eden Anatol Sharansky Bill Clinton’ı şöyle iğnelemişti: “Dünyanın en büyük ülkelerinden birinden kalkıp en küçüğüne geldim. Yarısını bölmemi istiyorsun. Hayır, teşekkür ederim.” Rusya kendi İsrail lobisine sahip; pek çok Rus aynı zamanda İsrail vatandaşı yani çifte vatandaş ve İsrail’in vize muafiyeti kapsamındalar.

Ayrıca Rusya,  Batı ve İran arasındaki çekişmede muğlak bir duruş sergiliyor. Nükleer enerji konusunda İran’la işbirliği yapıyor ama İran’ın nükleer emelleri hakkında endişeleri de var; BMGK müeyyidelerini destekledi ve 2005 yılında İran’la yaptığı S-300 füzeleri satış anlaşmasını iptal etti. Afganistan’da Amerikan çabalarına da destek veriyor. Pek çok yorumcu tüm bunları, Medvedev liderliğindeki Rusya’nın Washington’a teslim olmasının, Putin’in anti-emperyal politikalarından ricat edildiğinin işaretleri olarak yorumluyor. İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi “güvenilir olmadıklarını gösterdiler” dedi.

Rusya, bu nazik ikilemde tarafsız duruyor. Aynı zamanda, İran nükleer programı üzerinde yürütülen müzakerelere Türkiye ve Brezilya’nın dahlini reddederek ABD ve AB tarafını tutuyor. Voltairnet’te yazan Thierry Meyssan “genelde bağlantısız ülkeler özelde İran, BMGK’daki Rus oyu’nu, büyük bir gücün, yükselen güçlerin ekonomik kalkınmaları için elzem olan enerji bağımsızlığını engelleme iradesi olarak yorumladılar. Rusya’nın  bu uygunsuz hareketini unutmaları çok güç” diyor. 

Bu noktada hakikat her ne olursa olsun, Rusya’nın İran’la, Suriye ve Mısır’la ve artık Türkiye ile barışçıl nükleer enerji alanında işbirliği yapıyor olması, Suriye’ye P-800 cruise füzeleri satma anlaşması, Ortadoğu meselelerinde ABD ve İsrail’in oyuncağı olmadığını gösterir. İsrail, Suriye’ye füze satışından dolayı küplere biniyor; geçen hafta “stratejik önemdeki bölgelere” intikam amacıyla silah satmakla tehdit etti Rusya’yı. Rus hamleleri, İran ve Suriye konularında, patlamaya hazır durumları yatıştırmaya çalıştığı intibaını veriyor.

Rusya’yı muhtemel bir Ortadoğu gücü olarak görmek için başka nedenler de var. İsrail’e göçen Rusya kökenli milyonlarcaYahudi, Rusya adına ille de Lieberman benzeri Aşil topuğu hükmünde değiller. Bu göçmenlerin üçte biri, yeterince koşer olmadıkları için hor görülerek gözden çıkarılıyorlar ve yalnızca arı bir ırk adına kurulmuş bir devlet için ciddi problem teşkil edebilirler. Birçoğu Rusya’ya döndü veya mezralara yerleşmeye bakıyorlar. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun siyasi hamisi Moşe Arens gibi sağcı politikacılar tek devletli çözüm üzerinde düşünüyorlar. Bu Rus göçmenler muhtemelen Güney Afrika ırkçılığını bitiren Frederik de Klerk gibi bir şahsiyet çıkaracaktır.

Rusya, Ortadoğu barışının şaşırtıcı bir diğer anahtarına da sahip. Siyonizm baştan beri laik sosyalist bir hareketti; muhafazakar Yahudiler Siyonizme güçlü bir şekilde karşı çıkıyorlardı ki durum bugün de böyledir her ne kadar Ben Gurion ve Netanyahu gibilerin yağcılığıyla taraf değiştiren pek çok kişi varsa da. Filistinliler gibi Gerçek Tevrat Yahudileri de “Yahudi devletini” tanımazlar.

Ancak bekleyin! 1928’de Sovyetlerin laik tabiiyet politikaları uyarınca Rusya’nın Brobican bölgesinde kurulmuş meşru bir Yahudi devleti mevcut. İster Ortodoks isterse laik olsun, İsrail Yahudilerini bol miktarda hammadde’nin bulunduğu bu Yahudi vatanına, Golda Meir’in “topraksız bir halk için halksız bir toprağına” kaçmaktan beri tutacak hiçbir engel yok. Burası, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra yeniden doğdu. Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev bu yaz eşsiz bir ziyaret düzenleyerek (bölgeyi ziyaret eden ilk Rus veya Sovyet lideri oldu) Eşkanazi dilinin, Avrupalı Yahudilerin seküler dilinin (yani sadece kutsal İbranice’nin değil) resmi dil olduğu Yahudi toprağına güçlü bir destek verdiğine işaret etti.

Yeni bir siyasi oluşum içine giren Türkiye ve Rusya’ya rehberlik eden sihirli bir el yok. Bilakis, bu el, Batı hücumu karşısında İslamın esnekliği ve ayrıca – şaşırtıcıdır – Sovyetlerin laik ulusal self determinasyon tarihinden bir sayfadır. Türkiye, bir zamanlar Avrupa’nın hasta adamı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün BM Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri Zirvesi’nde dediği gibi “artık Avrupa’nın sağlıklı tek adamı”, İngiliz imparatorluğu ve onun demokratik dölü ABD ve İsrail’in yarattığı karmaşayı toplamak için kendisini Rusya ile, İranlı ve Suriyeli dostlarla konumlandırmaktadır.
Amerikalı ve İsrailli stratejistler İran’ı işgale yoğunlaşmışlarken, Rus ve Türk liderler nükleer enerji dâhil Ortadoğu’da ticaret ve kalkınmayı artırma planları yapıyorlar. Ortadoğu nokta-i nazarından, Rusya’nın İran, Türkiye, Suriye ve Mısır’da nükleer santral inşa etmeye gösterdiği şevk, Batılıların  - İsrail hâriç  - uzun zamandır Ortadoğu’dan esirgedikleri ekonomik kalkınmanın hızlanmasına yardım etme arzusunu göstermektedir. Buna Lübnan da dâhildir; Stroitransgaz ve Gazprom, Beyrut’un, kendi kıyılarındaki  geniş doğalgaz rezervlerini çıkarması önündeki İsrail engellerini aşana dek Suriye doğalgazını Lübnan’a nakledecek.

Rusya, müttefiki Türkiye gibi, kendisini Ortadoğu’daki en acil problemler arasında  (Filistin ve İran) bir köprü olarak konumlandırdı. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri Zirvesi’nde “Ortadoğu’da barış, dünyada barışçıl ve istikrarlı bir geleceğin anahtarıdır” demişti. Şimdi dünya, çabalarının meyve verip vermeyeceğini görmek için izlemede.

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı
 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
guç
pekşen 41
geçmişte turk devletleri kuruldular fakat rusya gibi gunumuze gucunu taşıyamadılar bu topraklar turklrin elinde olmuştur lakin geleceğin hesabını yapsalardı petrolun uzerine otururlardı.onemli olan gucunu muhafaza edebilmektir.
23/03/2011, 11:11
Rusya
Huner
Kardeşim,Rusya\'ya bizansın varisi damğasını vurmakla,ALTIN ORDA\'nı mezaramı gömdünüz? Tatar-türkleri dünya\'ya ve tarihe düzen verecek güce sahiptirler.Putin\'in varlığı ve etdikleri şunun ispatıdır!
05/10/2010, 22:23

En Çok Okunanlar