Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


04:56, 22 Ağustos 2014 Cuma
Güncelleme: 12:15, 29 Ekim 2010 Cuma

  • Paylaş
Cumhuriyet nasıl ilan edildi ?
Cumhuriyet nasıl ilan edildi ?

Kurtuluş Savaşı sonrası başlayan rejim tartışmaları 'Cumhuriyet'in ilanı'yla nihayet buldu.

 Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Kurtuluş savaşının tamamlanmasının ve Lozan antlaşmasının imzalanmasından sonra rejim tartışmaları yaşanmış, kendisi bir hükümet olan TBMM'de yönetim biçimi ile ilgili tartışmalar başlamıştı. TBMM'nin ülkenin kaderine el koymasının ardından yönetme yetkisi meclisin eline geçmiş, saltanatın güç ve kudreti zayıflamıştı. Lozan konferansına İstanbul Hükümetinin de çağrılması üzerine TBMM 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırılmış ve ülkede tek otorite haline gelmişti.

 1 Kasım 1922 tarihinden 29 Ekim 1923 tarihine kadar ülke yönetiminde tek yetkili olan TBMM'nde ülkenin rejimi ile ilgili konular da gündeme gelmeye başlamıştır. Peki bu tarihler arasında ülkenin yönetim biçimi ne idi ?

Saltanatın olmadığı ülke yönetiminde, tek yetkili otoritenin milletin seçtiği vekiller olan rejim aslında Cumhuriyetten başka bir şey değildi. Buna karşın Lozan'da da tescillenmiş yeni devletin bir başkanı yoktu. Ayrıca TBMM ülkenin kaderine el koyduğu günden itibaren Hükümet gibi çalıştığından her bir bakanın meclis tarafından seçildiği ve meclise karşı sorumlu olduğu bir Meclis hükümeti sistemi benimsenmişti. Ancak bu hükümet sisteminde her bakan meclis tarafından seçildiğinden uyumsuz kişilerin bir araya geldiği hükümet biçimine yol açmaktaydı. Bu durum hükümetin de zayıf olmasına sebebiyet veriyordu. Ayrıca her bir bakanlık için uzun süren tartışmalar yaşanmaktaydı.

Yukarıda ifade ettiğimiz durum 1923 yılı içerisinde mecliste yaşanan durumun bir aynası aslında. Bu dönemde bulunan Fethi Bey hükümeti ( Fethi Okyar ) yapmak istediği birçok değişikliğin karşısında bakanları, Meclis grubunu, Parti grubunu bulmuştu. Bu sebeple zayıf bir hükümet görüntüsü vermişti. Bu zayıflık 23 Ekim 1923te daha net bir şekilde ortaya çıktı.Fethi Bey Heyeti Vekile'nin başında olmakla beraber aynı zamanda Dahiliye Vekili olarak görev yapmaktaydı. Dahiliye vekilliğini Ferit Tek Bey'e bırakmak istemiş ancak meclis bunu kabul etmeyerek Erzincan Milletvekili Sabit Beyi seçti. Yine TBMM ikinci başkanlığını yapan Ali Fuat Cebesoy da bu görevi bırakmak istemiş ve kendi yerine Yusuf Kemal Tengirşek'i aday göstermiş,  ancak meclis bunu da kabul etmeyerek Rauf Orbay'ı seçmişti.

Ortaya çıkan bu durum Meclisin güçlü, hükümetin zayıf olduğu bir yapıyı tescilliyordu. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa 25-26 Ekim akşamı hükümeti Çankaya'da toplayarak hükümetin istifa etmesi gerektiğini bu şartlarda ülkenin idare edilemeyeceğini söyleyecekti. Mustafa Kemal Paşa, hükümet bunalımının ülkeyi Cumhuriyet rejimine götüreceğini düşündüğünden Fethi Bey ve arkadaşlarından meclisin kurmak için çabalayacağı yeni hükümette görev almamalarını da isteyecekti. Aslında,  Mustafa Kemal Paşa, rejimin Cumhuriyet olduğunun tescil edilmesini, oluşturulacak olan Cumhurbaşkanlığı makamına kendisinin seçilmesini istiyordu. Bu şekilde ülke yönetiminde daha etkin olacak ve yapmak istediği reformlar için daha güçlü bir konuma gelecekti.

 Ertesi gün Fethi Okyar istifa etti. Meclisteki muhalefet yeni hükümet kurmaya çalıştı ancak bu çabalardan her hangi bir sonuç alınamadı. Bu gelişmeler ülkede bir hükümet krizi gösteriyordu. İşte bu şartlarda M. Kemal, 29 Ekim 1923 tarihinde meclise bir kanun teklifi vererek yönetim biçiminin Cumhuriyet olması halinde hükümet bunalımlarının yaşanmayacağının, bunun için rejimin Cumhuriyet olarak tescil edilmesi ve yönetim biçiminin buna göre düzenlenmesi gerektiğini TBMM'ne sundu.

20 Ocak 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (Anayasa)'nun devlet şeklini tespit eden maddelerini şu şekilde değiştirildi:

Birinci maddeye "Türkiye Devleti'nin şekl-i hükûmeti Cumhuriyettir" cümlesi eklenmiştir.
İkinci madde; "Türkiye Devletinin dini İslâm, resmî lisanı Türkçedir"
Dördüncü madde; Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, hükümetin ayrıldığı idare konularında Bakanlar Kurulu vasıtasıyla yönetir.
Onuncu madde; Türkiye Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine kadar devam eder. Görev süresi biten Cumhurbaşkanı yeniden seçilebilir.
On birinci madde; Türkiye Cumhurbaşkanı devletin başkanıdır. Bu sıfatla gerekli gördükçe Meclis'e ve Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder.
On ikinci madde; Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından ve meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer bakanlar, Başbakan tarafından ve yine Meclis üyeleri arasından seçildikten sonra Cumhurbaşkanı tarafından hepsi birden Meclis'in onayına sunulur. Meclis toplantı hâlinde değil ise, onaylama Meclis'in toplantısına bırakılır.

 29 Ekimde yapılan bu anayasal değişikliklerle devletin rejiminin Cumhuriyet olduğu kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı oluşturuldu ve M. Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı seçildi. Meclis hükümeti sistemi terk edilerek, Kabine sistemine geçildi. Bu sisteme göre; Cumhurbaşkanı meclis içerisinden bir milletvekilini başbakan olarak atayacak, atanmış olan Başbakan beraber çalışacağı bakanları seçecekti. Son olarak meclisten güvenoyu alan hükümet ülkeyi yönetecekti. Bu şekildeki ilk hükümeti yani ilk Cumhuriyet Hükümetini 30 Ekim 1923 tarihinde İsmet İnönü kurmuştur.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
kötü
mert
biraz daha açıklayıcı olsanız
12/12/2010, 11:36
cumhuriyet hangi şartlar altında ilan edildi
misafir
çoooooooook az yardım etiniz.biraz daha bana yardımmmm edinnnnnnnnnnnnnnn..........
27/11/2010, 17:35

En Çok Okunanlar