Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


12:45, 19 Aralık 2014 Cuma
Güncelleme: 17:37, 28 Aralık 2010 Salı

  • Paylaş
Komor Adaları\'nda İslam
Komor Adaları\'nda İslam

1923 yılında yazılan Alem-i İslam Külliyatı\'nda İsmail Hakkı Tevfik, uzun yıllar sömürge devleti olan Komor\'daki Müslümanları anlatmıştı.

Esra Çifçi-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

7.asırda Afrika'nın kapılarını aralamasıyla İslamiyet, Afrika'ya girmeye başlar ve  Mısır başta olmak üzere  kuzey Afrika'da kabul alanı bulur.Afrika'nın İslamiyet ile tanışmasının ilk devresini oluşturan bu asırdan sonra  17. yüzyıla kadar olan ikinci devre başlar. Bu devrede İslamiyet ,kuzey Afrika'daki Arap ve Berberilerin büyük  çabaları ile Senegal, Nijer, Çad başta olmak üzere  bir çok ülkeye ulaştırılır hatta Zanzibar gibi doğu Afrika sahillerine kadar yayılır.

19. asırla başlayan  üçüncü devre ise İslamiyet'in bu kıtada yayılışı hususunda büyük bir önem arz eder. Filipinler'de  artan dini faaliyetler neticesinde  özellikle Sudan başta olmak üzere Afrika'nın Mecusi  halkına İslam ulaştırılmaya başlanır böylece İslam  Yukarı Gine sahillerine kadar ilerler.Ayrıca Yukarı Nil ve doğu Afrika'da da yayılma açısında  İslamiyet bu asırda zirve noktasına ulaşır.

İslam'ın  Afrika'ya  girişi önceleri fetihler aracılığı ile  olsa da daha sonra yerini Müslüman tüccarlara, seyyahlara ve dini cemaatlere bırakır.Doğu Afrika,Hindistan,Kuzey ve güney  Afrika gibi dünyanın farkı bölgelerinden gelen Müslüman tüccarlar, Afrika'nın merkezine doğru ilerleme mecburiyetinde kalırlar ancak buradaki  Siyahi Mecusilerin gayri makul mezheplerinden kaynaklanan fenalıklar karşısında zor durumlarla  karşılaşır ve tedbir alma mecburiyeti hissederler.  İslam'ı siyahi Mecusilere anlatarak Müslümanlaştırmaya,onları içinde bulundukları vahşi ve medeniyet dışı durumlardan kurtarmaya çalışır bu sebeple gerek aile gerekse sosyal hayatları ve ahlak anlayışları hususunda bazı İslami prensipler kazandırarak, İslam'ı orta Afrika'ya yaymaya başlarlar aynı şekilde Fil dişi sahillerinden gelen Müslüman tüccarlarda  Kongo, Nyassa, Zambiya  topraklarında İslam'ı yayan kişiler olular. Kuzey Afrika'da nüfuzları günden güne artan Senusilerin Sahra kabilelerini Müslümanlaştırma çalışmaları da yine bu yüzyılda gerçekleşir.

Böylece İslamiyet,  7. Asır öncesinde Afrika'da hakim olan Hıristiyanlığın önünde engel teşkil eder ve özellikle kuzey Afrika'da  kabul görmüş olan Hıristiyanlığın artık etkili olmaması Avrupa'da  rahatsızlık uyandırır.16. asırda başta Kongo,Angola ve Yukarı Gine'de yeniden başlatılan Hıristiyanlık propagandalarının sonuç göstermemesi üzerine Hıristiyanlık, silahların gölgesinde halklara kabul ettirilmeye çalışılır.

Erkan-ı Harbiye Kaymakamı İsmail Hakkı Tevfik tarafından yazılmış olan "Kamer Adalarında İslam" adlı eserde Afrika'da İslam'ın yayılışını anlatır ve  Hıristiyan ve Müslüman siyahiler  arasındaki farklardan bahsederken Hıristiyan ve Müslüman siyahilerin arasındaki en büyük farkın kıyafetlerden dahi anlaşıldığını,Hıristiyan olanların sürekli İngilizlere özendiğini kadınların ağır ve abartılı kıyafetler giydiğini erkeklerin sıcaklık çok yüksek dahi olsa siyah takım elbiseler ve Frenk gömleği giyip tamamen İngiliz lordlarına özendiklerini,Müslümanların ise başlarında Müslüman olduklarını belli eden bir şapka ve Sudanlı siyahilerde sık görülen yani kendi kültürlerinin izlerini taşıyan elbiseler giyerek kendilerinin üstünlük ahlakını muhafaza etmeye çalıştıklarını belirtir.Avruplı tüccarların  ticarette  dindaşlarının laubaliliklerine katlanamadıklarından Müslümanları tercih ettikleri ifadeleri de yer alır.

Komor Adaları'nda İslam

Nagazidya,Yuhana , Mohelu, Mayut adalarından oluşan, Mozambik ve Madagaskar arasında  bulunan Komor Adaları hakkında  1339 (1923) senesinde kaleme alınmış olan Kamer Adalarında İslam adlı eser; ada halklarının ırkları,örf ve adetleri, İslamiyet'in adalara  girişi ve halk üzerinde ne derecede etkili olduğu,eğitimi,sosyal yapısı, ada nüfusu hakkında ayrıntılı bilgiler vermekle beraber bu adaların nasıl Fransız sömürgesi haline getirildikleri ve bunun neticesi olarak halk ve hükümdarların durumu,misyonerlik faaliyetli için  yapılan çalışmalar da detaylı bir şekilde ele alınmakta, bu bilgiler fotoğraflar, istatistiki tablolar ve adaların tarih kronolojileri ile de desteklenerek çok kıymetli bilgilere yer almaktadır.

Eserde verilen bilgilere göre Müslümanlar ilk olarak Yuhana Adası'na 750 senesinde gelirler ve adaya yerleşmeye başlarlar.  854 yılından itibaren ise Şii bir cemaat olan  İsmaililer tarafından adaya akınlar başlar burada kendi cemaatlerini oluşturmaya ve canlandırmaya çalışırlar. 11. asırdan itibaren ise  Fatımi Devletinden bir prensin dahi adaya gelerek bir dönem hükümdarlık yaptığı iddiaları bulunmakla beraber, genel kabul olarak  1300'lü yıllarda ismi tam olarak bilinmeyen bir Arap tarafından İslamiyet'in adaya getirildiği kabul edilmektedir.Ancak her ada İslamiyet'i aynı zamanda kabul etmez örneğin Nagazidya  halkı İslam'ı , Kilwa Sultanlığı  Müslümanları tarafından  1500 yılında fethedildiğinde kabul eder.Mayut ve Moheli'nin de İslamla tanışması farklı zaman ve şekillerde olur.

Kitapta verilen bilgiler doğrultusunda adaların genel tarihleri incelendiğinde ,çoğunlukla ticaret veya  seyahat amacıyla  adaya gelen ve yerleşen özellikle Arap, İran ve Hintliler  İslam'ı ada halklarına tanıtır, evliliklerle bağlarını daha çok kuvvetlendirirler  ve böylece  adadaki nüfus ve etkilerini  de artırarak İslam'ın yerleşmesine vesile olurlar. İranlılar ve Araplar hükümdar kızları ile de evlenerek ada yönetimini elde ederler .Bu durum ada hükümdarlarının da Müslüman olması sebebiyle halk tarafından İslam'ın daha çok benimsenmesi sağlar. Ancak bu adalarda tek bir hükümdardan bahsetmek güçtür zira her bir adada bir çok hükümdar bulunmakla beraber bunlar arasında "Sultan Tiba"  olarak isimlendirdikleri ve adanın asıl hükümdarı olabilme isteği nedeniyle sürekli olarak savaşlar meydana gelir. Hükümdarlar arası bu savaşlar zamanla  adaya gelen Avrupalılar tarafından da desteklenir.Avrupalılar , tarafı oldukları  hükümdarı kısa zamanda  kendi emirleri altına alır ve sonrasında Sultanlıktan zorla istifa ettirerek   Çibuti, Tanzanya gibi ülkelere sürgüne gönderirler ve adanın hakimiyetini tam olarak ele geçirirler.

Önceleri Madagaskarlı korsanların ve köle tacirlerinin sürekli zulümlerine maruz kalan Komor Adaları'nın   halkı sonrasında silahlı Avrupalıların zulümleri altında ezilirler. Özgürlüklerine düşkünlükleri ile tanınan bu insanlar  Avrupalılara ne kadar isyan etse ve ayaklansalar da  ağır silahlar ve savaş gemilerine çok fazla karşı koyamayarak sömürge haline getirilir, bir çoğu yine ve zorla köle ticaretinde kullanılırlar.

Yeni tanıştıkları Avrupalılara ilk olarak büyük bir misafirperverlikle yaklaşan adalılar, kısa süre sonra Avrupalıların türlü entrikaları ile karşılaşır  ve topraklarını kaybederler.

Komor Adaları'nın her biri İngiltere ve Almaya'ya  rağmen Madagaskarlıların denetimini elinde bulunduran ve korsanlarının da desteğini alan Fransızların eline geçer. Fransızlar ise Komor adalarında misyonerlik faaliyetleri yapabilmek amacıyla okullar açıp , yerleşmeye başlar , özellikle Moheli adasında yönetime denetimleri altında olan küçük yaştaki hükümdarları getirerek onları ve saray halkını Hıristiyan olarak yetiştirmeye çalışır ,saraya Hıristiyan adetlerini yerleştirilmek için  çaba gösterirler.

 Tüm bu uğraşlara  rağmen hala Müslümanlığını devam ettiren Komor Adaları üzerinde günümüzde de Amerika ve Avrupa'nın baskısı devam ettiği görülmektedir.

İsmail Hakkı Tevfik'in "Komor Adaları'nda İslam" isimli eseri bu adaların gerek tarihi gerekse örf ve adetleri öğretmek için önemli bir kaynaktır.

 Tevfik,İsmail Hakkı,Alem-i İslam Külliyatı'ndan Kamer Adalar'ında İslam,(1339/1923 ),Dersaadet,İstanbul.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş


En Çok Okunanlar