Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


21:26, 17 Nisan 2014 Perşembe
Güncelleme: 00:05, 21 Kasım 2011 Pazartesi

  • Paylaş
‘Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır’
‘Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır’

Said Nursi’nin talebelerinden Albay Hulusi Yahyagil de Dersim Harekâtında kendisine görev verilen askerlerden biriydi. Albay Hulusi Yahyagil Dersim harekatı ile ilgili olarak hatıralarında şunları söylüyordu: ‘Bize verilen emir ise tek kelime idi: ’İmha’ Canlı bir şey bırakmayınız; genç-ihtiyar, çocuk-kadın ve saire..\'

Hakan Can / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Son günlerde tekrar gündeme gelen Dersim harekatı ve Atatürk’ün bilgisi dahilinde olup olmadığı tartışmaları bize yakın dönemde yaşanan bazı olayların trajik boyutlarının olduğunu gösterdi. Her şeyin tarih kitaplarında geçtiği gibi olmadığı da tartışmalar ile gün yüzüne çıkmaya başladı. Peki Dersim’de ne olmuştu ?

Merkeziyetçiliğe tepki

Merkeziyetçilik anlayışı Osmanlı Devleti döneminde Tanzimat’la  başlamıştı. Cumhuriyet döneminde de devam etmişti. Kurulan rejiminin en önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilen üniter devlet anlayışı 1920’lerden itibaren yerleştirilmeye çalışıldı. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin yöneticileri şeyhlik,ağalık,seyitlik  gibi kurumları rejimin geleceği açısından tehdit olarak görüyorlardı. Devlet otoritesinin dışında bir otorite olamazdı. Avrupa’nın ortaçağındaki derebeylik anlayışı gibi yok edilmesi gerekmekteydi.

Bu merkeziyetçilik anlayışın dışında 1920’lerden itibaren devletin milliyetçi bir politikaya yönelmesi, Türkiye’de yaşayan herkesi Türk olarak nitelemeye başlaması ve Türkleştirme politikası uygulamaya başlaması da ülkenin doğusunda kendini Kürt olarak niteleyen vatandaşların tepkilerini beraberinde getirmişti.

Bu tepkiler isyan noktasına ulaştığında ise dönemin hükümeti ( Tek partili- Cumhuriyet Halk Partisi hükümeti,Parti ile devletin aynı anlama geldiği dönem ) sert tedbirler ile isyanları bastırmaya çalıştı. İşte bunlardan biri de Dersimde çıkan isyandı.

‘Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır’

1920’li yıllardan itibaren Dersim bölgesi için bir çok ıslah planı hazırlandı. Bunlardan biri de 1926 yılında Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey'in İçişleri Bakanlığına sunduğu rapordu.Bu raporda  "Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır..." deniyordu. Yine raporda geçen "kesin bir ameliye yapmak lazım" sözünün ne anlama geldiği de raporda şöyle yer alıyordu:

"Okul açmak, yol yapmak, refah sebeplerini sağlayacak fabrikalar kurmak, kendilerini meşgul etmeye yarayan çeşitli sanayi işleri sağlamak, özet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaştırmak suretiyle ıslaha çalışmak hayalden başka bir şey değildir..."

İşte bu raporların ardından 1935 yılında hükümet Dersim bölgesinde otoritesini sağlamak, aşiret, ağalık, şeyhlik,  seyitlik otoritesine son vermek için bir dizi çalışma içerisine girdi. Bunun için TBMM’nden bir kanun çıkarıldı. 1936 yılından itibaren gerekleri yerine getirilmeye başlayan kanuna bir tepki olarak Dersimde isyan çıktı. İsyanın liderliğini  ise Seyit Rıza ve aşireti yaptı. İşte bu gelişmeler üzerine 1937 nisan ayında İçişleri bakanlığının hazırladığı rapor çerçevesinde Dersim üzerine tedip ve tenkil harekatı başlatıldı. Yine haziran ayında Dersim bölgesi için bir ıslahat programı hazırlandı. İsmet İnönü bu ıslahat programının amacı hakkında şöyle diyordu : "Dersim'e yol, köprü, okul, kışla yapılacak; askerlik ve vergi işleri düzene konulacak; ağalık, derebeylik, şeyhlik kökünden kaldırılacak, zorbaların malları devlete geçecek; halka toprak, ziraat aletleri ve tohumluk verilecek; Dersim'i haydut yatağı durumuna getirenler batı illerine nakledilecek, orada iskân edilip namuslu ve eğitilmiş vatandaşlar haline geleceklerdir. Ayrıca, Dersim tamamıyla boşaltılacak ve burada Bakanlar Kurulu'nun izni olmadan kimse oturmayacak ve yerleşmeyecektir. Ülkenin öbür köşelerine yerleştirilen Dersimliler ev ev dağıtılacaklardır. Böylece Horasan'dan gelme öz Türk olan Dersimliler, asıl çevresine ve benliğine kavuşacaktır."

Dersim’e harekat

Dersime bu gerekçelerle düzenlenen harekat ise otorite sağlamanın çok dışına çıkarak bir katliama dönüştü. Askeri birliklerin karadan ve havadan yaptığı saldırılar ile çok sayıda isyancı ile beraber vatandaş da hayatını kaybetti. Hava saldırısını düzenleyen pilotlardan biri de Sabiha Gökçendi.  Bu operasyonların ardından bölge genel olarak kontrol altına alındı. Kış mevsimi geldiğinde operasyona ara verildi. Seyit Rıza’ya haber gönderilerek anlaşmak için Erzincan’a gelmesi istendi. Erzincan’a gelen Seyit Rıza burada tutuklandı. Daha sonra Elazığ’a götürülen Seyit Rıza, oğlu Hüseyin 11 kişi 18 Kasım 1937 tarihinde idam edildi.

Said Nursi’nin talebesi: Verilen emir:  ‘ İmha,  Canlı bir şey bırakmayınız’

İsyan bu şekilde nihayete erdirilmesine rağmen operasyonlar kaldığı yerden devam etti. Mesele kökünden halledilmek isteniyordu. Ve ne yazık ki verilen emirler her şeyin yok edilmesini içeriyordu. Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Albay Hulusi Yahyagil de Dersim Harekâtında kendisine görev verilen askerlerden biriydi. Albay Hulusi Yahyagil Dersim harekatı ile  ilgili olarak hatıralarında şunları söylüyordu: ‘1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de, bazı dağ köyleri o yıl vergi verememişti. Bize verilen emir ise tek kelime idi:’İmha’ Canlı bir şey bırakmayınız; genç-ihtiyar, çocuk-kadın ve saire… Az sonra isyan olan bölgeye gittik. Döndük dolaştık. O bölgeyi terk etmişler, dağlara mağaralara çekilmişler. Rahmet-i İlahiye yardımımıza yetişti. Elimizi kirletmeden ve kana bulaştırmadan bizi kurtardı.’’

Kadınlar ve çocuklar da öldürüldü

Albay Hulusi Yayhagil elini kirletmekten kurtulmuştu ancak kurtulamayanlar da çoktu. Yine Bediüzzaman Said Nursi’nin bir diğer talebesi de operasyon sırasında gördüğü vahşeti şu cümlelerle anlatıyor : "Dersim İsyanı'nda isyan eden bazı insanlarla askerler harp ederken, isyancılar yavaş yavaş çekilip dağın zirvesine doğru gitmişler. Bizim askerler onlara ulaşamıyor ve bir şey yapamıyorlardı. Bu defa herhalde gelen emirler mucibince, Hulusi Bey'e de verilen emir gibi, geri dönüp masum çoluk-çocuk, ihtiyar demeden katletmeye başlamışlar. Hatta hınçlarını alamayarak, bazı taburlar topladıkları çoluk-çocuk, kadın ihtiyar, bünah masumları büyük avlulu surlu bir evin içine doldurmuşlar ve birçok teneke gazyağı döküp bunları ateşe vermişlerdi. Bu ateş içinde yükselen feryatlar ve çığlıklar ortasından, bir kadın kucağındaki bebeğini ateşte yanmaması için surun üstünden dışarıya fırlatmış. Fakat bir yüzbaşı o bebeği süngüleyerek, süngü ile tekrar surun üstünden ateşin ortasına atmıştı. Gözümle gördüm."

Atatürk : Bu meseleyi kökünden hallediniz

Seyit Rızanın idamında görev almış olan  İhsan Sabri Çağlayangil yıllar sonra Dersim harekatı ile ilgili olarak "Dersim'de mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu, zehirli gaz kullandı, mağaraların kapısının içinden... Bunlar fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler."diyecek ve o tarihlerde bölgede yaşananları doğrulayacaktı. Çağlayangil operasyonda Atatürkün yerini ise şu cümlelerle net bir şekilde ortaya koyuyordu : Atatürk olayla ilgileniyor ve ilgililere kesin talimat veriyor: "Bu meseleyi kökünden hallediniz" zaten başka türlü bir ihtimalin olması da mümkün değil. Devletin, Cumhuriyet Halk Partisi,Cumhuriyet Halk Partisinin de Atatürk olduğu bir dönemde Atatürkün bu gelişmelerin, yaşananların dışında olduğunu iddia etmek  siyaseten karşı duruştan başka bir şey değildir.

 

Kaynak : “Çağlayangil'in Anıları- Kader Bizi Una Değil, Üne İtti”  Tanju Cılızoğlu

"Son Şahidler-Bediüzzaman Said-i Nursi'yi Anlatıyor"   Necmeddin Şahiner

"Bediüzzaman Said-i Nursi, Mufassal Tarihçe-i Hayatı"  Abdülkadir Badıllı



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
yukardaki yazı tam bir saçmalıklar dizisi
ii ermenileri kürtleri kestik sırada kim var
söyleyacek bir şey yok kaynaklardan belli yazınını ne kadar tarafsız olabileceği
01/12/2011, 20:34
neresinden bakarsan bak
BeseriAdalet
\"şeyh\\\'ül-müverrihin\" nickini kullanan bilinmeze; Sacmanin otesinde bir yorum, cunku sadece bu soykirimi mesrulastirma olayidir bu tavir. Hic o kadar kiyaslanamaz durumda olsa bile, mesela Esed\'in yaptigina bugun o dedigin bakis acisindan bakabilirsin! iyi bakislar! ve unutma adalet beseri\'nin isi degil.
23/11/2011, 02:05
bakış açısı
şeyh\'ül-müverrihin
Dersim isyanı günümüz şartlarında değerlendirildiğinde hepimiz bu olayı vahşet olark nitelendiriyoruz ancak tarihi olaylar zamanın şartları içerisinde değerlendirilmelidir.Olaya bu gözden bakarsak dersime yapılan operasyon yeni kurulan devletin bekasının sağlanması ve düzenin sağlanması için yapılmış yerinde bir opesyondur.Dersim isyanının ileride bir ö
21/11/2011, 23:09

En Çok Okunanlar