Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


16:05, 28 Ağustos 2014 Perşembe
09:37, 24 Kasım 2011 Perşembe

  • Paylaş
“ATATÜRK” soyadını kendisi mi vermişti?
“ATATÜRK” soyadını kendisi mi vermişti?

21 Haziran 1934’te kabul edilen ve 2 Temmuz’da da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Soyadı Kanunu”ndan sonra, Türkler arasında bir soyadı alma yarışı başlamış ve henüz bir soyadı bulunmayan Mustafa Kemal için de hummalı bir arayış başlamıştı

Necdet Sevil- Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına ilişkin bilgilerimizin çoğu genelde ezbere dayalı, araştırılmamış ve kısa bilgilerden oluşmaktadır. Bu durumun önde gelen nedenleri ise, Atatürk’ün hayatının bugüne kadar yeterince araştırılmamış, “bazı resmi çevrelerin tekelinde kalmış ve bir hayli tabulaştırılmış olmasıdır.  Buna rağmen son dönemde bu konu ile alakalı olarak yapılan araştırmalar ve bilhassa Doç. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın yakın bir zamanda ortaya çıkardığı yeni bilgilerle bu konuda büyük bir mesafe kat edilmiştir. Bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkan önemli hadiselerden biri de,  “Atatürk” soyadının veriliş hikâyesidir.

21 Haziran 1934’te kabul edilen ve 2 Temmuz’da da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Soyadı Kanunu”ndan sonra, Türkler arasında bir soyadı alma yarışı başlamış ve henüz bir soyadı bulunmayan Mustafa Kemal için de hummalı bir arayış başlamıştı. “Hatta bu amaçla CHP Meclis grubunda özel bir komisyon kurulmuş, dilci ve tarihçi üyeler ’soyadı’ bulma seferberliği başlatmışlardı”. Bu esnada muhtelif soyadı tekliflerinde bulunmuş ancak bunlar Mustafa Kemal tarafından pek kabul görmemişti. Söz konusu soyadların neler oldukları ve kimler tarafından verildikleri ise ilk kez Mehmet Şakir Ülkütaşır’ın 1973 tarihli “Atatürk’e Bu Soyadı Nasıl Verildi ve Bunu Kim Buldu” yazısında yer almıştı. Bununla birlikte Ülkütaşır’ın bu sırada aktardığı şu hikâye bugün dahi tekrarlanan bir yanlışın temellerini atmıştı.

“Ülkütaşır’ın aktardığına göre, bu listenin sunulduğu sıralarda Çankaya’da bir yemek esnasında Safvet Arıkan’ın daha önce bir toplantıda kullandığı“Atatürk” ve “Türkatası” gibi iki ismi Mustafa Kemal’in kendisi “Bir de arkadaşlar, ne buyururlar, bakalım!”diyerek tartışmaya açar. Bunun üzerine, Konya milletvekili Naim Hazım Onat “Müsaade buyurulur mu, Paşam?”diye söz ister. Gazi “Arkadaşlar, lütfen hocamızı dinleyelim, diye sözü Onat’a bırakır. Onat da; ‘Türkata’, ‘Türkatası’ gerek yazılışta, gerek söylenişte bana biraz tuhaf geliyor. Arkadaşlar biliyorsunuz, tarihimizde bir ‘Atabey’ sözü, ünvanı vardır. Anlamı da, yine biliyorsunuz: Bey’in, Emir’in, Şehzade’nin hatta Hükümdar’ın ilimde, idarede, askerlikte mürebbisi, müşaviri, hocası demektir. Atabey, kullanılmış, tarihe geçmiş bir ünvan-ı resmidir. Bu ünvanı taşıyan birçok Türk büyüğü vardır. Binaenaleyh biz de Türk’e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış, istiklaline kavuşturmuş olan Büyük Gazi’mize ‘Atatürk’ diyelim, bu soyadını verelim. Bu bana şivemize de daha munis, daha uygun gibi geliyor demiştir. Gazi, Naim Hazım Hoca’nın açıklamasını daha yerinde bulmuş, hatta üstada teşekkür etmiştir. Böylece Atatürk soyadı üzerinde ittifakla durulmuştur.”

Bu konu ile ilgili gerçek bilgiyi ise Safvet Arıkan’ın, kardeşi Baha Arıkan’a aktardıklarında buluyoruz:

“Maarif Vekili olmadan evvel, 1934 senesi Dil Kongresinde, Dil Tetkik Cemiyeti Başkanlığına getirildim. Kongreden bir müddet sonra, 26 Eylül tarihi, dil bayramı idi. Bunun için bir nutuk hazırlamam lazım geliyordu. Bu nutuk, müsveddede görüldüğü gibi “Ulu önderimiz Atatürk Mustafa Kemal” diye başlıyordu... Atatürk o tarihe kadar, soyadı kanunu çıktığı halde henüz soyadı almamıştı. Nutku kendisine gösterdim. Atatürk, kelimesini görür görmez üzerinde durdu. Birçok kereler bu kelimeyi tekrar etti. (Çok güzel bir buluş, yalnız fazla iddialı) dedi. Ancak müsveddede tashihler yaptığı halde, Atatürk’e dokunmadı. Müsveddenin sonlarında bir de Türk Atası diye bir terkip kullanmıştım. Bunu daha fazla iddialı bularak Atatürk tarzında tashih etmemi emretti. Başka bir şey söylemedi. Ben nutkumu verdikten epey sonra, Gazi Mustafa Kemal, Atatürk’ü soyadı olarak aldı.”  Nitekim 3 Aralık 1949 tarihinde yayınlanan “Atatürk Soyadı Üzerine Birkaç Hatıra” adlı yazıda Naim Hazım Onat da bu bilgiyi doğrulamıştır”.

Mehmet Ö. Alkan, bu konu üzerine şu önemli tespiti de istifademize sunmuştur: “aslında Safvet Arıkan’ın, Atatürk’e soyadı bulmak gibi bir amacı yoktur. O, dil bayramı nedeniyle yapacağı konuşmada Gazi’yi ‘Ata Türk’ hitabıyla övmek istemektedir. ‘Ata Türk’ hitabını, “Atatürk” olarak soyadına çeviren Gazi’dir”. Konu ile ilgili diğer notlara bakarsak; Kazım Özalp, “Atatürk’ten Anılar” eserinde, ‘Atatürk’ ismini kimin verdiğini belirtmemekle birlikte bunun ‘sofra’ da kararlaştırılmış bir isim olduğunu dile getirir. Falih Rıfkı Atay ise Çankaya adlı eserinde bu soyadın Safvet Arıkan’ın armağanı olduğunu belirtir ancak bir yanlışlık yapar: “Kendi soyadı ona, biraz yardımla rahmetli Safvet Arıkan’ın armağanıdır. Safvet’in bulduğu “Türkata” idi. Meclis’te hayli tartışıldıktan sonra daha ahenkli ve manalı olan “Atatürk” şekline girdi. Demektedir ki aslında Arıkan, bu ismi ‘Türkata’ değil, ‘Atatürk’ olarak kullanmıştır.

Konu ile ilgili en ilginç bilgiyi, Atatürk’ün hizmetkârlık görevinde bulunmuş olan Cemal Granda ‘Atatürk’ün Uşağı İdim’ adlı eserinde dile getirmiştir: “Granda, 2 Temmuz 1934’te soyadı yasası çıktığında daha Atatürk’ün soyadının belirlenmemiş olduğunu, Gazi’nin sofrasında bu konunun sıklıkla gündeme geldiğini belirttikten sonra, 26 Eylül1934’te Türk Dili Tetkik Cemiyeti Başkanı Safvet Arıkan’ın Dil Bayramı nedeniyle ‘Ulu Önderimiz Atatürk Mustafa Kemal’ hitabıyla başlamasından etkilenerek, ‘Atatürk’ adını güzel bir buluş olarak düşünür. Afet İnan’ın da etkisiyle beğenir ve ısrar eder. Bir müddet devam ettiği anlaşılan tartışmalar neticesinde ‘Atatürk’ü soyadı olarak almasına karar verilir”

Zaman Gazetesi 25 Kasım 1934

Netice olarak, Meclis’in 24 Kasım 1934 günkü oturumunda, “Atatürk” soyadı ile ilgili kanun Malatya mebusu İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından TBMM’ne teklif edilmişti. Ayrıca İsmet Paşa bu esnada anlamlı bir konuşma yapmış ve bu konuşmadan sonra kanun oybirliği ile kabul edilmişti. Söz konusu madde şöyledir:  “Madde:1-KEMAL Öz adlı Cümhur Reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir”. Tabi bu soyadın başka birileri tarafından da kullanılabileceğini öngören meclis, böyle bir durumun önüne geçmek için tedbir almayı ihmal etmemiş ve 17 Aralık 1934’te yeni bir kanun kabul edilmiştir.   Buna göre;

Madde: 1- Kemal Öz adlı Türkiye Cümhur Reisine 24.11.1934 tarih ve 2587sayılı kanunla verilmiş olan ATATÜRK soyadı yalnız tek şahsına mahsustur, hiç kimse tarafından öz ve soyadı olarak alınamaz, kullanılamaz ve kimse tarafından hiç bir suretle bir kimseye verilemez.

Madde: 2- “ATATÜRK” adının başına ve sonuna başka söz konarak öz ve soy adı alınamaz ve kullanılamaz.”

Kaynaklar:

Mehmet Ö. Alkan, “Atatürk Soyadı Nasıl Bulundu?”, Toplumsal Tarih 205, Ocak 2011. (s. 48-53)

Nuri Köstüklü, “Sosyal Alanda Yapılan İnkılâplar”, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi II, Ankara 2007.

Ahmet Kuyaş, “Atatürk 1881’de Ve Pembe Evde Doğmadı…” NTV Tarih Dergisi, Sayı 1, Şubat 2009.

Falih Rıfkı Atay, Çankaya, 2010.

Zaman Gazetesi, 25 Kasım 1934.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
saçma
sena
böle değil
19/11/2013, 17:06

En Çok Okunanlar