Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:35, 19 Aralık 2014 Cuma
13:28, 14 Kasım 2012 Çarşamba

  • Paylaş
Hazret-i Peygamber'in türbesindeki boş kabir yeri
Hazret-i Peygamber'in türbesindeki boş kabir yeri

Peygamber Efendimizin mübarek kabrinin bulundupu kapısız ve penceresiz hücrede Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer'in de kabirleri bulunuyor. Hücrede bir kabir yeri ise boş duruyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İnternette sık sık dolaşan ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'e ait olduğu iddia edilen türbenin kendisine ait olmadığı, en çok kullanılan fotoğraflardan birisinin Mevlana Celaleddin Rumi, diğerinin ise Osmanlı'nın kurucu padişahı Osman Gazi'nin türbesine ait olduğu biliniyor. Hz. Muhammed'in mübarek kabirlerinin bulunduğu hücrenin kapısı ve penceresi olmadığından mezarı görülemiyor ve odanın içine girilemiyor. Eski kaynaklarda anlatıldığına göre mübarek mezar, etrafı taş dizili toprak bir kabir. Yapıldığında hafif bombeli ise de, zaman içinde düzleşmiş.

Türkiye Gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, bugünkü köşesinde Peygamber Efendimizin mübarek kabirlerinin özelliklerini ve tarih içinde geçirdiği safhaları yazdı. Buna göre Hazreti Peygamber Efendimiz, çok sevdiği zevcesi Hazreti Âişe'nin odasında vefat etti. "Peygamberler vefat ettiği yere defnolunur" buyurduğu için buraya gömüldü. Hazreti Âişe, babası Hazret-i Ebu Bekr'i buraya defnettirdi. Hazret-i Ömer vefat etmeden önce buraya gömülmek için Âişe'den izin istedi. Hazreti Aişe, "Ömer'i kendime tercih ederim" diyerek izin verdi. O gömülünce, nâmahrem olduğu için araya perde çekerek 57 senesindeki vefatına kadar burada yaşadı. Vefat ettiğinde, buraya defnedilemedi. Zira odada tek kişilik bir kabir yeri vardı. Burasının "İsa Mesih yeryüzüne indikten sonra vefat ettiği zaman, benim yanıma gömülür" hadis-i şerifi gereği Hazreti İsa'ya İsa Peygamber'e ayrıldığı bildiriliyor.

Peygamber Efendimiz'in kabrinin bulunduğu hücre, Hz. Hasan'ın vefatından sonra naaşının kardeşi Hazreti Hüseyin tarafından oraya getirilmesi üzerine Medineliler, naaşın hücreye defnedileceğini sandığı için yaklaşık üç metre yüksekliğinde bir duvarla çevrildi. Oysa, Hazreti Hüseyin kardeşinin cenazesini dua ve istigâse için hücre-i Saadet'e getirmişti. Medineliler tarafından örülen duvarda hiçbir pencere ve kapı bulunmuyordu. Üstü ise açık kaldı.

Emevî Halifesi Velîd, daha evvel Medine vâlisi iken, duvarı yükseltti ve üzerini küçük bir kubbe ile örttü. Üç kabir, dışarıdan görülemez ve içeri girilemez oldu. Ömer bin Abdülaziz, Medine valisi iken, 88 senesinde, Halife Velîd'in emri ile Mescid-i Saadet'i genişletirken, Peygamber Efendimizin eşlerinin odalarını yıktırdı. Kabrin etrafına ikinci bir duvar yaptırdı. Bu duvar beş köşeli idi ve hiç kapısı yoktu.

Bir dönem Haçlı orduları Peygamber Efendimiz'in mübarek naaşlarını kaçırmak için tünel kazdılar. Bunun üzerine Nureddin Zengi, mezarın bulunduğu hücrenin etrafına hendek kazarak kurşun döktürdü.

Mescid-i Nebevî'nin son binâsı, Mısır Memlûk Sultanı Eşref Kayıtbay tarafından Hicri 888/Miladi 1483 senesinde yaptırıldı. Osmanlı Sultanları tarafından belli zamanlarda tamir ve tezyîn edildi. Binaya bugünkü hali ise Sultan Abdülmecid zamanında (1861) verilmiştir.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş


En Çok Okunanlar