Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


16:25, 29 Mayıs 2017 Pazartesi
Güncelleme: 01:30, 30 Nisan 2017 Pazar

  • Paylaş
Boşanmanın psikolojisi
Boşanmanın psikolojisi

Doğru zamanda, doğru adım atmak önemli. Boşanma evlilik gibi mutluluk vermese de bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Psk. Ayşe Toker

Büyük bir heyecan ve mutlulukla yapılan evlilikler büyük bir hüsranla noktalanabiliyor. Tanışma, anlaşma, söz, nişan derken bir yastıkta kocama sözü veriliyor ama zamanla bir yastıkta kocama isteği kayboluyor.

Şaşırtıcı değil mi?

Sanki birisi gelmiş rüyadan uyandırır gibi sizi mutlu aile hayatınızdan, hayallerinizden uyandırıyor. Bu noktada Mehmet Sungur Hoca’nın sözü geliyor aklıma: ‘Aşk bir görme kusurudur, tedavisi evliliktir.’ Birbirine bu kadar bağlı, birbirlerini bu kadar seven insanların kolayca birbirlerinden vazgeçmeleri aşk rüyasından uyanmak mı, aşk bitimindeki uyanıklık halimi bilinmez ama boşanma her iki eş için, eşlerin aileleri için çocuklar için zor bir durum.

Boşanma sayıları her geçen yıl artıyor.
Buna rağmen, evlilik sayısında da bir azalma söz konusu. Hala evlilik insanları cezbediyor. Ancak biliyoruz ki,  boşanma sayısı arttıkça ortaya daha başka toplumsal sorunlar çıkmaya başladı. Parçalanmış ailelerin çocukları; depresyona giren, cinnet geçiren eşler az değil. Tüm ailenin geleceğini belirleyen kararın sağlıklı düşünmeden, duygusal baskıyla alınması daha ciddi sıkıntılar doğurabiliyor. Doğru zamanda, doğru adım atmak önemli. Boşanma  evlilik gibi mutluluk vermese de bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Boşanmalar evliliğin ilk yıllarında yoğunlaşmakta. Çocuksuz aileler bu kararı daha kolay alabiliyorlar. Nafaka, çocukların velayeti, çocukları görme sıklığı, çocuklardan dolayı iletişime devam etmek zorunda olmak, boşanmayı zorlaştırmakta.

Çiftlerin birlikte geçirdikleri keyifli zamanının azalması, paylaşımların düşmesi, problemleri çözmede yetersizlikler, sıkıntı, stres yavaş yavaş çiftleri birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor.

Çiftler toparlanmanın yolunu kimi zaman bir çocuk yapmakla bulurlar ancak yeni bir birey evde ki sorunları çoğu zaman çözmek yerine daha da karmaşık hale getirir. Boşanma öncesinde, çiftler arası ortaya çıkan yabancılaşma, içe kapanma, agresyon boşanmayla birlikte depresyona neden olabilir. Hele de eşlerden birisi diğerine duygusal ve maddi olarak bağımlıysa durum daha ciddi noktalara gelebilir. Ülkemiz şartlarında genel olarak bu konuda kadının mağduriyeti söz konusu. Her ne kadar kültürümüz evlenmeyi teşvik etse, desteklese de boşanma sürecine çok sıcak bakmamakta.

Ailenin desteğinin doğru zamanda gelmesi önemli.

Basit konularda bile gereksiz aile destekleri çiftlerin bir bütün olmasını ve kendi sorunlarına çözüm üretme becerisini sekteye uğratmakta. Aynı şekilde ölmüş bir evliliği devama zorlamak tüm aile bireyleri için özellikle çocuklar için duygusal zorlanmalara neden olmakta.

Boşanma sürecinde çatışmaların üst seviyede devam etmesi hem çocuklar açısından hem eşler açısından boşanmayı zorlaştırıyor. Mahkeme sürecinde her iki tarafın yakınları da devreye girince durum herkes için içinden çok zor çıkılır bir hal alıyor. Bu nedenle mahkeme sürecine gelmeden çatışmaları çözmeli, azami müştereklerde buluşarak anlaşmalı bir şeklide boşanma sürecine gidilmeli. Özellikle çocuk varsa eski eşiniz dahi olsa iletişiminizi ve paylaşımınızı kesemiyorsunuz. Sonsuza dek neredeyse akraba oluyorsunuz çünkü anne ve babalıktan boşanma söz konusu olamıyor. Bu bilinçle en önemli ortak noktası olan çocukların gelecekleri için yüz yüze bakılamayacak sözler sarf etmek tamiri imkânsız yaralara neden olacağını düşünerek bu süreçte dikkatli ve soğukkanlı davranılmalı.

İlk zamanlar her iki taraf için kabulü zor olsa da eşler için tekrar güven duygusunu kazanma, hayata dâhil olma zihinsel, bedensel ruhsal bütünlüğe erişme süreci başlamış oluyor.

Duygusal yatırımlarında sadece eşine bağımlı olan eşlerin boşanmayı çok zor kabullendikleri görülmüştür. Başka duygusal yatırımların olmaması, ya da telafi kaynaklarının; örneğin arkadaş, aile gibi destek ilişkilerin olamaması boşanma sürecinin kabulünü zorlaştırıyor.

Kişinin hayatla bağını güçlendirecek ilgi alanları oluşturması her türlü strese karşı eşlerin toleransını arttıracaktır.  Eşler arasında, zevkli geçirilen zamanın artırılması, problemleri tek tek ele alarak büyümeden önüne geçilmesi, tarafların sınırlarını koruyarak evlilikte kendini var etmesi her iki taraf için evliliğin devamında önemli tedbirlerden olacaktır.



İlgili Konular aile boşanma
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş