Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


11:25, 22 Şubat 2018 Perşembe
Güncelleme: 13:37, 07 Şubat 2018 Çarşamba

  • Paylaş
Patani'deki çatışmalarda paranın etkisi
Patani'deki çatışmalarda paranın etkisi
arşiv

Taylan'ın güneyindeki Malezya'ya komşu olan Patani şehri 2004 yılından bu yana milliyetçilik üzerinden yaşanan çatışmalar sebebiyle bölgeye dikkat edilmesi gerektiğine dair işaretler içeriyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Tayland'ın güneyi, Tayland'ı turist haritasına yerleştiren adalardan çok farklı. Burada müezzin sesi, barlardan gelen müziklerden daha sık duyuluyor. 2004 yılından bu yana devam eden isyan, çoğunlukla ülkenin en güneydeki üç bölgesi olan Malezya sınırındaki Pattani, Yala ve Narathiwat'da ve bazen Songkhla'nın güneydeki illerinde etkin oldu.

Son birkaç yıldır Tayland'ın güneyindeki durum nispeten düzelmiş gibi görünüyor, çatışmalar eskisi kadar ağır yaşanmıyor. Sene başından bu yana sokaklarda gerginlik var, ancak daha önce olduğu gibi şiddetli çatışmalar yaşanmıyor. Silahlı askerler hala bazı sokaklarda devriye gezerken, zırhlı araçlar otoyolların çevresinde konuşlanıyor ve Tayland'ın başka yerlerinde olduğundan çok daha fazla kontrol noktası var.

YALA'DAKİ DURUM

Yala'da yakın tarihli bir olay iyimser düşünmeye başlayanları endişelendirdi. Ocak ayı ortasında bomba yüklü bir motosiklet saldırısında üç sivil hayatını kaybetti çok sayıda insan yaralandı.

Barış için Çocuklar ve Gençlik Derneği'nin kurucusu Wannakanok Pohitaedaoh, çatışmanın kişisel maliyetini en iyi bilenlerden. Ailesinin dört üyesini çıkan çatışmalarda kaybetti. "Anne ve babası saldırılarda öldürülmüş savunmasız çocuklar çatışmaya katılmak ve intikam almak için daha kolay ikna ediliyor" diyen Pohitaedaoh, bir dönem her gün bombalama olaylarının yaşandığını, şu an saldırılarda azalmaya yol açan sebebin "Saldırıların daha fazla raporlanması ve farkındalığı olması" olduğu belirtiyor.

thediplomat.com'dan Maximillian Morch Pohitaedaoh'a, geleceği konusunda iyimser olup olmadığını sorduğunda ise, "evet, çok" diye yanıtlıyor.

Bazı istatistikler Wannakanok Pohitaedaoh'un iddialarını destekliyor. Örneğin, İç Güvenlik Operasyonları Komutanı sözcüsü Col. Pramote Prom-in'e göre, durum iyileşti ve 2017'nin Ekim ayında bölgeden 8 bin 700 asker çıkarıldı. 2018'de bölgeden 3 bin asker daha geri çekilecek. 

Ayaklanma sakinleşse de, Yala'daki bombalama olayı ve diğer münferit gerginlikler yüzünden bölgeye refahın geldiğini düşünüp sevinmek için henüz erken olabilir. 

Çatışma, düşük yoğunluklu bir durumda olmasına rağmen, yerel halka ve geçim şartlarına zarar vermesi kaçınılmaz. Çatışmalarda yaralananlar, yüksek hastane faturalarıyla karşı karşıya kalıyor. Ölenlerin aileleri kazanç kaybı ile uğraşmak zorunda kalıyor ve çocukları okula göndermekte zorluk çekiyorlar. Yol kenarlarına tuzaklanmış bombaların en büyük kurbanları ise çocuklar. Bazı okulların, öğrencileri radikalleştirmeye ve nasıl savaşılacağını öğretmeye başladığı öne sürülüyor.

Bölgede sayılarının çok fazla olmadığı düşünülen yabancı militanların neler yaptığı ise belli değil. Bu, kendi kendini destekleyen ve ayakta tutulan bir ayaklanma ve bazıları tarafından iddia edildiği gibi daha geniş bir "Müslüman ayaklanmanın parçası" değil.

ÇATIŞMALARIN UZAMASINDA PARANIN ETKİSİ

Tayland'daki sosyal ve siyasi yapıyı analiz eden bazı kesimlere göre, yolsuzluk sürdürülebilir barışın başlıca engeli. Bu yorumları yapan analistler "bazen bir saldırı olduğunda, yerel kalkınma ve güvenlik güçleri için Bangkok'taki hükümetten para gönderilir ve çatışmanın uzatılmasında bunun bir rolü vardır." diyorlar.

Aynı kaynaklar, "Bölgeye kalkınma için para gönderildi ve böylece halkın hayatı iyileştirilerek bölgedeki direnişçilere sempati azaltılmaya çalışıldı. Yerel polis için daha fazla para gönderildi ve birçok yolsuzluk yapıldı. Saldırılar hem isyancıların taleplerini kamuya duyurdu hem de Tayland güvenlik güçlerinin ağır taktiklerini haklı gösterdi: Her iki taraf da çatışmaları uzatmakdan faydalanıyor gibi görünüyor." yorumu yapıyorlar.

Son birkaç yıldır şehir merkezlerinde direnişçilerin varlığı zayıflarken, kırsal bölgelerde hala aktif durumdalar. Kırsal bölgede direnişçilere desteğin kök salması ise zor görünüyor. Birçok sivil Malay, Tayland dilini kabul etmiş ve Tayland adlarını almış olmakla birlikte, hala kültürel bir ayrım mevcut ve din şüphesiz bunun bir parçası olarak varlık gösteriyor. Tay güçleri tarafından uygulanan insan hakları ihlallerinin ise halkın Tayland hükümetine güvensizliğini devam ettirdiği tarzında iddialar mevcut.

Pattani'deki alışveriş merkezi saldırısını bölgedeki en büyük isyancı gruplardan Barisan Revolusi Nasional (BRN) üstlendi. BRN, 1963 yılında kurulmuş ve bölgedeki en güçlü grup olarak biliniyor. 2013'te Tayland hükümeti ile barış görüşmelerine katıldılar, ancak bu görüşmelerde bölgedeki isyancı gruplardan özellikle Mara Patani ve diğerlerinin olmaması sebebiyle sonuç alınamadı.

Mara Patani; BRN, Barisan Islam Pembebasan Patani, ve Gerakan Mujahidin Islam Patani'nin de aralarında bulunduğu, altı siyasi kurtuluş örgütünün şemsiye grubu. Mara Patani'nin amacı etkin bir diyalog geliştirmek ve altı kurucu örgütten her birinin temsilcilerine sahip olmak.

ÇATIŞMALARIN DEVAMINDA BÖLGESEL POLİTİKALAR

Çatışmanın devam etmesinin başka sebepleri var. Bölgesel politikalar burada büyük rol oynamaktadır ve artık şiddet kültürü normale döndü, uzun süredir meşru bir siyasi eylem ve kampanya aracı olarak görülüyor. Dahası, Taylandlı güvenlik güçleri tarafından yapılan sert müdahaleler, köylüleri ayaklanmacıların yanına itiyor.

Anlamlı ve olumlu bir gelişme için her iki tarafta da büyük reformlar ve pozisyon değişikliği yapılması gerekiyor. Tayland cuntası tarafından uygulanan askeri yaklaşım, bölgenin ayaklanmasının neden olduğu güvenlik tehdidini en aza indirirken, Bangkok'un direniş için öne sürülen köklü nedenleri çözmeyi reddetmesi nedeniyle tamamen ortadan kaldıramayacağı açık. Tayland'ın güney eyaletlerinin kendi bağımsız egemenlik bölgelerini kurmalarına izin verilmesine gerçekçi bir şekilde asla izin verilmemekle birlikte, bir çeşit yerelleşme, daha olası bir çözüm olabilir.

Bölgedeki eğitim ve din özgürlüğünün artması, yönetimin yerel halk arasında güvenilirliğini artırabilir ve yerel eğitimin birleşimi, yerli halkın devlet eğitim sisteminden çekilmek zorunda kalması durumunda Müslüman okullarda radikalleşme sorunlarını hafifletebilir.

Güneydoğu Asya'nın herhangi bir yerinde yapıldığı gibi, sadece ulusal bütünleşmeyi ve etnik kökenden veya dindar olmasından dolayı ikili kimliklerin gelişmesine izin veren, asimilasyona dayalı bir görüşten uzak durmak, mevcut Tayland karşıtı duyguyu azaltmak için başka bir adım olacaktır.

İnsan hakları ihlallerine karışan Tayland güvenlik güçlerinin dokunulmazlığının önüne geçilmesi, yerel topluluklarla ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir adım olacaktır.

Mara Patani tarafında, özellikle sivillerin saldırılarına son verme ve yapıcı diyaloga katılma çabaları Bangkok'a uzlaşmak için istekli olduklarını gösteren güçlü bir göstergedir. Mara Patani, bütün gruplardan birleşik bir taahhüt, Tayland devletiyle uzlaşma veya anlaşma için gerekli olacağı için, birlik içinde güç göstermek zorundadır. Tek bir aktör ayaklanmaya devam etmeyi bırakırsa, bu işe yaramayacaktır. 

Yala'daki son bomba, çatışmanın karanlık günlerine dönmenin bir göstergesi olmayabilir, ancak çatışma çözülmezse neler olabileceğinin kanlı bir hatırlatıcısıdır ve ilgili tarafları bir araya getirmek için bir katalizör görevi görmelidir.

PATANİ'YE GENEL BAKIŞ

Patani bölgesi ağırlıklı olarak Malaylardan oluşuyor. Malezya sınırında olduğu için olası bir Tayland-Malezya savaşının tetikleyicisi olmasından korkuluyor. Malezya gibi küçük bir ülkenin kendisinden 2,5 kat daha kalabalık Tayland ve dostlarına ise yaptırım gücü neredeyse hiç yok.

Malezya’nın mevcut nüfusunun yüzde 35'i Çinli (Budist ve Hristiyan) ve yüzde 8'i Hintli (çoğu Hindu) ve çeşitli yerli kabileler bulunuyor. Ülkenin yarısını oluşturan Malayların olası bir savaşta kendi etnik komşularıyla da çatışmak zorunda kalması ihtimal dahilinde. Patani'nin Malezya'dan askeri destek görebilmesi ise zor. Malezya’nın yarısı Müslüman olsa da pek çok yerli kabile hükümetin sağladığı kamu istihdamını elde edebilmek ve ekonomik avantajları kazanmak için Müslüman oluyor. 

Stratejikortak'dan Muhammed Ali Çalışkan'ın haberine göre Malezya'daki Budist, Hristiyan Çinli, Hindu ve diğer uzak doğu dinlerine tabi olan geniş bir yerli kesimi hesaba katarsak Malezya'nın ülke birliği pamuk ipliğine bağlı olan çok heterojen özellikte. Malezya da bunun farkında olduğu için pek sert çıkışlar yapmıyor ve çözümün sadece barış masasında olduğunu söylemekle yetiniyor. Tıpkı Filipinler'de ki Moro sorunu gibi burada da ara buluculuk yapmaya çalışıyor.

MİLLİYETÇİLİK BASKIN

Patani de yer alan bu kadar örgütün sadece dini değil aynı zamanda milliyetçi bir tarafı var. Patani konusuna Tayland’daki yöneticilerin yaklaşımı da bu yönde. Bu çatışma ortamı dini hassasiyetlerden ziyade ırki hassasiyetlerin bir ürünü. Örgütlerin isimlerinden ve söylemlerinden de dinci olmaktan çok milliyetçi olduklarını anlamak mümkün. İslam kimliğine yaptıkları vurguyu ise İslam aleminin desteğini sağlamak için sürekli canlı tutuyorlar. 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş