Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:35, 14 Aralık 2017 Perşembe
Güncelleme: 09:22, 20 Ocak 2016 Çarşamba

  • Paylaş
Rusya ekonomisi darboğazda
Rusya ekonomisi darboğazda

Petrol fiyatlarındaki düşüş ve Ukrayna krizi nedeniyle uygulanan yaptırımlar Rusya ekonomisinin içinden çıkılmaz bir hale gelmesine neden oldu.

Dünya Bülteni/ DÜBAM

Ukrayna krizinden sonra uluslararası alanda ticari bağları zayıflayan Rusya, petrol fiyatlarındaki önlenemeyen düşüş nedeniyle zor zamanlar yaşıyor. Moskova yönetimi, krizin önüne geçebilmek için attığı adımlarda da birçok sorunla karşı karşıya. Zira ülkeyi krize sürükleyen mevcut koşullardan çekinen yerli yatırımcılar da yabancıların izinden giderek girişimde bulunmuyor. Bu durum, piyasaların canlanmasını engelliyor.

Ruslar, 2015'in başlamasıyla birlikte başta vergiler ve teşvikler olmak üzere birçok konuda devletten olumlu adımlar bekledi. Ancak devlete ait fonların eski gücünü kaybetmesi Medvedev kabinesinin hem vatandaşa hem de yatırımcıya müjdeli haberler iletmesinin önünü kesti.

Önceden 2016 için düşük oranlarda da olsa büyüme rakamları açıklayan ekonomi bürokratları son gelişmelerden sonra küçülme tahminleri üzerinden konuşmayı seçti. Bürokratların kredi oranlarıyla alakalı girişimlerde bulunmaması da yakın tarihte piyasanın sert bir çıkışa geçemeyeceğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

Ancak kriz bu kadarla sınırlı değil. Ekonomik krizin uluslararası siyasetteki hamleleri etkilemesinden çekinenlerin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Rusya'nın müttefik saydığı ülkelere ve sınırları dışında kalan vatandaşlarına yardımları geride bıraktığımız sene içinde ciddi kesintilere uğradı. 

2016'da da bu eğilimin süreceği belirtiliyor. Kırım yarımadası başta olmak üzere; Suriye, Donbass, Orta Asya gibi birçok bölgede siyasi kazanç elde etmek adına vaat edilen birçok proje durma noktasına gelmiş durumda. 

Siyasi gözlemciler, söz konusu vaatlerin yerine getirilememesi durumunda Kremlin'in yeni sorunlarla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor. Başta Kafkaslar olmak üzere içeride de birçok bölgenin ekonomiden kaynaklı huzursuzluk nedeniyle muhalif bir çizgiye yönelebileceğine dikkat çekiliyor.

Uluslararası alanda içinden çıkılması güç sıkıntılarla karşı karşıya kalan Moskova yönetiminin hali hazırdaki krizden etkilenmemek için attığı adımlar bu kadarla sınırlı değil. Kremlin, birçok alandaki modernizasyon adımlarında da güçlük yaşıyor. Bunun en ciddi etkisi enerji sektöründe yaşanıyor.

Ayrıca yenilenmesi gereken hastane ve okullar; küçük şehirlerde bulunan fabrikalar da bu olumsuz tablodan payını alıyor. Durumun farkında olan birçok şirket yeni açıklanan tasarruf tedbirleri çerçevesinde yabancı muadillerinden çok daha maliyetli bir şekilde çok daha az kaliteli üretime mahkum oluyor.

Daha önceki uluslararası toplantılarda devlet hazinesinin de sağladığı güvenle büyük organizasyonlara imza atan hükümet ise yeni dönemde Soçi Olimpiyatları, APEC buluşmaları ve G20 zirvesi gibi iz bırakan programlara ev sahipliği yapmaktan çekiniyor.

Brics ve Avrasya Birliği başta olmak üzere lokomotif görevini üstlendiği birçok yabancı örgütte de Rusya'nın rolünün azalması bekleniyor. Ekonomistlere göre bu boşluğun Pekin hükümeti tarafından doldurulması durumunda bunun ilk siyasi sonuçları Orta Asya çekişmesinde yaşanabilir.

Ayrıca uzmanlar, Rusya'nın uluslararası alanda yaşadığı güçlüklerin Orta Asya ile sınırlı kalmayacağı görüşünde. Zira krizin başlangıcından bu yana dövizde büyük dalgalanmalar yaşayan ülkeye son darbe de İran'a dönük yaptırımların kaldırılmasıyla geldi. 

Otuz dolar altına düşen petrol fiyatlarına rağmen 80 ruble altında tutulmaya çalışılan dolar ve 100 ruble sınırından uzak olması istenen euro haftanın ilk günüyle birlikte yeni bir patlama yaşadı. 

Yaptırımlara rağmen ithalata büyük ölçüde bağımlı olan Rusya merkez bankası bu tür sert hareketler karşısında kullanacağı sınırsız döviz fonlarını kaybettiği için çaresiz kalıyor, pazarlarda da alternatif imkanı sınırlı olduğu için erime yaşıyor. 

PETROLÜN DÜŞÜŞÜ RUSYA’YI VURUYOR

Rusya, petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesi nedeniyle, kısa ve orta vadeli planlarını hayata geçirmekte zorlanıyor. Uzun vadeli planlarında ise değişiklik yapmak zorunda kalıyor. Yaptırımlardan kurtulan İran'ın piyasalara geri dönerek arzı arttırma ihtimali ve Çin borsasından gelen olumsuz haberler üzerine 30 doların altına inen petrol fiyatları doğalgazı da etkiliyor. 

Bu da enerji gelirlerine sıkı sıkıya bağlı Rus ekonomisini yeni kriz tablolarıyla mücadeleye zorluyor. Varil petrolün fiyatı 28 dolara kadar gerilerken, Rus-Ural petrolünün 27 doların altına inmesi, hatta Kanada petrolünde 15 dolar seviyesinin görülmesi siyasette ve ekonomide değişikliklere neden oluyor.

Petrolde düşüş eğiliminin 3 ila 12 ay devam edebileceği tahmininde bulunan hükümet üyeleri söz konusu öngörülerine destek bulamıyor. Sıkıntının uzun yıllar sürebileceği gerçeği artık halktan gizlenemiyor. 

Son olarak Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev, başta İran olmak üzere petrol piyasasına giren yeni oyuncuların fiyat riski oluşturduğunu ifade ederken, petrol fiyatlarındaki düşüşün uzun yıllar devam edebileceğini itiraf etmek zorunda kaldı. Hükümet üyeleriyle 2016 bütçesini değerlendiren Medvedev, her türlü gelişmeye karşı hazır olmaları gerektiğini, mevcut sorunların etkisini göstermeye devam edeceğini söyledi. 

Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle 2016 bütçesindeki çeşitli giderleri gözden geçireceklerine işaret eden Rusya Başbakanı, enerji gelirlerindeki düşüş nedeniyle bazı projelerden vazgeçmek durumunda kalacaklarını gizlemiyor. 

Rusya’nın en büyük kamu bankası Sberbank’ın başındaki isim Herman Gref  de karamsar tabloyu kabul eden isimlerden. Gref, sadece Rusya'da değil, dünyada petrol devrinin kapandığını düşünüyor. Rusya’nın petrol bağımlılığından dolayı, yüksek teknoloji hamleleri yapan ülkelerin gerisinde kaldığına dikkati çeken Gref, rekabetten uzak kalmanın yol açtığı sorunları Gaydar Ekonomik Forumu'nda değerlendirdi. 

Doğru başlıklarda yatırım yapmayı başaran ülkelerle Rusya arasındaki farkın giderek daha da artacağına değinen Gref, enerji sektörünün de bu sıkıntıyı derinden yaşayacağını ifade etti.  Petrol gelirlerinden ümidini kesen Rus bankacıya göre çocuk yuvalarından yüksek okullara kadar tüm eğitim modeli yeni tablo ışığında değiştirmeli.

Petrol varil fiyatının daha da büyük bir düşüşle 10 dolara kadar gerilemesi durumunda Rusya ekonomisini nasıl bir geleceğin beklediği soRusu da sık sık gündeme geliyor. Merril Lynch şirketinin verilerine göre, petrolün varil fiyatının 10 dolara kadar düşmesi halinde Rusya’da dolar kurunun 115-130 ruble arasında olacağı, enflasyonun yüzde 20-23’e yükseleceği, ülkenin sıkıntılı zamanları için saklanan devlet fonlarının da en fazla beş ay içerisinde bitebileceği tahmin ediliyor. 

Ruslar ise biraz daha iyimser.. Pravda Gazetesi’nde yayınlanan verilerde farklı petrol varil fiyatı tahminlerine göre öngörülen dolar kuru, Enflasyon ve Rezerv Fonu’nun tükenme süresine ilişkin 15 dolara kadar tahminler yürütülüyor. 



Tahminler varil petrol fiyatının 35 dolara çıkması durumunda rublenin dolar karşısında 70-75 seviyesinde olacağı, enflasyonun yüzde 8 ila 10 seviyesine gerileyerek devlet fonlarının bir yıl dayanacağı yönünde. En olumsuz öngörüde ise petrol varil fiyatının 15 dolara inmesiyle enflasyonun yüzde 20'ye fırlayacağından korkuluyor. 

Ancak Rusya’nın petrol fiyatlarındaki düşüşü avantaja çevirebileceğini savunanlar da var.  Devlet Başkanı Vladimir Putin de o isimlerden biri. Putin'e göre uzun süredir enerji gelirlerine yaslanarak üretimi dışlayan Rus ekonomisi bu kriz üreten gelişmeler karşısında tekrar üretime dönebilir. 

Sık sık Sovyetler döneminden örnekler veren Rus lider, petrol bağımlılığını azaltmayı başarması halinde, ülkenin petrol fiyatlarındaki gidişattan fayda sağlayabileceğini düşünüyor.  Düşük fiyatlar nedeniyle Rus hammadde piyasasına yatırımın kârlı olduğunu savunan bazı yabancı ekonomistler yaptırımların kalkması halinde bu sektöre para yatırılabileceğini belirtiyor. Özellikle batılı şirketlerin Rus ekonomisinde orta vadede canlanma sağlayabileceğini kaydediyor.

RUBLE DEĞER KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR

Çin'in borsalardaki hamleleri ve İran'a yaptırımların kalkması Rusya'da endişe yarattı. Bu gelişmeler, Rus rublesi için alarm zillerinin çalmasına neden oldu. 2016 için petrolde 50 dolar üstünü hesaplayan hükümet yetkilileri ise çaresiz bir görüntü sergiliyor. 

Zira petrolün varil fiyatının 28 dolara kadar gerilemesi rublenin dolar ve euro karşısında değer kaybetmesine neden oldu. Ayrıca devlet fonlarında bu duruma müdahale edilecek birikimin mevcut olmadığı ortaya çıktı. Serbest piyasa ile paralellik gösteren Moskova borsası verilerine göre dolar, 79,46 rubleden işlem görürken euro ise 87 rubleye ulaştı. Yorumlar, piyasaların durgunluğu aşma açısından zor bir sene daha yaşayacağı yönünde.

2016 federal bütçesinde ortalama petrol fiyatını 50 dolar olarak hesaplayan hükümet, dövizdeki sarsıntının şu an ulaştığı noktayı "en kötü senaryo" olarak niteliyordu. Ardı ardına gidilen revizyona rağmen öngörülemeyen döviz rakamlarının yatırımlardan ithalata kadar birçok başlığa etki etmesi bekleniyor.

Rublenin hiçbir dönemde bu kadar değer kaybetmediğine işaret eden ekonomi gazeteleri Aralık 2014’teki büyük panik günlerinde bile belli bir seviyenin korunduğunu hatırlatıyor. Yabancı değerlendirme kuruluşları ise çok daha karamsar bir tablo çiziyor. Rublenin dolar karşısında yaşadığı değer kaybının ülke içinde karışıklıklara neden olabileceğini savunan yabancı kuruluşlar petroldeki düşüşün 20 doları bulması halinde dolarda 100 ruble seviyesinin de çok çabuk aşılabileceğini vurguluyor.

İyimser medya kuruluşlarına göre ise petrol fiyatlarıyla karşılaştırıldığında rublenin dolar karşısında güçlü olduğu savunuluyor.Petrolün şu anki fiyatına bakıldığında doların 15 ruble daha pahalı olmasının beklenebileceğini hatırlatan Vedomosti Gazetesi, ihracatçıların döviz satışının bunu engellediği görüşünde.

Benzer görüşe sahip olan kesim ayrıca rublenin şu an en kötü günlerini yaşadığını, petrol fiyatlarındaki düşüşün yavaşlaması ve Rus bankalarının dolar alımlarının azaltmasıyla birlikte yükselişe geçeceğini savunuyor. Dolar kurunun üç ay içinde 67 rubleye, yıl sonuna kadar da 65 rubleye gerileyeceğini öne sürüyor.

Hükümet kanadındaki bazı siyasetçilere göre ise bir doların 100 ruble olması, iç borçları ön plana alan federal bütçe için iyi olabilirdi.Ancak söz konusu seviyenin piyasalarda yol açacağı karamsar havanın da bir götürüsü olduğuna inanılıyor. Bazı özel banka raporlarında, 12 aylık esnek kur deneyiminden sonra Rusya döviz piyasasının yeni bir döneme girdiği belirtiliyor. 

Petrol varil fiyatının 40 dolar olması halinde dolar kurunun 69-75 ruble aralığında olabileceğinin yer aldığı raporlara göre, ancak petrol varil fiyatı 60 dolar olursa dolar kuru 57-61 ruble civarında seyredebilir. Petrolün 20 dolara düşmesi halinde ise dolar 100 ruble üzerine çıkarak rekor kırabilir.

RUSYA’DA PAHALILIK ARTIYOR

Ekonomisi darboğazdan geçen Rusya'da hayat pahalılığı artmaya devam ediyor. Rus halkı zor günler geçiriyor. Yeni yılın ilk 15 gününe dair ekonomik göstergeler ve piyasalardaki gelişmeler, halkın durumunun daha da kötüye gideceğini gösteriyor. Olumsuz tablonun ilk etkileri sebze reyonlarına yansıdı. 

Sebze ve meyve fiyatlarında astronomik yükselme Rus halkında tepkiye neden oluyor. Yazılı ve görsel basında Putin eleştirileri artmaya başladı. Özellikle Moskova’daki bazı süpermarketlerde fiyatlar yüzde 15 ila 20 oranında yükselmiş durumda. Rus halkının çok rağbet gösterdiği salatalık 990 rubleye yani yaklaşık 39 lira'ya, domates 720 rubleye yani 29 liraya, havuç da 551 rubleye yani 21 liraya kadar yükseldi. 

Rusya, halkın masasından eksik etmediği sebze ve meyveler konusunda müttefiklerinden ithalat yaparak açığı kapatmaya çalışıyor.Ancak tablo iç açıcı olmaktan uzak. Zira Ocak 2016’nın başından bu yana geçen sürede süt ürünlerinde yüzde 7, sebzede yüzde 11, meyvede yüzde 15, ekmek fiyatında ise yüzde 25 seviyesinde yükseliş oldu.

RUS HÜKÜMETİNDEN YENİ TEDBİRLER

Ekonomisinde daralma yaşayan Rusya'da krize yönelik alınacak tedbirler tartışılmaya devam ediliyor. Yaptırım ve ambargolar sonrası petrol fiyatlarındaki düşüşün hızlanması, eşzamanlı olarak döviz kurlarının kontrol edilemez hale gelmesi, yabancı yatırımın kaçması, enflasyonun artması ve işsizliğin hissedilir boyutlara ulaşması, mevcut yönetimi art arda önlem paketleri açıklamaya itiyor.  

Ancak 2016'nın ilk günleriyle birlikte daha da kötüleşen tablo bu önlemlerin mevcut krizi aşmakta yetersiz olduğunu su yüzüne çıkardı. Hükümete göre, hazırlanan anti-kriz planları kısmen de olsa başarıya ulaştı. Kremlin, yıkımın daha büyük olmasını engelledikleri görüşünde.

Ancak ekonomistlerin önemli bir bölümü bankacılık ve finans sisteminden orta ölçekli üreticiye desteğe kadar birçok başlıkta Medvedev hükümetinin iyi önlemler alamadığını savunuyor. Ayrıca onaylanan önlemlerin hayata geçirilemediğini öne sürüyor. Zira bir yıllık süreçte 170 karar alıp, 15 federal kanunu yürürlüğe koyan hükümet ağırlığı biraz da yaptırımların etkisiyle tarım sektörüne vermişti. 

Bankacılık sektöründe de sıkı önlemler alan ve yoğun denetimler gerçekleştiren mevcut yönetim 13 bankanın kapatılması kararına imza attı. Kriz boyunca devlet fonlarına sık başvurmamaya özen gösteren Kremlin, önlemler çerçevesinde 20 milyar dolara yakın bir miktarı hükümetin emrine vermişti. 

Altın ve döviz rezervlerinin büyüklüğüyle ilgili belirsizliğin yaşandığı ülkede kısa süre önce 500 milyar dolar sınırını geçen fonlarda mevcut miktar 350 milyar dolar seviyesine düşmüş durumda. Bu sıkıntılı tablo hükümetin ya da merkez bankasının dövize müdahalesini güçleştiriyor. Birçok yabancı uzmana göre Kremlin'in dalgalı kur politikası ülke ekonomisini daha büyük sarsıntılardan korudu. 

En kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde yoksullar için gıda karnelerine geri dönülmesini gündeme alan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ise temel gıda ürünlerinin önceden belirlenecek ürünleri marketlerde ve pazarlarda “gıda kartları” ile indirimli satın alabilmesini teklif ediyor. 

Uygulamanın ikinci aşamasında ise yoksul kesimlerin, belirlenecek özel kafe ve yemekhanelerde, ücretsiz veya indirimli yemek yiyebilmeleri önerisi getirildi. Muhaliflere göre yeni iş alanları için sözü verilen teşvikler gerçekleşmediği sürece ve reformlar ertelendikçe kötü senaryo ihtimalleri gündemden düşmeyecek.

Rusya, ekonomik krize yeni önlemler çerçevesinde Türkiye ile yaşanan gerilimi de gözden geçiriyor. Hafif endüstri alanında bazı şirketlere istisnalar getirileceğini açıklayan Rus yetkililer, gıdada artan fiyatların enflasyona yansımasını önlemek için de yasaklı ürünlerde yeni bir liste hazırlığında. Yaptırım ve ambargolar nedeniyle farklı pazar arayışlarını sürdüren Ruslar, Kuzey Afrika ve Orta Asya'da kısmi çözümler bulsa da maliyet hesaplamaları nedeniyle rahat adım atamıyor.

KREMLİN, SAVUNMA KISITLAMA DÜŞÜNMÜYOR

Düşen enerji gelirleri nedeniyle devlet hazinesinde ciddi kayıplar yaşayan Rusya, yaptırımlar nedeniyle de istediği hamleleri yapamıyor. Özellikle savunma endüstrisinin ihtiyacı olan maddi kaynak her geçen gün daha da azalırken, ihtiyaç duyulan parçalar temin edilemiyor. Üretim için gerekli modernizasyon konusunda da ilerleme sağlanamıyor.  

Bu olumsuz tablonun revizyona zorladığı Rus bürokratlar ise Kremlin'in talimatları nedeniyle savunma başlığına dokunamıyor. Ancak savunma harcamalarının giderek bozulan ekonomi nedeniyle her geçen gün daha fazla tartışılmaya başlaması, hükümeti bu noktada yeni önlemler almaya zorluyor. 

Rusya'nın savunma harcamaları sadece kendisini değil, müttefiki sayılan ülkeleri de etkilediğinden, kararlar ekonomik etkilerden çok siyasi kaygılarla alınıyor. Batılı devletlerle gerilen ilişkiler de savunmayla ilgili Kremlin'in aksi yönde karar almasını güçleştiriyor. Suriye operasyonlarını eğitim giderleri kaleminde sayan devlet başkanı Putin, krizin boyutu ne olursa olsun bu başlıkta farklılık yaşanmayacağını belirtmişti. 

Ancak İran'a yaptırımların kalkmasıyla bir kez daha krize giren petrol piyasası Kremlin'i geri adım atmaya zorluyor. Askeri kaynaklara göre araştırma programlarına sınırlamalar gelmesi gündemde. Hava savunma sistemleri ve nükleer başlıklarında kısıtlamaya gitmeyeceğini defalarca ilan eden hükümet, hemen her revizyonda savunma harcamalarını teğet geçiyor.

Ancak modernizasyona ihtiyaç duyan başlıklarda, özellikle deniz kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu bütçede yeni bir değerlendirmenin yapılması gündemde. Personel giderlerinde de kısıtlamaya gidilebileceği kaydediliyor. Yıllık savunma bütçesi ortalama elli milyar dolar olan hükümet, dövizdeki dalgalanma nedeniyle de yeni bir düzenleme yapmayı hedefliyor.

Mevcut yönetimi sık sık uyaran Eski Maliye Bakanı Aleksey Kudrin de en azından kriz süresince savunma harcamalarının kısıtlanmasının şart olduğunu belirtiyor. Kudrin ve taraftarlarını eleştiren iktidar mensupları ise savunması eksik bir ülkenin ekonomik yapısının tartışılabilir olmadığı görüşünde. Eski Sovyet ülkelerinden bir bölümüyle ortak tatbikatlar gerçekleştiren ve yeni bir hava savunma sistemi oluşturmayı planlayan Kremlin, ekonomideki yeni tablo nedeniyle tereddüt yaşıyor. 

Sık sık Yerli Savunma endüstrisi'nin başarılarını gündeme getiren askeri uzmanlar ise kaynak yetersizliğinden gereken modernizasyonun yapılmaması halinde mevcut pozisyonun kaybedilebileceği fikrini dile getiriyor.

SİLAHLANMA SON SÜRAT DEVAM EDİYOR

Rusya'da 2000'li yıllarda başlatılan orduda modernizasyon çalışmaları, 2015 yılında hız kazandı. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, 2012'de, ordunun modernizasyonu için 2020'ye kadar 500 milyar dolar harcama yapacaklarını açıklamıştı. 2015 için savunma bütçesi, rekor bir düzeye çıkartılarak, 81 milyar dolar olarak belirlendi.

Bu rakam, ülkenin gayri safi milli hasılasının yüzde 4,2'sine denk geliyor. Ordudaki yeniden yapılanma kapsamında; Rus hava kuvvetleri bu yıl 113 uçak, 39 helikopter, 117 radar istasyonu, 5 askeri uydu, ve 600 uçaksavar füzeye sahip oldu. 

Rus kara kuvvetleri ise en çok genişleyen birimdi. Kara kuvvetlerine 2 bin askeri otomobil, 437 zırhlı araç, 70 bin taşınabilir silah ve teçhizat, 4 elektronik savaş sistemi, 32 taktik füze ve 1 iskender füze savunma sistemi dahil edildi. Rus donanması da bu yıl 11 gemi, 40 hücumbotu, 2 denizaltı, 17 radar, 7 uçak ve 1 kıyı tabya sistemi edindi. Rus stratejik füze birlikleri de 7 Yars füze fırlatma sistemi, 8 kıtalararası balistik füze, 25 özel elektronik motorlu araç ile büyümeye devam etti. 

Rus hava indirme kuvvetleri de büyümeye devam eden birlikler arasındaydı. Birliğe 24 zırhlı araç, 756 askeri araç, 78 elektronik savaş sistemi, 121 güdümlü uçaksavar füze alındı. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun açıklamasına göre, Rus ordusu şimdiden yüzde 47 oranında modernize edildi. Devlet başkanı Vladimir Putin, 2012'deki konuşmasında hedeflerinin 2020 yılına kadar ordunun yüzde 70'ini modernize etmek olduğunu söylemişti.

TAHRAN, RUSYA’NIN İŞİNİ BOZDU

Yaptırımların kalkmasıyla bölgesindeki hamlelerine hız veren İran her ne kadar ekonomisine olumsuz etki yapsa da Rusya’nın bölgedeki en önemli müttefiki konumunda. İki ülke gerek Suriye’de gerekse Yemen’deki savaşta ortak hareket ediyor. İran, Rus uçaklarına Suriye operasyonları için hava sahasını da kullandırıyor. Rusya, hava gücü ile saldırılar düzenlerken İran’ın gönderdiği askerler de kara savaşına katılıyor. İki devletin de Beşar Esad’a olan desteği ilk günden bu yana sürüyor.

Rusya'nın en fazla gerilim yaşadığı ülkelerin başında olan Amerika Birleşik Devletleri ile İran ilişkileri ise son 36 yıldır gerilimlerin gölgesinde ilerliyor. Bu durum, Tahran ile Moskova yönetimlerini ambargolar sürecinde yakınlaştırdı. Amerika Birleşik Devletleri, Tahran’daki elçilik baskınından sonra İran’a yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu tarihten sonra İran’a hiçbir yolcu uçağının satışına izin vermedi. İran ise bu açığı Rusya’dan ikinci el uçak kiralayarak kapatmaya çalıştı. 

Yine son yıllarda İran’a, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinden birbiri ardında yaptırımlar geldikçe İran ticareti de Rusya’ya kaydı. Rusya’nın, Ukrayna ile yaşadığı gerilim ve Kırım'ı ilhakının ardından ambargolara maruz kalması Moskova'yı İran’a daha da yaklaştırdı.

İki ülkenin ticari ilişkilerinde kendi para birimlerini kullanmaya başlayacakları haberleri basında yer aldı. Takas usulü ise bir başka ticaret yöntemi olarak benimsendi. Rusya Türkiye ile yaşadığı kriz sonrasında ise özellikle gıda alımı konusunda İran ile görüşmeleri artırdı. 

Rusya Ekonomi ve Kalkınma Bakanı Aleksey Ulyukayev 2015 yılı Aralık ayı sonlarındaki açıklamasında İran ürünlerine yönelik koşulların iyileştirilmsiyle ilgili olarak “Özellikle sebze, meyve gibi gıda ürünlerinde gümrük vergilerinin kaldırılması yönünde ciddi adımlar öneriyoruz.” ifadelerini kullandı. 

Rusya ile İran'ın gaz ve petrol zengini olması sebebi ile bu alanda ciddi bir ticaret bulunmuyor. Ancak İran Rusya’ya bir miktar petrol satışı gerçekleştiriyor. Karşılığında ise buğday, inşaat malzemeleri teknoloji, silah ve yedek parça gibi ürünler alıyor. Rusya ise İran’dan petrol dışında bazı tarım ürünleri ihraç ediyor. 

Ancak  iki ülke arasında krizler de mevcut. Bunların en büyüğü ise S 300 füze savunma sistemleriydi. İran ile Rusya arasında yapılan anlaşmanın gereği olan füze sistemleri uzun yıllar İran’a teslim edilmemişti. İran ise Rusya’ya karşı dava açmıştı. Geçtiğimiz haftalarda bu sistemlerin İran’a teslim edilmeye başlandığı haberleri verildi. 

Tüm bu yaşananların dışında İran’a yaptırımların kaldırılmasının ardından gözler İran Rusya ilişkilerindeki yeni konjoktüre çevrildi.Zira İran’ın piyasaya 1 milyon varil petrol sunacağı açıklamaları petrol fiyatlarının şimdiden 28 doların altına düşmesine sebep oldu. Bu ise petrolden ciddi gelir elde eden Rusya için adeta yıkım anlamına geliyor. 

BATI’YLA GERİLİMİN SEBEBİ UKRAYNA’NIN İLHAKI

Rusya'nın Ukrayna ile yaşadığı gerilim hem uluslararası siyasette, hem de ekonomide ciddi sorunlara neden oluyor. Kremlin, Kırım'ın ilhakı ve Donbass'ta desteklediği Rusya yanlısı milisler nedeniyle zor durumda. Moskova yönetimi, iki başlığın da her adımında karşısına çıkarılması nedeniyle politika üretmekte zorlanıyor.

Orta Doğu'daki gelişmeler ve ekonomideki kriz nedeniyle bazı sorunlu başlıkları kapatma eğilimindeki Moskova yönetimi Ukrayna'daki son gelişmeler ışığında yeni bir çıkış yolu arıyor. Amerika birleşik devletleri ve Rusya başkanlarının iki özel temsilciyi Minsk'te varılan anlaşmanın son durumunu detaylandırmak adına görevlendirmesinin ardından gözler bu kritik görüşmeye çevrildi.Bu sebeple Kerry-Lavrov görüşmesi için "kritik aşama" yorumu yapılıyor.

Rus diplomatlara göre son bir ay içindeki diplomatik hareketlilik Ukrayna'da çözüm umutlarını büyütüyor. Ancak Kiev yönetiminin Washington tarafından şartsız desteklenmesi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgeye silah yardımıyla ilgili kararları tam iyimserliğin önünde engel oluşturuyor.



Donbass'ta bazı ihlaller dışında yürüyen ateşkesi övgüyle anan Avrupa birliği liderleri ise henüz Rusya'ya dönük yaptırımların kalkması için olumlu yönde bir açıklama yapmadı. Anayasal reformun yanı sıra yerel seçimlerin gerçekleştirilmesi Avrupa Birliği-Rusya ilişkileri açısından da belirleyici olacak. Ancak Ruslar’ın kesinlikle geri adım atmayı düşünmedikleri kırım meselesinin uzun bir süre daha taraflar arasında uyuşmazlığı besleyeceği belirtiliyor.

Son olarak yarımadada bazı ticari faaliyetlere girdiği öne sürülen İsrail şirketleri tartışmaya neden oldu. Zira Tel Aviv yönetiminin bu faaliyetlerden haberi olduğu halde göz yumduğunun ortaya çıkması halinde ciddi bir ceza, hatta yaptırım tehdidiyle karşı karşıya kalabileceği kaydediliyor.

Tüm bu tartışmaların dışında Kırım'da ise yaşam şartları zorlaşmaya devam ediyor. Yarımadaya ulaşan elektrik hatlarında meydana gelen arıza nedeniyle uzun bir süredir enerji sıkıntısı çeken Kırımlılar, Kiev Yönetimi'nin uyguladığı gıda ambargosu nedeniyle de yeni sorunlarla karşı karşıya.

Ukrayna'nın yarımadaya yönelik ablukasının soykırım girişimi olduğunu iddia eden ve suçluların cezalandırılması için Birleşmiş Milletler'e çağrı yapan kırım parlamentosu, Rusya Başsavcılığı ve Soruşturma Komitesi'ne de başvurdu. Ablukanın sorumlusu olarak gördükleri Ukraynalı milletvekilleri Mustafa Kırımoğlu ve Rıfat Çubarov hakkında soykırım suçu ile ilişkili soruşturma yapılmasını talep etti. 

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko'nun Kırım Ablukası'nı gerçekleştiren aktivistlerle ilişkilerine tepki gösteren Kırım Başbakanı Sergey Aksenov, aşırılık yanlılarının eylemlerini koordine eden Kiev yönetimini teröristlere destek vermekle suçlamıştı.

UKRAYNA SORUNU ÇÖZÜLEMİYOR

Ukrayna krizine çözüm arayışlarının çıkmaza girmesinin en büyük nedeni, bir yol haritası olarak görülen Minsk-2 anlaşmasının taraflarca farklı yorumlanması. Ukrayna'nın doğusundaki krizin derinleştiği 2015 yılının Şubat ayında; Normandiya Dörtlüsü olarak adlandırılan grubun liderleri; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Almanya Başbakanı Angela Merkel Belarus'un başkenti Minsk'te bir araya gelmişti. 

Taraflar görüşmede Minsk-2 olarak da adlandırılan 13 maddelik yeni bir anlaşma imzaladı. Ancak anlaşmada yer alan maddeler halen hayata geçirilemedi. Minsk-2 olarak anılan anlaşma, Donetsk ve Lugansk bölgelerinde ateşkes sağlanmasını, ağır silahların cephe hatlarının gerisine çekilmesini ve esir takasını öngörüyordu. 

Bununla birlikte Donetsk ve Lugansk'ta yerel seçimlerin düzenlenmesi isteniyor ve yıl sonuna kadar Ukrayna'da yapılacak anayasal reformlar için diyaloğun gerekliliği vurgulanıyordu.   Anlaşmaya rağmen aradan geçen süre zarfında Donetsk çevresinde küçük yerleşim yerleri birçok kez ateş altında kaldı. 

Kiev yönetimi, bağımsızlık yanlısı milislerin, 100 milimetreden küçük kalibreli silahların da cephe hatlarının gerisine çekilmesi yönündeki teklifine olumlu yanıt vermedi. Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Donbass bölgesinin statüsünü değiştirecek anayasal düzenlemeleri öngören bir tasarıyı parlamentoya sundu. 

Ancak Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri tasarıyı kabul edilemez olarak niteledi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ''Donetsk ve Luhansklı temsilcilerle müzakere edilmeden hazırlanan bu tasarı, 12 Şubat tarihli Minsk Anlaşması'nın öngördüğü bir düzenleme değil.'' denildi. 

Bu tablo, tarafların anlaşmaya aynı anlamı yüklemediğinin göstergesi. Taraflar söz konusu anlaşmanın gereklerini farklı yorumladığı sürece, Ukrayna'nın doğusundaki krize nihai bir çözüm bulunması zor görünüyor.

KIBRIS RUSYA İÇİN STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle Sovyetler döneminden bu yana derin ilişkiler içinde bulunan Kremlin, Türkiye ile yaşanan gerginlikten sonra Akdeniz'deki ağırlığını arttırma arzusuyla yeni teklifler sunmaya başladı. 

Askeri üsten; turizme; ticaretten, finansa birçok başlık taraflar arasında daha yüksek verim alma amacıyla gözden geçiriliyor. Kısa süre önce ada'yı ziyaret eden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, mevcut tablonun da tesiriyle görüşmelerin büyük bir bölümünü Orta Doğu'daki gelişmelerle ilişkili askeri meselelere ayırdı. 

Fakat krizin eşiğindeki iki ülke için Akdeniz'deki enerji yataklarına erişimin de önemi büyük.  Ada'da üssü bulunan İngiltere'nin de Rusya karşıtı bir tavır izlemesi, enerji denklemini Türkiye'siz düşünen Rum ve Rus yetkilileri kaygılandırıyor. Türkiye'nin ve Kıbrıslı Türkler’in bölgedeki hak iddiası Lefkoşa-Moskova ortaklığını hukuki zeminde olduğu kadar askeri planda da zorlayacak olursa tarafların farklı çıkış yolları bulması gerekecek. 

Kıbrıslı Lider Anastasiadis, Rus uçaklarının ihtiyaç anında ada'da ikmal yapabileceğini ve askeri üsleri kullanabileceğini belirtirken; Almanya ve Fransa'ya daha önce sağlanan kolaylıkları hatırlatıyor. Anastasiadis, Rus uçaklarının ve savaş gemilerinin saldırı amaçlı değil, insani yardım saikiyle Ada'ya yanaşabileceğini ancak olağanüstü bir durum halinde Andreas Papandreau üssünün kullanıma açılabileceğini belirtiyor. 

Oysa bu üssü kullanmak isteyen Almanya ve Fransa olumsuz yanıt almıştı. Ada'da askeri üs için iki seneden uzun bir süredir bastıran Rus dışişleri ise gelişmeler karşısında sessizliğini koruyor; herhangi bir ülkeden üs taleplerinin olmadığını yineliyor. Bu arada Kıbrıslı Rumlar’ın büyük bir bölümünün Rusya'ya askeri üs verilmesine taraftar olduğu yönünde araştırmalar Rum gazetelerinde yayınlanıyor. 

Simerini gazetesi “Kıbrıslılar Rusya ile yakınlaşmaktan yana” başlığıyla verdiği haberinde, Rumlar’ın yüzde 53’ünün Rum yönetimi ile Rusya arasındaki ilişkilerin düzeyinin artırılmasını istediği, yüzde 73’ünün ise Güney Kıbrıs’ın Rusya’ya askeri kolaylıklar tanımasını istediği belirtildi. 

Ada'da son gelişmelerle birlikte esmeye başlayan çözüm rüzgarları Rusya'nın da takibinde. Sorunun çözümünde siyasi diyalogun önemini vurgulayan Ruslar hassas konuları öne çıkarmaktan da geri kalmıyor. Dışarıdan müdahale başlığı da bunlardan biri. Son görüşmeleri değerlendiren Rus diplomatlar herhangi bir üçüncü güç tarafından Ada'ya müdahalede bulunulmaması ilkesinin güvence altına alınması için çabalayacaklarını belirtirken alt metin Ankara yönetimini işaret ediyor. 

Garantörlük meselesinin Birleşmiş Milletler'de çözüme kavuşacağını savunan Rus tarafı, Kıbrıs'ta yaşayan halkların onayından geçecek olan her plana destek sunulacağını ifade ediyor. Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Avrupa birliği içerisinde Rusya aleyhindeki yaptırımlara karşı olduğunu ifade eden sayılı devletlerden. Güneyde büyük yatırımlara sahip Rusya da, Rum Kesimi'ne yaşadığı mali krizlerde açık ya da gizli sağladığı sıcak para desteğiyle sık sık gündeme gelmişti. 

Türkiye ile ilişkilerin bozulmasından sonra turizmde ve ticarette yeni ufuklar arayışına giren Kremlin, bu süreçte Güney Kıbrıs'ın önemli bir rol oynayabileceğine inanıyor. Devre arasında Antalya kamplarını iptal eden birçok Rus futbol takımına ev sahipliği yapan Kıbrıs'ın yaz mevsiminde de Rus turistler tarafından büyük ilgi görmesi bekleniyor.

RUSYA KATAR’A YANAŞIYOR

Ambargolar ve yaptırımlar nedeniyle ekonomisinde zor günler yaşayan Rusya, uluslararası alanda destek arayışını sürdürüyor. Son olarak Katar Emiri Hamad Bin Halife El Tani, Putin'in davetlisi olarak Rusya'daydı. El Tani ilk kez ziyaret ettiği Rusya'nın başkenti Moskova'da, Rus Parlamentosu'nun alt kanadı Duma'nın Başkanı Sergey Narışkin ile bir araya geldi. Suriye krizinin de ele alındığı görüşme sırasında El Tani, Rusya'ya büyük umutlar bağladıklarını söyledi.

Rusya'nın Suriye başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki sorunların çözümüne yardım edileceğinden umutlu olduğunu kaydetti. Narışkin ise ülkesi ve Katar arasındaki görüşmelerin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki sorunların çözümüne yardımcı olacağına inandığını belirtti. 

Narışkin, "Rusya ve katar arasındaki siyasal işbirliğinin hedefi, çok büyük ve önemli bölgeler olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki tehlikeli durumu normale döndürmek" ifadelerini kullandı. 

Rusya ziyareti devam eden Katar Emiri El Tani'nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesinin gündemi de, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeler. Görüşmenin bir diğer başlığı da, Katar ve Rusya arasında ekonomik alanda işbirliği yönünde bilgi alışverişi.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş