Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:36, 21 Ekim 2017 Cumartesi
20:59, 02 Aralık 2016 Cuma

  • Paylaş
Rusya ile NATO arasında Balkan ülkeleri
Rusya ile NATO arasında Balkan ülkeleri

Bu makale, Rusya ve NATO arasındaki rekabet siyasetinin parçası olmaya devam eden Balkan ülkelerinin mevcut durumunu konu ediniyor

* Riad Domazeti

Balkanlar bölgesi uzun süren Osmanlı döneminin ardından I. Dünya Savaşı sonrası kısa bir bağımsızlık dönemi yaşamış, II. Dünya Savaşı sonrası oluşan çift kutuplu dünyada Yunanistan hariç Doğu Bloğu’nun siyasal, askeri ve ekonomik kontrolü altına girmiştir. Balkanlar 45 yıl süren Sovyet vesayetinin ardından Soğuk Savaş’ın bitmesinin yanında Yugoslavya’nın dağılması ile tekrar dünyanın gündemine oturmuştur. Bölgede iç çatışmalar yaşanmış, güvenlik endişeleri artmış, bölge ABD, AB, Rusya’nın siyasi çatışma sahası olmuştur.

Yugoslavya’nın dağılma sürecine girmesi, Rusya Federasyonu’nun 1990’ların ilk yarısındaki etkisizliği ile birleşince Avro-Atlantik Dünyası’nın Balkanlar Bölgesi’nde siyasal ve ekonomik etkinlik kurmasının önündeki engeller ortadan kalkmıştır. Ne var ki AB bu fırsatı değerlendirebilecek ortak dış politika alternatiflerine, siyasal ve özellikle askeri güce sahip değildi. Bu durum ABD’nin bölgedeki etkinliğini ve gücünü daha da kuvvetlendirmiştir.

Tarih boyunca Rusya’nın Balkanlarla ilgilenmesi jeo-stratejik, kültürel ve elonomi sebeplere bağlamak mümkündür. Enerji kaynaklarını Batı piyasalarına ulaştırmak için Güneydoğu Avrupa’ya ihtiyacı vardır. Balkanların yakıt transportu için uygun coğrafi konuma sahip olması bu bölgeyi Rusya için cazip kılmaktadır. Bu ülkeler arasında kendisi de Rus gazına bağımlı olan Bulgaristan’ın, Türkiye ve batı piyasasına olan yakınlığı ile Rusya için büyük önemi vardır. Güneydoğu ve Batı Avrupa piyasalarına gaz ve petrol hatlarının geçmesi için Ukrayna’ya mecbur kalmaktan hoşlanmayan ve sürekli sorunlar yaşayan Rusya için Balkanlar bu anlamda alternatif bir kapıdır. Bunun diğer olumlu tarafı da Ukrayna’nın, Rusya enerji kaynaklarına olan kontrolünün azalmasının sağlanmasıdır.
Rusya’nın Balkan Politikası, durumuna göre değişken bir tavır sergilemesine rağmen hiçbir zaman için önemini göz ardı etmemiştir. Balkanlar Güneydoğu Avrupa’nın merkezi konumu ile doğu yönüne olası bir saldırı durumunda uygun bir stratejik alana sahiptir. Rus dış politikasında Balkan ülkelerinin Rusya için jeo-stratejik bir hedef olduğu gibi kültürel, dini ve politik bağları da mevcut, üstelik Moskova açısından ise Balkanlar Rusya’yı Avrupa ile bağlayan en yakın coğrafyadır.

Balkanlarda ideolojik ve kültürel yakınlık dolayısıyla uzun dönem Rus etkisini savunan en az beş ülke bulunmaktadır: Sırbistan, Bulgaristan, Bosna-Hersek (Republika Srpska), Karadağ ve Yunanistan. Öte yandan Arnavutlar ise Batı ülkelerini doktrini benimseyen ve bu yönde hareket eden halktır.
Bu çalışmada Rusya Federasyonun yürüttüğü Balkan politikaları özellikle Putin döneminde Rusyanın yükselen uluslararası konumu itibariyle Balkanlara olan ilgi ve etkisi ele alınmaktadır.

Yugoslavyanın Dağılması: Bölgede ABD’nin Güçlenmesi ve Rusya

Komşu ülkeler gelişmeleri uzaktan takip etmekle yetinirken aynı dönemlerde ülkesinde yaşanan kriz ve çatışmalara rağmen, Rusya’nın Yugoslavya’daki savaşlara büyük ilgi göstermesi ilginç bir gelişmedir. Rus ve Slav köklerin yakınlığının tartışılmaz büyük önemi vardır. Rusya’nın Yugoslavya’daki gelişmelere karşı gösterdiği ilgi, kültür yakınlığından daha çok kader benzerliği ile açıklanmaktadır. Yugoslavya’daki çatışmaların sona ermesi için yapılan girişimlerin nedeni bu tür çatışmaların kendi topraklarında patlak verme endişesinden kaynaklandığı gibi, aynı zamanda bu tür olaylara seyirci kalınmayacağının bir göstergesiydi.

1990 yılında Doğu Bloğun düşmesiyle beraber dünyada olduğu gibi Balkanlarda Komünist ve Sosyalist Cumhuriyetlerin yıkılması ile sonuçlandı. Bu da Rusya’nın tabii müttefikleri ve dostlarının kaybolması demekti. Uluslararası arenada oluşan yeni konjonktür ile birlikte demokrasi dalgası Balkanlara da esmeye başladı. Rusya bu dönemde Balkanlarda önemli ölçüde eski konumunu yitirdi. Rusya’nın boşalttığı bu boşluğu başta ABD olmak üzere Avrupalı Birliği ülkeleri ve özellikle Almanya bölgede doldurmaya çalıştı. 1992-1996 yıllarında Bosna savaşı sürecinde yaşanan insani felaketi Avrupalı güçlerin durduracak irade ve gücü göstermedikleri için, nihayet ABD’nin müdahalesi sonucunda Dayton Anlaşmasıyla neticelenebilmişti. Bu süreçte ABD’nin bölgedeki varlığı ve gücü en üst seviyeye ulaşırken Rusyanın rolü asgari düzeyde inmiş gözüküyordu. 1998-1999 Kosova krizinde de aynı şekilde ABD öncülüğünde NATO müdahale ederek büyük bir krizi önlenmiş oldu. Balkanlarda yaşanan tüm bu süreçlerde Rusyanın etkisi çok kısıtlı idi. ABD ve Avrupalı güçler Balkan ülkelerinde oluşan bu yeni durumda asıl aktör oldular. Balkan ülkeleri demokrasi, insan hakları, adil seçimler, ifade özgürlüğü ve kuvvetler ayrılığı konusunda birçok projeyi hem maddi hem de insan kaynakları açısından desteklediler. 1993 yılında Rusya, ülke içinde yaşanan krizi bahane ederek Balkanlardaki olaylardan uzaklaşmış ve bölgeyi batı güçlerine bırakmıştı. Fakat bir süre sonra, 1994 yılında dış siyaset kavramını yeniden gözden geçirerek Balkan krizinin Rusya diplomasisi için önde gelen sorunlardan biri olduğunu açıklamıştır.

Rusya, Batı’nın Balkanlardaki amacının “demokrasiyi yaygınlaştırmak ” değil, etki alanlarını genişletmek olduğunu öne sürerek, bölgedeki askeri güçlerinin genişletilmesi için büyük çaba göstermeye başlamıştır. Bu çabaların içinde, Rusya’nın Sırbistan’da kendilerine ait askeri üssün kurulması talebi de yer almaktadır.

Putin Rusya’nın başına geçinceye kadar ABD ve AB Balkanlarda büyük ölçüde yeni kurulan devletlere ekonomik yardım ve sosyal programlar sayesinde yardımlarda bulunarak eskiden Balkanlarda var olan sosyalist elitler, kültürel ve eğitimli aydın sınıfın desteğini kahir ekseriyette almış bulunmaktadır. Buna rağmen özellikle Putin döneminde Rusya Balkanlarda gücünü arttırmakla uğraştı. Bu anlamda aşağıda Rusya’nın bölgedeki çabaları ele alınacaktır.

Rusya ve Karadağ

Karadağ ise Rusya’nın özel önem verdiği bir ülkedir. Karadağ’da zengin Rus işadamları sahil şehirlerde büyük topraklar satın alarak önemli inşaat ve ulaşım projeleri gerçekleştirdiler. Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’ne göre Karadağ işletmelerin % 32’si Rus yatırımcılarına aittir. Bu yatırımların çoğu turizm, gayrimenkul ve eğlence sektörlerinde yapılmaktadır. Gelen turistlerin üçte birisi Rusya’dan gelmektedir ve bu durum Karadağ’ın Rusya’ya ekonomik bağımlılığın bir göstergesidir. Karadağ’ın NATO’ya dahil olmaması için Rusya Sırbistan’la birlikte en fazla önem verdiği ülkedir. Karadağ’da son Cumhurbaşkanı seçimlerinde Sırp yanlısı ve NATO karşıtı muhalefet partilerin üyeleri ve liderlerinde karşılık buluyor. Bu grupların düzenledikleri mitinglerinde Rusya bayrakları sallanıp NATO karşıtı sloganlar atılıyor. Karadağ NATO’ya dâhil olmadan önce üyeliğini referanduma götürülmesi ve Karadağ’ın üye olması kendisinin kırmızı çizgisi olduğunu belirtti. Buna rağmen Eylül 2015 yılında Karadağ NATO’nun 29 üyesi olarak kabul edildi. Muhtemelen uluslararası arenada Rusya-NATO çatışmanın bir tezahürü olarak Karadağ önümüzdeki günlerde de bu çatışmacı ortamın devam edeceğini öngörmek mümkündür.

Rusya ve Makedonya

Rusya’nın Balkanlarda son zamanlarda yaptığı hamleler şüphesiz dikkat çeken en önemli ülkelerden Makedonyadır. Makedonya etnik ve dinsel açıdan Balkanların aynasını tutacak şekilde en karmaşık ülkelerin başına gelmektedir. Siyasette Makedonların baskın olduğu ancak nüfus açısından ise Arnavutların %40’a yakın ile kendi dil ve eğitim haklarından mahrum kalmış bir halk. Üstelik tarihsel olarak Makedonlarla Arnavutlar çatışmacı bir yanını göz önünde bulundurarak Rusya bu ülkede özellikle yatırım yapmış bulunmaktadır. Gerek bazı siyasetçiler yoluyla gerekse etnik veya dinsel çatışma potansiyellerini diri tutarak Makedonya’nın Avrupa Birliğine veya NATO’ya entegrasyonunu engellemeye çalışmaktadır.

Rusya ve Bulgaristan

Rusya’nın Balkanlar stratejisinin en önemli parçaları ise Sırbistan’la beraber Bulgaristan’dır. Karadeniz Havzası’nın batısında yer alan ve bugün Karadeniz bağlamında adı geçen en önemli müttefik ülkeler olarak görülen bu iki ülkenin Rusya’dan siyasal ve askeri anlamda uzaklaşmalarına verilen destek bu ülkelerin AB ve NATO üyelik süreçlerinin olumlu sonuçlanmasının en önemli itici gücü olmuştur. Bulgaristan aynı zamanda NATO üye ile yetinilmemiş, ülkede ABD üsleri oluşturulması konusunda onay vererek, Rusya’nın esas endişelendiği konudur.

Rusya ve Sırbistan

NATO'nun 1999 yılında Sırbistan'ı bombalaması ve Batılı devletlerin 2008 yılında Kosova'nın bağımsızlığına destek vermesi Rusya'nın Sırbistan'da kullandığı temel söylem. Yerel milliyetçi gruplar Batı ve Avrupa'nın aksine Rusya'yı Sırbistan'ın menfaatlerini savunucusu ve muhafazakâr değerlerin temsilcisi olarak görüyor. Rusya, BM Güvenlik Konseyi'ni kullanarak Kosova'daki diplomatik varlığını devam ettiriyor. Konsey'deki veto hakkını kullanarak Sırbistan'ın menfaatlerini gözetiyor. Rusya Sırbistan’da medya araçlıyla da nüfuz etmeye çalışmaktadır. Russia Today ve Sputnik Srbija medya kuruluşları aracılıyla kamuoyunu kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır. Öte yandan Sırbistan petrol ve doğalgaz tedarikçisi olarak Rusya’ya bağlı bulunmaktadır. Rusya ayrıca Belgrad’a azımsanmayacak miktarda maddi yardım ve kredi desteği sağlıyor. İkili ilişkilerin değişmeye başladığı zaman Ağustos 2011 yılında Almanya Başbakanı Angela Merkel Belgrad’ı ziyaret etmesiyle başladı. Bu tarihte Sırbistan’ın dış politikasını değiştiren bir nokta olmuştur çünkü Belgrad, AB ile bütünleşme yolunda uzaklaşmaya başlamıştır. Eylül 2011 yılında Belgrad Güvenlik Forumu’nda Rusya-Sırbistan ve Sırbistan-AB arasındaki olan gelişmelerden hayal kırıklığı yaşayan “Sırbistan Sırp elçisi” lakabı ile tanınan eski Sırbistan Rus Büyükelçisi Aleksandr Konuzin “bu odada herhangi bir Sırp var mı?” diye sorarak Rus tarafın hayal kırıklığını dile getirmiştir. Rusya Sırbistan’daki varlığını koruyabilmek için Putin’in son Belgrad ziyaretinde bu ülkeye ulaşım, enerji ve ekonomi alanlarda Sırbistan’ı bölgenin lideri yükseltmek için 5 milyar dolar yatırım yapacağını vaat etmişti. Ayrıca Sırbistan’a gelişmiş silah vereceğini söyleyerek 2015 Kasım ayında iki ülke arasında 2,5 milyar dolarlık silah anlaşması imzalandı.

Rusya ve Bosna Hersek

Rusyanın Balkanlarda etkin olmaya çalıştığı ve belli ölçüde etkinliği arttırabilecek toplumsal zemini bulduğu ülke ise Bosna Hersek’tir. Bosna Dayton anlaşmasıyla şu anda Balkanların en problemli ülkelerin başına gelmektedir. Dayton’da Sırplar ve Hırvatlar devletin % 49’nu, Boşnaklar ise % 51’ni eline tutacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca devlet içerisinde Sırpların çoğunluk şekilde yaşadığı bölgede ‘Republika Srpska’ adında özerk bir cumhuriyet tanınmıştır. Bosna’da etnik ve dini çatışmalar hiçbir zaman tam olarak dinmedi, tüm bu çatışmalarda Rusya’nın rolü azımsanmayacak derecededir. Rusya özellikle Republika Srpska bölgesinde milliyetçi, ayrılıkçı ve Rusya yanlısı unsurları desteklemektedir. Rusya ülkedeki enerji şirketlerin bir kısmını elinde tutuyor, maddi destek ve kredi yardımı sağlıyor. Ayrıca Republika Srpska ile güvenlik iş birliği giderek güçleniyor.

Balkanlarda Anti-Rusçuluk: Arnavutlar

Balkanlarda Ruslara karşı en keskin karşıtları Arnavutlardır. Bu anlamda gerek Arnavutluk Cumhuriyeti gerekse Kosova Cumhuriyeti Batı bloğun müttefiki olarak konumlanmaktadır. Halk olarak Arnavutlar ABD ve Avrupa Birliğini en fazla savunan ve sempati ile bakan halklardır. CNN’de çıkan bir yazıya göre Müslümanlar ülkeler arasında Arnavutluk ABD’yi en fazla seven ülkedir. Nitekim bunu Arnavutluk başbakanı da teyit etmektedir. Dolayısıyla Arnavutluk NATO üyesi bir ülke olarak bölgede Batı yanlısı başını çekmektedir. Rusya’nın etkisi sınırlı olsa da enerji anlamda nüfuzunu artırma peşinde.

Kosova Rusya’nın müttefiki olan Sırbistan’dan ayrılan ve 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden nüfusun %90’dan fazla Arnavutlardan oluşan bir ülkedir. Rusya 1998-1999 yılında Sırpların Kosovalılara karşı yaptığı katliamlarını desteklemiş hatta aşırı Rus milliyetçileri bizzat bu katliamlarda yer katılmışlardır. Kosova’nın tek taraflı bağımsızlığını ilan etmesi, Rusya’da büyük bir tepkiyle karşılanmıştı. Rusya, Kosova Parlamentosunun tek taraflı bağımsızlık ilanının uluslararası hukuk ihlali olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler Teşkilatından bağımsızlığın geçersiz olduğunu ilan etmesini talep etmiştir. Fakat Rusya’nın Sırbistan’ın bütünlüğünün bozulmasına karşı çıkacağını ve veto hakkını kullanacağını belirtmesine rağmen, Avrupa Birliği ve Amerika’nın, Kosova’nın bağımsızlığını hiç ikilemeden hemen tanıması, Rusya dış politikası için büyük bir darbe olmuştur. Rusya’nın Kosova bağımsızlığına karşı çıkması hem jeo-stratejik hem de psikolojik olarak iki etken önemli idi. Rusya Federasyonu içinde Çeçenistan, Dağıstan, Abhazya ve Osetya gibi 20’den fazla otonom bölge bulunmaktadır. Bu bölgelere Kosova modeli olarak olası adımlara karşı Rusya kendi tedbirini almak zorundadır. Rusya’nın tüm itirazlarına rağmen Kosova bağımsızlığı uluslararası arenada tanınması Rusya dış politikası için psikolojik bir yenilgi sayılmaktadır. Doğal olarak Rus tutumuna karşı Kosova Cumhuriyeti siyasetçileri ve halkı Rusya’ya karşı antipati beslemektedir. Kosova hem AB’ye hem de NATO’ya üye olmak için müzakereler yürütmektedir. Kosova’da Rusya’nın etkisi hiç denecek kadar azdır. Kosova Arnavutları Rusların savaş döneminde ve bağımsızlık sürecindeki tutumlarından dolayı Rus egemenliğine karşıdırlar.


Sonuç

Rusya Balkanlarda tarihi olarak sıcak denizlere açılması için bir kapı olarak gördüğü Balkanları jeo-stratejik olarak önemli bulmaktadır. Rusya bu hedefleri gerçekleştirmek için Balkanlarda yaşayan Slav ırkına mensup milletlerle özel ilişkiler kurabilmektedir. Ayrıca Ortodoks dininde olan milletler ile dini yakınlığını kullanarak Balkanlardaki etkisini arttırmaya çalışmaktadır. Bu anlamda Balkanlarda Rusya yanlısı veya Rusya ile ilişkilerini geliştirilmesini düşünen ve savunan siysetçiler, medya temsilcileri, aydınlar ve sanatçılar her zaman bulabilmektedir. Ayrıca Rusya’nın Balkanlara etki ettiği bir başka araç ise Sol ideoloji veya Komünizm ya da Sosyalist düşüncelerden etkilenen insanlardır. Sol düşünceye sahip aydınlar ve siyasetçiler Rusya ile ilişkiler konusunda her zaman istekli davranmışlardır.
Rusya Putin döneminde her ne kadar ABD ve Avrupa Birliği ülkelerin baskın politikaları olsa da bir yolunu bulup Balkanlarda nüfuzunu arttırmıştır. Özellikle 2008 yılında küresel ekonomide yaşanan kriz sürecinde ve ardından başta Yunanistan olmak üzere birçok ülke krize girmesi Rusya’nın elini güçlendirmiştir. Rusya Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’a hem ekonomik yardım hem de enerji konusunda işbirliği teklif ederek Avrupa Birliği ve NATO’nun Balkanlardaki etkisini azaltacak niteliktedir. Buna rağmen AB bölgede entegrasyon süreciyle birlikte olası riskler ve çatışma potansiyellerini büyük miktarda azaltmaktadır. Üstelik Balkan halkların çoğu bu entegrasyona destek vererek Rus etkisini sınırlandırmaktadır. Slovenya, Hırvatistan, Bulgaristan ve Yunanistan AB ve NATO üyesidir, Arnavutluk AB üyeliği için müzakere aşamasında olup NATO üyesi oldu, Karadağ NATO üyesi ve AB aday ülke, Makedonya aynı şekilde hem NATO’ya hem de AB’ye girmek için müzakere yürütmektedir. Kosovadaki siyasi ve kültürel elitler de AB yanlısı. Dolayısıyla Ukrayna krizinin ardından Batı'nın uyguladığı ağır ambargolar, Ruble'deki büyük değer kaybı ve düşen petrol fiyatlarının yol açtığı ekonomik sorunlarla uğraşan Rusya'nın, bu alanda her fırsatı değerlendirmeye çalışmasına karşın genel anlamda Batı'ya yönelmiş olan batı Balkan ülkeleri üzerinde dayatma gücünün azalacağı öngörmek mümkündür.

*Riad Domazeti, Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmalar Enstitüsü, Doktora Bölümü.

Kaynakça:

Bora, Tanıl, Milliyetçiliğin Provokasyonu, İstanbul, Birikim Yayınları, 1991.

De Haas, M. Russia’s Foreign Security Policy in the 21 Century: Putin, Medvedev and Beyond, Oxon Routledge, 2010.

Dağı, Zeynep. Rusya’nın Dönüşümü. Kimlik, Milliyetçilik ve Dış Politika, Boyut Kitapları, İstanbul, 2002.

Dugın, Aleksandr. Rus Jeopolitiği: Avrasyacı Yaklaşım, Çev: Vügar İmanov, Küre Yayınları, Altıncı Basım, İstanbul, 2010.

Holbrooke, Richard, Bir Savaşı Bitirmek, Çorakçı Dişbudak, Belkıs çev., İstanbul, İş Bankası Kültür Yayınları, 1999. Dergi

Erjada Progonati, Rusya’nın Balkanlar Politikası, Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2015, Sayı 45, s.105-125.

İlyas Kamalov, Soğuk Savaş Sonrasında Rusyanın Balkanlar Politikası, Karadeniz Araştırmaları, sayı 13, Bahar 2007, s. 99-113.

Saadet Rustemova Demirci, Türk Asya Stratejik Araştırmaları Merkezi. 2008.
Vügar İmanov, 2000’li Yıllarda Rusya’nın Balkanlar Politikası: Elveda Rumeli?, Uluslararası Balkan Kongresi, Nisan 2011.

CNN, A Muslim Country that loves America, Frida Ghitis, 30.03.2016.

İntermagazin, Putın Nudı Srbıjı Savez: Rusija će pomoći najmodernijim oružjem i ekonomski!, 18.10.2015.

Timetürk, Rusya Balkan Ülkelerindeki Etkisini Nasıl Arttırıyor, Melahat Kemal, 29.03.2016.

Tanjug, Konuzin Napustio Beogradski Bezbednosni Forum, 15.09.2011.

Telegrafi, Mali i Zi u Pranua ne NATO, Ocak 2016.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş