Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:30, 23 Kasım 2017 Perşembe
11:18, 29 Ağustos 2017 Salı

  • Paylaş
Asya’nın Kanayan Yarası: Arakan
Asya’nın Kanayan Yarası: Arakan

Myanmar’ı, Arakan’ı, Arakanlı Müslümanların sorunlarını ve Türkiye’nin tutumunu, yaşanan olayları genel olarak anlamayı sağlayacak şekilde özetleyerek yaşanan insanlık dramı ile ilgili bir çalışma..

Tunahan Akdaş 

Eski adı ile Burma yeni adı ile Myanmar’ın Rakhine eyaletinde yaşayan Arakan (Rohingya) Müslümanlarının dramı son 5 yıldır dünyanın gözü önünde artarak devam ediyor. Yaşanan zulüm, ülkemizin gündemine düşse de genellikle Ortadoğu’da yaşanan mezalimin yakınlığı ve yoğunluğu nedeni ile hak ettiği ilgiyi göremeyip Arakan Müslümanlarının yaşadıklarına bir nebze de olsa çözüm olacak uluslararası kamuoyu oluşturmaya yetecek düzeye ulaşamamaktadır.

Çalışmamızda Mynmar’ı, Arakan’ı, Arakanlı Müslümanların sorunlarını ve Türkiye’nin tutumunu, yaşanan olayları genel olarak anlamayı sağlayacak şekilde özetleyerek yaşanan insanlık dramı ile ilgili bir farkındalık oluşturmayı amaçlamaktayız. Bu çalışmada tarihsel bir yaklaşım benimsenmiş olup analitik bir çalışma değildir.

Mynamar, sahip olduğu 261.218 km² yüzölçümü ile Güney Asya’da Endonezya’dan sonra en büyük ikinci devlettir. Ülke nüfusu 48.7 milyondur. Ülkenin resmi dili Birmanca olup resmi dil Budizm’dir. Hindistan ile Çin arasında yer alan ülkede her iki kültüründe izleri de görülmektedir. Resmi olarak 135 etnik grup yer almakta olup bu etnik grupların en büyükleri Şan (%8.5), Karen (6.2), Kaçin (%1.4), Rakhine (%4.5), Mon (%2.4), Çin (%2.2) ve Kayah (0.4)’tır. Ülkenin ‘Burma’ olan ismi 1989’da yaşanan darbeden sonar ‘Myanmar’ olarak değiştirilmiştir.

Myanmar Haritası

Ülkenin geçmişinde Moğollar, Portekizliler, Japonlar ve İngilizler önemli bir yer tutar. Ülke tarihinde ilk Burma birliği 11. yüzyılda yaşanmıştır. Ülke, 13. yüzyılda Moğol istilasına uğramıştır. 16. yüzyılda Portekizlilerin desteği ile yeniden siyasi birlik sağlanmıştır. 19. yüzyılın başlarında İngiliz istilası başlamıştır. İngilizler Burmayı önce İngiliz Hindistan’ına bağlamış ve ülke Hint Burması ya da Birminya (İngiliz burması) olarak da anılmıştır. Daha sonra İngiltere Burma’yı Hindistan’dan ayırarak kolonileştirmiştir.

İngiltere Arakan’ın da içinde bulunduğu üç eyaleti ilhak etmiştir. 1942 yılında ülke Japon işgaline maruz kalmıştır. Önceleri İngilizlere karşı Japonlarla savaşan Burmalılar sonra İngilizlerin desteği ile Japonları ülkeden çıkarmıştır. 1948 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan ülkede 2016 yılına kadar askeri bir yönetim hüküm sürmüştür. Ülke 1962’den 2011 yılına kadar askeri cunta idaresinde ağır bir sosyalizm ve Budizm baskısı ile yönetilmiştir.

2010 yılı sonundaki seçimden sonra askeri cunta sonuçların askeri yönetimden sivil yönetime geçiş anlamına geldiğini söylemiş ve 2011 yılında sivil ağırlıklı bir hükümet kurulmuştur. Tüm bu gelişmelere rağmen askerler ülkede ağırlığını devam ettirmiştir. 2016 yılı Mart ayında ülkede seçimle gelen ilk devlet başkanı Htin Kyaw göreve başlamıştır. ABD ve AB tarafından ambargo uygulanan ülkeyi Çin, Rusya ve Hindistan desteklemektedir.

Myanmar’da etnik grupların dağılımı

Arakan Müslümanlarının yaşadığı ve Bangladeş sınırından başlayıp ülkenin neredeyse Bengal Körfezine olan bütün deniz kıyısı boyunca uzanan Rakhine eyaleti 36,778.21 km² yüz ölçümüne sahip olup başkenti Sittwe’dir. 2013 yılı UNİCEF raporlarına göre eyaletin nüfusu 3.222.461 kişidir. Eyalet Myanmar’ın en az gelişmiş eyaletlerinden olup deniz kıyısında bulunması sebebi ile de doğal afetlere açıktır.

Rakhine eyaletinin yüzde 44’ü açlık sınırının altında yaşamaktadır. ‘Arakan’ kelimesi ‘Rokhaing’ kelimesinin İngilizce söylenişinden türemiştir. Rohingya kelimesinin ise Arapça ‘raham’ kelimesinden türediği varsayılmaktadır. Arakan bölgesinin İslam ile tanışması 8. Yüzyıl’da Arap tüccarlar ve dervişler yolu ile olmuştur. Arakan’da hüküm süren Kral Narameikla 1404 yılında tahttan indirildiğinde Müslüman Bengal’e (Bengal, bugünkü Bangladeş ve Doğu Bengal’in olduğu yer) sığınmış ve burada Müslüman olmuştur. 1430’da tekrar tahtına oturması ile Arakan İslam Sultanlığı doğmuştur.

Sultanlık, Burma’nın 1784 yılındaki istilasına kadar varlığını sürdürmüştür. Arakan Müslümanlarının yaşadığı ilk kıyım bu işgal sırasında yaşanmıştır. Bu tarihten sonra Arakan Müslümanlarının dramı şiddeti bazı dönemlerde azalarak bazı dönemlerde katliama varan bir şekilde gerçekleşerek günümüze kadar devam etmiştir. 1926 yılında Arakan bölgesi İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İngilizlerin ülkeyi terk etmesinin arından Budistler, Hintli ve Bengal’li Müslümanlara karşı bir müdahaleye başlamıştır.

Bu Müslümanların evleri ve işyerleri yağmalanmış ve ülkeden kaçmaları sağlanmıştır ancak Budistler bununla yetinmeyerek Arakan Müslümanlarına karşı bir katliam emri vermiştir. 1942 yılında Arakan Müslümanları sistematik bir katliamla karşı karşıya kalmışlar ve bu katliamla birlikte bölgenin demografik yapısında değişme meydana gelmiştir. Katliamdan sonra Müslümanlar ülkenin kuzeyinde yoğunlaşırken Budistler güneyinde yoğunlaşmışlardır.

Arakan Müslümanlarının yaşadığı bir diğer katliam 1978 yılında yaşanmıştır. Burma hükümetinin Müslümanları bölgeden atmak için gerçekleştirdikleri “Nagamin” ya da “Kral Dragon Operasyonu” sonucunda yüzlerce Müslüman öldürülmüş ve 300.000 fazla Müslüman Bangladeş’e kaçmak zorunda kalmıştır. Arakanlı Müslümanlara en büyük darbe ise 1982’de çıkarılan Vatandaşlık Kanunu ile vurulmuştur. Bu kanuna göre ülkede üç tür vatandaşlık vardır: Ulusallar, hakları sınırlı olanlar ve vatandaşlığı kabul edilenler. ‘Ulusallar’, 1823 İngiliz İşgali sırasında ülkede bulunanlar; ‘hakları sınırlı olanlar’, 1948 Vatandaşlık kanunu ile vatandaşlığa alınanalar ve ‘vatandaşlığa kabul edilenler’ ise daha önce vatandaş olmayıp yeni kanunla vatandaş olacakları kapsamaktadır.

Burma hükümeti Arakan Müslümanlarının tarihi varlıklarını yok sayıp onları ‘vatansız’ kabul edilip vatandaşlık haklarından mahrum bırakmıştır. 1991 Kasım ve 1992 Haziran ayları arasında ise toplumsal ayaklanmaları sert bir şekilde bastıran Hükümet, Kuzey Rakhine eyaletinde Burma Ordusunun bir kanadı olan SLORC (Düzenin Restorasyonu) tarafından gerçekleştirilen operasyonlar ile binlerce Arakan Müslümanın için yeni bir kıyıma ve kitlesel göçe yol açmıştır. 2001’de Taliban’ın Afganistan’daki Budist heykelleri patlamasının ardından Hükümet, Müslümanların El-Kaide ile bağlantı olduklarını iddia ederek baskısını arttırmıştır.

Bu baskılar arasında bölgenin tarihi isimlerinin değiştirilmesi de yer almaktadır. Tarihsel olarak ‘Rohingya’ olan eyaletin ismi ‘Rakhine’ olarak, ‘Akyab’ olan eyalet başkentinin ismi ise ‘Sittwe’ olarak değiştirilmiştir.

Günümüzde yaşanan katliamın fitili ise 2012 yılında ateşlenmiştir. Rakhine eyaletindeki Müslüman bir köyün yakınında bulanan bir kadın cesedinin faili olarak yakalan üç Arakan Müslümanından biri dövülerek öldürülmüş diğer ikisi de idam edilmiştir. Bu olaylardan sonra Budistler çok büyük bir Müslüman karşıtı propaganda başlatmışlardır. 3 Haziran 2012’de Arakanlı hacıları taşıyan bir otobüs Budistler tarafından durdurularak 8’i hacı 10 kişi Budistler tarafından dövülerek öldürülmüştür.

Bu durumu protesto etmek için Maungdav şehri Merkez Camii’nde toplanan Müslümanlar polis ve Budist rahipler tarafından saldırıya uğradı. Hükümet bu gösteriyi kendisine bir kalkışma sayarak Arakanlıların cezalandırılmasını emretti ve bundan sonra bir Müslüman avı başlamıştır. Bu insan avı sonucunda binlerce Arakanlı ölürken, üç yüzden fazla köy yakılmış ve yüzbinlerce Arakanlı ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır.

2012 yılı Mayıs ve Haziran aylarında Rakhine eyaletinin başkenti Sittwe ve civarında başlayan ve bölgede yaşayan Budist rahipler eliyle gerçekleştirilen şiddet ve zulüm bu tarihten sonra düşük profilli bir yoğunluk gösterirken Myanmar’ın 2016 yılının Ekim ayında eyaletin Bangladeş sınırı boyunca, karakollara gerçekleştirilen saldırıları bahane ederek gerçekleştirdiği askeri operasyonlar ile iyice tırmanmıştır. Bölge, 2017 yılı Ağustos ayında, yine karakollara gerçekleştirilen saldırılar bahane edilerek onlarca kişinin öldüğü ve göç eden kişilerin üzerine ateş açıldığı haberi ile yeniden dünya gündemine oturmuştur.

Sadece 2016’da başlayan olaylar sonucunda ülkeden kaçan Arakan Müslümanlarının sayısının 170 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Myanmar’da 2012 yılında başlayan baskı ve zulüm nedeni ile ülkeden zorunlu olarak ayrılmak zorunda olan kişi sayısı Dünya Bankası verilerine göre 664.000’dir. Zorunlu göçe (forced displacement) maruz kalan bu insanların bir kısmı ülke içinde zorunlu yer değiştiren kişilerden oluşmaktadır. Ülke dışına göç etmek zorunda kalan insanların 231.948’i Bangladeş’te, 106.349’u Tayland’da ve 88.637’si Malezya’da yaşamaktadır. Ayrıca Sri Lanka, Hindistan, Endonezya ve Avustralya gibi bölgesel komşu ülkelere de göç yaşanmaktadır. Şu an Bangladeş’te 600 bin, Pakistan’da 350 bin ve Suudi Arabistan’da 250 bin, BAE’de 20 bin Arakan Müslümanın yaşadığı tahmin edilmektedir.

Myanmar hükümeti 1962 askeri darbesinden önce Arakan Müslümanlarını azınlıktan sayıp mecliste temsil hakkı da vermekteydi ancak darbeden sonra Arakan Müslümanları İşgalci İngilizler tarafından getirilen göçmenler olarak tanımlandılar. Ayrıca Arap atalardan geldikleri için yabancı oldukları ve Myanmar’a ait olmadıkları iddia edilerek ülkeden kovulması gereken bir topluluk olarak kabul edildiler. Bengal ve Burma etnik kökenleri arasındaki çatışma yüzünden Arakan’lılar tarihsel olarak Bangladeşli olarak görülür ve bu ülkeye ait oldukları söylenir. Ayrıca İngiliz İşgali sırasında, özerklik elde etmek için bu devletle işbirliği yapmaları, 2. Dünya savaşı sırasında da bu iddiaları sürdürmeleri sorunun bir başka boyutudur. Yeni Vatandaşlık kanunu ile vatansız durumuna düşen Arakanlı Müslümanların maruz kaldıkları sorunlar şunlardır:

Köylerin ve Müslümanların ibadet mekânlarının yakılması (yanlışlıkla yansa bile ev devletin sayıldığı için Müslüman cezalandırılır)
Sivil halkın işkence görmesi ve öldürülmesi (Bir şey ile suçlandığında savunma hakkı verilmez doğrudan hapse atılır)
Siyasi tutuklamalar,
Kadınların her konuda zarar görmesi,
Seyahat yasağı uygulanması (pasaporta sahip olamazlar ve bir köyden başka bir köye gitmek için bile izin almak zorundadırlar.)
Sağlık hizmetlerinden yoksunluk (devlet hasatanesine gidemezler)
Devlet dairelerinde çalışma yasağı,
Eğitim hakkının engellenmesi (liseye kadar okuyabilirler)
Özel mülkiyet hakkının engellenmesi (müslüman beton ev yapamaz. Bir işyeri açmak istediğinde bir budist ortağı olmak zorundadır).
Şahsi arazilere el konulması,
Evlenmeleri halinde mali kısıtlama uygulanması, evliliklerin engellenmesi (evlilik için vergi ödenir, her doğan ve ölen kişi için de vergi ödenir)
Askeri kamplarda ve yol yapımlarında zorunlu işçi olarak çalıştırılmalar,
Nüfus sayımına dâhil edilmeme (vatandaş sayılmazlar. Yabancılara aittir yazan ve resmi bir değeri bulunmayan bir kimlik verilir.)
Ağır vergi, haraçlar ve taşınır taşınmaz mallara el konulması,
İnanç özgürlüğünün ihlali (son yirmi yılda yeni ibadethane yapımına izin verilmemiştir.)

Türkiye ise Arakan’da yaşanan zulme sessiz kalmadı ve olayın patlak verdiği ilk günlerden itibaren uluslararası bir kamuoyu oluşturdu. 2012 yılı başında Myanmar’da bir elçilik açan Türkiye yaşana olaylarla ilgili Myanmar’lı yetkililerle iletişim halinde oldu. BM haricinde bölgeye yardım amacıyla girebilen tek ülke olan Türkiye, 2012 Ağustos’unda bölgeye o zamanki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye Erdoğan’ın da bulunduğu bir heyetle bölgeye bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu aynı yılın Kasım ayında bölgeye İTT yetkilileri ile ikinci bir ziyaret daha gerçekleştirmiştir. Eski Dışişleri Bakanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ikinci ziyaretinden önce İTT konferansında yedi maddelik bir öneri paketi sunmuştur:

Öncelikle İİT’nin Myanmar hükümeti nezdinde tüm girişimlerini sürdürmesi, hükümeti, Müslümanlar ile Budistler arasındaki uçurumun daha da artmaması için yeniden harekete geçmeye çağırması
İİT’e üye ülkelerin devlet başkanlarının ortak bir mektup ile Myanmar hükümetine çağrıda bulunması
Myanmar hükümetine gönderilecek mektupta, olayların durdurulması için çeşitli önerilerde bulunulması, Müslümanların haklarının garanti altına alınmasının şart olduğunun bildirilmesi
Myanmar hükümetine karşı beklentilerin çok açık bir şekilde dile getirilmesi, evlerini terk etmeye zorlanan Müslümanların yeniden evlerine dönebilmelerinin önünün açılması

İİT Rohingya Temas Grubu’nun, Müslümanların gerçek durumunu görebilmek için Myanmar’a ziyarette bulunması gerektiğini vurgulayarak, Müslüman liderlerin, sivil toplum örgütlerinin görüşlerini kendi meslektaşları ile paylaşmaları

Nobel Barış Ödülü sahibi Myanmar’lı Aung San Suu Kyii ile temasa geçilmesini ve özellikle ülkedeki Müslüman ve Budist entellektüeller arasında inançlar arası diyaloğun oluşturulması
Müslüman ve Budist toplumlar arasında diyalogların başlatılması

2016 yılında ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ülkeye bir ziyaret gerçekleştirerek demokratik bir seçimle gelen ilk devlet başkanı Kyaw’ı ziyaret etmiştir. Türkiye bölgeye devamlı olarak yardım göndermekte ve konuyu uluslararası toplumun gündeminde tutmaya çalışmaktadır. Myanmar ile Arakan Müslümanları haricinde asıl bağımız 1. Dünya savaşında İngilizlere esir düşen ve zorla çalıştırılmak üzere Myanmar’a götürülen 220 askerimizin yattığı Thayet Şehitliği’dir. Meikhtila Şehitliğinin düzenlenmesi için ise izin beklenmektedir.

Kaynak: www.stratejikortak.com



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş