Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:17, 19 Şubat 2018 Pazartesi
15:34, 23 Ocak 2018 Salı

  • Paylaş
Abdullah Sak ile Şahsiyet Akademisi üzerine
Abdullah Sak ile Şahsiyet Akademisi üzerine

Hüdayi Vakfı bünyesinde sürdürülmekte olan Şahsiyet Akademisi gençlik ihyâ programının eğitim koordinatörü Abdullah Sak ile Şahsiyet Akademisi üzerine bir mülakat yaptık

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Kültür sanat editörümüz İbrahim Ethem Gören, Hüdayi Vakfı Şahsiyet Akademisi eğitim koordinatörü, savunma sanatları uzmanı, Boğaziçi üniversitesi öğrencisi Abdullah Sak ile savunma sanatları ve Şahsiyet Akademisi üzerine hasbihal etti.

Boğaziçi Üniversitesi tarih bölümü son sınıf öğrencisi Abdullah Sak nevi şahsına münhasır bir öğrenci. Bir yandan BÜ’de tahsil görürken diğer taraftan savunma sanatları alanında Türkiye’nin önemli serbest dövüş ustalarından birisi. Savunma Sanatları Akademisi bünyesinde yayınladıkları videoları yüzbinlerce kişi seyrediyor. Sak, başka bir taraftan da Hüdayi Vakfı bünyesinde sürdürülmekte olan Şahsiyet Akademisi gençlik ihyâ programının eğitim koordinatörü.

Abdullah Sak ile savunma sanatları ve Şahsiyet Akademisi üzerine hasbihal ettik.

Abdullah Bey kardeşim sizi tanıyabilir miyiz?

1994 yılında Antalya’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Antalya’da tamamladıktan sonra eğitim hayatımın devamı ekseriyette İstanbul’da olmak üzere ve muhtelif coğrafyalarda devam etti. Eğitim metodolojisi, erken dönem çocukluk eğitimi, dil eğitimi, beden ve sağlık eğitimi, savunma sanatları eğitimi, Kuran’ı Kerim eğitimi gibi genel başlıkta eğitimde toparlanabilecek farklı alanlarla ilgileniyor ve çalışıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde tarih lisans son sınıf olmakla birlikte, Şahsiyet Akademisi adındaki eğitim kurumumuzda eğitim biriminden ve ders içeriklerini hazırlamaktan sorumluyum.

8’İNCİ SINIFTA HAYATIM NURETTİN YILDIZ HOCA İLE KESİŞTİ

Hangi saiklerle İstanbul’a geldiniz?

Pek çok öğrenci bir nevi gurbetçi sıfatıyla memleketlerinden ayrılıp İstanbul’a gelir. 13 yaşıma geldiğimde bulunduğum ortam ve şehirdeki yaşantıyı terk etmeyi hicret gibi görmüştüm ve bu vasıta ile gidebileceğim makul bir yer düşünmekteydim. İslâmî ilimler ve hafızlık eğitimi için liseyi hiçe sayarak Mısır’a veya Endonezya’ya gitmeyi bile planlıyordum. Hafızlık yapmak için arayışım devam ederken ortaokulda hayatım Nureddin Yıldız Hoca ile kesişti ve 8. sınıfın sonunda, İstanbul’a Sosyal Doku vakfına gelerek hayatımda yeni bir sürece başladım.

İki günün birbirine müsavi olmaması gerekiyor. Sizin de bu minval üzere bir hayat tarzınız var. Bir taraftan talebesiniz, diğer taraftan serbest dövüşle ilgileniyorsunuz, bir yandan öğrencilerle ilgileniyorsunuz, başka bir taraftan da Şahsiyet Akademisi’nde eğitimle ilg-ileniyorsunuz. Serbest dövüşten başlayalım dilerseniz. Serbest dövüş nedir?

Savunma sanatlarındaki pek çok kavram yurt dışından ithal ediliyor. Pek çok farklı branşta sanat çalıştığım ve bunları harmanlayarak kullandığım için serbest dövüş ismini kullanmayı uygun görüyorum. Bununla birlikte müsabaka kurallarının kısıtlayıcılığını kaldırdığı ve gerçek hayata sanatları aktarmayı sağladığı için bu isim bana alan açmıştı. Benim için serbest dövüş: Herhangi bir savunma sanatını kısıtlayıcı etkenlere ve kurallara bağlı kalmaksızın gerçek hayatta kullanabilmenin adıdır.

Serbest dövüşte ne arıyorsunuz?

Serbest dövüşte benim aradığım ve buna yüklediğim anlam herhangi bir yumruk savurmaktan veya kavgaya karışarak problem çıkarmaktan çok ötede. İyi insanın kötü ile mücadelesine imkân kılmasından bu sanatların felsefesine, öz güven kazanmaktan sağlıklı ve dinç olmaya kadar hayatı kuşatan bir bakış kazandırması benim aradığım yönüdür.

Aradıklarınızın ne kadarını buldunuz?

Aradığımın çok daha fazlasını bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Savunma sanatları çalışmak öğrencilerimin kimlik ve karakterlerinin inşasından dik duruşlarına, sağlıklı ve enerjik olmaktan merdiven basamaklarına basış şekline kadar sirayet eden bir süreç oldu. Hayatımda karşılaştığım hemen her haksızlığa elimle müdahale etmekten hiç çekinmedim; tabi bu noktada hoş hatıralardan bahsedemem fakat benim önümde bir insanın tartaklanması, bir adamın eşini dövmesi mümkün olmadı, tabi bu vesileyle ister istemez çok kavgaya da karışmış oluyorum.

Güzel hatıralarınız da vardır mutlaka…

Güzel olarak bahsedebileceğim çok şey var: Mesela geçtiğimiz günler defaatle yaşadığım kazalardan birini daha tecrübe ettim. Normalde bir insanın iki ay hastahanede yatmasına sebep olacak bir darbeyi ufak bir burkulma ile atlatmış oldum. Başıma ortalama bir kaza geldiği zaman çevremle dahi paylaşma ihtiyacı hissetmem, çünkü savunma sanatları insanın kaza çekincesini, bedeninize verdiği esneklik ve güçle epey ortadan kaldırır.

SAVUNMA DA BİR SANATTIR!

Siz buna savunma sanatı diyorsunuz. Savunma gerçekten bir sanat mıdır? Yahut hangi hususiyetlerle böyle bir özellik kazanabilir?

Çalıştığım uzak Doğu kökenli branşlar çok kapsayıcıdır. İlkeleri, ahlâk anlayışı ve dini prensipleri ile kabaca fiziksel tanımın çok ötesindedir ve bu sebeple sanattır diyebilirim. Savunma sanatları tıptan meditasyona, silah kullanımından anatomiye kadar çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Savunma psikolojik ve fiziksel süreçlerin tümünü kapsayarak hareket ve güce kontrol ve ahenk katar. Bizim branşlarda el vuruşlarından taklalara kadar estetiği görebilir ve ritmi rahatlıkla okuyabilirsiniz.

Diğer taraftan yayınladığınız videolarla geniş bir takipçi kitlesine sahipsiniz. Yayınlarınıza ne türden dönüşler alıyorsunuz?

Yayınlarımızı ekseriyette Youtube platformunda yapıyoruz. Türkiye’de nitelikli izleyici kitlesinin henüz yeterince gelişmemesi nitelikli dönütü de haliyle etkiliyor. Fakat takipçilerimizden epey güzel geri dönüşler de alıyoruz. Genellikle takdir içeren ifadeler, savunma sanatlarına dair sorular ve teknik eleştiriler dönütlerdeki ana paydayı oluşturuyor. Tabi takipçilerimden felsefe kitaplarına varana dek çeşitli hediyeler de alıyorum.

Eyvallah. Gençler sporla ne kadar iç içe… Spor ya da sanat, yahut nitelikli bir meşgale ile uğraşan gençler ne türden ilave katma değerler kazanır?

Gençlerimiz günümüz eğitim sisteminin yapısı dolayısıyla spordan çok uzaklar. Teşvik yerine çoğu zaman veli engeli de bu uzaklığa sebep olan başka bir etken. Gençlere doğru şekilde imkân sunulduğu takdirde sporlara ve sanatlara oldukça ilgililer. Bazı öğrencilerim şiire ilgi duyarken aynı zamanda kemankeş olabiliyor. Ressam olup profesyonel güreşçi de olabiliyor. Bu tip gençler hayata karşı çok daha güçlü duruyorlar, zararlı alışkanlıkların tümünden epey uzaklar. Meslekî katkısı ve iş imkânları da oluyor bir sanat ya da spor bilmenin.

Savunma Sanatı çalışmanın gençlerin hayatında ne kadar yeri var?

Türkiye’de çok sayıda profesyonel savunma sanatı ustası var, fakat öğrenciler çoğu zaman uzun soluklu olarak bu ustalarla çalışamıyorlar. Not ve okul kaygısı velileri çocuklarını spordan koparmaya itiyor. Gençlerden bu noktada ailesine rağmen ve okul saatlerine rağmen profesyonel sporcular çıksa da bu sayı çok nadir denebilir.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NDE SAVUNMA SANATLARI EĞİTİMİ ALMAK İSTEYEN ÇOK ÖĞRENCİ VAR

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri savunma sanatlarına ilgi gösteriyor mu?

Okul çevremde savunma sanatları çalıştığımı bilen pek kişi yoktur, daha doğrusu okulda efendi, çalışkan öğrenci rolünde kalmayı tercih ediyorum. Çünkü 16 yıllık dövüşçü olduğumu öğrenenler ilk başta çekimser yaklaşıyorlar. Bazen kanaldan dolayı simaen tanıyıp tanışmaya gelenler oluyor, eğitim almak isteyen Boğaziçili arkadaşım ise epey fazla sayıda. Okul yönetimine giderek ders verebileceğimi ve ders grubu açabileceğimi 3-4 defa belirttim.

Okulun geri dönüşü nasıl oldu?

Cevaben benim branşıma okul dâhilinde izin verilemeyeceği söylendiği için vazgeçtim.

Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

Savunma sanatlarında 5 branşta ustalık sahibiyim ve bu branşlardan 2 tanesi henüz Türkiye’ye gelmedi. 1 branşın ise Türkiye’deki ilk çalışanı ve ustası olduğum için Kore’den Türkiye temsilciğini almıştım. Aynı zamanda, müsabık sporculuktan ziyade insanlara en pratik şekilde tehlikelere karşı koymayı ve kendilerini savunmayı anlattığım için farklı bir ilgi kesbediyor. Bir diğer ilgi ve alaka nedeni ise; bizim branşımızın savunma yönünün ve pratik oluşunun kadınlara da rahatlıkla hitab edebilmesi ve güçten ziyade estetiği esas alması diyebilirim.

Bu alanda ders vermeyi düşünüyor musunuz?

2013 senesinden bu yana yakınlarıma ders veriyorum fakat bir mekân ve düzenimiz olmadı. Yeni kuracağımız salonu inşaallah bugünlerde Fatih’te açacağız.

HEDEFİMİZ İYİ İNSANLARLA İYİ İNSANLARI TANIŞTIRMAK

Hüdayi Vakfı’nın destekleriyle gerçekleştirilen Şahsiyet Akademisi’nin eğitim birimi ve ar-ge sorumlususunuz. Önce isimden başlayalım istersiniz. Neden Şahsiyet Akademisi?

Eğitimde; karakter sahibi olmak, manevi değerler, kardeşlik, samimiyet gibi kavramlar önemini yitirdiği için biz böyle bir ismi tercih ettik. Aslında fizikten coğrafyaya, okçuluktan web yazılıma kadar çok kapsamlı bir ders programı takip etsek de slogan olarak iyi insanlarla iyi insanları tanıştırmayı ilke edindiğimizi belirtiyoruz.

KARİYERDEN ÖNCE KARAKTERE ÖNCELİK VERİYORUZ

Yani; matematikten önce ahlâka, kariyerden önce karaktere öncelik atfettiğimiz için bu ismi tercih ettik.

ŞAHSİYET AKADEMİSİ MANEVİ DAMARLARI ZEDELENEN TOPLUMA YİTİRDİKLERİNİ TEKRAR KAZANDIRMAK İÇİN YOLA ÇIKTI

Böyle bir çalışmaya neden gerek duyuldu?

Çevremize baktığımızda eğitim kurumlarının yaygınlaştığını ve profesyonelleştiğini görüyoruz. Fakat aradığımız belli niteliklere; mesela öğrencinin ahlâkî ve şahsiyet gelişimini önceleyen kurumlara ve eğitim modellerine erişmemiz pek mümkün olmuyor. Şahsiyet Akademisi manevi damarları zedelenen toplumumuza (bizim çift kanatlı eğitim modeli olarak tasvir ettiğimiz) maddî ve manevî yönüyle bir bütün olan bireyler kazandırmak niyetiyle yola çıktı.

Şahsiyet Akademisi’nde neler yapıyorsunuz?

Bir Akademi olmamız hasebiyle uyguladığımız 4 yıllık bir eğitim programımız var. Her yıl 10 ay süresince devam eden programımızda 50’den fazla seçmeli ve zorunlu dersimiz bulunuyor.

Öğrencilerimize gelecekte düşündükleri alanlara yönelik altyapı derslerinden (hendese atölyesi, siyaset, edebiyat gibi) sanat, spor ve okul takviye derslerine; İslâmî ilimlerden girişimcilik atölyelerine kadar kapsamlı bir program sunuyoruz. Buradaki derslerin veriminin takibi, öğrencilerimizin kişisel gelişim ve rehberliğinin yanı sıra sosyal-kültürel etkinliklere yer veriyoruz. Rehber kişilerle tanışan ve vakit geçiren öğrencilerimizin sadece sohbetler ve kitaplar üzerinden değil bizzat yaşayan şahsiyetlerle geçirdikleri zaman sürecinde kendilerini ve şahsiyetlerini geliştirmesine zemin hazırlıyoruz.

Müfredat hakkında bilgi verir misiniz?

4 basamaklı eğitim modeli dediğimiz bir sistemimiz var. Derslerimiz: Zihnî gelişime hitap eden; dil dersleri, fizik, matematik, siyaset bilimi, web yazılım, hendese gibi dersler, karakter gelişimini esas alan; şahsiyet okumaları, İngilizce tefsir, Arapça Hadis, Kuran’ı Kerim, şahsiyet gelişim dersleri gibi dersler, sosyal ve sanat yönünü destekleyen; hitabet, sinema atölyesi, ney, hat, girişimcilik atölyesi gibi çalışmalar ve beden gelişimini esas alan; savunma sanatları ve Osmanlı klasik okçuluğu gibi bazı örneklerini zikrettiğimiz çoklu ve seçmeli bir yapıdadır.

Ders konusunda Şahsiyet Akademisi’nin alametifarikası nedir?

Müfredatımız lise çağındaki bir öğrencimiz için üniversite sisteminin prototipinde esnek bir yapı sunmasıyla farklılaşıyor.

Şahsiyet Akademisi’ne kabul şartları nelerdir?

Liseye İstanbul’da başlayacak olan erkek öğrencilerimiz Eylül-Ekim aylarında kayıt sürecine Şahsiyet Akademisi sitesinden dâhil olarak sözlü mülakat ve yazılı sınavlara katılıyorlar. Öğrencinin liseye geçiş sınav puanı, geçmişteki gönüllülük çalışmaları, ilgilendiği sanat ve spor branşları alım sürecinde oldukça ağırlığa sahip. Sözlü ve yazılı sınavların ardından katılmaya hak kazanan öğrencilerimize sonuçları haber ederek alım sürecini tamamlıyor ve yeni eğitim yılımıza başlıyoruz.

Akademiye gelen gençler hangi kazanımlara sahip olacak?

Kazanımlarını çok somut bir şekilde bizim ortaya koymamız pek mümkün değil diye düşünüyorum. Neticede bizim ilk ilkemiz öğrencilerimizi iyi insanlarla tanıştırmak ve ahlaki gelişimlerine ve olgunlaşmalarına ortam sağlamak. Fakat Türkiye’nin en iyi üniversitelerine bu yıl dereceyle yerleştirdiğimiz öğrencilerimiz şuan yabancı dil altyapılarının yanı sıra bir spor dalında ilerlemiş, bir sanat dalına ciddi derecede hakim olan, onlarca kitap okumuş ve sayısız kültürel ve sosyal etkinliğe katılmış durumda mezun oldular. Öğrencilerimize ne kazanabileceklerini söylememiz ve öngörmemiz zor olmakla birlikte, hayallerini sınırlamamak ve kendi zirvelerine günden güne ilerlemelerini sağlamak sunduğumuz imkanlarla gayet mümkün oluyor.

Akademi’nin merkezi de çok özel bir mekân. Burada kim/kimler yaşamış?

Akademi eğitim binamız Aziz Mahmud Hüdai hazretlerinin bizzat ailesiyle yaşamış olduğu ve müridleriyle dersler yaptığı binadır. Aziz Mahmud Hüdai’nin kabri, camii şerifi ve eski aşhane bulunduğumuz mahaldedir. Bu manevi miras ve atmosfer bizlere İstanbul’un belki sadece Eyüp Sultan’ında hissedebileceğimiz eşsiz bir his veriyor. Bu havanın bizlere kattığı değer ve ruh için bile eğitim binamızda vakit geçirmek isteyebiliyoruz. Bizi manevi olarak terbiye eden unsurlardan birisi hiç süphesiz Aziz Mahmud Hüdai’nin mirası ve hanesinin hissettirdiği huzurdur.

Böylesi bir mekânda gençlerle ilgileniyor olmak size ne türden sorumluluklar yüklüyor?

Hata yapmak insanı epey korkutuyor. Bir öğrenci olarak da öğrencilerimden yaşça fazla büyük değilim, bu durum da hızlı akan kanımıza istikamet vermede bize çok sorumluluk yüklüyor. Maziden atiye bir köprü olmak, örnek olmak, kendimizi geliştirmede almamız gereken mesafe hakikaten zorlu. Her şeyde öğrencinizden iyi olmak zorundasınız ki sözünüz kıymet etsin, böyle bir mücadele ve koşuşturmacayla geçiyor yıllar. Elhamdülillah devamlı genç dostlarımla olmak da ciddi bir enerji veriyor. Hep dinamik ve heyecanlıyım, sıklıkla da arkadaşlarım sorar nedir sendeki bu enerji diye. Bu ruh halini öğrencilerimle ciddi alakalı buluyorum. Mesela geçenlerde yine zorlu bir işim vardı; ciddi miktarda yazıyı word programına geçirmem ve ses kaydını da yazıya ilave etmem gerekiyordu. Öğrencilerimle birlikte 2 günlük iş yükünü yarım saatte bitirdik, öğrencilerimin sorumluluğunun verdiği ağırlık yanında böyle güzellikleri de çokça oluyor.

Sizin ilave etmek istediğiniz neler var?

Genç bir kardeşiniz ve arkadaşınız olarak kıymetli okuyucularımız karşısında böyle bir soruya güzel bir cevap vermek epey zor olacak. Benim naçizane gördüğüm kendi gelişimimizde çok yönlü olmayı bir miktar ıskaladığımız ve kendi köşemize sıkışmışlığımızdır. Çok yönlü olamamak bakış açımızı kısıtlayan, kendi söylemlerimizde hapsolmamıza sebep olan ve kendi sınırlarımızı aşmamızı engelleyen bir durum olarak önümüzde duruyor diye düşünüyorum. Bir enstrüman kullanan, sporcu, çok dil bilen ve onlarla amel eden, sanatçı, dindar, ilim ehli müslümanları tarihi kadimde kaybettik. Bir gayret ile o seviyeyi yakalamak için mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Epey uzun bir röportaj oldu, bu sebeple sürç-ü lisan etmişsem af ola demek isterim. Değerli karilerimiz sabır ile okuyabilmişlerse verdiğim meşakkat sebebiyle kendilerinden özür diliyor ve ayriyeten teşekkür etmek istiyorum. Allaha emanet olunuz.

İlginiz için teşekkür ediyorum.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş