Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


21:20, 27 Mart 2017 Pazartesi
Güncelleme: 11:29, 24 Şubat 2017 Cuma

  • Paylaş
Son Cinayet ve Malezya-Kuzey Kore İlişkileri
Son Cinayet ve Malezya-Kuzey Kore İlişkileri

Kuzey Kore Başkanının üvey kardeşinin Malezya'da öldürülmesinin ardından iki ülke arasında meydana gelen krizin nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

Mehmet Özay – Kuala Lumpur

Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da işlenen cinayet sonrasında başlatılan soruşturma süreci çeşitli yönleriyle ‘cinayet ötesi’ krizler halini alma eğilimi göstererek Malezya ve Kuzey Kore arasında siyasi krize doğru evriliyor. Bu durum akıllara, hiç kuşku yok ki 2014 yılında biri ‘kaybolan’ diğeri Ukrayna’nın doğusunda düşürülen iki uçakla ilgili olarak, Malezya’nın Çin ve dolaylı olarak da Rusya ile yaşanan gerginliğini akla getiriyor.

Bu cinayet çerçevesinde Malezya makamlarının istihbarat konusunda, başta Güney Kore olmak üzere bazı ülkelerle ‘yakın’ işbirliği içerisinde olduğu görülüyor. Bu vechesiyle bile cinayet sonrası gelişmeler zanlıların bulunmasıyla sınırlı olmayacak. Aksine Kuzey Kore’nin ulusalararası kamuoyunda var olan olumsuz imajının daha da artmasına neden olacaktır. Bu anlamda, özellikle şu ana kadar Güney Kore’nin cinayetten doğrudan Kuzey Kore yönetimini sorumlu tutması, Kuzey Kore’yi “teröre destek veren ülkeler” listesine eklemesi gibi bir sonuca yol açabilecektir.

Güney Kore böyle bir hedefi açıkça ortaya koyarken, hiç kuşku yok ki, Kuzey Kore’ye müdahale bağlamında ABD yönetiminin dikkatine çekmeye çalıştığı da ihtimaller arasında bulunuyor. Bir diğer hedef ise, Malezya ile Kuzey Kore arasındaki ‘bağı’ sona erdirmek olduğu konusunda kuşku yok. Kuzey Kore’nin uluslararası arenada daha da yalnızlaşması Güney Kore için talep edilmeyecek bir husus değil.

Bu kriz sürecini değerlendirmeden önce, cinayetle ilgili doğrudan ortaya konulan göz altılara kısaca değinmekte fayda var. Kuzey Kore devlet başkanının üvey abisi olduğu iddia edilen Kim Jong-nam’ın, Kuala Lumpur uluslararası havalimanında 13 Şubat Pazartesi günü sabah saatlerinde bilet işlemlerini yapmakta olduğu sırada iki kadın tarafından kimyasal bir madde ile öldürülmesi üzerine şu ana kadar dört göz altı var. Kuzey Kore vatandaşı dört kişinin olay günü Jakarta-Dubai- Vladivostok üzerinden Pyongyang’a geçtikleri ve interpol aracılığıyla arandıkları ifade edilmişti.

Emniyet Genel Müdürü Çarşamba günü yaptığı basın toplantısında, olayla ilgili olarak Kuzey Kore’nin Malezya büyükelçiliği ikinci sekreteri ve Kuzey Kore havayolları çalışanı bir kişinin görüşlerine başvurulacağını açıklandı. Büyükelçilik makamlarının bu işbirliğine olumsuz yanıt vermesi halinde ise, ikinci sekreter hakkında tutuklama kararı çıkartılacak. Bu göz altılar ve şüphelilerin varlığına rağmen, Kim Jong-nam olduğu belirtilen kurbanın ne şekilde hayatını kaybettiği ise henüz açıklığa kavuşturulabilmiş değil. İki kadın tarafından kullanıldığı belirtilen kimyasal maddenin nasıl bir zehir etkisi içerdiğine dair veriler emniyete ulaştırılmadı. Öte yandan, havalimanı güvenlik kameralarındaki görüntülerin uluslararası medyaya sızdırılması da Malezya’daki “güvenlik” konusuna yeni bir sorun olarak eklenmiş durumda.

Kuzey Kore yönetiminden bugüne kadar konuyla ilgili doğrudan herhangi bir açıklama gelmezken, cinayet sürecini ‘Kuala Lumpur’daki büyükelçi Kang Chol ile yönetmeyi tercih ettikleri anlaşılıyor. Bu süreç aynı zamanda, Malezya emniyetince sürdürülen soruşturmanın farklı bir yöne doğru evrilmesiyle de doğrudan bağlantılı. Geçen Cuma günü Kuzey Kore’nin Malezya büyükelçisinin soruşturmayla ilgili olarak Malezya makamlarını suçlayan açıklaması sürecin ilk aşamasını teşkil ediyordu.

Büyükelçi, geçen Cuma günü konuyla ilgili açıklamalarında Malezya makamlarının soruşturma sürecindeki yaklaşımlarına yönelik sorgulayıcı bir uslüb kullandı. Bu çerçevede, söz konusu cinayete kurban giden kişinin cesedi üzerinde yapılmakta olan otopsi sonuçlarını tanımayacaklarını, cenazenin derhal kendilerine iade edilmesi gerektiğini söylerken, soruşturma sürecinde ‘yakın işbirliği’ önerisinde bulunmaktan da geri durmadı. Bu eleştirilerin ardından, eleştirilerini Pazartesi ve Salı günü de devam ettirmesi, Malezya’nın “dış güçlerin etkisi altında olduğu”, “konuyu politize ettiği ve Kuzey Kore’nin çıkarlarını ihlâl edecek şekilde düşmanı Güney Kore ile işbirliği yaptığı” yönündeki açıklaması krizin derinleşmekte olduğunu ortaya koyuyordu.

Bu süreçte, Başbakan Necib bin Rezzak ve Dışişleri Bakanı Hanifah Aman, büyükelçinin bu çıkışı karşısında ‘diplomatik nezaket’ten uzaklığa dikkat çekerken, Büyükelçi Kang Chol, açıklamaları nedeniyle Malezya Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Malezya yönetimi, Kuzey Kore’ye doğrudan bir mesaj verme adına da Pyongyang’daki büyükelçisini de ‘görüşmeler’ yapmak için ülkeye geri çağırdı.

Kuzey Kore’nin bu süreçte geri adım atmayacağı anlaşılıyor. Öyle ki, dün emniyet genel müdürünün basın toplantısından kısa bir süre once Kuzey Kore büyükelçiliğince basına dağıtılan yazılı açıklamada, “Malezya’nın uluslararası anlaşmalara aykırı hareket ettiği”, “Kuzey Kore’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği”, “Güney Kore’yle işbirliği yaptığı” şeklindeki açıklaması iki taraf arasında suların durulması yerine daha da sert yaklaşımların sergilenmesine yol açtı. Açıklamada, henüz cinayete kurban giden şahsın nasıl öldürüldüğüne dair otopsi raporunun açıklanmaması yeniden gündeme taşınırken, göz altındaki iki kadın ve bir Kuzey Korelinin salıverilmesi talebi de yer alıyordu.

Başta Malezya kamuoyu olmak üzere, bölge ülkelerince de dikkatle izlenen cinayette suçluların izinin sürülmesinde cinayete kurban giden kişinin ‘gerçek kimliği’, Kuzey Kore elçilik çalışanlarının da içinde bulunduğu bazı Kuzey Korelilerin cinayet saatlerinde havalimanında olduklarını ortaya koyan güvenlik kameraları görüntüleride dikkati çeken noktalar olarak görülüyor. Sonuç olarak  hadise üzerine yapılan yorumlar başta olmak üzere bugüne kadarki tüm gelişmeler, cinayetin Malezya ve Kuzey Kore arasında siyasi bir kriz halini almakta olduğunu ortaya koyuyor.

Bu noktada iki ülke arasındaki ilişkilere kısaca değinmekte fayda var. İki ülke arasında siyasi ilişkiler noktasında en önemli husus iki ülke arasında vize muafiyetinin olması ve Kuzey Kore havayolları merkez ofisinin Kuala Lumpur’da bulunması geliyor. Ticaret alanında ise, örneğin Kuzey Kore, Malezya’dan otomotiv, palmiye yağı ve kauçuk ithal ediyor. Söz konusu ticari ve ekonomik ilişkilerin varlığından dolayı bugüne kadar Malezya’nın bölgede ve uluslararası arenada Kuzey Kore ile ilgili endişelere en azından ‘kayıtsız’ kaldığı şeklinde yorumlanabiliyordu.

Öte yandan, cinayetle ilgili olarak iki komşu ülke Endonezya ve Vietnam yönetimleriyle de bazı temaslar dikkat çekiyor. Özellikle, göz altına alınan Endonezya ve Vietnam vatandaşı iki kadın şüpheliyle ilgili olarak iki ülke yetkilileri Malezya makamları nezdinde girişimde bulundular. Siti Ayşe adındaki Endonezyalının, bir ‘oyuna’ kurban gittiği yolunda Endonezya’da en üst düzeyden yapılan açıklama ve basında çıkan haberlere rağmen, Malezya emniyet müdürlüğünün aksi iddiaları iki ülke arasında düşük profilli bir kriz halini almış durumda. Şu ana kadar cinayeti doğrudan işleyen iki kişi oldukları anlaşılan bu iki kadın zanlıyla Endonezya ve Vietnam makamlarının yanı sıra, Kuzey Kore büyükelçiliğinin de görüşme talepleri Malezya yönetimince reddedilmiş durumda.

Söz konusu cinayet son dönemdeki istihbarat mücadelesinin en yoğun yaşandığı bir süreci ortaya koyuyor. Bununla birlikte, gözaltındaki kişilerin cinayetteki rolü, olayın plânlayıcıları olduğu iddia edilen Kuzey Koreliler, öldürülen kişinin ‘gerçek kimliği’, bu cinayeti işleyen veya işleten çevreler ve hedefler konusundaki belirsizlikler devam ediyor. Ancak olayın aydınlanmasında öyle gözüküyor ki halen bekleyen otopsi raporu ile öldürülen şahsın birincil dereceden yakınından alınacak DNA örnekleri büyük rol oynayacak. Malezya makamlarının, tıpkı uçak kazalarında olduğu gibi bu badireyi de en iyi şekilde atlatacakları hususunda genel bir kanı hakim. Olayların ne şekil alacağını ve nasıl sonuçlanacağını ilerleyen zaman içinde hep birlikte göreceğiz. 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş