Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


22:25, 23 Ağustos 2017 Çarşamba
09:36, 27 Şubat 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Dijital diplomasi
Dijital diplomasi

Dünyanın her bir noktasını birbirine ulayan tekno-iletişim devrimi diplomasiyi dijital dünyada var olmaya iterken diğer yanda tekno-iletişimin aktörlerini diplomasi ve güvenlik sahasında varlıklarını artırmaya zorluyor

 Sinan Özdemir | Brüksel

Diplomasi İtalya'da doğdu; Vestfalya'da modern şeklini aldı. Zamanla tutucu, kapalı, küçük kulüp alışkanlığından kurtulup(Viyana-Berlin Kongreleri) kuşatıcı, beynelmilel özelliğine kavuştu.

Bugün Birleşmiş Milletler yalnızca güvenlik konularının görüşüldüğü bir yer değil bütün eksikliklerine rağmen Global Çağın getirdiği ortaksorunların (iklim, su, gıda, göç...) tartışıldığı;  küçük adımlarla da olsa "ortak kader" anlayışının kabul gördüğü bir  platform olma yolunda hızla ilerliyor. Sözkonusu küresel sistemin birinci aktörleri devletler. Ancak dünyanın her bir noktasını birbirine ulayan tekno-iletişim devrimi diplomasiyi dijital dünyada var olmaya iterken diğer yanda tekno-iletişimin aktörlerini diplomasi ve güvenlik sahasında varlıklarını artırmaya zorluyor. Her iki tutumu birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bill Gates'in Münih Güvenlik Zirvesi'ndeki yeri kadar Danimarka'nın Silicon Vadisi'ne gerçekleştirmeye hazırlandığı açılım yeni bir eşikte olduğumuzu düşündürüyor.  Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın bir yandan ana akım Amerikan medyasına savaş açarken Twitter üzerinden Amerikalılara ve dış dünyaya seslenmesi Silicon Vadisi'nin ağırlığını artırıyor. Global Çağ'da bireyler kadar devletler de sosyal medya üzerinde niddialarını,seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Dijital diplomasi bu minvalde önemli "imkanlar" sunuyor

Televizyonun hayatlarımıza girmesi siyasal iletişimi dönüştürdüğü gibi sosyal medyanın giderek artan kuşatıcılığı siyaset kadar diplomasiyi de aktif olmaya, varlık göstermeye zorluyor. Televizyon sayesinde geniş kitleler ilk kez diplomasinin yüzüyle tanıştılar. Uzlaşma sağlandığında kapalı kapılar kameralara açılırken, kriz zamanlarında basın odasında beklemeye mecbur edildiler. Birinci Körfez Krizi'yle canlı yayın ve haber kanallarının hayatlarımıza girmesi ikinci bir devrim olarak değerlendirilebilir. Bu noktada, içinden geçtiğimiz asrın yeni iletişim araçları, asrın ruhuna uygun olarak, aynı rolü oynamaya aday. Karar vericiler için Twitter başlıca iletişim kanallarının başında yer alıyor. Diplomasi gibi düne kadar "takip etme" fikrinin mümkün olmadığı monarşiler de sosyal medyada varlıklarını artırıyorlar. (İngiliz kraliyet ailesi ve Ürdün Kraliçesi Rania el Abdullah dünyada en fazla takipçisi olan ilk yirmi isim arasında yer alıyor). Nitelik ve nicelik bakımından farklılıklar arzetse de liderler gibi diplomatlarında artık binlerce takipçisi var.

Dijital diplomasinin aktörleri, diplomatik kanallar yerine doğrudan seslenerek, kamuoyu diplomasisinden farklı olarak, küresel ölçekte diplomasi ağı oluşturmaya ve yaşanlar karşında "gerçeği" ifade etmeye çalışıyorlar. Bu sayede hem kendi kamuoylarını hem dışdünyayı etkilemeyi hedefliyorlar.Dijital diplomasi geçen yıl en aktif yıllarından birini geçirdi. Büyük devletler ile İran arasında sağlanan nükleer anlaşma, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında dışişlerimizin duruma ilişkin yaptığı paylaşımlar, Halep'te yaşanan dram, Cenevre’deki Suriye görüşmeleri gibi son dönemde Meksika-Amerika Birleşik Devletleri hattında yaşanan duvar krizi çerçevesinde paylaşılan Tweet’ler örnek gösterebilir. Yüz kırk karakterle seslenmenin doğurabileceği iletişim kazaları gözönünde bulundurulduğuna ciddi bir ön hazırlık da gerektiriyor. Görselin giderek artan gücü karşısında yazının fotoğrafla desteklenmesi yazıya güç kazandırıyor.

Ne var ki, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ınTwitter'de kullandığı siyaset dili iletişim kazalarının ötesinde diplomatik sorunlara kapı aralayacak türden. Siyasi ve diplomatik aktörlerin Twitter üzerinden takipçileriyle kurdukları ilişki kadar gelen tepkileri de ölçme şansını elde etmeleri küresel ölçekte bir kamuoyunun oluşmasına da olanak sunuyor. Örneğin, Amerika'nın yedi Müslüman devletin vatandaşlarına getirdiği giriş yasağının ardından küresel ölçekte yükselen tepkilerin sosyal medya ayağı yabana atılamaz. Ayrıca, dijital diplomasi dünyanın neresinde olursa olsun düşünce kuruluşları, diplomasi muhabirleri veya uluslararası ilişkiler sahasında çalışma yürütenlerle diplomatlar arasında bilgi paylaşmını, etkileşimlerini kolaylaştırırken ağ kurma olanağını da sunuyor. Aynı durum dışişleri bakanları içinde geçerli. Ortalama bir bakan 34 mevkidaşı tarafından takip ediliyor.

Karar vericilerle tekno-iletişim gücünü elinde bulunduranların (Silicon Vadisi, ABD) ilişkisi de son yıllarda dönüşüm sinyalleri veriyor. Son örneği Münih Güvenlik Zirvesi'nde yaşandı. Microsoft'un sahibi Bill Gates'in isteğiyle gündeme alınan bir soru askeri uzmanlar ve diplomatlar tarafından tartışıldı.

Cevabı aranan soru :"herhangi bir çatışma bölgesinde ebola virüsü görülse ne olur ?". Ebola virüsü hatırlanacağı gibi 2014-2015 döneminde Afrika'nın Güney Batı bölümünde görülmüştü ve hızla Liberya, Sierra Leone ve Gine'ye yayılarak toplam 11 bin insanın hayatına mal olmuştu. Sorunun Bill Gates'in Silicon Vadisi'ndeki çalışmalarıyla ilintili olmadığı çok açık. Küresel ölçekte, uzun zamandan bu yana, salgın hastalıklarla karşı karşıya gelmemiş olmamızdan yola çıkarak bu soruyu sorma gereği duyduğunu ifade eden Gates sağlığın güvenlik meselelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini düşünüyor.

İnsani yardım konularında duyarlılığıyla bilinen işadamının bu soruyu gündeme aldırması bile başlı başına bir dönüşümün sinyali. Tekno-iletişim dünyasınınaktörleri global çağda yalnızca sosyal , ekonomik ve kültürel meselelerle ilgilenmiyor askerleri uzmanların ve diplomatların konusu sayılabilecek hususlarla da ilgililer. Silicon Vadisi'nin Amerikan Başkanı Donald Trump'ın göçmen yasasına gösterdiği tepki de aynı çizgide değerlendirilmelidir. Meseleyi salt kalifiye eleman arayışı olarak değerlendirmek yanıltıcı olacaktır. Obama döneminde Twitter'in NSA-Silicon Vadisi ilişkisini sorgulaması ve sınırları yeniden tanzim etme arayışı bugüne kadar paylaşılmayan gücü paylaşıma açma çabası olarak da değerlendirmek mümkün. Unutulmamalıki, tekno-iletişimin aktörleri global çağın en önemli değeri sayılan bilgi gücünü ellerinde bulunduruyorlar. Milyarlarca insanın bilgilerine sahip olan Silicon Vadisi , zamanın ruhuna uygun olarak merkez-çevre ilişkisinden kurtulup eşitler arası bir ilişkiye geçmeyi arzuluyor.

Bu noktada , Şubat ayı başında ajansların bir kaç satırla duyurdukları bir haber yeni bir eşiğe gelindiğinide düşündürüyor. Haber Danımarka'nın Silicon Vadisi'ne büyükelçi atayacağını bildiriyordu. Bu "avangardist çıkış" ister istemez devletlerle tekno-iletişim gücünü elinde bulundurulanların ilişkisini yeniden belirleyecektir. Danımarka'dan sonra diğer İskandinav ülkelerinin de takip edeceklerini düşünebiliriz. Global Çağ'ın siyasî, iktisadî ve içtimaî düzenleri doğrudan etkilediği bir dönemde diplomasinin bundan etkilenmemesi düşünülemezdi. Bugüne kadar kenarda durmaya zorlanan aktörlerin kendilerini de doğrudan ilgilendiren siyasî, iktidasî ve içtimaî konularda,giderek giriftleşen dünyada diplomasinin 20. yüzyıldan devraldığı yapı ve anlayışla kendini dönüştürmeden asrın sorunlarıyla mücadele edemiyeceği fikrine dayanarak, karar mekanizmalarına dahil edilmeyi bekliyorlar.

Bu minvalde, Global Çağ'da yeni aktörlerin devreye girmesi güç mücadelesinde cepheyi genişletiyor. Dijital diplomasi ilk evresini tamamlamış (aktörlerin sosyal medyaya taşınması)ikinci evresini yaşıyor. Taraflar artık en etkin biçimde kendilerini , tezlerini nasıl ifade edebilecekleri üzerinde çalışıyorlar. Son yıllarda internette giderek artan yalan haberler gibi dijital diplomasinin de amacından saparak propaganda aracına dönüşme riski yok değil. Son kertede, küresel güçler arasında giderek artan rekabet zamanla "gerçeğe" ermemizi kolaylaştırmayacak bilakis güçleştirecektir !



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş