Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


21:21, 27 Mart 2017 Pazartesi
Güncelleme: 09:53, 01 Mart 2017 Çarşamba

  • Paylaş
Katılım bankacılığı
Katılım bankacılığı

Katılım Bankalarının geleceği parlak. Faizsiz bankacılığın önündeki en büyük engel ise Faizle kar payının aynı olduğuna dair algı.

Yaşar Süngü

Küresel katılım bankacılığı yani faizsiz, dünyadaki adaletsiz ekonomik düzenin baş sorumlusu olduğunun yeni yeni fark edilmesiyle piyasalarda yerini almaya başladı.

Katılım Bankacılığının tarihsel gelişimi de ilginç.

Günümüz Katılım Bankacılığı prensiplerinin uygulandığı ilk kurumsal yapılar para vakıfları.

İlk para vakfı İstanbul’un fethinden hemen sonra,1456 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından 24.000 altın tutarı ile kurulmuş.

Vakıf, yeniçeri ocaklarına verilen etlerin temini için kasaplara finansman sağlıyormuş. Sayıları ve önemi giderek artan para vakıfları 19. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürdü.

Zamanla ekonomik hayat içindeki etkinliğini kaybetti ve ortadan kalktı.

1972 yılında petrol gelirlerinin ani artışı ve yüksek likiditenin etkisi ile modern anlamda kurulan ilk faizsiz banka Nasser Social Bank, Kahire’de faaliyete geçti.

1975 yılında 43 Müslüman ülkenin katılımı ile İslam Kalkınma Bankası kuruldu.

1983 yılında Türkiye’de ilk Özel Finans Kurumları hayata geçti.

2005 yılında gerçekleştirilen mevzuat değişikliği ile Özel Finans Kurumları, Katılım Bankası adını aldı.

REKABET DEVLET BANKALARI İLE ARTTI

Türkiye’de uzun yıllar Batan İhlas Finans’ı saymazsak Albaraka, Kuveyt Türk ve Türkiye Finans’ın temsil ettiği faizsiz bankacılığa son dönemde devlet bankaları da el attı.

Halk Bankası’nın Halk Katılımı, Vakıflar Bankası’nın Vakıf Katılımı ve Ziraat Bankası’nın Ziraat Katılım Bankası ile faizsiz finans sektörü genişledi ve güçlendi.

KATILIM BANKACILIĞI NEDİR NE İŞ YAPAR?

Katılım bankacılığı, faizsizlik prensiplerine göre çalışan, bu prensiplere uygun her türlü bankacılık faaliyetlerini gerçekleştiren, kar ve zarara katılma esasına göre fon toplayıp, ticaret, ortaklık ve finansal kiralama yöntemleriyle fon kullandıran bir bankacılık modelidir.

Modern islâmî bankacılık, ilk defa 1970'li yıllarda ortaya çıktı. Sebep olarak da petrol fiyatlarındaki artıştan sonra Körfez ülkelerinde meydana gelen sermaye birikimi gösterilir. Kullanılan ilk yöntemler emek ve sermaye ortaklığı (mudarabe) ve sanayi yatırımlarında gereken sermayenin bir kısmının karşılama (müşareke) şeklinde olmüştur.[1]

DÜNYADA ÜÇ BÖLGEDE FAİZSİZ BANKACILIK YAYILDI

Körfez bölgesi: Burası faizsiz bankacılığın başladığı yerdir. Faizsiz finans, bu bölgede Abu Dhabi, Bahreyn, Dubai, Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan'da yaygın olur ayrıca Ortadoğu'nun bâzı ülkelerinde de yaygınlaşmıştır.

Uzakdoğu bölgesi: Brunei, Endonezya, Malezya ve Singapur'dan oluşan bu bölgede Müslümanlar hem varlıklı, hem de nüfusun hatırı sayılır bir çoğunluğunu ellerinde bulundurmalarından dolayı faizsiz bankacılık burada da yayılmıştır.

Batı piyasası: Londra merkezli Batı piyasalarında artık büyüyen faizsiz borç pazarını göz ardı etmek istemediğinden konvansiyonel bankaların alt birimleri bu esasa uygun işlemler yapmaya başladı.

KÜRESEL ALANDA 1 TRİLYON DOLARA YAKLAŞTI

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY’nin ‘Gelişen Ülkelerde Bankacılık: FinTech ve Katılım Bankacılığı 2017’ raporuna göre; küresel katılım bankacılığı aktifleri 2015 yılında 930 milyar dolara ulaştı.

Raporda; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya aktifler bakımından katılım bankacılığının en büyük pazarları olarak öne çıkarken, Türkiye’nin katılım bankacılığı aktiflerinin 2011-2015 yılları arasında %21 artış gösterdiği belirtiliyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE PAYI YÜZDE 71’E ÇIKTI

2011 yılında 572 milyar dolar olan katılım bankacılığı aktiflerinin kayda değer bir yükseliş gösterdiğinin belirtildiği raporda; büyüme oranlarının 2015’te önceki yıllara göre tüm bölgeler genelinde düşüş gösterdiği ifade ediliyor.

Malezya ve Endonezya’nın içerisinde bulunduğu Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerinin katılım bankacılığındaki aktif büyüklüğü 2015 yılında gerileme gösterirken, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) bölgesinin katılım bankacılığındaki payı % 71’e yükseldi.

Rapora göre; Suudi Arabistan, BAE ve Malezya aktifler bakımından katılım bankacılığının en büyük pazarlarını oluşturuyor ve küresel pazar payları ise sırasıyla %34,2 %17,2 %13,3 seviyelerinde bulunuyor.

TÜRKİYE’DE DE HIZLI BÜYÜYOR

Türkiye’nin katılım bankacılığı aktiflerinin 2011-2015 yılları arasındaki Türk Lirası cinsinden yıllık bileşik büyüme oranı %21 seviyesinde gerçekleşerek, Suudi Arabistan (%16), BAE(%17), Katar (%17) ve Endonezya’yı (%17) geride bıraktı. Pakistan, Malezya, Kuveyt ve Bahreyn’in aktifleri ise aynı dönemde sırasıyla %26, %13, % 7 ve % 4 büyüme gösterdi.

Bununla birlikte raporda; Türkiye’nin küresel katılım bankacılığındaki pazar payının % 4,5 seviyesinde olduğu belirtiliyor.

FAİZSİZ FİNANS PAZARINDA TALEP ÇOK BÜYÜK

Raporla ilgili değerlendirmede bulunan EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Selim Elhadef’e göre bugün, iki milyardan fazla bireyin halen bir banka hesabı bulunmuyor.

Ayrıca karşılanmamış finansal ihtiyaçları bulunan 200 milyondan fazla küçük, orta ve büyük ölçekli işletme bulunuyor.

Dolayısıyla İslam ile uyumlu finansal bir sisteme olan talep oldukça büyük. Bu anlamda (finansal teknoloji) FinTech inovasyonları özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki katılım bankaları için büyük fırsatlar barındırıyor.

Raporda, katılım bankalarının ileri veri analizi, robotik süreç otomasyonu, bulut bilişim, yapay zekâ ve block-chain gibi alanlarda kapsamlı bir finansal strateji uygulamaya başlaması gerekliliğine vurgu yapılıyor.

İslam ile uyumlu küresel 3 trilyon dolar aktifin yaklaşık üçte biri gayri resmi veya tahmini olarak raporlanıyor ve bu durum, katılım bankalarının doğru stratejik kararlar vermede gösterdikleri performansın sınırlı olduğuna işaret ediyor.

Y KUŞAĞI DİJİTAL BANKAYI SEVİYOR

Öte yandan Y kuşağının finansal işlemlerini dijital platformlardan gerçekleştirmeyi tercih ettiğinin belirtildiği raporda, küresel olarak bankaların FinTech inovasyonlarını Y kuşağının dijital bankacılık hizmetlerinde farklılaşan ihtiyaçlarını karşılamada kullandıklarının altı çiziliyor. Bu da faizsiz finanssektörünün büyümesinin dijitalleşmeye bağlı olduğunu gösteriyor.

KAR PAYI İLE FAİZİN AYRI OLDUĞUNU ANLATAMADILAR

Ancak bu kadar büyüme potansiyeline rağmen Katılım bankacılığının önündeki en büyük engel halen aşılabilmiş değil.

Nedir o?

Faizsiz finans sektörü temsilcilerinin halka kar payı ile faizin ayrı olduğunu anlatamamaları, sektörün önündeki en büyük engel.

Bu engel kalkmadığı sürece de faizsiz bankaların büyümeleri çok zor.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş