Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:03, 23 Mayıs 2017 Salı
Güncelleme: 13:05, 27 Nisan 2017 Perşembe

  • Paylaş
Siyasî çıkmazların gölgesinde iki Fransa
Siyasî çıkmazların gölgesinde iki Fransa

Pazar günü Fransa'da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda sistem karşıtları yükselirken merkez partileri sandıktan yenilgiyle çıktı. Fransa 24 Nisan sabahı çok parçalı bir siyasi tabloyla uyandı.

Sinan Özdemir | Brüksel

Fransa Pazar günü gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turundan parçalanarak çıktı.  Sistem karşıtları yükselirken merkez partileri sandıktan yenilgiyle çıktı.. İlk turu geçen ve yarışı sürdürecek olan iki isim iki farklı Fransa’ya göndermede bulunuyor.  Bir yanda adaylığı uzun zaman belirsizliğini koruyan ve bir önceki hükümette görev yapmış olan Emmanuel  Macron , diğer yanda  Ulusalcı Cephe’nin (aşırı sağ) adayı Marine Lepen bulunuyor. Birincisi şehirli nüfusun oylarını alırken ikincisi kırsalda üstünlüğünü koruyor. Yarışı kaybeden siyasi partiler içinde solun  solunda yer alan Sol Cephe hariç diğer bütün partiler aşırı sağın kazanmasını önlemek için Macron’u destekleyeceklerini açıkladılar. Bu noktada eğer büyük bir sürpriz  yaşanmazsa Macron Cumhurbaşkanı olacak. Ancak ortaya çıkan çok parçalı tablo siyaset sosyolojisi açısından,   seçmen davranışlarına ilişkin önemli göstergeler sunuyor.

Merkez  partileri için ilk tur tam bir yenilgiyle sonuçlandı. Merkez sağ ilk defa Beşinci  Cumhuriyet’te ikinci tura çıkamadığı  gibi sol oyları , 1969’da olduğu gibi , yüzde onun altona düştü. Sağın adayın François Fillon’un daha dört ay önce seçimleri kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak evdeki hesap yolsuzluk suçlamaları sebebiyle tutmadı. Son dakikaya  kadar önseçimlerde olduğu gibi bir sürprizin  yaşanacağını düşündü. Lakin öyle olmadı. Kampanya boyunca komplo teorilerine yaslanarak içinde bulunduğu durumu her ne kadar izah etmeye çalıştıysa da kimseleri ikna edemedi. Milletvekilleri bile kehren destek vererek kurtarılabilecek olanı kurtarmaya çalıştılar.  Şimdi sağda hesaplaşma vakti. Parlamento seçimlerine hangi ismin öncülüğünde gideceklerine karar vermeye çalışıyorlar.

Sosyalistler çok daha büyük bir hezimet yaşadılar. Hollande’nin tekrar aday olmaması solda farklı isimlerin adaylığını mümkün kıldı. Yarışı dördüncü sırada bitiren ve oyların yüzde 20’sini alan Sol Cephe’nin adayı Jean-Luc  Melanchon’un sosyalist Partisi’ne vurduğu darbe François Mitterand’ın solun soluna   vurduğu darbenin rövanşı olarak da  değerlendirilebilir. Aşırı solun bu denli güç toplaması yalnızca sistem karşıtlığıyla izah edilemez. Kendini dönüştürmesi ve katılımcı demokrasiyi öncelemesi diğer partilerle kıyaslandığında farkındalık oluşturuyor. Yeni teknolojileri kullanması, kendi gündemini oluşturabilmesi genç seçmeni etkiliyor. Sosyalistlerin programıyla kıyaslandığında güncel sorunlara cevap araması ve devrimci olmakla birlikte anlaşılır olması artı puan sağladı.  Sol Cephe’nin genel seçimlerde Pazar günü aldığı sonucu tekrarlaması yeni alternatif bir muhalefetin de önünü açacaktır. Bu senaryonun gerçekleşmesi  sosyalistler için felaket olur.

Ne var ki, Fransa’nın tercihi  Beşinci  Cumhuriyet’in geleceğini tartışmaya açtı.  İkili parti sistemi etrafında şekillenen siyaset bu seçimle büyük darbe aldı. Sistem karşıtı söylemleriyle dikkat  çeken partilerin toplam aldıkları oy yüzde 60’ın üzerinde. Bu gerçek sistemin beklentilere cevap veremediğini gösteriyor. Aşırı sol  şeçim kampanyasında doğrudan seçmenlerden Altıncı Cumhuriyete  geçmek için oy talep etmesi muhalefet görevini üstlenmesi durumunda konuyu gündemde tutacağını düşündürüyor. Macron’un sistem karşıtı söylemi şu an için elini güçlendirse de seçilmesi durumunda. istikbaliyle eski sistemde kalmak isteyen siyasi çevrelerin baskısı altında   karara zorlanacak. Yerine ikame edilecek yeni sisteme dair en net konuşmayı Sol Cephe yaptı. Cumhurbaşkanının  yetkilerini yeniden düzenlemenin yanı sıra katılımcı demokrasiyi artırmayı vaad ediyor.

İlk turun önemli sonuçlarından biri de Avrupa Birliği ilişkilerine dair beliren yüzde 55/45 taraftar/karşıt kırılması. Aşırı sağ ve Sol Cephe egemenlik vurgusuyla ilişkiletin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyorlar. İlk turun galibi Macron’un AB taraftarı olması Brüksel ve Berlin’i rahatlatıyor.  Özellikle Brexit ve Donald Trump’ın seçilmesinden sonra Avrupa’da eseceğiz düşünülen popülist rüzgarın esmemesi suların durulduğu izlenimini verse de gerçekte giderek güçlenmeye devam ediyor. Avusturya ve Hollanda seçimlerini kıl payı kaybeden aşırı sağ ve popülist partilerin Brüksel’in önceliklerini gözden geçirmemesi durumunda bir sonraki seçimde iktidar olabileceğini düşündürüyor. Ancak şu an için sandıktan Macron'un çıkması Şansölye  Merkel’in gelecek hafta Rusya Devlet Başkan'ı Vladimir Putin ile yapacağı görüşmede elini güçlendiriyor. Rusya doğrudan herhangi bir tercihte bulunmadıysa da Le Pen veya  Fillon’u tercih ettiği biliniyor. Türkiye-Fransa ilişkilerinde bir gerilim beklenmese de Hollande döneminde olduğu gibi ekonomiyi önde tutan ilişkinin sürüdürüleceğini , Avrupa Birliği’ndeki tutumunda bir değişikliğin olmayacağı ve  Almanya’dan yana tavır alacağını düşünmek mümkün.

Fransa’da yaşayan Müslümanlar’ın bu seçimde hangi partiye oy verdikleri bilinmiyor. Ancak sosyalistleri sağcılara tercih ettikleri biliniyor. Bu noktada Macron dahil sosyalistler veya Sol Cephe’ye yönelmiş olmaları olasılık dışı değil. Hollande’nin seçilmesine büyük umut bağlamışlardı ; ancak hayal kırıklığı yaşadılar. Müslüman oyları hernekadar yüzde iki dolaylarında olsa da seçim öncesi bütün siyasi partilerin odağı oldular. Aşırı sağın lideri dışında bütün adaylar  görüşme talebinde bulundular. Terör saldırıları sonrasında özellikle Başbakan Manuel Valls’ın Müslümanları her fırsatta parmakla göstermesi toplumsal barışı yaraladı. Yeni cumhurbaşkanının bunu aşacağına inanmak istiyorlar. Uzun yıllar siyasete mesafeli duran dini organizasyonlar taraf olmasalar da  artık kamusal alanda varlıklarını artırmaya ve seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Son kertede, Fransa 24 Nisan sabahı çok parçalı bir siyasi tabloyla uyandı. Sistem karşıtı olarak kendini tanımlayan partilerin zaferi merkez partilerini gölgede bıraktı. Her iki seçmenden biri sistem karşıtı, her iki seçmenden biri Avrupa karşıtı. Şehir/kırsal dikotomisi hiç olmadığı kadar kendini hissettiriyor. Korkan ve umut duyan iki Fransa var.  Macron’un ilk turun sonunda aldığı yüzde 23,86’lık sonuç yarıştı birinci bitirmesini sağlasa da diğer siyasi partilerin aşırı sağın ikinci turda kazanmasını önlemek için destek vereceklerini açıklamaları parlamento seçimlerinde daha yüksek  bir sonuç almasını gerektiriyor. Parlamento seçimlerinde gerekli çoğunluğu sağlayamaması hareket şansını kısıtlamakla kalmaz  geleceğini de zora sokacaktır. Ama daha  önemlisi büyük kentlerden yükselen umuda cevap verememesi kırsalda, banliyölerde bekleyen aşırı sağın şehirlere  girişini kolaylaştıracaktır.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş