Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:55, 11 Aralık 2017 Pazartesi
12:37, 12 Haziran 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Theresa May için sonun başlangıcı mı ?
Theresa May için sonun başlangıcı mı ?

İngiltere'de Theresa May 'in aldığı sonuca bakanlar 2019'a kadar iktidarda kalabileceğini bilmesine rağmen, yedi hafta önce aldığı erken seçim kararıyla İngiltere'yi neden seçime götürdüğü sorusunu sormayı sürdürüyorlar

Sinan Özdemir / Brüksel

Brexit referandumu sonrası İngiltere'de gerçekleşen ilk genel seçimlerde Başbakan Theresa May'in sandıktan çıkacağına inandığı istikrardan çok belirsizlik çıktı. Hafta içinde Brüksel'de başlayacak "ayrılık" müzakereleri bağlamında hem siyasi hayatın geleceğine dair ciddi belirsizlikler yaşanıyor. Özellikle iktidardaki Muhafazakar Parti'nin 2015 seçimleriye kıyaslandığında aldığı sonuç, Nigele Evans'ın (Muhafazakar Parti Millet vekili) "ayağımıza değil kafamıza kurşun sıktık" açıklaması, parti içi muhalefetin giderek sertleşeceği ve seçim akşamı istifa etmeyerek kalacağını açıklayan May için sonun başlangıcı olduğunu düşünmek mümkün.

Jeremy Corbyn'in iç ve dış (medya, finans çevereleri) muhalefete rağmen İşçi Partisi'nin oyları artırması, bir sonraki seçimlerde iktidar olma şansını artırması, seçimlerin en önemli sonucunu oluşturmasa da yabana atılamıyacak değerde bir dönüşümün habercisi.

Diğer partilerde de başarıdan çok hezimetten bahsetmek gerekiyor. Ukip ve İskoç Ulusal Partisi için hezimet büyük. Birincisi parlamentodaki tek sandalyesini kaybederken ikincisi oylarını artırmak şöyle dursun parlamentodaki vekil sayısının üçte birini kaybetti. Kaybettiği yalnızca sandalye sayısı değil aynı zamanda yeni bir bağımsızlık referandumu hayali de, bu minvalde, büyük yara aldı.

Theresa May 'in aldığı sonuca bakanlar 2019'a kadar iktidarda kalabileceğini bilmesine rağmen, yedi hafta önce aldığı erken seçim kararıyla İngiltere'yi neden seçime götürdüğü sorusunu sormayı sürdürüyorlar. Geç sorulmuş bir soru ama bu soruya iki yanıt vermek mümkün. Birinci yanıt ve en fazla dillendirilen Brexit müzakereleri öncesi vekil sayısını artırarak, elini güçlendirme istemi olarak ifade edilebilir. Ne var ki, bu zaten seçim öncesi yayımlanan anketlere bakarak varılabilecek bir çıkarsama idi. Asıl niyetinin, birinci yanıta bağlı kalarak, seçim sonrası elini güçlendirerek referandum sürecinde öne çıkan bazı isimleri (Boris Johnson, David Davis, Philip Hammond) pasifize ederek , gerekirse uzaklaştırarak, kendi iktidarını güçlendimek idi. Sekiz bakanın seçilemediği bir ortamda sıfırdan kabine kurarak dönüşüm mesajı vermek yerine potansiyel muhalif isimleri kabinede tutması seçimi kaybetse bile kontrolü kaybetmeme arzusunun işareti. Belli ki, söz konusu isimleri yanında tutarak gürültü çıkarmalarını engellemek istiyor.

Theresa May'i seleflerinden farklı kılan don kişot vari bir siyasetin öncüsü olmasıdır. Gerçeklikle başı belada. Kısa sürelerde söylediklerini yalanlama kapasitesi yüksek! Bu durumun seçmenin gözünden kaçmadığı aldığı sonuçtan anlaşılıyor. Öyleki seçim öncesi bir grup gencin hazırladığı "She is a liar" (o bir yalancı) adlı parça kısa sürede hit parçalar arasına girerek BBC’yi bile politika değiştirmeye zorladı.

May'in göreve geldiği günden seçim kararını verdiği güne kadar seçime gidilmeyeceğini her platformda vurgularken bir anda "istkarar için" fikir değiştirmesi veya Brexit'e karşı çıkarken şimdilerde "katı bir brexit" taraftarı olması kafaları karıştırıyor. Son yıllarda yalnızca İngiltere'de değil başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çok sayıda ülkede benzer profile sahip siyasetçiye rastlamak mümkün. Birinci sırada yer almasa da top 10’da yer aldığı kesin!

Bu minvalde May'in tutarsızlığı Corbyn'in yıldızını parlattı. Savunduğu sosyal ve ekonomik politikalar sebebiyle İngiliz basını tarafından dışlanan Corbyn merkezin tutumuna rağmen bütün ilgilerin odağı olmayı başardı. Özellikle gençleri önemsemesi, siyasete dahil etmesi, sorunlarını parti programına alarak çözüm araması farkedilmesini sağladı. Amerika'da Bernie Sanders'in oluşturmayı başardığı ilgiye benzer bir ilginin odağı. İşçi Partisi önseçimlerinde "Jez we can" sloganıyla Corbyn'i liderliğe taşıyan da aynı gençler. İşçi Partisi'nin vekil sayısını artrıması ve 2015'te Ed Miliband'ın elde ettiği sonucun üstüne çıkması Corbyn'in elini güçlendiriyor.

Yaşanan dönüşümün farkında olan muhalifler sessizliğe gömülmüş durumda. Brexit referandumunda ilgisiz kalmakla suçlanan gençler için rövanş zamanı. Parlamento tartışmalarında çok başarılı olmasa da sahada çok daha yüksek bir performansa sahip olduğunu gösterdi. Öyle ki, May'e kapılar kapanırken ona açıldı. En geç sonbaharda yeni bir seçime gidileceğine inanan ve iktidara giden yolun ara sokaklardan geçtiğini bilen Corbyn gölge kabinenin dışında bir sonraki seçimlere kadar sahada kalma kararı aldı.

Muhafazakar Parti'nin 2015 seçimlerinde elde ettiği başarıyı birkaç ayda telef eden May artık azınlık hükümetiyle yola devam etmek durumunda. Kraliçe II. Elizabeth'ten hükümeti kurma görevi alan May azınlık hükümetine dışarıdan destek verecek Kuzey İrlandalı Demokratik Birlik Partisi’yle görüşmelere başladı. Demokratik Birlik Partisi, Londra'ya yakın bir siyasi oluşum olmakla birlikte vereceği desteği bir dizi şarta bağlayarak bir kazan-kazana dönüştürme niyetinde.

Kuzey İrlandalıların yüzde 56'sının Avrupa Birliği'nde kalma yönünde oy kullandıkları düşünüldüğünde May'in "hard Brexit" beklentisini gerçekleştirebilmesi Birlik Partisi'nin elini güçlendirmesiyle mümkün olabilir. AB karşıtı olmakla birlikte özellikle tarım ve serbest dolaşım konularında garantiler isteyeceğini düşünebiliriz. Birlik Partisi, koalisyon oluşumlarında olduğu gibi, desteğini gayrı resmi bir mutabakata dayandırmak istiyor. Desteğini Krallığın geleceği için verdiği söylemesi, Kuzey İrlanda'nın Ocak ayından bu yana içinden geçtiği siyasi kriz göz önünde bulundurulduğunda, çelişkili görünüyor. Ancak Sinn Fein'e yakınlığıyla bilinen Corbyn'in yerine May'i tercih etmesi anlaşılır.

Seçim sonucu etkileyen bir diğer faktörde hiç kuşkusuz son üç ayda yaşanan üç terör saldırısı oldu. Theresa May'in altı yıl içişleri bakanlığı yaptığı düşünüldüğünde yaşananlarda sorumlu tutulması anlaşılır. Kemer sıkma politikaları çerçevesinde, kesintilerle düzlüğe çıkarılmaya çalışılan ekomini, gri alanlar oluşturdu. Ancak MI5'ın son altı ayda 5 ; son beş yılda 18 saldırı hazırlığını boşa çıkardığı düşünüldüğünde en son kesinti yapılması gereken bakanlıkta kesintilerin yapılması izahı güç bir durum oluşturuyor.

Saldırılar sonrasında İngiltere'de yaşayan Müslümanlar hedef tahtasına oturtulmasa da soğuk bir havanın estiği bir gerçek. May ve Corbyn'in tutumları değerlendirildiğinde, Corbyn'in dengeli May'ın daha katı bir tutum içinde meseleye yaklaştığı ifade edilebilir. Sandıktan çıkan sonuca bakarak İngilizlerin daha fazla güvenlik söylemine geçit vermeyerek, hürriyetleri askıya almayan, daha dengeli bir siyasetten yana tavır aldıkları söylenebilir.

İngilizler Brexit sonrası gerçekleşen ilk genel seçimlerin sabahında, Brexit referandumunda olduğu gibi, çok daha parçalı bir tabloya gözlerini açtılar. Ortaya çıkan tablo 1974 ve 1995 genel seçimlerinde olduğu gibi belirsizliği ortadan kaldırmadı bilakis artırdı. Her iki seçimde olduğu gibi ortaya çıkan belirsizliğin en kısa zamanda bertaraf edilmesi gerekecek. Gerçeklikle başı belada olan May'in 2015'te Muhafazakar Parti'nin elde ettiği başarıyı artırması beklenirken seçimlerden yenilgiyle çıkması gibi bir sonraki seçimde, azınlık hükümetinden kurtulmak isterken, iktidardan uzaklaştırılması ihtimal dışı değil.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş