Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


04:15, 18 Aralık 2017 Pazartesi
11:33, 25 Eylül 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Katalonya'da referandum bozgunu
Katalonya'da referandum bozgunu

Katalonyalılar sorunun salt hukuki düzlemde ele alınmasından rahatsızlık duyuyorlar. Ne var ki Madrid hukuki müdahaleleriyle Katalonya Bölgesel Yönetimi'ni köşeye sıkıştırmayı hedefliyor. Bu çıkışlar merkezi yönetime puan kazandırsa da Katalonya sokaklarında bu tutum referandum karşıtlığından çok demokrasi karşıtlığı olarak değerlendiriliyor.

Sinan Özdemir / Brüksel

Katalonya'nın bağımsızlık yolunda gerçekleştirmeye hazırlandığı referandum Madrid'in müdahalesiyle kontrolden çıktı. Yargı Anayasa'nın verdiği yetkilere dayanarak hukuksuz ilan ettiği referandumun oy pusulalarını toplatmakla kalmadı, Katalonya'da bu yönde yayın  yapan internet sitelerini kapatıp, on dört bakana yüksek para cezaları vererek,  gazeteleri toplatarak süreci etkisizleştirmeye çalışıyor. Buna karşın Katalonya Bölgesi Başkanı Carles Puigdemont sürecin işlemeye devam ettiğini ve her şartta referandumun gerçekleştirileceğini ifade ediyor. Bağımsızlık taraftarlarıyla statüko taraftaraları arasında yaşanan bilek güreşinden bir kazan-kazanın çıkması mümkün görünmüyor. Yaşanan bölünmüşlük  Ağustos ayında Katalonya'yı vuran terör saldırılarında da  kendini göstermişti. Ölenlerin anısına gerçekleştirilen törenlerde kral ve başbakan yuhalanmış ; dünya Katalonya gerçeğiyle tanışmıştı.   

Katalonyalılar sorunun salt hukuki düzlemde ele alınmasından rahatsızlık duyuyorlar. Ne var ki Madrid  hukuki müdahaleleriyle Katalonya Bölgesel Yönetimi'ni köşeye sıkıştırmayı hedefliyor. Bu çıkışlar merkezi yönetime puan kazandırsa da Katalonya sokaklarında bu tutum referandum karşıtlığından çok demokrasi karşıtlığı olarak değerlendiriliyor. Bu cihetiyle taraf olmayanları da taraf olmaya zorluyor. Üç yıl önce gerçekleşen ve referandum provası sayılan yoklamadan yüzde 47 evet çıkmıştı. Son yayımlanan kamoyu yoklamaları 1 Ekim'de planlanan referandumun  gerçekleşmesi durumunda bu oranın  yüzde 50'lerin üstüne çıkacağını gösteriyor. Bu noktada,  Barselona-Madrid hattında yaşanan psikolojik savaş belirsizliği artırıyor. Katalonya'nın konuyu siyasi düzlemde tartışma çağrısına Madrid'in kulaklarını tıkaması ,  aksi seda bulamaması , Bask Bölgesi'ne karşı sergilenen tutumla kıyaslandığında, ikinci sınıf muamelesi görmesi bağımsızlık fikrini pekiştiriyor.

Ülke ekonomisindeki yeri  (yüzde 18,82) ve  krallığın parçası olması sebebiyle İspanya'nın Katalonya'dan vazgeçmesi mümkün değil. İspanya topraklarının yüzde 6,3'ünü ve toplam nüfusun yüzde 16,01 (7,57 milyon) Katalonya'da yaşıyor. Katalonyalılar gayrı safi milli hasılaya yaptıkları katkıya rağmen hak ettikleri değeri göremediklerine inanıyorlar. En basiti 2012'de Bask Bölgesine sağlanan mali özerklik onlara verilmedi. Ulusal ekonomiye yaptığı katkıya rağmen   merkezi hükümetin sık boğaz etmesi tepkiyle karşılanıyor. Bir fikri vermesi açısından Almanya ile kıyaslanabilir. Almanya'da zengin Länder'lerin ortak ekonomiye katkısı yüzde beşi geçmezken bu oran İspanya'da yüzde 10'u buluyor ! Ayrıca, fert başına düşen milli gelir göz önünde bulundurularak Bask ve Katalonya bölgeleri kıyaslandığında Bask bölgesinin çok daha zengin olduğu söylenebilir. Katalonya'nın son yıllarda dünya ekonomisine eklemlenmesi , Çin'in Barselona limanını üzerinden Avrupa'ya açılması cazibesini artırıyor.   

Madrid'in geleceğe dair bir planın olmaması yalnızca konunun siyasi düzlemde tartışılmasını engellemiyor aynı zamanda Katalonya'da İspanya karşıtlığının yükselmesine sebep oluyor. Katalonya milli gününde (11 Eylül) bir grup bağımsızlık taraftarının İspanyol, Fransız ve Avrupa Birliği bayrağı yakması marjinal bir eylem olarak değerlendirilse de geleceğe dair ipuçları veriyor. Barselona'da halk sokaklarda sesini duyurmaya çalışırken merkezi hükümet İspanya'nın üniter yapısını korumaya çalışıyor. Hükümet bunun için anayasanın verdiği  bütün yetkileri sonuna kadar kullanmaya hazır olduğunu her fırsatta ifade ediyor. Referandum fikrine karşı olmadığı ama gerçekleşecekse bütün İspanya'da gerçekleşmesi gerektiğini savunuyor.   

Kırk yıl önce (1978) gerçekleşen  Anayasa referandumunda  Katalonyalıların yüzde 91'inin desteğini almasına rağmen  bugün ayrılık seslerinin yükselmesi birşeylerin değiştiğine işaret.  Katalonyalılar 1978'de  kabul ettikleri Anayasa'nın kendilerine karşı her siyasi krizde silah gibi kullanılmasından rahatsızlık duyuyorlar.  Sorunların yanlış zeminde tartışıldığına inanıyorlar. Bu sebepten yargıya güven duymuyorlar. Siyasallaştığına inanıyorlar. Başbakan Mariano Rajoy'un yasalara sığınarak uyguladığı polis baskısı Franco yıllarına dönüş olarak değerlendiriliyor.   

İspanyollar gibi Avrupa'da  nefesini tutmuş Madrid ile Barselona arasında yaşanan bilek güreşinden kimin galip çıkacağını görmeyi bekliyor. Ayrılık durumunda Katalonya'nın Avrupa Birliği, Avro ve NATO'dan çıkacağı kesin. Bağımsızlık taraftarları bu gerçeği ifade etmekten çekinse de bağımsızlık sürecine destek veren aşırı sola mensup gruplar için bir taşla iki kuş vurmak anlamına geliyor. Propaganda sürecini yönetenler bu gerçeği gizleyerek, Brexit örneğinde olduğu gibi, daha müreffeh bir Katalonya'nın doğacağını iddia ediyorlar. Ne var ki, Katalonya, AB ve NATO'dan çıktığı takdirde dönüşü ancak İspanya'nın istemiyle mümkün olacaktır. 

Avrupa açısından ayrılıkçı hareketlerin hız kesmemesi doğu ve batı sınırlarının değişmez olmadığını bir kere daha hatırlattı. Çelişkili  görünmekle birlikte bunu mümkün kılan Avrupa Birliği'nin son onbeş yıldan bu yana desteklediği "yerinden yönetim ve bölgelerin güçlendirilmesi" projesiyle de ilintili olduğu söylenebilir. Katalonya Bölge Yönetimi  siyasi yollardan çözüme kavuşturulamadığı takdirde sorunun  sokağa taşınabileceğini ifade ediyor. Sokaktan kasıt pasifik eylem türleri olabileceği gibi şiddete dayalı ses getirecek eylemler de olabilir. Sınırlar meselesinde pek dillendirilmeyen ama küçük ölçekte de olsa kabul gören  irredantist bir bakış da yok değil. Tarihi Katalonya'nın bir bölümü Fransa topraklarında. Bağımsızlık durumunda Fransa ve İspanya arasında 1659 yılında imzalanan Pirene Antlaşması'nın tartışmaya açılıp açılmayacağı belirsizliğini koruyor.  

Son kertede, Katalonya meselesinin bir yanıyla  Avrupa'da  ulus devlet fikrinin hala bütün canlılığını koruduğunu ;  diğer yanıyla "kalkan sınırlara rağmen" sınır olgusunun bir geçreklik olarak kafalarda ve gönüllerde yer bulmaya devam ettiğini söylemek mümkün.    



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş