Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:03, 18 Kasım 2017 Cumartesi
Güncelleme: 13:45, 10 Kasım 2017 Cuma

  • Paylaş
İade tartışmalarının gölgesinde Katalonya krizi
İade tartışmalarının gölgesinde Katalonya krizi

Katalonya bölgesinin özerkliğinin askıyla alınmasından sonra eski Katalonya Bölge Başkanı Carles Puigdemont’un ve dört bakanın Barselona’dan ayrılıp Brüksel’de ortaya çıkmaları, lokal görünen sorunu Avrupa'ya yayacakları endişesini de beraberinde getiriyor

Sinan Özdemir/ Brüksel

Madrid’in Katalonya bölgesinin özerkliğini askıyla almasından sonra Katalonya Bölge Başkanı Carles Puigdemont’un ve dört bakanın Barselona’dan ayrılıp Brüksel’de ortaya çıkmaları lokal görünen sorunu Avrupa'ya  yayacakları endişesini de beraberinde getirdi. Avrupa Birliği sessizliğini korusa da Brüksel’de bulunmaları sembolik düzlemde de olsa  birlikte anılmalarına sebep oluyor. Puigdemont yaptığı açıklamalarla hem AB yetkililerini hem de Belçika adaletini konunun siyasi olduğuna ve İspanya’ya iadesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olacağına  ikna etmeye çalışıyor. Ne var ki,  bu “ziyaret” veya "sürgün" Belçika’nın kendi  içinde  ayrılıkçı taleplere karşı uyguladığı denge siyasetini zora sokuyor. Koalisyonlarla yönetilen Belçika’da Flemenk  milliyetçilerinin (NV-A)  koalisyon ortağı olduğu düşünülürse iadesi iç dengeleri sarsabilir.

Puigdemont bir yanda uluslararası kamuoyunu Katalonya'da yaşananlara dikkatleri  çekmeye çalışırken diğer yanda 21 Aralık’ta gerçekleşecek seçimlerin hazırlıklarını sürdürüyor. Ancak bağımsızlık bloku bir önceki seçimden farklı olarak bölünmüş olarak seçime gidiyor. PDeCAT (merkez sağ , Puigdemont'un partisi) ile ERC (Katalonya Cumhuriyetçi Sol) anlaşamadı. ERC referandum ve kriz yönetimi başta olmak üzere  yaşananlardan Puigdemont'u sorumlu tutuyor. Bu sebepten seçimlere yeni bir ittifak ile gitmeye hazırlanıyor. Dağılma yalnızca bağımsızlık blokun içinde yaşanmıyor kendi partisi içinde de  bir kısım milletvekili kazan kaldırarak kendi listeleriyle seçimlere gideceklerini duyurdular. Muhalifler  özellikle bağımsızlığın ilan edildiği gün istifayı düşünmüş olmasını, ardından vazgeçip başkan yardımıcısını öne sürmeye çalışmasını liderliğini tartışmalı hale getirdiğine inanıyor. 

Madrid cephesinde hukuki süreç işlemeye devam ediyor. Son olarak Anayasa Mahkemesi referandumun geçersiz olduğunu açıkladı. Başbakan Mariano Rajoy 21 Aralık’ta Katalonya’da gerçekleştirilecek seçimlerle sorunun kontrol altına alacağına ve  Puigdemont’un iadesiyle konunun kapanacağına inanıyor olabilir. Ancak kontrol altına alabilmesi için Rajoy'un bütün dinamikleri kontrol altına alması gerekiyor ki bu nokta o kadar da kolay değil. Katalonya bağımsızlık referandumunu “dağ fare doğurdu” diyerek geçiştirmek mümkün. Referandum ve bağımsızlık ilanı başarısızlıkla sonuçlansa da bir soru ve sorun olarak ortada durmayı sürdürüyor. 

Kaldı ki Puigdemont’un iadesi konusunda İspanya her türlü senaryoya hazır olmalıdır. Çünkü Belçika hayal kırıklığı yaşatabilir. Belçika adaleti geçmiş dönemde ETA (Bask Yurdu ve özgürlük - ayrılıkçı hareket) üyesi bir militanı iade etmeyerek cepte keklik olmadığını göstermişti. Puigdemont’un İsviçre yerine Belçika’yı  tercih etmesi bundan olabilir. İspanya başkaldırma, isyana teşebbüs ve devleti zarara uğratma suçlarını ileri sürerek iadesini talep ediyor. Ekonomik zararı bir kenara bırakırsak diğer ikisinin Belçika hukukunda tam karşılığı bulunmuyor. İspanya  hukuk birliğini ileri sürse de Birlik devletleri arasında yorum farklarının görüldüğü  bir gerçek. Örneğin Belçika, Hollanda'dan talep ettiği bir suçluyu Hollanda hapishane koşullarını gerekçe göstererek iade etmemişti. Hukuki yorumun ötesinde  Flemenk milliyeçilerinin Katalonya konusunda estirdikleri olumlu hava, siyasi baskı,  iadesini zora sokabilir.

Avrupa Birliği'nin sessizliği bağımsızlık taraftaralarında büyük hayal kırıklığı yaşattı. Örnek teşkil etmesinden çekinen Brüksel oyun dışı kalarak başta Katlonya olmak üzere hevesli bölgelere tepkisizliğiyle mesaj gönderiyor. Ne var ki, İskoçya başta olmak üzere ayrılıkçı bölgeler Avrupa Birliği’nin Katalonya krizinde arabulucu olmasını bekliyor. Küresel jeopolitik meselelerde aldığı tutumla kendi iç meselesi karşısında sessizliğe gömülmesi çelişkili kabul ediliyor. Dört bakanla birlikte Belçika adaletine sığınan Puigdemont sürgündeki  Katalan hükümetinin lideri  görüntüsü vermeye çalışsa da AB nezdinde çete başı kabul ediliyor. Ayrılıkçıların anlayamadığı veya anlamakta zorlandığı bir bütünün içinden bir parçanın tek taraflı,  diğer parçalara sormadan  gidilemeyeceğidir. Uluslararası hukuka atıf yapmak (geleceğini belirleme hakkı)  meseleyi haklılaştırmıyor. Şu bir gerçek ki Katalonya parlamentosu referandum kararı başta olmak üzere aldığı pek çok kararda hukuku yok saymıştır. Bu cihetiyle haksız duruma düşmüştür.

Katalonya’nın 21 Aralık’ta sandık başına gidecek olması taraflar için test niteliği taşıyor. Bir önceki seçimde bağımsızlık bloku birinci sıraya yerleşmeyi başarmıştı (oyların yüzde 47,8 ile 135 sandalyeli parlamentoda 72 milletvekili çıkardı). Madrid, senaryonun tekrarlanmayacağını veya bağımsızlık blokunun seçimleri boykot edeceğini düşünerek bu kararı vermiş olabilir. Ancak Bağımsızlık Bloku dağılmış olsa da  bloku oluşturan partiler seçimlere katılacaklarını ilan ettiler. Brüksel’de bulunan Puigdemont hafta içinde Katalonya 'da görev yapan iki yüz belediye başkanını kabul ederek kampanyayı  Brüksel’den yürüteceğinin işaretini verdi. Hakim karşısına 17 Kasım’da çıkacak olan Puigdemont  o güne kadar sorunsuzca hareket edebilecek. İade talebinin reddi durumunda , sorunun yaratacağı diplomatik krizin ötesinde, muhaliflerin kendilerine biçtikleri "sürgündeki hükümet" sıfatıyla Katalonya'daki tartışmalara müdahil olma olasılığı tansiyonu düşürmeyeceği gibi normale dönme şansını da azaltacaktır.

Yayımlanan son ankete bakılırsa toplumsal bölünmüşlük 21 Aralık'tan sonra oluşacak yeni parlamentoda da kendini hissettirecek. Bağımsızlık taraftarı blokun çıkaracağı  toplam milletvekili sayısı 66 ila 69 arasında değişiyor. Salt çoğunluğun 68 olduğu düşünülürse kıl payı iktidara gelebileceği gibi Madrid ile işbirliğinden yana tavır alanların iktidar olma olasılığı da yüksek. En çarpıcı sonuç Puigdemont'un PDeCAT'ının erozyona uğrayacağı bilgisi. Bağımsızlık sürecini yöneten bir siyasi hareket için anlaşılması güç bir sonuç. Bir önceki seçimlerde 50 milletvekli çıkaran partinin 14-15 milletvekili çıkaracağı tahmin edilirken  küçük ortak ERC'in  45-46 milletvekili ile yeni parlamentoda birinci sıraya yükselmesi bekleniyor. Anketlerin doğru çıkması durumunda Puigdemont'un, sahnenin dışına  itilmemek için -Belçika'da kalması durumunda-  "sürgündeki hükümetin lideri" rolüne sımsıkı sarılacağını düşünmek mümkün.

Son kertede, bağımsızlık arayışında  cumhuriyetçi sol cephenin genişlemesi tartışmalara yeni bir soluk kazandırabileceği gibi tamamen kontrolden de çıkarabilir. Ancak bu denli önemli bir sürecin sonunda Bağımsızlık Bloku'nun dağılmış olması, doğru değerlendirildiğinde,  Madrid'in elini de güçlendirebilir. Bu minvalde, öyle görünüyor ki Katalonya krizi   İspanya'nın, Avrupa Birliği'nin, bağımsızlık talep eden bölgelerin, ayrılıkçı partilerin ve medyanın  gündemini işgal etmeyi sürdürecektir.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş