Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


14:13, 21 Mayıs 2018 Pazartesi
10:01, 26 Ocak 2018 Cuma

  • Paylaş
PESCO: “Avrupa NATO”su mu?
PESCO: “Avrupa NATO”su mu?

PESCO, NATO gibi uluslararası örgütlerin askeri operasyonlarına entegre olabilecek bir zeminde oluşturulmaktadır ve dolayısıyla asıl hedef bu örgütlerle işbirliği hâlinde hareket etmektir.

Deniz Baran

Küresel siyaset açısından bir hayli çalkantılı geçen ve tabir yerindeyse “büyük taşların yerinden oynadığı” bir sene olan 2017’de hayatımıza yeni bir uluslararası güvenlik yapılanması girdi: PESCO (Permanent Structured Cooperation on Security and Defence), Türkçeleştirirsek: “Güvenlik ve Savunma Konusunda Daimi Yapısal İşbirliği”.

Türkiye’deki medya ve basın organlarında kendisine sınırlı bir alan ve ilgi bulabilen ancak ülkemizde Prof. Dr. Mensur Akgün ve Doç. Dr. Senem Aydın Düzgit gibi önde gelen kimi uluslararası ilişkiler akademisyenlerinin hakkında yazdığı PESCO, uluslararası basın ve yayın organlarında dikkat çekecek ölçüde kendine yer buldu. Zira “AB’nin NATO’su” yahut “Avrupa’nın uyuyan güzelinin uyanması” olarak dahi tarif edilen PESCO’nun küresel güvenlik mimarisi bakımından büyük önem arz etme potansiyeli mevcuttu.

PESCO, 2017 yılının son çeyreğinde, Avrupa Birliği (AB) üyesi 23 ülkenin ortak savunma ve güvenlik politikaları hususunda uzlaşmaya varması üzerine ortaya çıkan ve dilemeleri durumunda Avrupa Komisyonu üyesi devletlere de açık kapı bırakan bir çatı oluşumu olarak hayatımıza girmiştir. Savunma ve operasyon kapasiteleri konusunda taraf ülkeler arasında daha sıkı bir işbirliği ve koordinasyon sağlama hedefine “istekli, bağlayıcı ve kapsayıcı” bir yasal çerçeve çizme isteğinin bir ürünüdür.

Taraf devletler tarafından verilen bağlayıcı taahhütler ve ortaya konacak spesifik projeler bağlamında iki katmanlı faaliyet göstermesi beklenen PESCO ile birlikte AB üyeleri başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin, ortak savunma ve güvenlik projelerine yatırım yapmaya ve operasyonel kapasitelerini zenginleştirmeye olan istek ve kabiliyetlerinin arttırılması plânlanmakta, böylece güvenlik ve savunma alanında daha yakın bir işbirliğine gitmeleri, ayrıca bu işbirliği dolayısıyla savunma ve güvenlik bütçelerini optimize etmeleri öngörülmektedir. “AB’nin NATO’su” yakıştırması da bu vizyon sebebiyle yapılmaktadır.

İlgili analizlere bakıldığında ise, neden şimdi PESCO’ya ihtiyaç duyulduğunun cevabının mevcut konjonktürle oldukça yakından ilişkili olduğu görülecektir. İlk başta sayılabilecek sebeplerin Trump yönetimindeki ABD’nin NATO’nun güvenlik şemsiyesinin sağlamlığını şüpheli hâle getiren tutumu, Avrupa üzerinde artan Rusya tehdidi ve etkisi, Brexit ile İngiltere’nin AB’den ayrılmasının askeri olarak AB’yi zayıflatması, geçtiğimiz yıllarda bir hayli artan terör saldırıları ve Avrupa’da ayrılıkçı ve AB karşıtı eğilimlerin kuvvetli olduğu bir dönemde AB devletleri arasında maddi bağları arttırıcı hamleler yapmak kaygısı olduğu söylenebilir.

PESCO’nun Hukuki Zemini ve İşleyişi

Avrupa Konseyi üyelerinin yeterli oyunu alarak yasal zemine kavuşmuş olan PESCO’nun dayandığı temel yasal zemin, Avrupa Birliği (AB) kurucu anlaşması olarak da bilinen Lizbon Anlaşması m.42 ve ona atıf yapan ve uygulamasını gösteren m.46, ayrıca bu maddelerin detaylı açıklaması niteliğinde olan 10 NO’lu Protokol’dür.

Lizbon Anlaşması m.42’de ortak bir savunma politikasının, ortak bir dış ve güvenlik politikasının parçası olduğu söylenip AB’nin kriz çözümü, barışı koruma ve BM Şartı uyarınca uluslararası güvenliği sağlama misyonlarını yerine getirmek için operasyonel kabiliyete sahip olabileceği belirtilmiştir. Bu kabiliyetin sağlanabilmesi için üye devletlere mevcut kapasitelerini kullanma ve AB’nin kullanımına sunma yükümlülüğü getirilmiş ve bu doğrultuda bağlayıcı taahhütlerin verilmesi teşvik edilmiştir. Nitekim PESCO, bu maddede çizilen çerçevenin bir çıktısı olarak gözükmektedir.

PESCO, Avrupa Savunma Ajansı’nın (EDA) sekreterliğini yaptığı, Avrupa Savunma Endüstrisi Gelişim Programı çerçevesinde gelişen ve yeni bir program olan Koordineli Yıllık Savunma Değerlendirmesi (CARD) Programı ile de yakından ilişkilidir. Haziran 2016 yılında yayımlanan AB Küresel Stratejisi neticesinde devreye sokulan CARD, Askeri Plânlama ve Yönetim Kapasitesi (MPCC) gibi başkaca uygulamalarla beraber AB’nin savunmasını güçlendirecek mekanizmalardan biri olarak kurgulanmıştır. CARD, MPCC ve son olarak PESCO gibi girişimler birbirinin tamamlayıcısı olup AB’nin yeni savunma vizyonunu gerçekleştirebilmesi için ortaya konan makro plânın birer uzantısı mahiyetindedir. Hatta Avrupa Savunma Fonu (EDF) da bu tip girişimlerden biridir ve EDF’nin AB tarihinde doğrudan savunma kapasitesini geliştirmek için ayrılan ilk finansal araç olması, söz konusu yeni vizyona AB nezdinde ne denli önem verildiğini göstermektedir.

PESCO’nun şu an için iki katmanlı bir yapıya sahip olacağı görülmektedir: “Konsey düzeyi” ve “Projeler düzeyi”. Konsey denmek suretiyle Avrupa Konseyi’nin kastedildiği ilk düzeyde, taraf devletlerin taahhütlerini yerine getirip getirmediği denetlenecek, ayrıca PESCO mekanizmasının genel politikaları ve değerlendirilmesi yapılacaktır.

İkinci düzey olan proje düzeyinde ise PESCO’nun geliştirdiği projelerin spesifik olarak yönetimi ve değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu düzeyde sorumlu olan devletler, söz konusu projeye katkıda bulunan devletler olacaktır. Avrupa Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin belirttiği kadarıyla, Avrupa Konseyi’nin 2017 yılı sonunda PESCO’nun kuruluşu kararını almasını takiben, üye ülkelerden, büyük kısmı savunma endüstrisine yönelik olmak üzere daha şimdiden 50 proje alınmış bulunmaktadır.

Öte yandan, taraf devletlerin PESCO’ya katkıda bulunacak şekilde savunma bütçelerini kademeli olarak arttırmaları da beklenmektedir. AB’nin de 2020’den itibaren PESCO bütçesine belli bir katkı yapmayı taahhüt ettiği bilinmektedir.

Sıradaki adımlar arasında, PESCO’nun idari yapısının oturtulması, proje düzeyi denen düzeyde nasıl bir mekanizmanın işleyeceğinin belirlenmesi ve bir “sekreterlik” kurumunun oluşturulması beklenmektedir. Öte yandan, bu aşamada, PESCO’nun kendine özgü bir ordu, yani bir “AB ordusu” kurması öngörülmemektedir. Devletlerin, AB’nin ortak savunmasına ve güvenliğine dair projelere daimi katkısını sağlamak üzere ulusal plânlarını şekillendirip belli taahhütlerde bulunmaları ve yukarıda bahsedilen projeleri icra etmesi şu an için yeterli bulunmaktadır.

Not etmek gerekir ki PESCO, NATO gibi uluslararası örgütlerin askeri operasyonlarına entegre olabilecek bir zeminde oluşturulmaktadır ve dolayısıyla asıl hedef bu örgütlerle işbirliği hâlinde hareket etmektir. Dolayısıyla, PESCO, şu an için NATO’ya doğrudan bir alternatif olmaktan ziyade bu örgüt ile ilişkilerinde AB’nin özgül ağırlığını arttırıcı bir faktör olacaktır. Bu sebeple, başarılı şekilde işleyen bir PESCO’nun AB’nin uluslararası arenadaki otonomisini arttıracağını söylemek mümkündür.

PESCO Nereye Evrilebilir?

PESCO’nun, iddia ettiğimiz gibi, aktüel gelişmelerle alevlenen bir girişim olması durumunda, yine konjonktürel değişimler sebebiyle akamete uğraması veya belli bir çerçevenin dışına çıkamayan bir proje olarak kalması ihtimali mevcuttur. Ayrıca PESCO’nun geleceğini etkileyecek önemli faktörlerden biri de Avrupa’da güçlenen milliyetçi ve ulusalüstü otoritelere sıcak bakmayan eğilimlerin ulaşacağı etki seviyesi olacaktır. Taraf devletlerin PESCO’ya yetki devri konusunda kendi kamuoylarında büyük bir dirençle karşılaşmamaları, ayrıca kendi aralarında geniş ortak paydalar bulabilmeleri ile PESCO’nun etki alanının genişlemesi doğrudan birbiriyle ilişkili süreçler olacaktır.

Dolayısıyla, PESCO’nun uzun vadede ne kadar derinlikli bir yapıya ulaşacağı, gerçekten “AB’nin NATO’su” olup olamayacağı yahut gerçekten NATO’ya alternatif bir yapı olma ihtiyacı hissedilip hissedilmeyeceği gibi meseleler henüz soru işaretidir. Ancak hızlı bir başlangıç yapıldığı ve tarafların en azından şu an için ciddi bir niyete ve kararlılığa sahip olduğu açıktır. Eğer derinlikli bir entegrasyon gerçekleştirilebilirse, PESCO sayesinde AB’nin uluslararası alanda elinin güçleneceği, dolayısıyla AB’nin güvenlik ve savunma alanında otonomisinin artacağı söylenebilir.

 



İlgili Konular PESCO
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş