Putinizm daha ne kadar sürer? | Haber Analiz | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


00:36, 28 Mayıs 2018 Pazartesi
12:31, 13 Mart 2018 Salı

  • Paylaş
Putinizm daha ne kadar sürer?
Putinizm daha ne kadar sürer?

SSCB'nin dağılmasının ardından uzun zaman savrulan Rus halkı Putin'in dış politikadaki adımları sayesinde eski ihtişamlı günlerin özlemiyle Putinizm'i yaşamaya başladı. Putin ülke içindeki farklı halkları bir arada tutamazsa ve kendini destekleyecek aydın kesim oluşturamazsa onun düzeni çok fazla uzun sürmeyeceğe benziyor

Namoz Normümin Muhommad

Rusya’da önümüzdeki Pazar günü, 18 Mart’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Rusların en çok merak ettiği ise bu seçimlerde kimin ikinci olacağı. Çünkü eğer hayatta olursa, 2024 seçimlerinde de ülkeyi 18 yıldır yönetmekte olan Vladimir Putin’in kazanmasından hiç kimse şüphe etmiyor.

Başlığa boşuna "Putinizm" adını vermedim. Çünkü günümüz Rusya’sında Vladimir Putin sadece mutlak iktidar sahibi değildir. Bu ülke insanlarının çoğunluğu kendilerini Putin hayranlığına kaptırmışlardır. Onlar Rusya’nın geleceğini şimdiki liderleri olmadan tasavvur edemiyorlar.

Bununla beraber Putin bu yıl 1 Mart günü Rusya Duma’sında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Daha ileri gitmek, dinamik kalkınmayı yola koymak için özgürlük alanının genişletmemiz, demokrasi kurumlarını, yerel otoriteleri, sivil toplumu ve mahkemelerin yapısını dünyaya açık hale getirmemiz gerekir".

Tarihe baktığımızda, en azından bin yıllık tarihte, farklı devletlerin şu ilkelere göre var ola geldiklerini görürüz:

- İtikadı ve ideolojik temeller (Osmanlı İmparatorluğu, SSCB, Hitler Almanyası)
- Çıkarlar ve dünyayı yönetme arzusu (ABD, Çin)
- Tek kişilik (otoriter) diktatörlükler.

Bazen farklı ülkelerin tarihinde, bu temellerin karıştığı da gözlemlenmiştir. Bugün Rusya'da nasıl bir sosyal politik sistem var? Putin demokrasi ilkeleri ve onun kurumlarını genişletmemiz gerekir, dediğinde ne kadar samimidir ?

Eğer demokrasinin teori olarak bir ütopi ve çoğu durumda günümüz Rusya’sındaki gibi bir siyasi manipülasyon olduğunu düşünürsek, Putin dediklerinde haklıdır. Nitekim ağırlıklı olarak batının ideolojik ve politik bayrağı olarak kabul gören demokrasi 21. Yüzyılın başlangıcında dünya gündeminin ikinci planında kalmaya başlamıştır.

Birleşmiş Milletler (BM), 'Birleşmemiş Milletler'e dönüşmeye başladığına Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin kendi ekonomik ve jeopolitik çıkarları için nükleer savaşı bile göze aldıklarına şahit olmaktayız. Başka bir deyişle, insan hakları, özgürlükleri ve bu değerleri sosyal ve politik yaşamın temelinden uzaklaştırmak günümüzde sadece Putinizmin değil, tüm dünyanın sorunu haline geldi.

Aslında, Putinizm’in ülkenin iç politik başarılarından daha fazla, Vladimir Putin'in dış politika başarılarından dolayı ortaya çıktığını söylemek mümkündür. Ukrayna'nın Donbass bölgesindeki çatışmalarda Rus azınlığı kesin olarak savunmak, bu krizden dolayı Kırım Yarımadasının işgal edilmesi, Güney Osetya ve Abhazya’nın Gürcistan’dan çekip alınması ve son olarak Suriye'de Esed rejiminin yanında yer alarak bu ülkedeki savaşın önemli oyunculardan biri olması Rusların göz önünde Putin’in popülaritesini kat kat artırmıştır. Rus lider bu siyasi ve askeri adımlarını ABD ve AB ile rekabette kendi devletin çıkarlarını korumak için attığını savunmaktadır.

Yine de Putinizm’in ideolojik ve pratik temelleri var mıdır? Bu ülke tarihinde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği (SSCB) dönemi istisna edildiğinde, halk ve devlet hayatında deli Çar (ya da Tsar) ve sadece kendi çıkarlarını düşünen Rus asalet (aristokrasi) sınıfının belirleyici olduğunu görmek mümkündür. Deli Petro döneminde başlayan bu sistem Rus “Samoderjaviya’si” olarak da biliniyordu.

Bu "Samoderjaviya" düzeninde Rus aydınlarının (Russkaya intilegensiya) sistemde önemli bir rol oynadıkları de malumdur. Dostoyevskiy, Tolstoy, Çehov, Puşkin, Lermontov gibi Rus aydınları ve yazarları deli Çar ve Rus aristokrasi sınıfından farlı olarak halka yakın duruyorlar ve yazılarında onun acısını tarif etmeye çalışıyorlardı. Sovyet komünist rejimi döneminde de Maksim Gorki, Sholokhov, Mayakovski, Yesenin gibi Rus aydın ve yazarları eserleri ile bu zalim düzene manevi boyut vermeye çalışıyorlardı.

PUTİNİZM'İN EN ZAYIF YÖNÜ...

İşte Putinizm'in en zayıf yönü günümüzde yukarıda sayılan düzeyde Rus aydınlarının olmamasıdır. Tüm dünyada olduğu gibi Putinizm düzeninde bir yeni Çar ve ona yakın soyluları çağdaş kahramanlar olarak ortaya çıktılar.

Sovyet döneminin temel özelliklerinden biri de Amerika düşmanlığıydı. Putin bununla beraber Sovyetleri özlediğini gündemde tutmaya çalışıyor. Ancak bu ülkede kısmen olsa da piyasa ekonomisi kurallarının uygulanması, küreselleşme sürecinde Amerika internet, sinema ve diğer sözde kültür alanlarında üstünlüğü, Putin istemese bile, Rus toplumunun gittikçe Batılaşmasına neden olmaktadır. Yani “Yok olsun Amerika” (Doloy Amerika) sloganı sadece lafazan politikacı Jirinovski'nin laflarında kalmaktadır.

Öte yandan, Rusya birçok etnik grubun yaşadığı bir ülkedir. SSCB'nin dağılması ve komünizmin sahte şemsiyesinin düşmesinden sonra ülkedeki Rus olmayan halklar kendi milli kimliklerini tanımaya yöneldiler. İslam dini Müslüman halkların hayatlarında yeniden gündeme geldi. Bu durum Putin’in çabalarına rağmen Rusya Federasyonu'nun güçlenmesine değil, Ruslar ve Rus olmayanların birbirlerinden uzaklaşmasına neden oldu. Buna ek olarak, toplumsal ve üstün bir değer olarak değil, mahalli ve saldırgan şekilde görünmekte olan Rus şovenizminin Ruslar ve Rus olmayan halkların milli ve dini yönlerden daha fazla uzaklaşmasına neden olduğuna kimse kuşku duymamalıdır.

Özetle, Rusya'nın dünya yönetiminde (jeopolitik) Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliğinin rakibi olduğu bir gerçektir. Bu rekabet iki tarafın halklarına olduğu gibi, son zamanlarda bu rekabetin merkezine dönüşen Ukrayna ve Suriye halklarına da barış ve kalkınma sağlamamaktadır. Başka bir deyişle, komünizm ve kapitalizm bloklarının Soğuk Savaşı insanlığa zarar verdiği gibi, şimdilerde jeopolitik alanda rakip olan güçler arasındaki savaş kimseye fayda vermiyor.

Aynı zamanda, Putinizm Ruslara yeni imparatorluk kurma veya SSCB'yi diriltme imkanını da vermiyor. Rus milliyetçiliği de çok uluslu Rusya Federasyonu'nun geleceğini belirlemeyecektir. İç politikada nüfusun ve iş gücünün gittikçe azalması, ekonomik durgunluk, sosyal adaletsizlik, yolsuzluk ve alkol bağımlığı sorunları, askeri harcamaların artması “Putinizm”in uzun zaman sürmeyeceğinin göstergeleridir.

Namoz Normümin Muhommad
İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi Doktora Öğrencisi

 



İlgili Konular putin rusya seçim
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş