Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:00, 23 Nisan 2018 Pazartesi
10:17, 16 Mart 2018 Cuma

  • Paylaş
İngiltere’nin İslamofobi ile imtihanı
İngiltere’nin İslamofobi ile imtihanı

Son 10-15 yılda, batı toplumlarının içerisine yerleştirilen İslam karşıtlığı-düşmanlığının arttığı İngiltere'de yaklaşık 2 milyon Müslüman azınlık, diken üstünde yaşamaya devam ediyor.

Osman Hulusi Boyraz-Londra

İslamofobi, kısaca İslam’ı kötü ve korkulacak bir şey olarak algılayıp, bu algı üzerinden de sözlü ya da fiili saldırıya geçme hali gibi açıklanabilir. Son 10-15 yılda, batı toplumlarının içerisine yerleştirilen İslam karşıtlığı-düşmanlığının Müslüman taraftan adlandırılış şekli olarak da yorumlanabilir. İngiltere ya da içerisinde bulunduğu Birleşik Krallık, bir hayli yüksek Müslüman nüfusa sahip bir bölge. Ülkedeki en büyük dini azınlık Müslüman toplumudur. Ülke nüfusunun yüzde 3’ü yani yaklaşık 2 milyonu Müslümanlardan oluşuyor.

Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte, ülkenin her köşesindeki Müslümanlar birbirileriyle iletişime geçebiliyor ve etkileşim halinde olabiliyor. Bu durum, İngiltere’deki Müslümanlar’ı salt sayıdan ibaret bir topluluk olmaktan çıkarıp, nitelikli ve etkin bir ‘azınlık’ haline getirecektir. Bugün başkent Londra’nın belediye başkanının bir Müslüman olması, bu etkinliğin bir tezahürüdür.

Müslümanlar cephesinde bunlar gelişirken, İngiltere’nin kendi insanı olan, ya da kendini bu toprakların sahibi addeden insanlar cephesinde ne gibi şeyler oluyor? Bu sorunun cevabı için meseleyi iki ana başlık altında incelemek gerekiyor. Birincisi Müslümanlar’ın haricinde olan ve İslamofobi’nin artıp yaygınlaşmasına neden olan ‘Sosyal Etkenler’ ikincisi ise bunu söylem ve politikalarıyla pekiştirip daha geniş kitlelere ulaştıran ‘Siyasi Ayak’.

İngiltere sosyal bir devlettir yani vatandaşlarının ihtiyaçlarını eksiksiz gidermeyi vaadeder. Bunun içerisinde; evsizlere barınak sağlanıp devamlı cep harçlığı verilmesi, işsizlere maaş ve kalacak yer verilmesi, düşük gelirlilere kira yardımı yapılması, belediyelerin evlerinde kalan kişilere çocuk sayılarına göre gerektiğinde daha büyük evlerin verilmesi, talep olduğu durumda bu kişilerin oturdukları evi piyasa fiyatından daha ucuza devletten ya da belediyeden satın almalarına imkan sağlanması, her çocuk için ailelere para ve okul öncesi eğitim desteği sağlanması, ücretsiz temel eğitimin sağlanması, ücretsiz sağlık hizmetlerinin sağlanması gibi yardımlar mevcut. Bu yardımlar İngiltere’de oldukça yaygındır ve resmi ifadeyle ‘’Benefit’’ olarak adlandırılır.

İngiltere’deki bu benefit sistemi, ilk bakışta kulağa hoş ve cazip gibi gelse de, ülkede yaygın olarak suistimal edilen bir sistem. İngiltere’nin son 10 yılı aşkın süredir göreve gelip giden hükümetlerinin en büyük sorunlarından biri de bu sistem olmuştur. Zira bu sistem, bütçe için çok ağır bir yük olmaya devam ediyor. Yüzbinlerce insan bedava olan bu belediye evlerinde kalıp, belediyeden aldıkları parasal yardım sayesinde geçiniyor. Bu insanların çok büyük bir bölümü çalışmaya elverişli insanlar. Diğer taraftan hükümetler bu ‘benefit’leri kaldırmak için uğraştıkça, oy kaybı yaşıyorlar. Yine de son yıllarda hükümet ve belediyeler, benefit mutluğunu kısmaya başladı. Ülke ekonomisinin sırtında adeta kamburlaşmaya yüz tutan bu sistem bir an önce reform gerektiriyor. Hükümetlerin yaptığı bu kesintilerin, faturalar bazı kesimlerce ülkede bulunan yabancı insanlara, özellikle de Müslümanlara çıkarılmaya başlandı. Bu kesimler, Müslümanların ülkelerine gelerek, ellerindeki imkanları kaybetmelerine neden olduklarını savunuyorlar. Ancak bu yanlış görüş kendi kendiliğine ortaya çıkan bir görüş değil. Meselenin şimdiye kadar olan kısmı, sosyolojik nedenlerin tetiklediği ya da başlıca sosyal hayatın etkenleriyle şekillenen kısmı.

İşin diğer ayağında ise, daha sonra sistematik bir nefret dili ve saldırılara dönüşecek olan bu yanlış görüşün, siyasi olarak şekillenişi var.

İngiltere’de bunun için faaliyet gösteren birtakım gruplar bulunuyor. Bu gruplar, İslamofobik faaliyetleriyle biliniyor. Bunlardan bazıları sadece yazılı ve sözlü saldırılarda bulunurken, daha aşırı olan bir kısmı ise saldırılarını fiili düzeye çıkarmış bulunuyor.

İNGİLTERE’DEKİ ÖRGÜTLÜ İSLAMOFOBİK GRUPLAR

English Defence League-EDL (İngiltere Savunma Ligi);

Aşırı sağcı ve İslam karşıtı olan bu grup, İngiltere topraklarında İslam’a ve şeriat kanunlarına karşı ‘mücadele’ etmeyi amaçlayan bir grup. Grubun kurucusu olan Tommy Robinson, belli bir zaman sonra artık kafa dinlemek istediğini belirtip gruptan ayrılmış. Ancak takipçileri hala İslamofobik faaliyetlerine devam ediyor.

Scottish Defence League (İskoçya Savunma Ligi);

Bu grup yukarıdaki EDL grubunun İskoçya uzantısı olarak da adlandırılabilir. Bu grup, EDL’ye göre daha aktif bir grup olarak biliniyor. İskoçya’nın Fite, Glasgow ve Edinburgh kentlerinde düzenli sokak eylemleri düzenleyip, İslamofobik gösteriler yapıyor. Bu grup sadece sokak eylemleri yapmakla kalmıyor, Müslümanlara karşı fiili saldırılar yapmaktan da geri durmuyor.

Bünyesinde birçok eski sabıkalıyı barındıran grup, 2017 yılının Haziran ayında Edinburgh Merkez Camii’ne bombalı saldırı düzenlemişti.

İngiltere Ulusal Partisi;

Bu grup da İslamofobik faaliyetleriyle biliniyor. Özellikle de camileri hedef alan faaliyetleri bulunuyor.

Yukarıda sayılan grupların haricinde ise, örgütlü olmayan İslamofobik birçok grup bulunuyor. Bu grupların önemli bir bölümü Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) çatısı altında toplanmıştı.

İNGİLTERE’DE İSLAMOFOBİ KARŞITI ÖRGÜTLÜ YAPILAR

İngiltere’de birçok Müslüman, güçleri ve etkileri miktarınca İslamofobik saldırılara karşı mücadele ediyor. Ancak bu alanda örgütlü çalışmayı yapan tek grup Tell MAMA olarak bilinen sivil toplum kuruluşudur.

Müslümanların ve ülkede bulunan diğer azınlık grupların haklarını savunmak adına kurulmuş olan bir yapı olan Teller MAMA, yaptığı çalışmalarla adından uluslararası alanda söz ettirmeyi başarmış bir grup.

İSLAMOFOBİK SALDIRILAR

İngiltere’deki İslamofobik saldırılar, 2017 yılında büyük yoğunluk gösterdi. Bine yakın vakanın kayıtlara geçtiği 2017 yılı, ülkedeki Müslümanlar için zor bir yıl oldu.

Hükümetinse bu konuda etkin ve açık bir adımı olmadığı için, ülkedeki yaklaşık 2 milyon Müslüman azınlık, diken üstünde yaşamaya devam ediyor.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş