Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:26, 23 Nisan 2018 Pazartesi
15:38, 23 Mart 2018 Cuma

  • Paylaş
İklimi bozanlar ışıkları söndürmesin
İklimi bozanlar ışıkları söndürmesin

Dünyadaki iklim değişikliği sorununa dikkati çekmek için her yıl mart ayında 170'ten fazla ülkede ışıkların bir saat boyunca kapatılması, dostlar alışverişte görsün etkinliğinden fazla bir anlam ifade etmiyor.

Yaşar Süngü

Dünya Bankası iklim değişikliğinin yol açacağı göç hareketlerinin analiz edildiği raporu açıkladı. Önlem alınmazsa 2050 yılına kadar 140 milyon insan iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kalacak.

İşte bu tehlikeye dikkat çekmek için Avustralya'da 2007'de başlatılan "Dünya Saati" etkinliği kapsamında, iklim değişikliği sorununa dikkati çekmek için her yıl mart ayında 170'ten fazla ülkede ışıklar bir saat boyunca kapatılıyor.

Bu yıl 12'ncisi gerçekleştirilecek etkinlik çerçevesinde kentleri ve ülkeleri temsil eden anıtsal yapılar başta olmak üzere binlerce binada ışıklar söndürülecek. Kampanya, 2008'den bu yana Türkiye'den de destek görüyor.

Etkinliğe geçen yıl 187 ülke ve bölgeden milyonlarca insan katıldı.

350’den fazla ünlü kişi ve kanaat önderi de etkinliği destekledi. Dünya çapında 3.000’den fazla anıtsal yapının ışıkları söndü.

**

Ancak ışıkları her yıl bir saat kapatmak bütün dünyada dostlar alışverişte görsün etkinliğinden fazla bir anlam ifade etmiyor.

Gelecek nesillerin havasını suyunu, toprağını, madenlerini çalan hırsızlar yüzünden bugün dünya yaşanamaz hale geldi.

Ekonomiyi çarpık ve dengesiz biçimde küreselleştiren zihniyet, insanlığa hizmet etmek ve üretimi paylaşmak olsaydı bugün daha yaşanabilir bir dünyada olacaktık.

Ancak bu çarpık ekonomik sistemin arkasında insanoğlunun doymak bilmeyen hırsı vardı.

**

Üstü açık fabrika olan tarım için iklim hayati önemde.
Çünkü en ufak iklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, sıcaklık, yağış, dolu, fırtına, hortum her türlü meteorolojik olay ilkin tarımı etkiliyor.

Bu yüzden de meteoroloji, başta tarım olmak üzere, ulaşım, çevre, şehircilik gibi pek çok faaliyet alanını yakından ilgilendiriyor.

Planlamalar yapılırken meteorolojik olayların olası etkileri üzerinde titizlikle durulması gerekiyor.
Gerekli tüm tedbirler alınıp en son teknoloji kullanılsa bile tarımda üretim, verimlilik ve kalite iklimden bağımsız değil.

Son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri sonucu meteorolojik afetler artarken, artan afetlerden en fazla etkilenen sektör tarım oldu.

Tamamen önlenmesi mümkün olmayan afetlerin son yıllarda sık sık görülmesiyle
En fazla mağduriyeti çiftçiler yaşadı.

Üretimde meydana gelebilecek miktar kayıpları ve kalitenin düşmesi, üretici gelirlerini azalttığı gibi ulusal ekonomiyi de olumsuz etkiledi.

**

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 1963 yılındaki 329 zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay dışında 1940-2008 döneminde hiçbir zaman yıllık 300’ü geçmeyen zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı,

2009’da 461’e, 2010’da 555’e, 2011’de 324’e, 2012’de 538’e, 2013’de 461’e, 2014’te 500’e, 2015’de 781’e, 2016’da 654’e, 2017’de 598’e çıktı.

2014 yılından bu yana yıllık zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı 500’ün altına inmedi.
2017’de zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olayların yüzde 36’sını fırtına ve hortum, yüzde 31’ini şiddetli yağış ve sel, yüzde 16’sını dolu, yüzde 7’sini kuvvetli kar, yüzde 4’ünü yıldırım, yüzde 1,5’ini çığdan, kalan yüzde 1’i ise diğer afetlerden oluştu.

**

İklimlerdeki değişimden en fazla etkilenen unsurlardan biri de su oldu.
Biliyorsunuz, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten daha az olan ülkeler su fakiri olarak kabul ediliyor.

Ve ülkemizde kullanılabilir su miktarı 112 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor.
Halen 81 milyon olan ülke nüfusumuza göre kullanılabilir su miktarı 1382 metreküpe kadar inmiş durumda.

Önümüzdeki 30-40 yıl içinde kişi başına kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpler düzeyine inecek.
Yani su fakiri olmamıza çok az zaman kaldı.
O yüzden suyun damlasını bile ziyan etmememiz gerekiyor.

**

Dünya Bankası, Eylül 2016'da yayınladığı raporunda, su güvenliğinin gelişmede en önemli küresel risklerden biri olduğunu belirtiyor.

Bankanın verilerinde, bir an önce önlem alınmazsa Orta Afrika ve Doğu Asya gibi suyun bol olduğu yerlerde kıtlık yaşanmaya başlanacağı, kıtlığın güçlü olduğu Ortadoğu ile Afrika'nın tropikal bölgesi ile sahra arasında kalan Sahel bölgesinde ise durumun kötüleşeceğini vurgulanıyor.

Su kıtlığının küresel iklim kriziyle arttığına, bu bölgelerde 2050'ye kadar gayri safi yurtiçi hasılaların yüzde 6 azalabileceğine dikkat çekiliyor.

Su kıtlığında gözlenen artışın göçe yol açacağı, dünyada yaklaşık 2,4 milyar insanın gerekli hijyen koşullarına sahip olamayacağı, 663 milyon insanın ise temiz içme suyuna erişemeyeceği, hijyen eksikliği nedeniyle yılda 675 bin insanın hayatını kaybedeceği ifade ediyor.

**

Su açısından gelecek parlak görünmüyor.
Sürdürülebilir su politikası izlememiz, akılcı ve kalıcı çözümler üretmemiz şart. Tarımsal üretimi artıramazsak gıda güvencesini sağlayamayacağımız gibi, sanayinin hammadde ihtiyacını da karşılayamayız.

Dünyada tarım alanlarının hemen hemen tamamını kullanıyoruz.
Yeni bir kıta bulmamız da söz konusu değil.
Üretimi artırmanın tek yolu var o da verimliliği artırmak.
Verim artışını sağlamak için kullanacağımız en önemli unsur da sudan başka bir şey değil.
Tarımsal sulamayı yaygınlaştırmak, yüzde 60’a varan su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerini kurmak, su kayıplarını azaltmak, aşırı ve yanlış sulamanın topraklarımıza ve çevreye verdiği zararlı etkileri en aza indirmek zorundayız.
Acil önlem almazsak, yer altı sularının seviyeleri düşmeye, göller küçülmeye, sulak alanlar yok olmaya devam edecek.

**

Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi olan 8,5 milyon hektarlık arazinin hala 2,15 milyon hektarını sulama altyapısı tamamlanamadığı için sulayamıyoruz.

2,15 milyon hektar tarım arazisinin suya kavuşturulması, gıda talebinin karşılanması tarımda çalışan nüfusun işsizlik sorunlarının çözülmesi ve üreticilerimizin hayat standartlarının yükseltilmesi açısından oldukça önemlidir.

Bu açıdan, büyük sulama projeleri içeren GAP, KOP ve DAP gibi projelerinin de bir an önce bitirilmesi gerekiyor.

Kullanılan suyun büyük bir çoğunluğu tarımsal sulamada kullanılmasına rağmen Devlet Su İşleri (DSİ) sulamalarında sulama oranı yüzde 62, sulama randımanı ise yüzde 42 seviyelerinde.

**

İklim ve su rejimini düzenleyen, erozyonu ve çevre kirliliğini önleyen, ekolojik dengeyi koruyan ormanlar, yaşam için vazgeçilmez.

Orman içi ve orman kenarında bulunan 22 bin 661 köyde yaşayan ve ormandan geçinen 7,1 milyon köylümüz var.

Köylümüz ormandan geçimini sağlayabileceği bir geliri elde ederse, hem ormanı korur, geliştirir hem de yaşamını sürdürecek üretimi yapar.

Ülke topraklarının yüzde 28,6’sı, 22,3 milyon hektarı orman arazisinden oluşuyor.
Bu alanın 19,6 milyon hektarı koru, 2,7 milyon hektarı ise baltalık orman niteliği taşıyor.
Toplam orman alanının üçte birine yakını Antalya, Kastamonu, Mersin, Muğla, Balıkesir, Kütahya, Denizli, Adana, Manisa ve Bolu illerinde yer alıyor.

**

Ormanlar, sahip oldukları biyolojik çeşitlilik dolayısıyla dünyadaki en değerli ekosistem.
Ülkemiz topraklarının büyük bir kısmı erozyon tehlikesiyle karşı karşıya.

Ayrıca tarım arazilerimiz ile çayır mera alanlarımız sellerden büyük zarar görmekte. Ormanlar toprak erozyonunu önlediği gibi tarım arazilerinin, çayır ve meraların sellerden zarar görmesine mani oluyor.
Orman varlığının artırılması, orman tahribatlarının önüne geçilmesi şüphesiz çok önem arz etmekte.
Erozyonla biriken toprak da baraj rezervuar hacminde önemli kayıplara neden olmakta, barajların ekonomik ömrünü kısaltmakta.

Barajların ömürlerinin uzaması da havza içindeki orman, çayır ve meraların gelişmesiyle mümkün.
Yani hepsi birbiriyle bağlantılı. Toprağı, suyu ve havayı temiz tutarsak sağlıklı yaşama şansımız artacak, aksi halde kapitalist zihniyetin ilaçlarına mahkum yaşamak zorunda kalacağız.
Seçim senin, yaşam da senin!



İlgili Konular Yaşar Süngü
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş