Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


15:58, 20 Haziran 2018 Çarşamba
14:14, 09 Nisan 2018 Pazartesi

  • Paylaş
Küresel risk sıralaması değişirken neler yapmıyoruz
Küresel risk sıralaması değişirken neler yapmıyoruz

Önceki yıllarda ekonomik dalgalanmalar ve zorunlu göçe bağlı toplumsal riskler yüksek endişeye neden olurken şimdi çevresel riskler en büyük endişe kaynağı.

Yaşar Süngü

ABD’de başlayan ve dünyaya yayılan finansal krizin etkileri azalırken küresel büyüme yeniden canlanmaya başladı.

Hala kriz öncesine göre bir miktar yavaş olsa da daha dengeli ve dünyanın hemen her bölgesine yayılan bir büyümeden söz edebiliyoruz.

Küresel büyüme için en önemli riskin, gelişmiş ülke para politikaları hızla normalleşirken sermaye akımlarının gelişmekte olan piyasalardan hızla çıkması olduğu uzun zamandır konuşuluyordu.
Küresel büyüme açısından yeni bir risk unsuru ise korumacılık ve ticaret savaşları.

Korumacı tedbirler karşılıklı olarak alınmaya başladığında geri dönülmeyen bir sarmala dönüşüp ekonomiye zarar verici noktalara çok hızlı bir şekilde ulaşma potansiyeli taşıyor. Günümüzde teknoloji baş döndürücü bir hızla değişirken, dijitalleşme hiç beklemediğimiz şekillerde sınırları ortadan kaldırır ve tüm dünyayı sararken, korumacı politikaların sürdürülebilirliği inandırıcı değildir.

**

Küresel ekonominin canlanmasıyla 2017 yılında Türkiye ekonomisinde de % 7,4 ile son dört yıldaki en yüksek büyüme oranını elde ettik.
Yüksek büyüme oranını konuşurken, diğer bir yandan yüksek büyümenin getirdiği riskleri de tartışmamız gerekiyor.
Doğrudan yabancı yatırımların zayıf seyrettiği, sıcak paranın da artık gelişmekte olan ülkeleri çok daha riskli görmeye başladığı bir dönemden geçiyoruz.
Böyle bir ortamda para ve mali politikalarının enflasyonu düşürücü yönde çalışması, yatırımcıların finansal istikrarın sağlanacağına dair inançlarının güçlendirilip güvenlerinin kazanılması son derece kritik hale geldi.
Büyümenin de ötesinde gerçek anlamda kalkınmak istiyorsak, güçlü demokrasi ve hukuk sistemi başta olmak üzere kurumlarımızı güçlendirmeli; eğitim, vergi, toplumsal cinsiyet eşitliği başta olmak üzere geleceğimizi inşa edeceğimiz alanlarda hızla gerekli reformları yapmalıyız.

**

Her yıl Davos Zirvesi öncesinde açıklanan “Dünya Ekonomi Forumu 2018 Yılı Küresel Riskler Raporu”, TÜSİAD ve Marsh iş birliğiyle 6 Nisan Cuma günü yapılan etkinlikte kamuoyuyla paylaşıldı.
Raporda, gerçekleşme olasılığı en yüksek riskler arasında ‘iklim değişikliği ve çevresel etkilere bağlı riskler’ ön plana çıkıyor.
İklim değişikliği ve hızla artan doğal kaynak kullanımının doğurduğu risklerin küresel ekonomiye etkileri, her geçen gün daha fazla hissediliyor.
Doğal kaynakları düşünmeden kullanmak gibi bir lüksümüzün olmadığını iş dünyası da fark etti.
Bunun hem ekonomide, hem doğada “geri veremeyeceğini almak, çalmaktır,” anlamına geldiğini herkes kabul ediyor.
Konunun artık, çevresel boyutlarının yanı sıra ekonomik ve sosyal unsurları itibarıyla da ele alınması gerektiği aşikar artık.
Türkiye ekonomisinin sektörel ve küresel rekabet gücünü koruması için düşük karbonlu kalkınmanın sunduğu fırsatları artık daha ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerektiğine inanan iş dünyası bunun kendilerinden kaynaklanan bir sorun olduğunu kabullenmiş.

**

2017’den 2018’e kadar olan değişim incelendiğinde risk sıralamalarında çarpıcı farklılıklar görüldü.
Önceki yıllarda ekonomik dalgalanmalar ve istemsiz göçe bağlı toplumsal risklerin yüksek endişeye neden olurken, ki Ortadoğu’da yaşananlar yüzünden hala bu endişe sürüyor,
bu riskler sıralamalarını gelişmiş ülkelerde artık çevresel risklere bıraktılar.
Çevresel riskleri ise siber ve jeopolitik yapı riskleri takip ediyor.
Sıralamadaki radikal değişim hükümetlere ve iş dünyasına çevresel risklere karşı kayda değer aksiyonlar alma yükümlülüğü koşuyor.
Rapor incelendiğinde ekstrem hava koşullarından su ve besin savaşlarına geniş bir yelpazeye yayılan çevresel risklerin, ekonomik ve jeopolitik düzen gibi diğer başlıklar için de önemli bir tetikleyici olduğu görülüyor.

**

Küresel Riskler Raporu ışığında oldukça dikkat çeken birkaç risk örneği ise şu şekilde sıralanıyor;
Siber ihlaller son beş yıl içinde tam iki kat arttı.
Web’deki zararlı yazılım sayısı ise 357 milyonun üzerinde.
Siber atakların firma başına maliyeti ise geçtiğimiz yıla kıyasla %27,4 artarak 11,7 milyon pounda ulaştı.
Akıllı teknolojik bağlantılar ile hayatlarımızı kolaylaştıran nesnelerin interneti cihazı sayısı tam 8,4 milyar, yani 7,6 milyar kişilik dünya nüfusundan daha fazla.
2020 yılında bu sayının 20,4 milyona ulaşması bekleniyor.
Diğer bir değişle 20,4 milyon akıllı cihaz; evlerimizin sıcaklığını kontrol etme, TV kanallarını değiştirmek ya da alarm sistemini devre dışı bırakmak gibi fonksiyonlara sahip olacak.

**

Raporda ağırlıklı olarak 2018’de güçlü ekonomik büyüme beklentisinin liderlere, sistemlerin karşı karşıya olduğu zaafların üstesinden gelme noktasında fırsat sunduğu vurgulanıyor. Bununla birlikte rapor kapsamında düzenlenen yıllık Küresel Riskler Algı Anketi, uzmanların yüksek risk altında geçecek bir yıla daha hazırlandığını ortaya koyuyor.
Anket kapsamında görüşlerine başvurulan bin katılımcıya 2018’de yaşanacak risk eğilimleri soruldu.
Ankete kanıtların % 59’u risklerin artacağı yönünde görüş bildirirken % 7’lik kesim risklerin azalacağı yönünde görüş bildirdi.
Katılımcıların % 93’ünün küresel arenada yer alan büyük oyuncular arasındaki siyasi veya ekonomik cepheleşmelerin daha da kötüleşmesini bekliyor.
Katılımcıların yaklaşık % 80’i büyük oyuncuları içine alan savaşlarla bağlantılı risklerde artış öngörüyor.
Raporda 2018’deki karamsar tablonun kısmen jeopolitik ortamda yaşanan kötüleşmeden kaynaklı olduğu yorumu yapılıyor.

**

Raporda ayrıca uzmanların 30 küresel risk arasında yaptığı öncelik sıralamasına da yer veriliyor.
Bu sıralamaya göre şiddetli hava şartları, biyo-çeşitlilik kaybı ve ekosistemde çöküş, büyük doğal afetler, insan eliyle yaratılan çevre felaketleri ve iklim değişikliği olmak üzere iklim değişikliği odaklı beş riskin üst sıralarda yer aldığı belirtiliyor.

Yıllık Küresel Riskler Algı Anketinin bir diğer çarpıcı sonucu da siber tehditlerin öneminin artması.
Anket sonuçları kapsamında siber bağımlılığın gelecek 10 yıllık dönemde küresel risk ortamını biçimlendiren en önemli ikinci etken olacağı değerlendirmesi yapılıyor.

Raporda ekonomik risklerin öneminin bu yıl belirli ölçüde azalmış olması kapsamında uzmanlar tarafından küresel GSYİH büyüme oranlarına kaydedilen iyileşmenin küresel ekonomik ve finansal sistemlerde süreklilik arz eden yapısal risklere müsamaha gösterilmesine yol açacağı endişesine dikkat çekiliyor.

Küresel Riskler Raporu’nda, herhangi bir tahmin anlamına gelmemekle birlikte dünya liderlerinin dünyayı hızla ve radikal bir şekilde değişime uğratabilecek olası gelecek şokları değerlendirmeleri için teşvik etmek üzere 10 kısa senaryo yer alıyor:

• Sert hasat: Eşzamanlı tahıl üretimi sorunları küresel gıda tedarikinin yeterliliğini tehdit eder.
• İnternetin karmaşıklaşması: Yapay zekanın “zararlı otları” yaygınlaşarak internetin performansını baskı altına alır.
• Ticaretin ölümü: Ticaret savaşları patlak verir ve uluslararası kuruluşlar bunlara müdahale etmekte fazla zayıf kalır.
• Demokrasinin çöküşü: Yeni popülizm dalgaları, bir ya da daha fazla gelişmiş demokraside toplumsal düzeni tehdit eder.
• Mutlak tükenme: İnsansız gemiler yasadışı balıkçılığı yeni – ve sürdürülebilirlik açısından çok daha olumsuz – seviyelere taşır.
• Uçurumun kenarında: Bir başka finansal kriz politik müdahaleleri çıkmaza sokar ve kaos ortamını tetikler.
• Eşitsizliğin derinleşmesi: Biyo-mühendislik ve bilişsel kapasiteyi geliştiren ilaçlar, sahip olanlar ve olmayanlar arasındaki uçurumu derinleştirir.
• Kuralsız savaş: Siber savaş kuralları hakkında mutabakatın olmadığı bir ortamda devletlerarası çatışmalar umulmadık bir şekilde tırmanır.
• Kimlik jeopolitiği: Jeopolitik hareketlilik nedeniyle, ulusal kimlik çatışması sınırlarda artan bir gerilim kaynağı haline gelir.
• Duvarların örülmesi: Siber saldırılar, korumacılık ve mevzuat uyuşmazlıkları, internetin bölümlere ayrılmasına yol açar. 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş