Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:26, 23 Nisan 2018 Pazartesi
Güncelleme: 10:04, 03 Nisan 2018 Salı

  • Paylaş
Burkina Faso'nun derdine derman olabilmek
Burkina Faso'nun derdine derman olabilmek

Burkina Faso'da su demek bir köyü kurtarmak hayvanları kurtarmak ve İslam'a hizmet anlamlarına geliyor

Haşim Akın

“Yol götüremediğiniz, çeşmesinden su akıtamadığınız yer sizin değildir.” Bu söz gerçekten Abdülhamit Han’a mı aittir, yoksa senaristin sözü mü bilmiyorum. Ama Afrika’yı düşününce tam da yerine oturan bir cümle oldu. Orada sizi var eden şey, sofraya ulaşacak bir bardak suyla sağlanıyor.

Afrika birçok şeyle beraber suyun da cidden az olduğu bir bölgedir. Yer altı kaynaklarının çokluğu, onların daha rahat bir hayat sürmesini sağlayamamıştır. Bu kaynaklar, sadece sömürü devletlerinin iştahını kabartmıştır. Özellikle de su neredeyse tüm coğrafya için ciddi bir problem olarak hep gündemde kalmıştır. Evine gelen misafire selamın hemen arkasından mutlaka bir bardak su ikram etmeyi temel düstur bilen bir toplum için kuyudan çok daha farklı şeyler çıkar.

 

Burkina Faso da bu konuda sıkıntıları ciddi anlamda yaşayan ülkelerden birisi. Bu bölgeye yapılacak hayırlı hizmetlerin başında kuyu açılması gelir. Ancak bu bizim sandığımız kadar kolay ve elle yapılacak bir işlem değildir. Zira kanalizasyon vb. bir arıtmanın olmadığı ülkede yüzey sularını içme sularından ayırmak için kuyunun derin olması gerekir. En az 70 metrelik bir derinlik şart. Bir de bunu yanında granit tabakanın altına inmek lazım. Temiz içme suyu bulunabilsin diye... Şayet granit tabakayı inmeden su bulunursa bu kuyudan içme suyu alınmaz…

 

Böylesi zor bir coğrafyada geçen aylarda bir proje ziyaretimiz için gittiğimiz Burkina Faso’nun bir köyünde kuyu açılış törenine katıldık. Bölgeyi tanımayanlar için ilave etmekte fayda var; Töreni ve protokolü çok seven bir toplumdur burası... Oturma düzeni, törendeki konuşma sırası onlar için önem arz eder. Böyle bir köye ulaştı araçlarımız.

Araçlarımızdan inerken bizi karşılayan ekibin aldığı pozisyondan özel bir karşılama töreni hazırlığı olduğunu fark etmiştim. Arkadaşlarımı bu konuda uyardım. İndik. Gerçekten de öyle oldu. Salavat duaları, zikirler ve kendi dillerinden bazı selamlama cümleleriyle, gelen misafirlerini karşıladılar. Doğu toplumları evine gelen misafiri karşılama konusunda çok hassastır. Bu konuda asla hata yapmak istemezler. Masası, sandalyesi, aldıkları sular bile misafirler için itina ile düzenlenmişti.

 

Değerli kardeşim Abdurrahim beyin kayın babası adına açılan kuyunun törenindeyiz... Köy meydanında bizler için hazırlanmış mekâna vardığımızda önce yeni yapılmış gölgelik bir çardağı bulduk. Sonra çevrede elinde silahla bekleyen insanlar gördüm. Buralarda bir güvenlik sorunu olmadığını bildiğim için tercümanımıza bunun sebebini sordum. O da “bunlar, köylerine suyun ve su ile beraber gelen misafirler için mutluluklarını belirten karşılama töreni.” dedi. Böylesi büyük mutlulukları yaşadıkları olaylarda silah atışıyla misafirlerini karşılarlarmış. Sonra da silahlar patlatıldı.

Bir köy düşünün ki içinde insanlar yaşıyor. Lakin evlerine gelen misafire ikram edilecek bir bardak bile suları yok. Müslüman olanlar abdestlerini bazen teyemmüm ile alıyorlar. Diğer temizlikler nasıl yapılabiliyor bilemem. Zira su, medeniyettir, hayattır. Her türlü hayrın kaynağıdır. Sadece insanlar için değil… Hayvanlar ve diğer canlılar için de yaşamın yegâne kaynağıdır. Geçici dünya hayatından sonra gelecek ebedi yurdun da en güzel süsü ve hazırlık nişanıdır. Yıllardır burada su alınabilecek bir kaynak yokmuş. Şimdi adını bile bilmedikleri uzak diyarlardan bir adam, kardeşliğini göstermiş ve onlara bir su kuyusu hediye etmiş. Aslında burada şimdi var olan şey sadece su kuyusu değil.

 

Köyün bağlı olduğu ilçenin belediye başkanının da katıldığı törende ilginç şeyler de öğrendik. Burkina’da bizim gibi bir diyanet işleri yoktur. Din işleri, tamamen şahısların ve sivil toplumun tekelinde ve gözetimindedir. Bölgede kimseden en küçük bir ücret almadan dini tebliğ çalışmaları yapan hocalar vardır. İki ay kadar önce bunlardan birisi gittiğimiz köye uğrar bu sebeple. Köyün yüzde 35 kadarı Müslümandır.

Evine misafir olduğu yaşlı bir Müslüman o günü şöyle anlattı: “Evime geldi. Onu misafir ettim. lakin ona verebilecek bir bardak suyum yoktu. Ona; benim hanımlarım çocuklarım şimdi su bulmak için gittiler. Ama eve hala su getiremediler. Şehir çok uzak değil. Fakat ben buna rağmen bazen abdestimi teyemmüm ile alıyorum. Bu köyün en acil sorunu sudur. Köyde su kaynağı yok. Köyün kralı Müslüman değil. Şayet Müslümanlar buraya bir kuyu açarsa kral da Müslüman olacak. Ne olur bu derdimize çare olun.”

Bu görüşmenin sonunda köye gelen hoca efendi buna Türkler kanalıyla bir çözüm arayacağına dair söz verir ve ayrılır. İki ay kadar bir süre sonra köyde kuyunun açılış törenine katılmak bizlere de nasip oldu. Kral, söz verdiği gibi yanında 75 kişiyle Müslüman oldu. Yanımızda getirdiğimiz hediyelerimizi bolca dağıttık. Emanet olan kurbanımızı kestik.

Bu kuyuyla köye sadece su gelmedi. Yeni neslin umudu dirildi. Saatlerce sürecek çevreden su arama telaşı bitti. Müslümanların azınlık olduğu köyde, ayrı bir heyecan ve umut geldi. Sırtlarını kardeşlerine dayamanın mutluluğunu yaşıyorlar. Onlar şimdi uzakta ve sahipsiz değiller. İnsan böylesi bir günde, “Bizimkiler gelmişler” gibi bir savunma ve mutluluğa ne kadar da ihtiyaç duyar…

Rahmeti rahmana kavuşan Hasan Doyuk amca, yıllarca Afrika’dan duaların geleceğini hiç de hesap etmemiştir. Allah, dua sahibi kara tenli kullarıyla cennette buluştursun.



İlgili Konular Haşim Akın Burkina Faso
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş