Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


03:22, 24 Mayıs 2018 Perşembe
16:07, 19 Nisan 2018 Perşembe

  • Paylaş
Rusya - Batı Çekişmesinin Gölgesinde Karadağ Seçimleri
Rusya - Batı Çekişmesinin Gölgesinde Karadağ Seçimleri

Karadağ hem toprak yüzölçümü anlamında hem de nüfus bakımından dünyanın en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen Rusya ile Batı’nın, dolayısıyla Ortodoks-Katolik çatışmasının tam merkezinde yer almaktadır.

Omer Jashari - Kosova

15 Nisan Pazar günü Balkanların küçük Adriyatik kıyılarında yer alan ülkesi Karadağ’da Cumhurbaşkanı seçimleri düzenlendi. Çok çetin geçeceği düşünülen ve kritik bir gözle bakılan seçimleri, Karadağ’ı AB ve ABD’ye yakınlaştıran ya da iten Demokratik Sosyalist Parti Başkanı Milo Cukanoviç kazandı.

7 adayın yarıştığı seçimlerde Cukanoviç’in liderliğindeki parti ilk turda 53,8’le sandıktan çıkmayı başardı. Diğer yandan ikinci olan muhalefetin desteklediği işadamı Mlladen Boyaniç oyların yüzde 34,1’ini aldı. Boyaniç aynı zamanda NATO karşıtı bir figür olarak biliniyor. Seçimlerden önce olduğu gibi seçimlerden sonra da ülkede iç tartışmalar bitmek bilmiyor. Zira ülke tarihinde söz konusu seçimler tarihi bir önem taşıyordu. Buna göre ülke ya AB üyeliğine devam edecek ya da tekrar Rusya’nın Balkanlar’da artan etkisi altına girecek..

Cukanoviç karşıtlığında olan muhalefete baktığımız zaman parçalanmış güçlü figürlerin varlığını görüyoruz. Cukanoviç’e karşı yarışan 6 aday da kişisel olarak önemli ve güçlü figürlere sahip olmalarına rağmen, gelecek konusundaki belirsiz açıklamalar halkın endişelerini giderememiş ve bu yüzden halkın desteğini alamamıştır. Ülkede tanınan ve saygın bir işadamı olan Boyaniç, Cukanoviç’in devletin mi yoksa mafyanın mı yanında olduğunu belirtmesi gerektiği söylemişti.

Karadağ hem toprak yüzölçümü anlamında hem de nüfus bakımından dünyanın en küçük ülkelerinden bir tanesi. Nüfusu 600 bin dolayında olmasına rağmen jeopolitik olarak özellikle AB’nin geleceği açısından önemli bir yerde duruyor. Bunun için Karadağ son Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de Rusya ile Batı’nın, dolayısıyla Ortodoks-Katolik çatışmasının tam merkezinde yer almaktadır.

2016 yılı seçimlerinde Sırp ve Rus ajanlarının seçimleri baltalama ve darbe girişiminde bulundukları iddiaları, son seçimlerde de ana tartışma zeminini oluşturdu. Ekonomik ve hizmet temelli bir seçimden ziyade ideolojik olarak görülen seçimlerde özellikle de ülkenin önemli azınlığını oluşturan Arnavutların geleceği, Kosova-Karadağ ilişkileri, Karadağ-Sırbistan ilişkileri, AB-Karadağ ilişkileri ve Rusya-Karadağ ilişkileri gibi dış politika konularındaki tartışmalar seçim sürecini domine etti.

Bu yüzden Pazar günkü seçimlerden çıkan sonucun sadece klasik bir idari ve siyasal tercih değil, aynı zamanda ülkenin ve hatta bölgenin genel gidişatı ile bağlantılı olduğunu ifade etmek gerek. Avrupa ülkelerinin son zamanlarda artan Rus etkisinden dolayı ciddi endişeye kapıldıkları görülüyor. Bunun için çıkan sonuç aynı zamanda bize Karadağ vatandaşlarının AB’ye olan yaklaşımını ve bu yaklaşım oranlarını görme fırsatı verdi.

Karadağ’ın, NATO’ya girinceye kadar Rusya-AB/ABD’nin arasındaki çatışmanın tam bir arenası olduğunu belirtmek gerek. Zira Karadağ her ne kadar coğrafi olarak Avrupa’da yer alsa da Rusya, Karadağ ve Sırbistan gibi ülkeleri Pan-Slavizmin Balkanlar’daki ana aktörleri olarak görüyor. Bunun için özellikle 2007 yılından itibaren Ruslar Karadağ’da ciddi toprak alımı gerçekleştirdiler. Karadağ’ın turistik ve güzel Adriyatik kıyılarında Rus işadamları ve oligarkları yüzlerce dönümlü toprak satın aldılar. Söz konusu bu süreçte Ruslar Karadağ genelinde ekonomik ağ ile birlikte siyasal süreçlerine de nüfuz etmeye başardı. Birçok milliyetçi grubu destekleyen Ruslar ile AB’nin desteklediği STK, gazeteci ve siyasetçiler arasında amansız bir mücadele yaşandı. Bu açıdan söz konusu seçimler yerel bazda Karadağ/Slav milliyetçileri ile AB ve genel olarak Batı’ya yanaşmak isteyen çevreler arasında bilek güreşinin bir tezahürü olarak yansıdı.

Seçimlerdeki Belirleyici Faktör

Ülke içindeki dinamiklere göz attığımızda Cukanoviç’in seçilmesindeki farkı yaratan ve Cukanoviç lehine galip unsurun şüphesiz Arnavut seçmenler olduğunu görüyoruz. Karadağ siyasetinde etkin olan Arnavut partiler istisnasız bir şekilde Cukanoviç’e olan desteklerini açıkladılar. Karadağ’da Arnavutlar azınlık olmalarına rağmen homojen ve birlik içinde değiller. Bununla birlikte Karadağ Meclis Başkan Yardımcısı olan Arnavut kökenli milletvekili Genc Nimanbegu, Cukanoviç’i desteklediğini açıkladı. Aynı şekilde Arnavutların çoğunlukta yaşadığı Ulçin Belediye Başkanı Nazif Cengu de benzer bir açıklama yaparak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cukanoviç’e oy verilmesini istedi. Mehmed Zenka ve Fatmir Gjoka gibi diğer Arnavut parti liderleri de Cukanoviç’e olan desteklerini açıkladılar.
Diğer yandan Kosova ve Arnavutluk’tan Karadağ’daki Arnavutlar’a yapılan çağrıların da etkili olduğunu belirtmek gerek. Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi ile yakın dostluğu olan Cukanovç’e destek ülkenin birçok bakanı ve yardımcısından geldi.

Arnavutların Cukanoviç’i tercih etme sebepleri arasında AB ile yakın ilişki kurmakta kararlı olması ve Batılı demokrat bir profil yaratmayı başarması geliyor. Kosova-Karadağ sınır anlaşmasına sadık kalacağına söz veren Cukanoviç muhalefetin aksine Kosova ile iyi komşuluk ilişkileri kuracağını da ilan etti.

Muhalefet arasındaki vaadlerin başında ise 2008 yılında Kosova’yı tanıyan Cukanoviç’in aksine Kosova bağımsızlığını tanıyan kararnameyi iptal edecekleri vaadi önemli bir kırılma ve seçim propagandası oluşturdu. Bu söylemler Karadağ ve Sırp milliyetçilerin bu yöndeki beklentilerini arttırırken ülke içinde yaşayan Arnavut kökenlilerin ise Cukanoviç’e ezici çoğunlukta oy vermesini sağladı.

Arnavut siyasi liderlerin çağrısı aslında daha çok Cukanoviç’i Batılı bir siyasetçi olarak gördüklerinden ve bilhassa Rusya’nın ülke üzerinde artan etkinliğine karşı bir tür ittifaktan bahsetmek mümkün. Söz konusu bu durum son olarak Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un yaptığı ‘Batı Balkanları, Rusya ve Türkiye’den uzaklaştırmalıyız,’ açıklaması ile paralellik arz ediyor.

Cumhurbaşkanı Milo Djukanoviç (Cukanoviç) Kimdir ?

Balkanlar’da, Yugoslavya’da yetişen genç siyasal elitlerin bir figürünü temsil eden Cukanoviç, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç’in siyasete kazandırdığı bir kişi. Daha 29 yaşında iken Miloşeviç’in teklifi ile 1991 yılında Karadağ’ın Başbakanı seçildi. 1991-1992 yıllarında Yugoslavya’da Slovenya, Hırvatistan ve Bosna Hersek bağımsızlığını ilan ettiğinde Cukanoviç Karadağ’ın Sırbistan’la birlikte kalmasını savunuyordu. Bu durum Kosova savaşından dolayı 1999 yılında NATO askeri güçlerinin Sırp birliklerini bombalamasına kadar devam etti.

Cukanoviç bu bölgesel savaşta tarafsızlığını ilan ederek Belgrad’ı oldukça öfkelendirmişti. Aynı şekilde Kosova’daki savaştan kaçan mültecilere kapısını açtığı için Miloşeviç kendisine çok öfkelenmişti. Cukanoviç’in bu tutumlarından dolayı AB ve ABD’nin desteği de giderek arttı. 1997 yılında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cukanoviç hem Cumhurbaşkanı seçildi hem de Karadağ’ın özerk veya bağımsız bir devlet olması için çalışmalara başladı. Nihayet Karadağ 2006 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan ederek Cukanoviç’in neredeyse iki asırlık mücadelesini taçlandırmış oldu.

27 yıllık siyasi kariyerinde Cukanoviç 1997-2003 yılları arasında Karadağ’ın Cumhurbaşkanı iken, ülkede altı kez de Başbakanlık koltuğuna oturdu.

Cukanoviç Balkan siyasetindeki kurtlardan bir tanesi olarak tanınır. Oldukça pragmatik ve Batı ile işbirliği içinde olan Cukanoviç modern Karadağ tarihinin en önemli şahsiyetlerinden bir tanesidir. Zengin ve büyük servete sahip olan Karadağlı siyasetçi bazen Başbakan olarak bazen de Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Balkanlar’da halihazırda 27 yıl boyunca en uzun iktidarda kalan ve her tür sarsıntıdan başarıyla çıkabilen bir siyasetçidir. Özellikle 2016 yılında Sırp ve Rus gizli servislerin de yardımıyla darbe girişimi olduğunu savunan Cukanoviç’in ülkesi NATO üyesi ve AB aday üyeler arasında. Bununla birlikte Cukanoviç zaman içinde yolsuzluk ve çeşitli gayri resmi işlerle suçlanmıştı.

Cukanoviç Karadağ’ı kırılgan etnik yapısından kaynaklanan milliyetçi akımlardan koruyarak ülkenin bütünlüğünü korumaya başarırken, diğer yandan Karadağ’ı tam bir Avrupa ülkesi yapmaya kararlı olduğunu görülüyor.

Bir dönem siyasetten çekilmeye ve kendi ticari işleri ile ilgilenmeyi düşünen Cukanoviç, özellikle uluslararası sistemin geçmekte olduğu belirsizlik döneminde ve artan Rus etkisinden dolayı tekrar siyasete dönüp ülkenin iplerini eline almaya karar verdiği görülüyor.

Sonuç olarak Karadağ’da Batı yanlısı bir figürün kazanmasına rağmen, Slav olan Karadağlıların Rusya ile olan ideolojik ve duygusal yakınlığının devam edeceğini söylemek gerek. Ayrıca ülkede ciddi bir demokratik reforma ihtiyaç olduğunu ve aynı şekilde devletin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtmek lazım. Zira ülkede büyük ölçüde nepotizm hakim ve uzun yönetim sürecinde suçlamalarla karşı karşıya kalan Cukanoviç, kendisi hakkındaki yargı takibini önlemek için Cumhurbaşkanlığı dokunmazlığını önemli bir mesele olarak görüyor.

 

 

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş