Fildişi Sahili'nde Yetimlerin Evi | Haber Analiz | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:37, 27 Mayıs 2018 Pazar
17:21, 10 Mayıs 2018 Perşembe

  • Paylaş
Fildişi Sahili'nde Yetimlerin Evi
Fildişi Sahili'nde Yetimlerin Evi

Kardeşçe yaşamaya en meyyal toplumlardan Afrika'da iç savaş yorgunu Fildişi Sahili'nde yetimlere sahip çıkmak

Haşim Akın

Fildişi Sahili’nde 2008-2011 yılları arasında kanlı bir iç savaş devam etmiş. Sebebi bilindik şeyler işte… Aslında Afrika insanı normal şartlarda beraber ve kardeşçe yaşamaya çok meyyal bir toplumdur. Ama asıl problem, uzaklardan işe müdahil olan gaddar ve barbar beyaz adamın işi… Müslüman halkın isimleri diğerlerinden biraz farklı elbette… Eski isimler putperest geleneği, yenileri Hristiyan kültürü… Sonrada Müslümanlara sataşma başlar: “Sizin isimleriniz, bizim ülkemize ait değil. Siz Mali veya Burkina Fasolu olmalısınız… Oraya dönün!” Bu inatlaşma zamanla sertleşmiş ve kaçınılmaz bir acı başlamış. 3 yıl devam eden bu savaşta her iki taraftan binlerce insan ölmüş.

Sözde seçim var. Ama seçilene başkanın adının Müslüman olması bile büyük bir problem. Bu iç savaşta binlerce insan hayatını kaybetmiş. sonuçta ne Müslümanlar rahat etmiş, ne de Hristiyanlar hakim olmuş. İki tarafında kayıpları had safhada…

Bazı sokaklarda o acı günlerin izini, bulmak mümkün. Ben savaşın izini, Bosna’da görmüştüm. Şimdi bir de Fildişi Sahili’nde gördüm. Bazı sokaklara kocaman demir kapılardan girilir. Biz ilk gün böylesi bir kapıdan girince özel bir siteye girdiğimizi sandık. Ama anladık ki burası bir site değil. Uzun bir sokakmış. Sonra bu sokağın çıkışında da gene güvenlik görevlisinin açtığı büyük bir kapı vardı. Sebebini anladık sonra… Savaş yıllarının iziymiş. Halk evlerini ve sokaklarını korumak için böylesi bir yöntem bulmuş.

Savaş; boynu bükük dul kadınlar, gözü yaşlı yetim çocuklar ve bolca acı demektir. Bizim ülkemizde bir erkek ölünce arkada bir dul kadın kalır. Ama birden çok evliliğin yaygın olduğu bu kıtada, ölen bir adamın arkasından birkaç hanım ve çok sayıda yetim kalır. Bu yetimler hem bitmez bir acının kaynağıdır. Hem de bu acıdan kendisine menfaat devşirecek zalimler için iyi bir kaynaktır. Zira küresel terör örgütleri için bulunmaz insan kaynağı bu yetimlerin yetiştiği ortamlarda boy gösterir.

Fildişi Sahili’nde, üç yetim çocukla beraber yaşayan dul bir Müslüman hanımın evine ziyarete gittik. Bu hanım, orada bir dizi hayır hizmeti için orda kalanlar ve bize rehberlik eden arkadaşlarımız için özel birisi… Yıllar önce ülkeye ilk gittiklerinde eşi Zekeriya, gün boyu onlara şoförlük yapmış. Akşam otellerine bırakmış ve araçla evine dönerken bir grup eşkıya tarafından yolu kesilmiş. Zekeriya’yı öldürüp, aracına da el koymuşlar. Şimdi üç çocuğuyla dul bir hanım yaşıyor.

Tezatların ülkesinde büyük anayollardan ayrılıp varoş bir mahalleye girdik. Yerli bir kılavuzla zor bulsak da asfaltın olmadığı ve çocukların arı gibi kaynadığı bir sokakta durdu arabamız… Dar ve karanlık bir aradan önce küçük bir bahçeye girdik. Yaklaşık 5 metre eni 15 - 20 metre kadar uzunluğu olan küçük bir bahçe burası. Bahçenin çevresinde 20 civarında minik evler var.

Burası, Afrika usulü kiralık ev modelidir. Her evin kapısı, bu küçük bahçeye açılır. Yemekler, evin önündeki küçük balkon şeklindeki betonun üzerinde pişirilir, bulaşıklar ve çamaşırlar burada yıkanır. Bahçede iplere asılmış çamaşırların altından eğilerek geçtik. En kötüsü de bahçenin bir köşesindeki sadece birer tane olan tuvalet ve banyodur. Burada kalan tüm aileler ortak kullanır. Yanı başınızdaki komşu Hıristiyan, öbürü putperest, bir diğeri sabaha kadar içki içen bir alkolik olabilir… Sesler, yemek kokuları, hayatın her türlü rengi karışır gider…

Nihayet aradığımız eve girdik. 6 ya da 8 metrekare civarında tahmin ettiğim küçük bir odaydı burası… Arka tarafa bir kapı daha açılıyor. Buna bakılırsa bir odası daha olmalı… Girişin yanında kocaman bir buzdolabı var. Her evde bulunmayacak önemli bir ayrıntıdır bu… Bir önceki ziyarette buzdolabı istediğini söylemiş ev sahibi hanım... Oradaki arkadaşlar da dolabın alınmasına yardımcı olmuşlar. Çünkü dolap, onun geçim kaynağı olacak… Küçük poşetlere çeşmeden su dolduruyor ve onları dolabında soğutuyor. Başının üzerine aldığı bir kovanın içinde sokakta soğuk su satıyor. Diğer seyahatlerimizde ana caddelerde bolca bu işten rızkını arayan kadın gördük. Yani buzdolabı bizim bildiğimizin çok üzerinde bir işleve sahiptir.

Hayatını böylece idame ettiren ve üç çocuğunu büyüten bir anne… Gayet mütevekkil, iffet, hayâ ve vakar abiyesi dik bir Müslüman hanım gördüm odada… Şikâyetçi değil. Geçinecek bir işi olmuş. Her gün sokakta kendi yaptığı meyve sularını ve soğuk suyu satıyor. Hediyelerimizi verdik. Ali abi, onlar için yapmayı düşündükleri evden bahsetti. Ta içi gülümseyen gözlerden sadece dua cümleleri duyduk… Kenar bir mahallede bir arsa alınacak ve onlara her bir ailenin daha insanca yaşayacağı 40-50 metre kare civarında evleri yapılacak. Kendisi gibi yetimleriyle kalmış dul kadınlar beraberce dayanışma içinde kalacaklar… Tahminlerin ötesinde oralarda arsa çok pahalı… Bu nedenle hala istenen arsa bulunamadı. Ama bulunacak inşallah... Çok uzun kalamadık. Zira Şakir abi, manzaraya dayanamayıp, erken ayrılmayı teklif etti.

Şehirde gezdiğimiz birçok yerde fotoğraf çektiğimiz için bana bakıp “Hocam fotoğraf çekecek misin?” dediler. Ama böyle bir manzara karşısında elim fotoğraf makinesine dokunmaya cesaret edemedi. Burası kiralık bir evdi. Muhtemelen yan taraftaki diğer komşuların hepsi de kiracı... Burada bir aile yaşayacak, çocuklar büyüyecek… Mahremiyet yok… Çocukları böylesi bir çevre içinde nasıl Müslüman olarak yetiştireceksiniz? Yaz sıcaklarında çoğu insan evinin önünde yatıyor.

Şimdi bu hanımın diğer komşular arasında apayrı bir yeri var. Zira beyaz üç Müslüman, evini ziyarete gelmişler… Tabii eve girerken elimizde poşetlerin olduğunu ve bir şeylerin getirildiğini hepsi de gördüler. Eliniz boş bile gelseniz, orada aranıp sorulmak önemlidir. Bunu gibi daha binlerce kadın var. Yalnızlığın zifirinde bekleyen… Bizden önce ulaşan batılıların hangi şartlarda ve neyi amaçlayarak yardım elini uzatacaklarını bilmemek mümkün değil…

Sokağa çıktık. Dışarıda bizi ayrı bir şenlik bekliyordu. Mahallenin çocukları; bir balon veya küçük bir şeker için çevremizi sardılar. Bize o tatlı ve neşeli yüzleriyle olmadık gösterileri yaptılar. Hepsi masum, hepsi mahzun… Eğer bir gün bir yetim başı okşamak isterseniz… Bir gün yetimin gözündeki parıltıyla kalbinizi ısıtmayı dilerseniz… Allah Resulü'nün yetimleri görüp gözetmek ile ilgili müjdelerine nail olmayı düşünürseniz… Çok uzak değilsiniz… Pardon, bu aralar evinizi büyütecektiniz, arabanın da yenilenmesi lazım değil mi? Şimdi yanlış zamanlama mı oldu?

Ülkenin kaymağını yiyenler başka, sefaletini görenler başka… Allah zalimlerden intikamını elbette alacaktır…



İlgili Konular Haşim Akın fildişi sahili
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş