Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


20:55, 20 Mayıs 2018 Pazar
16:28, 14 Mayıs 2018 Pazartesi

  • Paylaş
Cep telefonsuz yaşanır ama ekmeksiz yaşanmaz
Cep telefonsuz yaşanır ama ekmeksiz yaşanmaz

Yüz milyonlarca insan açlık çekerken gıdanın üçte birini, 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atıyoruz

Yaşar Süngü

Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan da yaşanabilir ama gıda olmadan yaşanamaz.
Cep telefonu, bilgisayar, internet, televizyon ihtiyacı ertelenir ama gıda ihtiyacı ertelenemez. Bütün insanlık tarihi boyunca tarım, en stratejik sektör olmuştur.
Önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir.
Tarım, hem önemi tartışılmaz bir sektör hem de modası geçmeyen tek sektördür.

**

Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, 815 milyon insan açlık çektikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız.
Uzay çağını yaşarken, dijital devrim ve otomasyon her alana girmişken hala dengesiz gelir dağılımı nedeniyle yüz milyonlarca insanın açlık çekmesini gelecek kuşaklara anlatamayız. Üstelik yüz milyonlarca insan açlık çekerken gıdanın üçte birini, 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atarken bunu açıklayamayız.

**

Türkiye’de tarımsal üretim küçük aile işletmeciliğinden büyük şirketlerin el attığı dev işletmeciliğe dönüşme yolunda gitmektedir.
Bu durum tarımsal üretimi artırmaya yönelik olumlu bir ilerleme gibi görünse de aile işletmeciliğinin kalkması, şehirlere göç artırması, kendi işini yapan insanların başkalarının yanında çalışan insanlara dönüşmesi gibi olumsuz bir tarafı da vardır maalesef.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin verilerine göre (TZOB) bugün çiftçi, bu ülkenin temel direği olarak, 81 milyonluk ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yabancıyı, 40 milyona yakın turisti besleyebiliyor.
6 milyona yakın kişiye istihdam sağlıyor.
İşsizliği 2 puan düşürüyor ve 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yapıyor.
2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekliyor.
Üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yapıyor.
Sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor.
Buna karşın kıymetinin bilinmesini, yaptığı işin öneminin idrak edilmesini istiyor.

**

Baktığımız zaman tarımsal potansiyel açısından en şanslı ülkeler arasındayız.
Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz.
Dünyanın en eski tarım merkezlerinden biri olan Anadolu ve Trakya’ya sahibiz.
Ülkemizde tarımsal çeşitlilik kıtalarla karşılaştırılabilecek kadar zengin.
55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz.
Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş üretiminde birinci, karpuz, kavun, pırasa, bal ve fiğ üretiminde ikinci, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı, çilek ve koyun sütü üretiminde üçüncü sıradayız.
Endemik bitki türü bizde 3 bin 500’ü aşarken, her gün bunlara yenileri eklenirken, kıta Avrupası’nda toplam endemik bitki türü sayısı 2 bin 500’de kalıyor.
Bugün dünya tarımının en temel ürünlerinden çoğunun anavatanı bu topraklar.
Buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz ve vişnenin anavatanı Anadolu. Bunların dışında, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane, kuşburnu, kekik, ahududu, alıç, ahlat, karadut, keçiboynuzu, böğürtlen, kızılcık, muşmula, menengiç, üvez, anason, Bektaşi üzümü, çam fıstığı, kara yemiş, koca yemiş gibi önemli tarım ürünlerinin kaynağı da Anadolu.

**

Bunun yanı sıra ülke olarak çok stratejik bir konumdayız.
İçinde bulunduğumuz bölgede, başta Ortadoğu olmak üzere, Balkanlar, Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika’da büyük bir gıda talebi bulunuyor.
Bu coğrafyanın tam ortasında yer alan Türkiye, tarım potansiyelini nüfusu 700-800 milyonu bulan bu bölgenin gıda açığını karşılamak üzere rahatlıkla kullanabilir.
Bölgenin tarımsal üretim merkezi olabilir.

**

Bütün bu artılara rağmen, ülke olarak tarım sektöründe var olan potansiyeli tam olarak kullanabildiğimiz söylenemez.
Çünkü; arazi parçalanması ve işletme ölçek sorunu, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri, tarım sigortasının yeterince yaygınlaşamaması, sulama, girdi maliyetleri, kredi finansman, örgütlenme, üretim planlaması, fiyat istikrarı, eğitim, kırsalda nüfus kaybı gibi çok çeşitli sorunları var.
Sulama hepimizin bildiği gibi ülkemizin en önemli meselelerinden biri.
Hala ekonomik ve teknik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin 2,15 milyon hektarını gerekli altyapı çalışmaları tamamlanamadığı için sulayamıyoruz.
Sulanan alanlarda da yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemlerine yaygın olarak geçemedik.
Hızla basınçlı sulama oranını artırmamız gerekiyor.
Bunun çözümü, basınçlı sulama sistemlerinin kurulum maliyeti devletimiz tarafından hibe yoluyla karşılanması.
Bu açıdan GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama projelerini içeren bölgesel kalkınma projelerin bir an önce tamamlanması gerekiyor.

**

Üreticinin ekonomik örgütlenmesinin yeterince sağlanamamış olması da en önemli sorunlardan biri.
Ekonomik örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri eksik.
Gelişmiş ülkelerde örnekleri görüldüğü gibi üyelerine ucuz girdi temin eden örgütlerimiz yok.
Soğuk hava depolarımız az, lisanslı depolarımız yetersiz.
Böyle olunca çiftçi ürününü stoklayamıyor, pazarlayamıyor ve ürünü değerlendiremiyor.
Piyasaya girip regülasyonu sağlayamıyor.
Ekonomik örgütlenme etkin olarak sağlanmadan ne çiftçimiz ürününü değerinden satabilir ne de tüketicimiz makul fiyatlarla tüketim yapabilir.
Piyasada da fiyat istikrarı sağlanamaz.
Üretim planlaması da yapılamaz.

**

Ne yaparsak yapalım, aile çiftçiliğini yeniden canlandıramazsak ekonomik ve sosyal hedeflere ulaşamayız, işsizliği azaltamayız, şehirlere göçü durduramayız.



İlgili Konular Yaşar Süngü
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş