Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


16:05, 17 Ocak 2018 Çarşamba
21:03, 06 Mayıs 2011 Cuma

  • Paylaş
Değişim
Değişim

Bir kısmı değişmekle övünürken bir kısmı da değişenleri ideallerinden vazgeçmekle ve egemen güçlere yaranmakla suçlamaktadır. O halde değişim nedir?

Tayfun Nasuhbeyoğlu

Giriş
Değişim her yüzyılda “sihirli” bir kelime olarak önümüze çıkar. Hangi düşünceden insanla konuşsanız “değişim” den bahsetmektedir. Bir kısmı değişmekle övünürken bir kısmı da değişenleri ideallerinden vazgeçmekle ve egemen güçlere yaranmakla suçlamaktadır. O halde değişim nedir?

Kur’an ’da Değişim
Değişim kelimesi; Kur’an’ da ga-le-be ve ga-ye-re (  ﺏ ﻝ ﻍ ve  ﺭ ﻯ ﻍ  ) kökünden türeyen kelimelerle karşılanır. Daha çok inkılâp, değişim, değiştirmek, döndürmek, çevirmek, geri dönmek gibi anlamlara gelir.

Kişisel Değişim
Değişim fert ile başlar. Ferdin değişimi toplumun değişiminin de öncülüdür. Kur'an fertlerin olumlu ve olumsuz değişimlerine birçok yerde örnekler verir:
Olumlu değişime örnek olarak Kehf suresindeki iman eden gençleri, Musa ve Firavun kıssasından; firavunun karısını, mü’min bir kişiyi ve sihirbazları verebiliriz. Kuşkusuz bu değişimlerin temelinde iman vardır. İmanın kalpte meydana getirdiği inkılâp vardır. İşte bu iman sayesinde kişilerde çok ciddi boyutta değişim yaşanmıştır. Bu değişim, gerek düşünce gerekse tavır boyutunda kendini göstermiştir. Örneğin, sihirbazlar iman ettiklerinde  -Firavun’ un tüm uyarı ve tehditlerine rağmen- imanlarında ısrar ettiler ve şahadet mertebesine yükseldiler.

Yine Kur’an, olumsuz değişim modellerinden bahseder: İblis, Kâbil, Karun gibi... Bu sembol isimler değişimin olumsuz karakterleridir. İblis yeni konumunu beğenmeyerek, Kâbil kıskançlık yüzünden, Karun ise malın azdırmasından dolayı hakka başkaldırmış ve olumlu olan konumlarını bir anda tersine çevirerek, kâfirlerden olmuşlardı. İblis, Kâbil ve Karun olaylarında görüldüğü gibi mal, makam ve kadın birer fitnedir. Bu hususlar mü’min fertleri gelecekte bekleyen en önemli imtihanlardır.
Kur’an bu etkenlere karşı dikkatli olunması noktasında mü’minleri uyarmıştır:
“Bilin ki, sizin mallarınız ve çocuklarınız birer denemedir (bir fitne konusudur). Allah ise büyük karşılık katında olandır.” (8/Enfal 28)

“Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan şehvet tutkusu insanlar için süslendirilip çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının metaıdır. Allah ise varılacak yerin güzel olanı katında olandır.
De ki: ‘Size bundan daha hayırlı olanını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında içinde temelli kalacakları altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan da bir rıza vardır. Allah kulları hakkıyla görendir.” (3-Ali İmran 14–15)

Olumsuz değişimin sebeplerinden bir diğeri de küfredenlere uyulmasıdır. Kur’an küfredenlere uyulması halinde inananları gerisin geriye döndüreceği uyarısında bulunur. (3-Ali İmran 149)
 Yine; Hacc suresi 11. ayette;
 “İnsanlardan kimi de Allah’a bir ucundan ibadet eder, kendisine bir hayır dokunursa bununla tatmin bulur ve kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O dünyayı kaybetmiştir, ahireti de...”

denilerek Allah’a imanımızın pazarlıksız ve samimi bir iman olması, aksi takdirde başımıza gelebilecek türlü musibetler neticesinde gerisin geriye dönebileceğimiz ifade ediliyor.                                                                                                  
İman ettikten sonra imanımızın sürekli olarak canlı kalabilmesi için Allah ile olan bağımızın güçlü olması gerekir. Buna da Allah’ı sıkça anarak, salih amellerde bulunarak ve Kur’an ahlakı ile ahlaklanarak ulaşabiliriz.   

Toplumsal Değişim
Kur’an insanların ve toplumların değişim yasalarından yani “Sünnetullah” tan bahseder.
Enfal suresi 53. ayette;
“Bu böyledir, çünkü Allah bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez ve bilin ki Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.”
 
Rad suresi 11. ayette ise;
“...Gerçek şu ki insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez ve Allah insanlara (kendi kötülüklerinin sonucu olarak ) bir felaket tattıracağı zaman hiçbir şey onun önünde duramaz”

 ifadeleri ilahi değişimin yasalarına işaret etmektedir.
Bu değişimin yasalarına dikkati çeken Muhammed Esed Tefsir-Mealinde Rad 11. ayeti şöyle açıklıyor:
“Lafzen ‘içlerinde olanı’ bu ifadenin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki anlamı vardır; yani insanlar kendi nefislerini fesad ve yozlaşmaya terk etmedikçe Allah, yardım ve esirgemesinden onları yoksun kılmaz; buna karşılık yine Allah, bilerek, isteyerek günah işleyen kimseler kendi içlerindeki eğriliği, olumsuz eğilimleri değiştirerek bunu hak etmedikçe onlara rahmet ve inayetini nasip etmez. En geniş anlamıyla bu ifade, hem bireysel, hem de toplumsal hayata yön ve biçim veren taşıyıcılarının ahlaki niteliklerine ve “iç dünyalarındaki” ruhi/manevi biçimlemelere göre uygarlıkları yükselten ya da alçaltan ilahi sebep – sonuç ilke ya da ilişkisini, yani sünnetullahı dile getirmektedir.” ( Tefsir-Meal S.487)
İnsanın dünyaya geliş amacı hepimizin bildiği gibi Allah’a kulluk ve bu doğrultuda yeryüzünün halifeleri olmaktır. Dinin hedefi insanların hayatını düzenleyerek ahlaki ve ameli sorumluluklar yüklemektir. Sonuçta erdemli bir toplum/topluluk oluşturmaktır.

Allah’ın bizlerden neleri murad ettiğini iyi anlayabilmek gerekir. Bunu anlamanın en iyi yolu da Kur’an’dan geçer.
Kur’an’ın özeti olarak tanımlanan Bakara Suresi 177. ayette: 
“Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz erdemlilik (birr) değildir. Ama erdemlilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman eden, ona olan sevgisine rağmen malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyip dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar doğru olanlardır. Ve müttakî olanlarda bunlardır.”

Yine Bakara Suresi 83. ayette;
“Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve ‘insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin’ diye emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.”

Bu ayetler ışığında şunu ifade edebiliriz ki; Hz. Adem’in, Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın Hz. İsa’nın ve Hz.Muhammed (s.a.v)’in mesajında da bu temel değerler vardır. Bizler içinde vazgeçilmez olan bu değerlerdir. Yani temel konulardır. Diğer bütün konular bu temel konular ekseninde yorumlanıp açılım yapılmalıdır.

Sonuç
Bütün bu söylenenler ışığında acaba değişim ve yenilenmeye, fertlerin veya toplumun içsel bir devinimi sonucunda mı ihtiyaç duyuldu; yoksa şartlar ve sistemin baskısı karşısında mecburi bir değişiklik mi? Ya da zihinsel anlamda bir kayış, değer üretememe ve kendimiz olamama sonucu mu?
İşte bu sorulara verilecek cevaplar “değişimin yönünü ve rengini”  belirleyecektir.

Artık sanki birilerine bir şeyler ispat zorundaymış gibi izzeti başka yerlerde arama uğraşından vazgeçmeliyiz.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş