Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:19, 20 Ocak 2018 Cumartesi
Güncelleme: 08:25, 13 Şubat 2013 Çarşamba

  • Paylaş
Türkiye’de elektriğin serüveni
Türkiye’de elektriğin serüveni

“Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi”nden, “Türk Elektrik Anonim Şirketi”ne

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

 
   

 1831’de İngiliz M. Faraday’ın elektromanteyik indüklemeyi buluşu elektrik enerjisi üretiminin yolunu açmış, 1870’te Belçikalı Z. Gramme’ın geliştirdiği dinamolarla küçük binalar aydınlatılmaya başlanmıştı. Bu tarihten on iki yıl sonra ampulün mucidi Thomas Edison, New York’taki Pearl Street Santrali’ni devreye sokmuş ve bir yıl içinde elektrikli aydınlatma isteyen beş yüz müşteri bulmuştu.

Böylece bu yeni enerji kaynağı sanayi üretiminden, ulaşıma, evlerden sokaklara kadar her yerde kullanılmaya başlanmıştı. Elektrik enerjisinin yaygınlaşmasıyla birlikte dünyada meydana gelen değişimden Osmanlı İmparatorluğu da etkilenmiş, bu ihtiyacın karşılanması ve arzına ilişkin çalışmalar ülkemizde de başlatılmıştı. Bu çalışmalar sonucunda elektrik enerjisinin Osmanlı İmparatorluğu’nda kullanımı ilk olarak 1902 yılında Tarsus’ta ortak bir İtalyan-İsviçre firması tarafından değirmene bağlanan 2kW’lık bir dinamo ile gerçekleşmişti. İlerleyen yıllarda başkent İstanbul olmak üzere Osmanlı’ya bağlı olan Beyrut, Selanik ve Şam şehirleri özel sektör tarafından elektriklendirilmiş, bu alandaki teknolojik ilerlemeler, yatırımlar ve artan talep neticesinde yasal düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu’nda elektrik üretim ve dağıtımının yapılabilmesi için öncelikle 10 Haziran 1910 tarihli “Menafi-i Umumiyyeye Müteallik İmtiyazat” adlı mevzuat hazırlanmış, bununla birlikte bir santral kurulması için devlet tarafından ihale açılmıştı. Bu ihaleyi Avusturya-Macaristan sermayeli “Ganz Elektrik Şirketi” kazanmış ve devletten elektrik üretim-dağıtım imtiyazını Rumeli cihetinde 50 yıl süreyle satın almıştı.

 

Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi Makbuzu

 

 Ganz Şirketi, İstanbul merkezli olarak “Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi” adıyla Haliç’te kurumsallaştı. Başkente elektrik verilmesi için çalışmaya ve etütler yapmaya başlayan şirket, burada hidroelektrik üretimi için uygun su kaynağı bulamayınca kömür yakıtlı bir tesis kurulması yönünde karar aldı. Plana göre santral Haziran 1913'te tamamlanacaktı. Ancak Balkan Savaşı ve Eylül 1913’te meydana gelen selin meydana getirdiği hasar nedeniyle bu süre uzadı. Neticede İstanbul’un elektrik ihtiyacını karşılayan ilk santral olan “Silahtarağa Termik Santrali” 11 Şubat 1914 tarihinde açılabildi. 20 Şubat’ta üretilen elektrik ilk olarak İstanbul tramvaylarına ve Dolmabahçe Sarayı'na, üç gün sonra da Beyazıt, Tozkoporan ve İstinye'de yer alan üç indirici merkezden özel tesisatlara verilmeye başlandı. Aynı yıl tüm hisseleriyle bir Belçika şirketi olan SOFINA’ya devredilen santral,  1950’li yıllara kadar İstanbul’un tek elektrik santrali olarak faaliyet gösterdi.

 
   

 1. Dünya Savaşı, özellikle İstanbul’da elektriklenme çalışmalarına büyük sekte vurdu. Savaş, malzemelerin pahalanmasına ve getirtilememesine yol açtığından, şehir dört sene boyunca bazı ev ve ticarethaneler hariç elektriksiz kaldı.

 

Türk Anonim Elektrik Şirketi Makbuzu 1926(Harf devriminden önce)

 

 Savaş sonunda Osmanlı İmparatorluğu dağılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulunca santralin ve dağıtımın işletmesini yapan SOFINA şirketi de 17 Haziran 1923 yılında devletle yeni bir sözleşme yaptı ve adını “Türk Anonim Elektrik Şirketi” olarak değiştirdi. Çalışmalarını hızlandıran SOFINA, İstanbul'un ev, fabrika ve sokaklarını hızla aydınlatırken, elektrikle çalışan elektrik süpürgesi, ütü, çamaşır makinesi, ekmek kızartma makinesi, fırın, ısıtma ve soğutma cihazları, motor gibi aletler de satmaya başladı.

 
   

Konusu elektrik ve elektrikli aletler olan, Türkçe ve Fransızca olmak üzere iki dilde yayınlanan “Ameli Elektirik” adlı bir dergiyi de abonelerine bedava dağıtan şirket, Cumhuriyet dönemiyle birlikte başlayan sermayenin Türkleştirilmesine yönelik çalışmalar neticesinde 1937 yılında hükümetçe satın alınarak devletleştirildi. Bu tarihten sonra Silahtarağa Termik Santrali ile birlikte ülkedeki tüm üretim ve dağıtım işleri Nafia Vekâleti’ne bağlı “Elektrik Genel Müdürlüğü” ve İETT tarafından yapılmaya başlandı.

 

Türk Anonim Elektrik Şirketi Makbuzu 1929(Harf devriminden sonra)

 

 Kaynaklar: 

Gökhan Akçura, “Elektirik ne kuvvetli bir hizmetçi”, 2007. 

Süleyman Faruk Göncüoğlu, İstanbul’un İlk’leri ve En’leri, 2010. 

Enerji Sektörünün Osmanlı Ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihindeki Gelişimi Ve Yasal Süreç, 2011.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş