Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:24, 20 Ocak 2018 Cumartesi
01:36, 15 Şubat 2013 Cuma

  • Paylaş
İngiliz Subayı Woods Paşanın dilinden II.Abdülhamid
İngiliz Subayı Woods Paşanın dilinden II.Abdülhamid

'Kendisiyle tanışmak imkanını bulan herkesin itiraf ettiği gibi Abdülhamid büyüleyici bir karaktere sahipti. ..Abdülhamid’le sadece iki kez görüşme imkanı bulan Mr.Joseph Chamberlain’in bana sonradan itiraf ettiğine göre,Türkiye’deki ziyareti esnasında tanıdığı devlet adamı niteliğine sahip bir tek adam vardı. O da Abdülhamid idi.”

Ömer Aymalı- Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

   
   

Osmanlı yöneticileri devleti eski gücüne kavuşturmak amacıyla yenileşme hareketlerine giriştiklerinde yabancı uzmanlardan da oldukça faydalanmışlar, bazıları paşalık rütbesi ile görevlendirilmişlerdi. Bunlardan biri de Sultan II.Abdülhamid döneminde Osmanlı Bahriyesinde 40 yıl hizmet etmiş olan Sir Henry Woods Paşadır. Woods Paşa Türkiye’den ayrıldıktan sonra yazdığı anılarında Türkiye’de görevde bulunduğu süre içindeki yaşadıklarını anlatmıştı.  Türkiye anıları 1869-1909 ( Osmanlı Bahriyesinde 40 yıl ) adıyla Türkçeye tercüme edilen eserde Woods Paşa ‘Gerçek Abdülhamid ve Kişiliğini belirleyen olaylar” başlığı altında bir bölüm açarak Sultan II.Abdülhamid ile ilgili kendi gözlemlerini anlatmıştı.

 
   

Olayların niteliğine göre soğukkanlı 

Woods Paşanın, II.Abdülhamid’in Osmanlı tarihindeki yeri ve şahsiyeti ile ilgili olarak ilk cümleleri şunlardı : Sultan Abdülhamid’i layık olduğu şekilde anlatan herhangi bir yazılı belgeye şimdiye kadar rastlamadım. Özellikle düşünce ve karakteri hakkında doğruya yakın herhangi bir fikir ileri sürülmemiştir. Bana kalırsa Abdülhamid şimdiye kadar gelmiş geçmiş Osmanlı padişahları arasında en müstesna yeri işgal edenlerden biridir.Tahta getiriliş şekli,yani,devrin bazı devlet adamlarına verdiği tavizler mukabili elde ettiği destekle bu makama oturtulması konusu olmasaydı,tarih,Abdülhamid’i Osmanlı hanedanının kuruluşundan itibaren gelip geçen en başarılı hükümdarlardan biri olarak gösterecekti…Çok sakin ve gösterişten uzak bir hayat tarzı vardı. Herhangi bir meseleye çözüm ararken etrafındakileri dinler, ancak onların esiri olmazdı. Tahta çıkmadan önce bile akıllı ve nazik bir kişiliği olması dolayisiyle İstanbul’a gelen bazı Avrupalılar onu ziyaret ederlerdi. Tahta çıktıktan sonra bazı psikolojik etkenlerin tesiriyle kendisine bir kukla nazarıyla bakıldığı vehmine kapılmıştı….Bu etkenlerin tesirinde kaldığı içindir ki,şahıslara karşı içinde bir nevi güvensizlik duygusu belirmeye başladı. Bu duygular zamanla en ağır derecesine vardı. O kadar ki artık kimseye güvenmiyordu..Bu güvensizlik duygusu iledir ki tahta çıkar çıkmaz Yıldız Sarayına taşınmıştı…

Abdülhamid,tahta çıktıktan sonra “profesyonel münafıklar” her tarafta kol geziyordu. Kendisine suikastlar tertiplendiği hususunda yalan yere ihbarlarda bulunuluyor,mükafatlandırılmak ümidiyle,yalan yere birçok insan cezalandırılıyordu..

Olmasaydı Türkiye de olmazdı

Abdühlamid rejimi hakkında doğru bir yargıya varabilmek için olaylara akılcı bir açıdan bakmak gerekir. Bu açıdan bakıldığında,idaresinin ne kadar iyi olduğu görülecektir. Çünki  Abdülhamid,zalim idare tarzına rağmen parçalanan imparatorluğun yeni baştan organize edilmesi için çalışıyordu. Abdülhamid olmasaydı,bu satırların yazıldığı şu anda ne bu kadar geniş ve bağımsız bir Osmanlı devleti ve ne de ileride tarihçiler ve diğer devletler tarafından tanınacağına şüphe etmediğim,bugünkü,henüz yerine oturmamış Ankara hükümeti bulunacaktı.

Sherlock Holmes’e Mecidiye nişanı

Woods Paşa kitabında Sultan Abdülhamid'i son derece zeki , okumayı seven, Batıda yazılan kitaplara özellikle polisiye hikayelere meraklı bir şahsiyet olarak tanımlıyor. “ Abdülhamid’in korkunç bir zekası vardı. Çok az Fransızcasının ötesinde başka bir yabancı dil bilmediği halde, Avrupada çıkan en son kitapların tercümelerini ya okur veya başkasına okutup dinlerdi. …. Hafiye hikayelerinden,özellikle Sir Conan Dyle’un yazdıklarından çok hoşlanırdı.  …birkaç yıl önce Sherlock Holmes hafiye serilerinin yaratıcısı,karısıyla birlikte İstanbul’a gelmişti. Benim de katıldığım selamlık resminde Abdülhamid,Sherlock Holmes’e Mecidiye nişanını takmıştı.'

Devlet adamı.. 

Woods Paşa Sultan Abdülhamid’in devlet adamlığı vasfına ise hayranlık duymaktadır. Ancak bu yalnız kendi fikri değildir: Kendisiyle tanışmak imkanını bulan herkesin itiraf ettiği gibi Abdülhamid büyüleyici bir karaktere sahipti. ..Abdülhamid’le sadece iki kez görüşme imkanı bulan Mr.Joseph Chamberlain’in bana sonradan itiraf ettiğine göre,Türkiye’deki ziyareti esnasında tanıdığı devlet adamı niteliğine sahip bir tek adam vardı. O da Abdülhamid idi.”

Woods Paşa’ya göre Sultan Abdülhamid son derece sakin,paniğe kapılmayan, vatandaşları arasında  Müslim gayrimüslim ayrımı yapmayan büyük bir devlet adamı ve diplomattı: Mükemmel bir diplomat olan Abdülhamid,genişleme arzusu  içinde olan büyük devletlerin birbirleri arasındaki rekabet ve kıskançlıktan azami ölçüde faydalanılacağını çok iyi biliyordu. Amacı, Osmanlı İmparatorluğunun büyük devletlerle dostluğunu muhafaza etmek suretiyle harb tehlikesini bertaraf etmekti. Politik tavır ve hareketlerinde Abdülhamid uyduğu bir diğer prensip de, olayların niteliğine göre soğukkanlı ve hareketsiz olmasıydı. Padişah kendisini zor durumlarda karşı karşıya gördüğü zamanlar selameti sessizlikte bulurdu. Böyle zor durumlar karşısında,yabancı elçiler ile onların kibirli tercümanları padişahı beyhude yere ikna etmeye çalışadursunlar,padişahın karar vemek istemediği konular hasır altı edilirdi.”

En evrensel bir Halife

Sultan Abdülhamid’in Halifelik sıfatını getirdiği noktayı Woods Paşa şu ifadelerle övüyordu: Abdülhamid memlekette sürdürdüğü rejim ile adeta “ devlet benim” diyor gibiydi. Büyük enerji sahibi bir adamdı. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç vakitlerine kadar memleket meseleleri olsun olmasın her şeyle çok yakından ilgileniyordu. Taha çıkar çıkmaz imparatorluğu içte ve dışta kuvvetlendirmek,Rus harbinde kaybolan prestijini yeniden kazanmak ve dünya Müslümanlarını bir çatı altında birleştirmek için Halifelik yetkilerini şahsında toplamak suretiyle azametli halifelik müessesesini  yeniden canlandırmaya başladı. İslam halkını himayesine almakla gerçek bir halife olduğunu isabet etti. İmparatorluğun çöküş devri başladıktan bu yana hiçbir halife Abdülhamid’in olduğu kadar evrensel kabul görmemişti.”

Kardeş kanı akmasın

Woods Paşa Sultan II.Abdülhamid’in milletin ve ülkenin bütünlüğü ve selameti için İstanbul’a gelen hareket ordusuna karşı koymadığını ise şu cümlelerle ifade etmektedir : Kendisi için çarpışmaya hazır büyük birliklerin mevcudiyetine rağmen Abdülhamid,tahtını korumak için savaşı göze almazdı. Bu riski göze almış olsaydı,muvaffak olması pekala mümkündü. Kendisi savaştan çok diplomasiye inanan bir insan olduğu için,memleketin kardeş kanına bulanmasını istemezdi. Şiddete başvurmak halifelik prensiplerine de aykırıydı. Bu sebeple İngiliz hükümetinin tavsiye ve yardım vaadine rağmen Arabi Paşanın mısırda başlattığı isyan hareketini bastırmak için askeri tedbir almadı. İsyan hareketinin genişlemesi ve İngilizlerin müdahale kararı alması üzerine,İngilizlerle işbirliği yapmaya razı oldu.. Hareket Ordusu İstanbul kapılarına gelip dayandığı zaman  Abdülhamid yine kuvvet kullanma yerine diplomasiyi tercih etti.”

Hakimiyet,çocukların eline geçti: neler yapabileceklerini bekleyip görmek lazım

Woods Paşanın Sultan II.Abdülhamid ve ilan etttiği  Meşrutiyet rejimi ile ilgili son sözleri ise şunlardı : Meşrutiyet ilan edildiği zaman vatandaşların Parlamenter bir hükümet rejimini layıkıyla sürdürebilecek fikri  olgunluğa eriştiği ümidinde olduğunu açıkça ifade etmiş ve şöyle demişti : Hakimiyet,çocukların eline geçti: neler yapabileceklerini bekleyip görmek lazım.”

 

Kaynaklar:

Sir Henry Woods, Türkiye Anıları 1869-1909 ( Osmanlı Bahriyesinde 40 yıl ) Çeviren, Fahri Çoker

Mübahat Kütükğlu, Osmanlı Bahriyesinde Hizmet etmiş bir İngiliz Subayının,Woods Paşanın Sultan II.Abdülhamid hakkındaki görüşleri, Sultan  II.Abdülhamid ve Devri Semineri,İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş