Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:07, 17 Ocak 2018 Çarşamba
14:00, 17 Ekim 2013 Perşembe

  • Paylaş
Arakan Müslümanları Rohingyalıların ızdırabı/Levent Baştürk
Arakan Müslümanları Rohingyalıların ızdırabı/Levent Baştürk

Birleşmiş Milletler`e göre, Rohingyalara karşı insanlık suçları geçmişte olduğu gibi günümüzde de işlenmeye devam etmektedir. Rohingya halkına karşı yapılan muameleler dini ve siyasi liderlerin açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde Rohingya halkının bir etnik temizlikle karşı karşıya olduğu görülmektedir.

Levent Baştürk - DÜBAM

Uzun zamandır dünyanın en fazla zulme uğramış halklarından biri olarak kabul edilen Rohingyalar, Myanmar`da (Burma) hiç bir yasal statüye sahip olmadıkları gibi, aşırı ayrımcılık, taciz ve giderek artan şekilde şiddete maruz kalmaktadırlar. 2012`de aşırı düsmanlaştırıcı Müslüman karşıtı nefret dolu konuşma kampanyaları ile körüklenen şiddet saldırıları sonucunda çeşitli Royingha toplulukları imha edildi ve 100 binden fazla Royingha mekânlarını terketmek zorunda kaldı. Bugün Myanmar`da Rohingyalar baskılar sonucu, izole edilmiş neredeyse her türlü mal ve hizmetlerden mahrum bırakılmış ve kendilerini geçindirme imkanlarından alıkonmuş durumdalar. Birleşmiş Milletler`e göre, Rohingyalara karşı insanlık suçları geçmişte olduğu gibi günümüzde de işlenmeye devam etmektedir. Rohingya halkına karşı yapılan muameleler dini ve siyasi liderlerin açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde Rohingya halkının bir etnik temizlikle karşı karşıya olduğu görülmektedir.

Myanmar hükümetinin Rohingya halkının ızdırabını sona erdireceğine dair niyetli olduğunu açıklamış olmasına rağmen, henüz onların çektiği çilenin temel sebeplerini kaldırmaya yok denecek kadar az şey yaptığı görülmektedir. Myanmar demokrasi hareketi de Rohingya halkının maruz kaldığı uygulamalar karşısında sessiz kalmayı tercih etmektedir.

ZULÜM ALTINDA EZİLMİŞ BİR AZINLIK

Royinghalar, halkının çoğunluğunu Budist Rakhinelerin oluşturduğu, Myanmar`ın Bangladeş`le sınır bölgesindeki Arakan veya Rahkine eyaletinde yaşayan bir müslüman halktır. Royinghalar Arakan`da bir kaç yüz yıldır yaşamış olmalarına rağmen, Myanmar`ın 1982 tarihli vatandaşlık yasası onları ülkenin resmi olarak tanınmış etnik gruplarından biri olarak kabul etmemiş ve her türlü vatandaşlık hakkını inkar etmiştir. Myanmar hükümeti, yaklaşık 800 bin Rohingya insanını Bagladeşli olarak kabul etmekte ve Bagladeş`ten gelen yasa dışı göçmenler olduklarında ısrar etmektedir. Myanmar`ın 19848`de bağımsız olmasından beri (o zamanlar Burma), belli aralıklarla şiddet saldırısı kampanyalarına maruz kalmış ve aralarında aşağıda sayacaklarımızın da olduğu çeşitli zulümlere maruz kalmışlardır:

Evlenme ve çocuk sahibi olma hakkı üzerinde sınırlamalar: Rohingyalılar evlenmek için resmi izin almak zorundadırlar ve belli bölgelerde ikiden fazla çocuk sahibi olmaları yasaklanmıştır. Bunun sonucu olarak, 60 binden fazla Rohingyalı çocuk bu kuralların ihlali dışında dünyaya gelmiş olup nüfus kayıtlarına geçirilmemiştir ve eğitim dahil olmak üzere hiç bir hükümet hizmetinden istifade edememektedirler.

  • Seyahat etme özgürlüğü üzerindeki sınırlamalar: Rohingyalar bir komşu köye gitmek için bile resmi izin elde etmek zorundadır. Seyahat izni için başvurular uzun süre sırada beklemeyi, ücret ödemeyi, çoğunlukla rüşvet ödemeyi ve mahremiyeti ihlal edecek incelemeleri beraberinde getirmektedir. Seyahat hürriyeti üzerindeki sınırlamalar, Rohingyaların ilkokul sonrası eğitim imkanına sahip olma, pazara ulaşma, iş imkanlarına sahip olma ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarının yok sayılmasına neden olmaktadır.

  • Zorla çalıştırma: Rakhine eyaletinin kuzeyindeki Rohingyalar düzenli olarak hükümet ve askeri otoriteler için ücret karşılığı olmaksızın çalışmaya zorlanmaktadırlar. Rakhine eyaletinde tamamıyle Royinghalar için zorunlu olan bu çalışmayı sık sık çocuklar da yerlne getirmek zorunda kalmaktadırlar.

  • Yargı sürecinin inkârı: Rohinghyalar otoriteler tarafından rutin olarak mülklerine el konulma, keyfi tutuklama ve gözaltına alınma, fiziki ve cinsel şiddet mağduru olma ve işkenceye maruz kalma gibi durumlara muhatap olmaktadırlar.

  • Ayrımcılık: Royinghalar eğitim, sağlık ve mühendislik alanlarında meslek sahibi olmaları engellenmektedirler. Pek çok sağlık merkezinde Rohingyaların tedavisi reddedilmekte ve ağır el emeği gerektiren işler dışında, pek az işyeri onları istihdam etmektedir.

Rakhine, Burma`nin en fakir eyaletlerinden birisidir. Eyalet nüfusunun çoğunluğunu oluşturan etnik Rakhineler de Burmalı çoğunluğun ve merkezi hükümetin kültürel baskılarından ve ekonomik ayrımcılığından çok çekmiştir. Fakat Budist ve yasal olarak tanınmış bir azınlık olarak Rakhineler, Burma`da her kesimce nefret edilen Rohingyalara tanınmayan hak ve fırsatlara sahiptirler. Yoksulluk, Rohingyalar Rakhine, Burma`nin en fakir eyaletlerinden birisidir. Eyalet nüfusunun çoğunluğunu oluşturan etnik Rakhineler de Burmalı çoğunluğun ve merkezi hükümetinin kültürel baskılarından ve ekonomik ayrımcılığından çok çekmiştir. Fakat Budist ve tanınmış bir azınlık olarak Rakhineler, Burma`da her kesimce nefret edilen Rohingyalara tanınmayan hak ve fırsatlara sahipler. Yoksulluk, Rohingyaları  kıt kaynaklar üzerinde yabancı rakip olarak gören Rakhinelerin onlar üzerindeki düşmanlığını alevlendiriyor.

Bu düşmanlıklar, Haziran ve Kasım 2012 arasında iki toplum arasında çatışmaların patlamasına neden oldu. Toplumlar arası şiddet geriye yüzlerce ölü ve ezici çoğunluğu Rohingya olan 140 bin yerinden edilmiş insan bıraktı. En öldürücü şiddet, Rakhinelerin Rohingya toplulukları üzerine saldırıları sonucunda oluştu. Hem Rakhine hem de Rohingya tarafından olan şahitlere göre, Budist rahipler ve Rakhine siyasetçileri pek çok saldırıyı tahrik ettiler veya saldırıların başını çektiler. Devletin güvenlik güçleri ise ya bu saldırıları önlemede başarısız oldu, ya müdahele etmeyi reddettiler ya da bazı durumlarda bizzat saldırılara iştirak ettiler. Şiddet pek çok Rohingyalıyı kendi topluluklarını terketmeye zorladı. Onların ayrılmasının ardından, geriye kalan ayakta kalmış olan ne varsa, hükümet tarafından geriye Rohingyalardan hiç bir iz bırakmayacak şekilde tamamıyla ortadan kaldırıldı.

Yerlerinden edilmiş Rohingyalar, halihazırda Birlermis Milletler yardım koordinatörünün gördükleri arasında en kötüsü olarak nitelediği, resmi ve gayri resmi ülke içinde yerlerinden olmuş kişiler kamplarında yaşamaktadırlar. İnsani yardım çalışanlarının sıklıkla bu kamplara erişmelerine engeller çıkarılmaktadır.

Güvenliği sağlamak gerekçesini öne sürerek, Myanmarlı yetkililer mahiyeti itibariyle Rohingya nüfusunun büyük kısmını hapsetmiş durumdadırlar. Dikenli tel örgüler ve barikatlar kullanmak suretiyle sadece yerinden olmuş kişilerin kampları değil, halen var olmaya devam eden Rohingya topluluklarının yaşadığı yerlerin etrafı çevrelenmiş durumdadır. Dışarı çıkmalarına izin verilmeyen Rohingyaların pazara, okula ve sağlık hizmetlerine erişimleri engellenmektedir ve geçimlerini sağlamak için çalışma imkânlarından mahrum bırakılmış durumdadırlar. Kısa zaman önce yayınlanmış bir Birleşmiş Milletler raporuna göre, kamplarda alarma geçmeyi gerektirecek ölçüde korkunç boyutta ileri safhada eksik beslenme durumundan söz edilmektedir. Haziran ayında BM`nin Myanmar`da insan hakları üzerine özel raportörü Tomas Ojea Quintana, Rakhine eyaletinde Rohingyalari ve genel müslüman nüfusu hedef almış ve hala devam eden oldukça yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerinin bizzat devlet görevlilerince yapıldığına dair itibar edilir iddiaların var olduğunu belirtmiştir.

SON GELİŞMELER

Rohingyaların genel durumunda radikal bir iyileşme olmamasına rağmen merkezi ve yerel idareler tarafından bazı olumlu adımların atıldığı söylenmektedir. İnsani yardım kurumlarının erişimi eskiye oranla biraz kolaylaştırılmıstır. Munson sezonundan önce yerlerinden olmuş Rohingyalara daha güvenilir barınaklarin temin edilmesi için girişimler olmuştur. Fakat bu olumlu çabalar Rohingyaları Bengali kimliğini Kabul etmeye zorlayan bir kayıt kampanyası ile birlikte sürdürülmüştür. Rohingyaların Bengali olarak kaydedilmesi, haliyle onların illegal bir statüyü kabul etmiş olmalarını da beraberinde getirmektedir. Mayıs 2013`te hükümet 2012 yılındaki şiddet olaylarını araştırmak için bir komisyon kurdu; fakat bu komisyonda bir tane bile Rohingya üyeye yer verilmedi. Bu komisyon 2012 olaylarının sorumlularının cezalandırılması ve Rakhine eyaletinde toplumlararası ilişkilerin geliştirilmesi için önlemlerin alınması çağrısında bulundu. Ancak aynı zamanda “Bengaliler” için doğum kontrolü tedbirleri tavsiyesinde de bulundu. Bu tavsiyeye karşılık olarak Rakhine eyaleti yerel yetkilileri Rohingya için iki çocuk sınırlandırmasının titizlikle uygulanması konusunda alınan tedbirleri artıracaklarını açıkladı. Myanmar`ın Göçmenlik ve Nüfus Bakanı Rakhine eyaleti yetkililerinin bu tedbirlerini övmesine rağmen, BM`nin Myanmar insan haklar özel raportörü Tomas Ojea Quintana`ya, hem bakan hem de eyaletin başbakanı bu politikanın uygulamaya konmadığını söylemiştir. Ancak, aynı zamanda hem eyaletteki rahipler hem de siyasetçiler eyaletin Royinghalardan arındırılması için açıkça çağrıda bulunmaktadırlar.

Myanmar Devlet Başkanı Thein Sein`in Rohingya`nın yasal statüsünde düzenleme yapılacağı konusunda vaatte bulunmasına rağmen, Rohingyaların çoğu için vatandaşlık elde etmeyi neredeyse imkansız kılan 1982 vatandaşlık yasasında değişiklik yapılmasına gerek olmadığında ısrar etmektedir.

Temmuz 2013`de merkezi hükümet tacizleriyle meşhur Rakhine eyaleti sınır güvenlik gücü NaSaKa`yı yasakladı. Ancak onların yerine getirilen polis güçlerinin Rohingyalara suistimal ve tacizlerinin devam ettiği rapor edilmektedir. Ağustos 2013`te Rakhine otoriteleri Haziran 2012 yılında çıkan şiddet olaylarının başlangıcını oluşturan Rohingya otobüs yolcularının öldürülmesinden sorumlu 6 Rakhine`yi cezalandırdı. Öte yandan, 2012 yılındaki olayda mağdurların çok büyük kısmı Rohingyalar olmasına rağmen, olayların sorumlusu olarak cezalandirilanlarin çoğunluğunu da Rohingyalar oluşturdu.  

MÜSLÜMAN KARŞITI NEFRET SÖYLEMİ VE ŞiDDETİN ARTMASI

Sorumlularından hesap sorulmaması, Mart`tan bu zamana ülkenin diğer yerlerindeki Müslümanları da hedefleyen salgın şiddete eşlik eden önüne geçilemeyen Müslüman karşıtı nefret soyleminede muhtemelen büyük katkıda bulundu. Şiddetin en belirgin kışkırtıcıları Budist rahipler olmakla beraber, güvenlik güçlerininin de pek çok insanın ölümüne ve binlerce mülkün tahribine sebep olan olaylarda suç ortalığı olduğuna dair yeterince delil bulunmaktadır. Budist “969” hareketi Müslümanlara ait ticari işletmelerin boykot edilmesi için Müslüman karşıtı bir söylem ve tehdite basvurmaktadır. Aynı zamanda Müslüman erkek ile Budist kadınların evlenmesini suç haline getirme çabası içine girmiştir. Nüfusun yüzde beşini oluşturan Myanmar Muslumanlarına karşı her geçen gün artan toplumsal ayrıştırma ve ayrımcılık, onları kendi hayatları ve güvenlikleri konusunda çok haklı bir endişeye sevketmektedir

 

Kaynak: "The Plight of the Rohingya",  http://www.ushmm.org/confront-genocide/cases/burma



İlgili Konular arakanlı müslümanlar
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş