Sol Akademi: 'Gezi Cezbesi'ne devam! | Kültür Sanat | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


23:20, 22 Haziran 2018 Cuma
Güncelleme: 00:21, 01 Nisan 2014 Salı

  • Paylaş
Sol Akademi: 'Gezi Cezbesi'ne devam!
Sol Akademi: 'Gezi Cezbesi'ne devam!

Yapı Kredi Yayınları'ndan 3 aylık düşünce dergisi Cogito'nun 75. sayısı çıktı. Cogito'da bu sayının konusu Nörobilim, Felsefe ve Toplumsal Dönüşüm. Derginin bazı bölümleri sol dergilerde “Gezi cezbesi” olarak anılmayı hak eden eylemler, tecrübeler üzerine yazılar günden güne artmakta

Ali Temiz / Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Cogito dergisinin dosyasını 25-26 Mayıs 2013’te Koç Üniversitesi Felsefe Bölümü tarafından düzenlenen “Nöroloji, Biyoloji Felsefesi ve Yapay Zeka” başlıklı konferansta sunulan tebliğlerin bir bölümü oluşturuyor. Derginin danışma kurulu üyesi Zeynep Direk’in hazırladığı dosyadaki yazılarla, bilinç, benlik, ahlak, özgür irade, deneyim gibi felsefe geleneğinin yapıtaşlarını teşkil eden meseleler nörobilim dalında kaydedilen gelişmeler ışığında değerlendiriliyor. Deneyci nörobilim araştırmalarının a priori kavramsal analiz yöntemleri üzerindeki dönüştürücü etkisine tanıklık babındaki bu dosyayla okura görece yeni bir alan olan nörofelsefenin faydalı bir kuramsal çerçevesini çizmeye çalışılıyor.

Süreyya Evren’in hazırladığı “İşgal Hareketlerinin Anarşist Kökenleri” başlıklı Odak bölümünde Occupy Wall Street hareketi ekseninde anarşizmin, yataylık hareketinin toplumsal dönüşüm açısından sunduğu imkânlar araştırılıyor. Kasım ayında Boğaziçi Üniversitesi’nin konuğu olarak Türkiye’ye gelen Susan Buck-Morss ile Onur Ulaş İnce konuşmuş. “Neoliberalizm, Ekoloji ve Küresel Ayaklanmalar Üzerine” başlıklı mülakat, “heyecan” ve “umut verici” “yeni hareketlerin” şimdi ve gelecek zamanda siyaset yapma biçimine ve temsili demokrasiye etkileri, ekolojik hareketlerin kuvveti ve yeniliği, bütün  kestirilemezliğiyle karşımıza dikilen, henüz kavramsallaşmamış bu yeniliği mevcut kavramlara sığınmadan ele alma gerekliliği üzerine.

Odak bölümü ve bu söyleşi özelinden yola çıkıldığında şunları sorabiliriz: Gezi dolayısıyla politik yorumlarda neler yaşandı? Bu olaylar nasıl farklı bir işlev kazandı? Gezi bir Occupy hareketi midir değil midir? Yani Gezi’yi Gezi yapan karakter Occupy Wall Street ile başlayan işgal hareketleriyle benzerliklerinde mi yatmaktadır? Gezi bir Tahrir midir değil midir? Arap Baharlarının ardından Türk Yazı mı gelmiştir? Gezi Türkiye’nin gecikmiş 68 isyanı mıdır değil midir? Şüphesiz bu sorulara dair onlarca kitap yüzlerce makale binlerce değini var.

Devamında ise şunları söyleyebiliriz: Sol dergilerde “Gezi cezbesi” olarak anılmayı hak eden eylemler, tecrübeler üzerine yazılar günden güne artmakta. Artma durumu söz konusu olayın teorize edilmesiyle devam etmekte. Susan Buck-Morss ile yapılan ve Cogito’da yer alan söyleşi bunun tipik bir örneği.

Diğer yandan karşılaşılan her isme “Gezi şokuna” tabi tutmak gibi bir alışkanlık da oluşmuş durumda. Hal böyle olunca Türkiye(veya Dünya) üzerine iki laf eden/edecek olan her yabancı akademisyen ister istemez bu mevzuya dahil oluyor. Bazı yazarlar ise dergi için yazdıkları yazılara bu çerçevede ufarak sunuşlar ilave etmiş. Marına Sitrin’in “Occupy: Demokrasiyi Bir Mesele Haline Getirmek” yazısına yazılan sunuş “yatay meclis”, “forum” ve “agora” romantizmini içermekte. Okuyalım: “Türkiye'de bir parkın savunulması olarak başlayan eylem, yüz binlerce insanın tüm ülkenin sokaklarında harekete geçtiği, elinde tutabildiği sürece kamusal alanları dönüştürdüğü ve pek çok yerde eylemleri yatay meclislere, forumlara ve agoralara çevirdiği bir hareket oldu.” Siyaset yapmanın kamusal alandaki çeşitliliğin olumlanması olduğunu öğrenmek için Geziye muhtaç olmak gerçekten içler acısı bir durum.

Tabii Gezi olayının özgüllüğü bir yana sermayenin balkonunda anarşistlik oynarken meselenin illa eşcinselliğe bağlanması da başka bir tuhaflık olmuş doğrusu. Buck-Morss ile yapılan söyleşide şu ifadeler kullanılmış: “Gezi’den öğrendiğimiz bir şey var, o da kimlik ve kimlik ifadesinin birçok insanı Gezi’ye katılmaya iten saiklerden biri olduğu. Ve bunun en dikkate değer örneklerinden biri Gezi’den sonra düzenlenen Onur Yürüyüşünde yaşandı. Haziran 2013 öncesinde, bir LBGTT yürüyüşü düzenleme girişimleri yüzlerini kapatarak yürüyüş yapan 40-50 kişiyle başladı ve son yıllarda giderek artan bir katılım kaydedildi.” Devamında ise şunlar söyleniyor: "Gezi, kimliklerin çokluğuyla alakalı bir şey. Örneğin 2011'de Tahrir Meydanı'nda insanlar namaz kılan Müslümanları korumak için el ele vermişti ya da Gezi'de ve başka yerlerde örtülü kadınlar, örtülü olmayan kadınlarla dayanışma içindeydi."

Süreyya Evren ise Gezi’de en az görülen öğenin cinsel özgürlük olduğunu belirtmesi de buraya eklenebilir. Eşcinsellere açılan “yeni ve taze alan”ın kimliklere özgürlük çerçevesinde ele alınmasında ısrarlı bay Evren! Sol/anarşik romantizm demişken şunları es geçmeyelim: “Taksim Komünü günleri, Haziran Geçici Otonom Bölgesi haliyle Taksim’deyiz. Enstalâsyona dönüştürülmüş otomobiller, otobüsler her yerde. İnsanlar bu araçlara müdahale ediyorlar, onları yeniden dekore ediyorlar, üzerlerine küçük küçük kâğıtlar iliştirerek Yoko Onovari dilek ağaçlarına dönüştürüyorlar. Bu sırada çılgınca fotoğraf çekiliyor ve poz veriliyor. Fotoğrafa gösterdiği dikkat iyi bilinen Atlas dergisi de orada. İşte üzerinde durulası bir kare o sırada ortaya çıkmış. Sinan Çakmak’ın fotoğrafında bir grup insan ele geçirilmiş bir belediye otobüsünün içinde görülüyorlar. Sanki sıradan bir belediye hattında X noktasından Y noktasına gidermiş gibi yerlerini almışlar. Otobüs dolu, suyunu içen yolcu da var, pencereden dışarıya bakarak düşüncelere dalan da. Mesele şu ki bu otobüs bir yere gitmiyor. Diren Gezi anlayışının cisimleştiği bir deneyim alanına dönüştürülmüş durumda. İnsanlar bu otobüsün içinde bir yerden bir yere değil de bir hayale doğru, bir fikre doğru gitmeyi bekliyor gibiler. Gitmeyen otobüsün yolcuları bu birlikte arayışları sayesinde bir iç yolculuk gerçekleştirdiler Gezi’de diye bakabiliriz.”

Solda Gezi hep aynı hikâye demek için epey malzeme var artık! Cogito dergisinin bahsettiğimiz sayısı bu çerçevede ele alınabilir.



İlgili Konular dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş