Yeni toplumsal hareketler Pentagon'un masasında / Nafeez Ahmed | Amerika | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:54, 26 Mayıs 2018 Cumartesi
11:11, 24 Haziran 2014 Salı

  • Paylaş
Yeni toplumsal hareketler Pentagon'un masasında / Nafeez Ahmed
Yeni toplumsal hareketler Pentagon'un masasında / Nafeez Ahmed

Pentagon "Gezi" eylemleri gibi toplumsal hareketlerin araştırılması için sosyal bilimcilere yatırım yapıyor. Soyal bilimlerin askeri sahanın önceliklerine göre yönlendirilmesi kaygıyla karşılanıyor. Savunma Bakanlığı, gittikçe gözden düşen ve yalnızca küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet eden küresel sistemin daimi bekçiliğini yaparken, güvenlik kurumları bu azınlığın dışında kalan herkese potansiyel terörist yaftası vurmaktan kesinlikle imtina etmiyor.

Dünya Bülteni - DÜBAM

Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı’na bağlı bir araştırma programı, üniversitelere -askeri kurumların denetiminde olmak üzere- dünyadaki geniş çaplı sivil çalkantıların dinamiklerini, risklerini ve eşik noktalarını örnekleyecek bir model geliştirmeleri için finansal destek sağlıyor. Milyonlarca dolar bütçeli program, uzman yetkililere ve “Savunma Politikaları Komitesi”ndeki karar verici mercilere, anlık ve uzun vadeli “asker odaklı iç görüler” sunulması ve söz konusu mercilerin askeri birliklerin uyguladığı politikalar konusunda bilgilendirilmeleri için planlandı.    

Küresel finans krizinin patlak verdiği yıl olan 2008’de, “Minevera Araştırma İnsiyatifi” adıyla Savunma Bakanlığı ve üniversiteler arasında kurulan ortaklık, bakanlığın Birleşik Devletler için dünyada stratejik öneme sahip bölgeleri şekillendiren sosyal, kültürel ve siyasal güçleri “daha iyi anlayabilmesine” katkıda bulunmayı amaçlıyor.

2014-2017 yılları arasında desteklenecek işler arasında, Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri Bilimsel Araştırmalar Ofisi tarafından yönetilen ve Cornell Üniversitesi tarafından yürütülen, toplumsal hareketlerin mobilizasyon dinamiklerini ve yayılışlarını deneysel olarak örnekleyecek bir model oluşturmayı amaçlayan proje de yer alıyor. Proje, toplumsal hareketlerin kitlelere yayılışındaki eşik noktalarını, 2011 Mısır devrimi ve Rusya genel seçimleri, 2012 Nijerya yakıt yardımı krizi ve 2013 Türkiye Gezi Parkı protestolarında yer alan kitlelerin “dijital izleri” üzerine çalışarak belirleyecek.      

Twitter paylaşım ve konuşmaları, kişilerin toplumsal hareketlerin yayılma sürecine dahil oluşlarını ve sürecin başlangıcını tespit etmek amacıyla incelenecek.

2014’te Washington Üniversitesi tarafından yürütülen diğer bir proje, geniş çaplı siyasal ve ekonomik değişimler gerçekleştirmeyi amaçlayan toplumsal hareketlerin hangi koşullar altında ortaya çıktığını, bu hareketlerin “nitelikleri ve sonuçlarını” da dikkate alarak araştırıyor. Birleşik Devletler Ordusu Araştırma Ofisi tarafından yönetilen proje, 1,000’den fazla katılımcının dahil olduğu, geniş çaplı ve uzun süreli [dirençli] toplumsal hareketler üzerine odaklanıyor. Araştırma, toplamda 58 ülkeyi kapsıyor.

Geçtiğimiz yıl, Savunma Bakanlığı’nın Minerva İnsiyatifi, “Kim Terörist Değildir ve Neden?” sorusuna yanıt arayan bir projeye finansal destek sağladı. Ancak proje, barışçıl eylemcileri (activists), yalnızca “silahlı mücadele”ye girişmemiş olmamalarıyla teröristlerden ayrılan “şiddet içerikli siyasal eylem” katılımcılarıyla birlikte kümelendirdi. Proje, açıkça, barışçıl eylemcileri “çalışmak” için başlatılmışdı:    

“Terörizmle ilişkilenmiş olanlarla birçok bağlamda benzer demografik, ailesel, kültürel ve sosyo-ekonomik geçmişe sahip kişilere rastlıyoruz. Söz konusu kişiler, silahlı eylemlere katılmaktan kaçınmakla birlikte, silahlı grupların amaçlarına sempatiyle yaklaşıyorlar. Terörizm çalışmaları alanında, son döneme kadar, bu kontrol gruplarını inceleme amaçlı bir çalışmada bulunulmadı. Bu, teröristlerden çok, şiddet içerikli siyasal eylem destekçileriyle ilgili bir proje.”    

Proje kapsamındaki on dört farklı çalışmada, on veya daha fazla sayıda eylemci, militan ve radikal grup sempatizanı STK üyelerinden oluşan gruplarla derinlemesine mülakatlar yapılmış.

Söz konusu projenin başında bulunan Prof. Dr. Maria Rasmussen’e, STK’lar için çalışan barışçıl eylemcilerin neden şiddet içerikli siyasal eylem destekçileriyle birlikte kümelendirildiğini ve proje kapsamında hangi “grup ve STK’ların” araştırıldığını sordum. Ancak herhangi bir yanıt alamadım.

Benzer bir şekilde, Minerva programının diğer çalışanları da, “radikal unsur”ların barışçıl STK’lar tarından nasıl desteklendiğine ve söz konusu STK’ların Savunma Bakanlığı’na göre ne gibi bir potansiyel ulusal tehdit teşkil ettiğine yönelik sorularımı yanıtlamayı reddettiler.

Sorduğum sorular ise şöyleydi:

“Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı, dünyanın farklı bölgelerindeki protesto hareketlerini ve toplumsal eylemliliği Birleşik Devletler ulusal güvenliği için bir tehdit olarak mı algılıyor? Algılıyorsa, neden? Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı, geniş çaplı siyasal ve ekonomik değişim amaçlayan toplumsal hareketleri bir ulusal güvenlik meselesi olarak mı dikkate alıyor? Alıyorsa, neden? Eylemlilik, protestolar, “siyasal hareketler” ve STK’lar sağlıklı bir toplum ve demokrasi için hayati öneme sahip unsurlar. Savunma Bakanlığı, bu meseleleri soruşturmak üzere yapılan araştırmalara neden finansal destek sağlıyor?”

Minerva program direktörü Dr. Erin Fitzgarald, daha kapsamlı bir yanıt verileceğine dair söz vermeden hemen önce: “Endişelerinizi takdirle karşılıyorum. Bize ulaşmanızdan ve kendimizi daha net ifade edebilmemize olanak tanımanızdan da oldukça memnunum” dedi. Ancak, ilerleyen süreçte daha kapsamlı bir yanıt yerine, Savunma Bakanlığı basın ofisinden gelen aşağıdaki sığ açıklama elime ulaştı:

“Savunma Bakanlığı, Birleşik Devletlerin, vatandaşlarının, müttefiklerinin ve ortaklarının güvenliği konularındaki rolünü ciddiyetle yerine getirir. Güvenlik konusundaki her tehdit bir çatışmaya yol açmasa da ya da her çatışma Birleşik Devletler askeri gücünü içermese de Minerva Programı, Savunma Bakanlığı’na dünyada istikrarsızlık ve emniyetsizliğe yol açan unsurları daha iyi kavrayabilmesini sağlayacak temel sosyal bilim araştırmalarına finansal destek sağlayarak yardımcı olmaktadır. Savunma Bakanlığı, bu tarz çatışmaları ve nedenlerini öncesinden daha iyi anlayarak, gelecekteki güvenlik ortamı için kendisini daha faal ve etkili bir biçimde hazırlayabilecektir.”

2013’te Minevra Programı, Maryland Üniversitesi ve Birleşik Devletler Enerji Bakanlığı işbirliğiyle iklim değişikliği nedenli herhangi bir sivil karışıklık riskini ölçümleyecek projeye finansal destek sağladı. 1,9 milyon $ bütçeyle 3 yıl sürecek olan proje kapsamında, farklı iklim değişikliği senaryoları altında toplumlarda neler yaşanabileceğini öngören bir model geliştiriliyor.

Başlangıcından bu yana Minerva programı, 5 yıl içerisinde, sosyal ve davranış bilimleri alanlarındaki araştırmalar için 75 milyon $’lık bir bütçe planlamasında bulundu. Yalnızca bu yıl, program, -Birleşik Devletler Kongresi’nin onayıyla- söz konusu projeler için toplam bütçeden 17,8 milyon $’lık bir finansal destek sağladı.

2012’de yayımlanan bir yüksek lisans tezi, Minerva personelinin kullandığı e-posta ağında programın saha operasyonlarında doğrudan kullanılabilecek çabuk çözümler gelişmeye odaklandığına dair yazışmalar olduğunu ortaya koydu. Söz konusu tez, Arizona Eyalet Üniversitesi’nde “Radikallik Karşıtı Müslüman Söylem” üzerine Minerva programı destekli çalışmanın bir parçasıydı.

Proje yürütücüsü Prof. Dr. Steve Corman’ın yazdığı bir e-postada, Savunma Bakanlığı Sosyo-kültürel ve Davranışsal İnsan Modellemesi Programı tarafından organize edilen bir toplantıya ait açıklamalar yer alıyor. E-postada, kıdemli Pentagon yetkililerinin önceliklerinin “operasyonlara entegre edilebilecek modeller ve araçlar” şeklinde hızlıca kullanıma sokulabilecek imkanlar geliştirilmesi olduğuna dair ifadeler bulunuyor.

Birçok bağımsız akademisyen, Birleşik Devletler’in sosyal bilimleri savaşa hizmet edecek şekilde militaristleştirme çabası karşısında eleştirilerini dile getiriyor. Mayıs 2008’de, Amerika Antropoloji Derneği, hükümete yazdığı mektupta, Pentagon’un antropolojik değerlendirme gerektiren araştırma altyapısı oluşturulması konusunda adım atmadığını; bu tarz bir araştırmanın özenli, dengeli ve objektif emsal değerlendirmesi gerektirdiğini ve bunun da, Ulusal Bilim Vakfı gibi sivil organizasyonlar tarafından gerçekleştirilebileceğini belirtildi. Takip eden ay, Savunma Bakanlığı, Ulusal Bilim Vakfı ile Minerva Programı’nın yönetimi konusunda işbirliği yapacağına dair bir mutabakat bildirisinin altına imza attı. Amerika Antropoloji Derneği, araştırma planlarının Ulusal Bilim Vakfı etik kurulunca değerlendirilecek olmasına karşın, kurulda kimlerin olacağına karar verilmesi sürecinde Petagon yetkililerinin gücü elinde bulundurmasının ortaya çıkaracağı soruna işaret etti:       

“… yalnızca Pentagon’un gündemindeki araştırmalara finansal destek sağlanacağına dair endişeler hala giderilmiş değil. Kaygılı Antropologlar Ağı da dahil olmak üzere, bazı kurumlar, programın diğer önemli alanlarda araştırma yapılmasını desteklemeyebileceğine ve askeriye ilgili eleştirilerin ve bağımsız tartışmaların gerçekleştiği alanlar olan üniversitelerin bu niteliklerinin altının oyulacağına dair kaygılarını dile getirdiler.”

Washington St.Martin Üniversitesi’nden Antropolojiyi Silahlaştırmak: Militarist Devletin Hizmetindeki Sosyal Bilim kitabının yazarı kültürel antropolog Prof. Dr. David Price’e göre: “Bu projelerin birçoğunda yer alanlara baktığınıza projeler, normal sosyal bilim, metin çözümlemesi, tarihi araştırması gibi çalışmaları kapsıyormuş gibi görünüyor. Ancak tüm parçaları birleştirdiğinizde araştırmaların ortak özelliklerinin, çarpıtılmış, indirgemeci bir temayı paylaşmaları olduğu ortaya çıkıyor. Minerva Programı, devletin işlerini [askeri çıkarlar uğruna sosyal bilimlerin manipüle edilişini] araştırmacılara parçalara bölerek yaptırıyor. Böylelikle araştırmaya katılanlar, projenin bütününün hizmet ettiği misyondan kendilerini soyutlayabiliyorlar.”

Prof. Dr. Price, daha önce Pentagon’un kontrgerilla programı HTS’i (Human Terrain Systems) sosyal bilimcileri askeri saha operasyonlarında kullanmak üzere tasarladığını ortaya koymuştu.

Eski bir personelin HTS direktörlerine gönderdiği bir eleştiri yazısından alıntılayarak Price, Birleşik Devletler askeri gücü Afganistan ve Irak’ta yerel halkı bölgede yerleşik güç dengelerini, yasayı ya da düzeni tehdit edecek unsurlar olarak algıladığında, HTS eğitim programının kontrgerilla yöntemleri uyguladığını ortaya koydu.    

Price, çevreci eylemcilerin de dahil olduğu, Missouri yakınlarındaki kömür yakıtlı bir fabrikanın neden olduğu hava kirliliğinin protesto edildiği bir tatbikatta, “eylemcilerin” bazılarının ünlü çevreci STK, Sierra Kulübü’nün üyeleri olduğunu söyledi. Katılımcılar, [eyleme katılanlardan] kimlerin “sorun çözücü”, kimlerin “sorun yaratıcı” olduklarını tanımlamakla görevlendirildi.

Pentagon’un planlama dokümanlarının birçoğunda, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından gerekleştirilen kitlesel denetimin amacının yaklaşan çevresel, enerjiyle ilgili ve ekonomik krizlerin istikrarsızlaştırıcı etkilerine hazırlanmak olduğu öne sürülüyor. Bu tarz tatbikatların gerçekleştirilmesi, Pentagon’un bu savıyla örtüşüyor.   

New York, Binghamton Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Prof. Dr. James Petras da Price ile benzer kaygılar taşıyor. Petras, Minerva destekli ve Pentagon’un kontrgerilla operasyonlarıyla ilişkili sosyal bilimcilerin ideolojik-toplumsal hareketlerin kızıştırılması, yatıştırılması ya da tabandan gelen hareketlerin etkisiz hale getirilmesi konularında çalışmalrda bulunduklarını söyledi.

Minerva, militarist ideolojinin nasıl kendi kendini baltaladığını ve ne denli dar bir görüşe sahip olduğunu ortaya koyan en açık örneklerden biri. Daha kötüsü, Savunma Bakanlığı yetkililerinin çok temel sorulara yanıt vermekteki isteksizlikleri, çok temel bir gerçeğe işaret ediyor: Savunma Bakanlığı, gittikçe gözden düşen ve yalnızca küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet eden küresel sistemin daimi bekçiliğini yaparken, güvenlik kurumları bu azınlığın dışında kalan herkese potansiyel terörist yaftası vurmaktan kesinlikle imtina etmiyor.

 

Kaynak: theguardian.com

Dünya Bülteni için çeviren: Sedcan Altundal

 

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş