Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:04, 17 Ocak 2018 Çarşamba
Güncelleme: 19:00, 26 Eylül 2014 Cuma

  • Paylaş
ABD'nin drone saldırıları: Kolay öldürme pervasızlığı | DOSYA
ABD'nin drone saldırıları: Kolay öldürme pervasızlığı | DOSYA

ABD Pakistan'da son on yılda 2 bin 500'den fazla insanı dron saldırılarıyla öldürdü. Bunların büyük bölümünü siviller oluşturuyor. ABD'nin drone saldırılarının pervasızlığı, Pakistan'ın sosyal hayatına sirayet etmiş. İnsanlar drone gördüklerinde öldürülme sırasının kendisine geldiğini düşünüyor.

Dron’lar hakkında aynı şeyleri tekrarlayıp durmak mı yoksa anlamaya çalışmak mı?

Savaş açmanın ve savaşa neden olacak bir çatışmaya girmenin temel şartı düşman üzerinde asimetrik bir avantaj elde etmektir. 

Daha açık bir ifadeyle, adil bir savaş açıyorsanız, iyi bir plan yapmamışsınız demektir. Kazanmak, çatışmaların politik, stratejik, hareket alanı ve taktiksel olmak üzere dört seviyede haksız bir avantaj sahibi olmaya bağlıdır.
Davud, Câlût ile karşı karşıya geldiğinde, doğrudan çatışmaya girseydi öldebilirdi. Fakat hile yaparak, hızıyla ve şaşırtmalarıyla asimetrik avantajını kullandı.

Katapultunu kullandığında sadece Câlût’ün avantajını azaltmış olmamış, aynı zamanda onu yok edebilmiştir. Savaşmanın tarihi haksız avantajın hikâyesidir. Günümüzün savaşları ve savaş alanları oldukça karmaşık ve muğlaktır. Fakat temel ilkeler değişmeksizin devam etmektedir. İntihar saldırısı düzenleyen devlet dışı aktörler, güvenliğin en temel ilkesi olan “nefsi müdafaa”yı tersine çevirerek, devletin zararını arttırmaktadır.

Devletler, kendi açılarından, bu çatışmada, zor bir düşman olarak üstün gelen güç haline gelmenin fazla fayda sağlamadığını öğreniyorlar.

Sonuç; daha hassas bir işlem için, C412’ye yerleştirilmiş; hassas, ayırt edilebilen ve daha çetrefilli teknolojiler (hakimiyet, kontrol, haberleşme, hesaplama, istihbarat, bilgi) geliştirmek ve kullanmak.

Hedef; düşmandan önce davranmak ve ustalıkla saldırmak.
Dron’lar, yani uzaktan kontrol edilen insansız hava araçları, işte burada devreye giriyor.Uçarak, sinsice ve genellikle temiz ve kusursuz bir vuruş gerçekleştirmesi nedeniyle, Dron’lar, son yılların en tartışmalı konusu haline geldi.
Tartışma iki uç noktada son buluyor; kayıtsız şartsız, kullanmaya tamamen karşı çıkan mutlakçılar ve daha da güçlendirerek, eşit olarak kullanmayı savunan yandaşlar. Dron kullanma hadisesi, bu iki uç arasında bir yerde duruyor.
Bu konu, ya da daha doğru bir ifadeyle bu problem, üç farklı seviyede tartışılıyor; teknoloji, operasyon ve hukuk. 

Öncelikle, Dron’lar sadece insanları öldürmek için kullanılmıyorlar. Bu teknoloji, aslına bakılırsa çoğunlukla iyi niyetli olan pek çok şekilde kullanılıyor. Amazon’un Octocopter ile paket teslim etme projesinin gerçekleşmesi için henüz zamana ihtiyaç olsa da, Dron’lar hâlihazırda tarımda, arama kurtarmada, üç boyutlu haritalandırmada, jeolojik araştırmalarda ve benzeri şeylerde kullanılmaktadır.

Sonuç: bu teknoloji kalıcıdır. 2005’te 40’a yakın ülke, çeşitli kapasitelerdeki Dron’ları ellerinde bulundurmaktaydı. 2012’yle birlikte bu rakam 75’e yükseldi. Pakistan da buna dahil.
Sonuç 2: kontrol edilebilir olmasına rağmen, şu fikri yok sayamayız; nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlarla benzer bir problemle karşı karşıyayız.

Corollary 3: yasal ve normatif kontrol, her zaman teknolojiden sonra gelir. Ondan önce gelemez. Bu tarihsel bir gerçekliktir. Sadece bir kısmımız hoşlanmıyor diye,Dron’larla ilgili bu bariz gerçekliğin değişme ihtimali yok.
Bir sonraki tartışma operasyonlar bazında. “Operasyon” demekle, onların askeri-istihbarat görevlerinden bahsediyoruz. Burada sadece haber yapmak için kullanımı söz konusudur.

Askeri görevinde ise, silahlı Dron’lar, uzun süreli denetlemeler, yakın hava desteği, güç koruma saldırısı ve kara saldırısı için kullanılıyor. Tuhaftır ki, Dron’ların tüm bu görevlerinde kullanımı keskin bir şekilde eleştirilirken, tüm bu işlevleri gerçekleştirebilen geleneksel hava araçları, Dron’lardan çok daha hassas ve hatasızdı.

Dron’lar hedefleri yerine getirebilmek için gece gündüz fark etmeden kullanılabilirler. Dron kullanmanın onu son derece çekici bir hale getiren çeşitli avantajları vardır ve istihbarat merkezlerinden saha komutanlıklarına kadar bu avantajlar kullanılabilir.

Savaş uçaklarına kıyasla uçuş saati başına düşen maliyetlerin çok daha düşüktür. Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri tarafından belirlenen maliyet tahminine göre, bir F-15E Strike Eagle (Kartal)’ın bir uçuş saati başına 36,343 Amerikan Doları, F-16C Viper’in bir uçuş saati başına 22,514 ve A-10C’nin ise 17,716 Amerikan Doları maliyet düşmektedir. Bu rakamlarla kıyaslarsak, Predator ve Reaper’ların bir uçuş saati başına düşen maliyeti ise sırasıyla sadece 3,679 ve 4,762 Amerikan Doları’dır.

Buna ek olarak, Dron’ların saha istihbaratı için daha çok boş zamanı vardır. Bir Reaper 14 saat boyunca havada kalabilir. Daha kesin bir sonuç verir ve daha hassastır. Pilotlar havadan havaya veya karadan havaya saldırılarda tehlikeye maruz kalmazlar. Platform, kara birliklerinin düşman bölgeye girmelerini engeller ve Dron’lar, kara birliklerini devreye sokmadan, hedeflerini erişimin mümkün olmadığı alanlardan vururlar. Bu durumun kendisi bile çeşitli sebeplerden yeterince ayartıcıdır; saldırma ve kurtarma planlarına, lojistik baş ağrılarına veya ağır yaralıların hastanelere taşınmasına gerek yoktur.

Dron’ların bunlardan başka; düşmanın Dron’ları öldürme imkânının olmaması, birden fazla ateş atabilme ihtimalindeki gizlilik nedeniyle düşmanın aklına alttan alta bir korkunun aşılanması, geri kalan nüfusla iç içe olan hedefleri ayırabilmesi ve ona göre ateş edebilmesi, düşmanın hareket ve eylem özgürlüğünü kısıtlaması, birleşmelerini engellemesi, elektronik haberleşmeyi zorlaştırması, düşman birliği içindeki insanların arasına güvensizlik tohumları serpmesi ve liderliğin önemini düşürmesi gibi avantajları da mevcuttur.

Kısaca, Dron’lar, savaşılan ve savaşılmayan alanların iç içe olduğundan dolayı ayrımın zor olduğu bölgelerde, zorlu düşmanlarla savaşan ordu komutanlarının tam hayal ettikleri gibi bir hava aracıdır.

Peki, bu araçların kullanımı neden bu kadar tartışmalıdır?

Cevabın bir kısmı, araçların, dünyada güç dengesinin belirleyicisi olarak görülen savaşlarda oldukça etkin bir şekilde kullanılmasında yatıyor. Bu konudaki tartışma, aslında, kendi başına Dron’ların kullanımından çok, Amerika’nın terör savaşının ve anlatısının meşruluğu ile ilgili. Yine de, bu platformun yeniliği ve gizemi, onu Orwellcı anlamda tehditkar ve tekinsiz bir hale getiriyor. Bu betimleme tümüyle yanlış değil ama istihbarat birimlerinin artık başka teknolojiler (ve hackleme teknikleri) kullandıkları gerçeğini gözden kaçırıyor. Bu teknoloji ve tekniklerin, diğerinden daha az Orwellcı olduğu söylenemez.

Fazla abartılan “istenmeyen hasarlar” iddiasına gelince; Dron’lar terörist olmayan insanları öldürmüşken ve öldürebiliyorken, bilinen diğer tüm hava ve kara silah sistemleri ve platformları, hedef vurma konusunda, Predator’daki ve onun geliştirilmiş kuzeni Reaper’daki silahlardan daha az hassas.

Sonuç olarak, yasal düzeyde çok daha zahmetli olduğunu söyleyebiliriz.

İzin, meşru müdafaa, yaklaşan tehlike (manevi zarar ve şufa hakkı), örgütlenme (hangi gruplar veya insanlar hedefleniyor?), düşmanlığın yoğunluğu, hedefleme kuralları, şeffaflık gibi hukuksal problemler… Bu problemlerin her biri, geleneksel uygulamalar haline gelmiş ve hukukun varlığının esası (lex lata – pozitif hukuk) olarak bilinen yasal ilkelerden meydana geliyor.

Hukukçuların korktukları ve şey ise, ABD’nin mevcut hukuk uygulamalarını, bu noktada henüz geçerli olmayan lex ferenda (olması gereken hukuk) lehinde değiştirmek için uğraşmasıdır. Ve bu korkularını çeşitli üst düzey raporlarda ifade etmektedirler.

Bu durum kaçınılmazdı(r). Çatışmanın doğasının değiştiği durumlarda ve bu değişim halinde kalındığında, her zaman hukuk ve yürürlük arasında bir gerilim oluşur.

Bir tarafta meşru müdafaa ile (BM Antlaşması’nın 51. Maddesi), diğer tarafta güç kullanımının yasak olması (Antlaşmanın 2 (4). Maddesi) ile ilgilenen kanunlar bütününün mevcudiyeti, ön koşul olarak devletlerarası çatışmayı gerektirmekteydi. Şufa hakkı fikri bile geçerli bir savaş şekli ve yakınlık ilkesinin bazı saptamaları ile ilgiliydi.

Ama artık bu durum değişti. Şufa hakkı fikrini bünyesinde barındırmakta olan meşru müdafaa, artık, tüm ahlaki tehlikeleriyle birlikte oldukça tartışmalı bir konu olan “erken meşru müdafaa” kavramına odaklanıyor.
Hukukçuların da belirttiği gibi, bu durum sorunu Antlaşma öncesi döneme, Caroline olayı olarak bilinen günlere geri götürüyor.

Yakınlığın belirlenmesi için belirlenen hassas eşik önemli bir tartışma konusu ve her zaman böyle kalacak. Ve şufa hakkı çeşitli önlemler alınarak birleştirildiğinde daha da sorunlu hale gelmiştir. Sadece iki örnek verecek olursak, bu daha önce, İsrail jetleri Irak’taki reaktörleri vurduğunda veya Caroline olayında da gerçekleşmiş.

Aşağıda Ben Emmerson’un bu konuyu BM’ye sunduğu raporda nasıl ele aldığını görebiliriz:

Bu Dron’a ve Dron kullanımına yönelik kuş bakışı görüştür. Teknoloji yalnızca ileriye doğru hareket eder. Dron kullanımı yaygınlaşacak ve pek çok durumda, bir silah platformu olarak Dron’lar tercih edilen seçenek haline gelecektir. Hukuk ise bu pilotsuz kuşların kullanımıyla ilgili çerçeveyi belirleyerek buna ayak uyduracaktır.
Daha fazla sayıda devlet, görüş hattının ötesine geçmiş bir kapasiteye sahip silahlı Dron’lar geliştirdiğinde, silahlandırılmış kullanımı için yasal-normatif bir çerçeve belirlemek daha kolay olacaktır.

DÜNYANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ DRON SALDIRILARINA KARŞI

 

2013’ten beri drone kullanımını onaylamayan kişilerin oranında kayda değer bir artış söz konusudur. Amerika’nın kendi füze saldırılarını onaylamayan kişilerin oranı geçen sene yüzde 11 artmıştır.

Sadece İsrail, Kenya ve ABD’de, toplumun en az yarısı drone saldırılarını desteklemektedir.
Amerika’da drone saldırılarına karşı olan kadınların oranı erkeklerden; gençlerin ise yaşlılardan daha fazladır.
Burada şunu da eklemek gerekir ki, Pakistan, ABD drone saldırılarının gerçekleştiği yerlerden incelenen tek bölgedir. Diğer iki saldırı mağduru bölge ise Yemen ve Somali’dir.

Kaynak: Dawn ( http://www.dawn.com/in-depth/unfair-advantage-of-death-and-drones/ )

Dünya Bülteni için çeviren: Cansu Gürkan



İlgili Konular ABD drone saldırısı
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş