Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:55, 27 Mart 2017 Pazartesi
13:34, 14 Temmuz 2015 Salı

  • Paylaş
Bağımsızlık Güney Sudan'a istikrar getirmedi
Bağımsızlık Güney Sudan'a istikrar getirmedi

Güney Sudan 2011 yılının Ocak ayında düzenlenen referandum ile Sudan'dan ayrılma kararı vermiş, 9 Temmuz'da da resmen bağımsız bir ülke oldu. Fakat bölgede istikrar bir türlü sağlanamadı. Güney Sudan devam eden iç çatışmalar ve Sudan'la yaşadığı gerilim nedeniyle hala istikrarsız

Afrika'nın en geniş ülkesi Sudan, 1 Ocak 1956 tarihinde Mısır ve İngiliz hakimiyetine son vererek bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlığın ardından etnik ve dini farklılıkların siyasi kutuplaşmaya dönüşme süreci ise son derece hızlı bir şekilde ilerledi. Ülkede istikrarlı bir yönetim kurulamaması, iç barışın oluşturulamamasına ve Müslüman-Arap kuzeyle, Animist-Hristiyan güney arasında ihtilafın devam etmesine neden oldu.

Güney ile kuzey arasındaki iç savaş 1972 Addis Ababa Anlaşması'yla bir süre dursa da 1969'daki askeri darbe ile birlikte yeniden çatışmalar başladı. Karışıklık 2005 yılına kadar devam etti. Nimeiri'nin 1985 yılında kendi hükümetinin savunma bakanı tarafından devrilmesinin ardından 1986 yılında genel seçimler yapıldı. Seçimler sonucunda Umma Partisi Lideri Sadık El Mehdi başkanlığındaki koalisyon hükümetleri altında geçen kısa süreli sivil yönetim iktidara geldi. Bu yönetim ise 1989 yılında yapılan askeri darbeyle sona erdi.

1996 Mart ayında yapılan cumhurbaşkanlığı ve milli meclis seçimleri sonucu, Korgeneral El Beşir Cumhurbaşkanı, Milli İslami Cephe Lideri Dr. Hasan Turabi ise milli meclis başkanı seçildi. Yeni Sudan anayasası 30 Haziran 1998'de yürürlüğe girdi. 1999’da feshedilen Sudan Milli Meclisi 5 Şubat 2001 tarihinde yeniden açıldı.

El Beşir, 12 Şubat 2001 tarihinde mecliste yemin ederek yeni görev dönemine başladı. 2004 ağustos ayında ise “mareşal” unvanını aldı. 9 Temmuz 2005 tarihinde “Ulusal Birlik Hükümeti” kurularak, 2011 Ocak ayında Güney Sudan’da Güney’in Kuzey’den bağımsızlığını ilan etmesi opsiyonunu sunan referanduma kadar sürecek olan altı yıllık “Geçiş Dönemi”ne resmen girilmiş oldu.

Bu süreçte El Beşir Sudan cumhurbaşkanlığı görevine devam ederken, cumhurbaşkanı birinci kıdemli yardımcılığına ve Güney Sudan hükümeti başkanlığına ise Sudan halkın kurtuluş ordusu lideri John Garang getirildi. Garang’ın 2005 yılında ölümünden sonra bu görevleri Salva Kiir Mayardit üstlendi.

“Kapsamlı Barış Anlaşması’nın önemli aşamalarından biri olan genel seçimler 11 Nisan 2010 tarihinde yapıldı. Cumhurbaşkanlığına El Beşir, Güney Sudan hükümet başkanlığına ise Salva Kiir Mayardit seçildi. Güney Sudan referandumu 9 Ocak 2011 tarihinde asayiş içinde yapıldı. Güney Sudanlılar'ın yüzde 98,83'ü ayrılıktan yana oy kullandı ve ülke bu sürecin sonunda 9 Temmuz 2011'de bağımsızlığını ilan etti.

AYRILIK YENİ SORUNLAR GETİRDİ

Afrika'nın en geniş ülkesi Sudan, 1 Ocak 1956 tarihinde Mısır ve İngiliz hakimiyetine son vererek bağımsızlığını ilan etti. Hem Afrika birliği hem de Arap birliği üyesi olan Sudan, iki kıtanın kesiştiği bölgede Araplar ve Afrikalılar arasındaki bir köprü rolü gördü. Zira Sudan, kuzeyden Mısır, Doğudan Etiyopya ve Eritre, güneyden Kenya, Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, kuzeybatıdan da Libya'yla sınırları bulunan bir ülke.

Sudan, yaşadığı iç savaşlar sonrası zorunlu olarak ikiye bölündü, başkenti Hartum olan Kuzey Sudan ile başkenti Cuba olan Güney Sudan ortaya çıktı. Etiyopya, Kenya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda, Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınırı olan Güney Sudan, 9 Ocak 2011 tarihinde 'Bağımsızlık Referandumu' düzenledi. Kuzey Sudan nüfusunun ezici çoğunluğu Müslümanken, Güney Sudan'da ezici çoğunluk hıristiyan ve animist.

Kuzey Sudan'da asker sayısı 110 bin civarında, buna karşılık Güney Sudan yönetimine bağlı 20 bin civarında milis güç bulunmakta. Öte yandan başta Hartum olmak üzere Kuzey Sudan'ın alt yapısı Güney Sudan'a göre oldukça ileri durumda. Nitekim Güney Sudan'da tüm asfalt yolların uzunluğu sadece 60 kilometre.

Sudan ve Güney Sudan’ın ayrılması, Sudan ekonomisine oldukça zarar verdi. İki ülkenin ayrılmasından önce güney bölgelerinden gelen petrol geliri Sudan ekonomisinin en az yüzde 40’lık bir gelirini oluşturuyordu. Bağımsızlığın ardından bu durum değişti. Ancak Güney Sudan’ın petrol borularının büyük kısmının sudan topraklarından geçmesi, Güney Sudan’ı bir anlamda Sudan’a muhtaç bırakıyor.

İki ülke arasındaki gerginlik ve petrol tartışmaları, petrol alıcılarını da etkiliyor. En çok etkilenen ülkelerin başında ise Çin Halk Cumhuriyeti geliyor. Çin, iki ülke içinde de en büyük petrol ithalatçısı. Gelirinin en az yüzde 70'inin petrol ihracatına dayanan Sudan’ın petrol sattığı diğer ülkelerin başında ise Japonya, Güney Kore, Endonezya ve Hindistan geliyor.

Sudan ihracatının yaklaşık yüzde 50ye yakının Çin’e yapıyor. Japonya’nın oranı ise yüzde 32, onu yüzde 5.5 ihracat oranıyla Endonezya takip ediyor. Kişi başına düşen milli gelirin 2300 dolar olduğu Sudan’ın diğer gelir kaynaklarının başında ise tarım geliyor. Ülkede her 10 kişiden 8’i tarım sektöründe çalışıyor ancak tarımdan elde edilen gelir düşük. Bunun en önemli nedeni ise tarımın ilkel aletlerle yapılması ve kuraklık.

Güney Sudan için de aynı durum geçerli. Ülke ekonomisi için petrol hayati önem taşıyor. Bağımsızlıktan önce Sudan’ın petrol stoğunun yüzde 85’i Güney Sudan’dan geliyordu. Bugün de Güney Sudan ekonomisinin yüzde 98’ini oluşturuyor. Dünyanın en fakir ülkelerinden Güney Sudan’da milli gelir 1500 dolardan sadece biraz fazla. Geçen yıl petrol gelirlerinden yaklaşık 8 milyar dolar kazanan Güney Sudan petrolünün büyük kısmını ise Çin dışında Hindistan ve Malezya’ya ihraç ediyor.

İÇ KARIŞIKLIKLAR SONA ERMİYOR

Güney Sudan, Sudan'dan bağımsızlığını kazandı ama ülkede düzen sağlanamadı. Güneyin ayrılması her iki ülke için dolaysız ve ağır sonuçlar getirdi. Sudan genel hatlarıyla “Arap” kuzey ve “Afrikalı” güney çizgileri boyunca bölündü. Ancak ülkenin her iki parçasının alt etnik, din ve dil çeşitliliği yeni sorunlara yol açtı.

Ayrılık sonrası düzenlemeler ülkenin şimdiye kadar milyonların ölümü ve yerinden edilmesiyle sonuçlanan çelişkilerini ise sadece alevlendirdi. 2011'den itibaren Güney Sudan'daki iç çatışmalarda onbinlerce insan öldü. 2 milyon kişi yer değiştirdi veya komşu ülkelere sığındı. Yaklaşık 2,5 milyon kişi ise açlık tehlıkesı altında bulunuyor.

Denize çıkışı olmayan ve karaya sıkışan Güney Sudan Hartum'u boru hattından fahiş transit bedeli almakla suçlayarak petrol üretimini 2012’de durdurdu. Üretimin durması hem Sudan, hem Güney Sudan ekonomik yıkım oldu. Olası petrol gelirlerine ilişkin paylaşım kavgası ise ülkede kabileler arasındaki eski itilafları bir anda yüzeye çıkardı.

Ülkede 50'den fazla etnik grup bulunurken, iktidar partisini teşkil eden “Güney Sudan Özgürlük Hareketi” bünyesinde dinka ve nuer kabilesi mensuplarının egemen olması toplumsal bütünleşmeyi zorlaştırtı.

Ülkenin hayvancılıkla geçinen göçebe kabileleri ile ziraat yapan yerleşik kabileleri arasındaki ihtilaflar da yer yer büyük katliamlara yol açtı. Çoban kabilelerin otlatmak için sürülerini diğer kabilelerin arazilere geçirmeleri çoğu zaman çatışma ile sonuçlandı. Ülkede güçlü, yaygın ve saygın bir hukuk düzeninin bulunmaması ihtilafların etnik çatışmalara dönüşmesine yol açıyor.

Güney Sudan Aralık 2013'te ülkeyi yöneten parti içinde meydana gelen güç çatışmasıyla bir anda kaosa sürüklendi. Dinka asıllı Cumhurbaşkanı Salvar Kiir ile cumhurbaşkanı yardımcısı Nuer kökenli Riek Machar arasında anlaşmazlık çıktı. Kiir, Machar ve ekibini yolsuzluk yapmak ve darbe planlamakla suçladı.

Machar görevden azledildi ve bakanlar kurulu fesh edildi. Taraflar arasındaki gerilim kısa sürede etnik bir çatışmaya dönüştü. Güney Sudan ordusundaki Nuer'lerin de Machar'a katılmasıyla çatışmalar bütün ülkeye yayıldı. Çatışmalar daha çok petrol kaynaklarının zenginliğiyle bilinen kuzey eyaletlerinde yoğunluk kazandı.

2013 yılı Aralık ayında patlak veren siyasi krizin ardından çok sayıda gelişmiş silahın çoğu çobanlık yapan kabilelerin eline geçmesi ülkede kapsamlı bir iç savaşın işaretiydi. Yaşanan çatışmalarda Güney Sudan ordusunun insan hakları ihlalleriyle gündeme geldi. BM Güvenlik Konseyi ise 1,5 yıldır süren iç savaşta binlerce kişinin öldürülmesinde sorumluluğu olduğu belirtilen 6 generale yaptırım kararı aldı. 3'ü hükümet, 3'ü ise Machar yanlısı olan 6 generale seyahat yasağı getirilirken yurtdışındaki varlıklarının da dondurulmasına hükmedildi.

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BM GÜNDEMİNDE

Birleşmiş Milletler'in Güney Sudan'daki insan hakkı ihlalleri konusunda hazırladığı raporda, ordu ve orduya bağlı birliklerin çok sayıda kadın ve kıza tecavüz edip diri diri yaktığı belirtildi. 115 mağdur ve görgü tanığının ifadelerine dayandırılan raporda, ordu ve bağlı grupların sivilleri öldürdükleri, evleri ve iş yerlerini yağmaladıkları, köyleri tahrip ettikleri, 100 binden fazla kişiyi göçe zorladıkları belirtiliyor.

Unity Eyaleti'nin Rubkona, Guit, Koch, Leer ve Mayom bölgelerinde işlenen insan hakları ihlallerini belgeleyen raporda, "Tanıkların ifadelerine göre, Güney Sudan Ordusu unsurları, çok sayıda kadın ve kızı kaçırarak tecavüz etti, bazılarını evlerinde diri diri yaktı" ifadelerine yer verildi.

Raporda öldürme, tecavüz etme, yakma ve yağmalama olaylarının "vahşette yeni bir düzey" olduğu belirtilerek, BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Ellen Margrethe Loj'un "Yaşananların belgeleriyle ortaya konulmasının, bu korkunç suçların soruşturulmasına ve dokunulmazlık sarmalının kırılmasına yardımcı olmasını umuyoruz" ifadelerine yer verildi.

Loj, Güney Sudan hükümetine de çağrı yaparak, BM İnsan Hakları gözlemcilerinin, bu "vahşetin" yaşandığı bölgeye girmelerine izin vermesini istedi. Dünyanın en genç ülkesi Güney Sudan'da 2013 sonunda başlayan şiddet olayları nedeniyle 1,95 milyon kişi ülke içinde yerlerinden olurken 293 bin kişi de komşu ülkelere sığındı. 120 bin kişi BM yerleşkelerinde barınıyor.

GÜNEY SUDAN'DA EKONOMİ PETROLE BAĞLI

Güney Sudan'ın bağımsızlık sürecinde yanıt aranan soruların başında, bölgedeki petrol kaynaklarının nasıl paylaşılacağı geliyordu. Özellikle zengin petrol rezervlerine sahip olan Abyei üzerinde hem güney hem de kuzey Sudan hak iddia ediyordu. Güney Sudan'ın bağımsızlığının ardından 2013 yılında Abyei'de bir referandum düzenlendi. Tartışmalı koşullarda düzenlenen referandumda bölge halkı Güney Sudan'dan yana oy kullandı. Böylelikle petrol kaynaklarının çoğu da Güney Sudan tarafında kalmış oldu. Güney Sudan ekonomisinin yüzde 98’i halen petrol satışından elde edilen gelirlere dayanıyor.

Ancak Güney Sudan, altyapı sorunlarından dolayı bu petrolü ancak Sudan'daki eski hatlar üzerinden ihraç edebiliyor. Salva Kiir yönetimi bu sorunu aşmak için, bağımsızlık ilanının hemen ardından komşu ülkeler Kenya ve Etiyopya ile yeni boru hatları inşa edilmesi için anlaştı. Güney Sudan petrolünü Kenya'nın Lamu Limanı'na taşıyacak yaklaşık 2000 kilometre uzunluğundaki hattın 22 milyar dolara mal olması bekleniyor. Böylelikle petrol, doğrudan hint okyanusuna çıkarılmış olacak.

Bir diğer alternatif ise ise, petrolün Etiyopya ve Cibuti üzerinden Aden Körfezi'ne ulaştılması. Bu güzergahın devamında ise kızıldeniz ve akdeniz var. Ancak Güney Sudan'daki iç tartışmalar ve Somali'deki istikarsızlığın tüm Afrika Boynuzu'na yayılma riski, söz konusu projelere dair çalışmaları yavaşlatıyor.

Yine de, söz konusu iki hattın inşası önümüzdeki günlerde daha fazla önem kazanabilir. Zira bu hatlar; kısa bir süre önce Uganda'nın albert gölü çevresinde keşfedilen yeni kuyulardan çıkarılacak petrolün dünya pazarlarına ulaşması için de en avantajlı güzergah olarak görülüyor.

GÜNEY SUDAN, İSRAİL KISKACINDA

İsrail Güney Sudan'da ilk büyükelçilik açan ülkelerden birisi. İsrail ile Güney Sudan arasındaki ilişkiler 50 yıl oncesine dayanıyor. Sudan iç savaşı süresince İsrail yönetimi Güney Sudan’a destek veren ülkelerin başında geliyordu. İki ülke arasında ilk resmi ilişkiler 2012 Ocak ayında başladı.

İki ülkenin üst düzey temsilcileri karşılıklı olarak birbirlerini ziyaret etti. Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, İsrail ziyaretinde; Tel Aviv yönetiminin desteğini her zaman arkalarında hissetmekten duyduğu memniniyeti sık sık dile getirdi. Ziyarette, iki ülke arasında askeri, ekonomik ve kültürel anlaşmalar imzalandı. İsrail Güney Sudan’la imzaladığı askeri anlaşma ile Güney Sudan’a en fazla silah ve askeri techizat satan ülkele haline geldi.

Dönemin İsrailli Savunma Bakanı silah satışını doğrulayarak Avrupa ülkelerinin Güney Sudan’a uyguladığı amborgonun Güney Sudan’ı Sudan yönetimine karşı zayıf ve korunmasız hale getirdiğini ortak düşman Sudan'a karşı askeri ilişkinin her alanda sürdürüldüğünü söyledi.

İsrail; Güney Sudan'ın ABD ve Çin'den sonraki en büyük ekonomik partneri. İsrail Sudan’a özellikle temiz suyun sağlanması, tarım ve içme suyunun taşınması suyun arıtılmasında destek veriyor. İsrail 2012’de Güney Sudan’dan 50 yıllığına kendi topraklarının üçte biri kadar büyük bölgeyi kiraladı.

Burada yetiştirilen tarım ve bahçe ürünlerinin yüzde 20’si Güney Sudan'da tüketilirken yüzde 80'i İsrailli şirketler tarafından İsrail ve dünya piyasına sürülüyor. İsrail ile Güney Sudan arasındaki diğer ortaklıklık alanı da petrol üretimi. 2013'te imzalan ikili anlaşmaya göre Güney Sudan’da iki İsrailli şirket petrol arma ve üretme imtiyazı elde etti.

İsrail'le Güney Sudan arasındaki ilişkiler yalnız ekonomik yardımlarla ilgili değil. İsrail yönetimi Güney Sudan ordusunun geliştirilmesine yönelik yardımlar da yapıyor. Güney Sudan ordusunda 100'den fazla İsrailli üst düzey askeri görevlisinin Güney Sudan’a eğitim istihbarat ve diğer askeri konularda destek verdiği biliniyor.

TARTIŞMALI BÖLGE ABYEİ

Sudan'da 22 yıl süren iç savaş ardında kan ve acı bıraktı. Bir buçuk milyon kişi hayatını kaybetti. 2005 yılında imzalanan anlaşma, ülkenin bölünmeye giden süreci resmileştirdi. Güney Sudan, 9 Ocak 2011'de yapılan referandumla aldığı kuzeyden ayrılma kararı doğrultusunda Temmuz'da bağımsızlığını ilan etti.

Güney Sudan Birleşmiş Milletler'e üye olan 193'üncü devlet oldu, Sudan ise yüzölçümü açısından dünyanın onuncu büyük ülkesi olma özelliğini kaybetti. Afrikanın en kanlı çatışmalarına sahne olan Sudan artık iki farklı ülke. Ancak Güney Sudan'ın bağımsızlığı bölgede sorunların son bulduğu anlamına gelmiyor.

Petrol üretiminin yüzde 20'sini sağlayan ABYEİ bölgesinin hangi tarafta kalacağıyla ilgili anlaşmazlıklar hala sürüyor. Güney Sudan açıkladığı anayasada ABYEİ bölgesinin kendilerine ait olduğunu iddia etti. Sudan Devlet Başkanı El Beşir'in bu duruma tavrı çok sert oldu. Beşir, "yeni kurulan devletin sınırları içinde kalan ABYEİ bölgesini, Kuzey Sudan'dan ayırma yönünde herhangi bir girişimde bulunulması durumunda yeni kurulan devleti tanımayacağız.'' açıklamasını yaptı.

Kuzey Sudan ordusu, 21 Mayıs 2011'de birlik ve tanklarla ABYEİ'ye girdi ve kentin büyük bir kısmını ateşe verdi. Yaklaşık 110 bini aşkın kişi ABYEİ'den güneye kaçtı. Ancak kısa süre sonra yapılan bir anlaşma ile kuzey Sudan askerlerinin yerini Barış Gücü askerleri aldı.

ABYEİ'de kuzey yönetimine yakın ve Müslüman olan Missiriya ile güneyde kalmak isteyen Hristiyan Ngok Dinka adlı kabileler yıllardır birbirleriyle mücadele ediyor. Çatışmaları kimin başlattığına ilişkin ise iki taraftan da birbirini suçlayan türde açıklamalar yapıldı. Uzmanlar ABYEİ'de de referandum yapılmaması halinde şiddet olaylarının yeniden başlayacabileceği uyarısında bulunuyor.

DOĞU AFRİKA TERÖRE TESLİM

Doğu Afrika’da şiddet giderek tırmanıyor. Kenya'da hafta başında gerçekleştirilen saldırılarda 14 işçi hayatını kaybetti. Saldıyı Eş Şebab örgütü üstlendi. Eş Şebab’ın gerçekleştirdiği saldırı Kenya’nın kuzey doğusundaki Mandera kasabasında yaşandı. Kenya İletişim Bakanlığı saldırıda ölenlerin taş ocağında çalışan işçiler olduğunu söyledi.

Daha önce de Eş Şebab tarafından yine aynı yere bir saldırı düzenlenmiş 36 kişi hayatını kaybetmişti. Şebab son bir ay içinde Kenya'daki saldırılarını atrırırken Kenya hükümeti de, örgüt üyesi oldukları gerekçesi ile ülkede yaşayan çok sayıda Somalili'yi tutukladı. Kenya hükümeti, Somali’deki askerlerini çekmeyeceğini açıklarken Somali hükümetine desteklerinin devam edeceğini belirtti.

Kenya hükümetinin Eş Şebab’a karşı Somali sınırına bir duvar örmeyi düşündüğü de belirtiliyor. Duvarın amacı, saldırganların Kenya'ya sızmasını önlemek. Eş Şebab saldırıların devam ettiği ülkelerden biri de Somali.

Örgüt, Somali’de Ramazan ayının başlaması ile saldırılarını da artırdı. Saldırıların çoğunda ülkede görev yapan Afrika birliği askerleri hedef alındı. Ülkenin Şabelle bölgesine yapılan saldırıda 2 Afrika Birliği askeri öldürüldü. Başkent Mogadişu’da ise hedefte Etiyopya güvenlik güçleri vardı. Saldırıda 4 Etiyopya güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Eş Şebab’ın düzenlediği en büyük saldırı ise başkent Mogadişu’ya 100 kilometre uzaklıktaki Afrika Birliği'nin Leego üssüne yapıldı. Bombalı saldırıda 30 Afrika birliği askeri öldürüldü. Doğu Afrika’da çatışmaların devam ettiği ülkelerden biri de Sudan oldu. Sudan’ın Darfur bölgesi ve Güney Kordofon eyaletlerinde hükümet askerleri ile isyancılar arasında ile devam eden çatışmalarda son 20 gün içerisnde 12 isyancı öldürüldü.

Bir başka Doğu Afrika ülkesi Uganda'da ise Ramazan ayının başlaması ile birlikte 2 Müslüman din adamı öldürüldü. Böylece, geçen yıldan bu yana öldürülen Müslüman din adamlarının sayısı 12’e yükseldi. Hükümet din adamlarının kimlerinin öldürdüğü ile ilgili bir açıklama yapmadı. Ülkenin doğusunda tanrının kurtuluş ordusu ile Uganda askerleri arasında çatışmalar ise devam ediyor.

Tanrının Kurtuluş Ordusu'nun Güney Sudan sınırındaki 3 köye bir gece baskın düzenlediği en az 20 çocuğu kaçırdığı açıklandı. Tanrının Kurtuluş Ordusu 2005’den bu yana 15 bin çocuğun kaçırılmasından sorumlu tutuluyor. Kaçırılan çocuklar örgüt tarafından çocuk asker olarak kullanılıyor.

 

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı



İlgili Konular Güney Sudan
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş