Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:30, 20 Eylül 2017 Çarşamba
13:36, 14 Şubat 2017 Salı

  • Paylaş
Süheyl Ünver gittiği her şehrin kültür mirasını kaydetti
Süheyl Ünver gittiği her şehrin kültür mirasını kaydetti

Süheyl Ünver adeta bir müze gibi gezdiği, gördüğü her yerdeki medeniyetimize ait eserleri kayıt altına almış.

Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver 14 Şubat 1986 günü Hakkın Rahmetine kavuşmuştu. Vefatının 31'nci yılı dolayısıyla Muaz Ergü'nün 2015 yılında Dünya Bizim'de kaleme aldığı bir yazıyı yayınlıyoruz. 

M. Orhan OkaySüheyl Ünver için “bir müze adamı” diyordu. Evet, tedavülden kaldırılmış, yaşanmasına izin verilmemiş, yok edilmeye mahkûm edilmiş medeniyetlerin kalıntıları ancak müzelerde yer bulur kendine. Gerçi Osmanlı kültür ve medeniyetine ait birçok eser, nesne ve objenin müzelerde bile muhafaza edilmesine izin verilmemişti. Resmen bir yağmaya kurban edilmişti büyük medeniyet. Büyük yangından kaçırılan, yıkımdan geriye kalanlar kendine yer bulmuştu müzelerde.

Müzelerin içindekiler aynı zamanda kayıt altına alınır. Süheyl Ünver adeta bir müze gibi gezdiği, gördüğü her yerdeki medeniyetimize ait eserleri kayıt altına almış. Bürokrasinin, müzelerin yapmadığı, yapamadığı birçok şeyi büyük zorluklar içinde yapmış. Camileri, külliyeleri aslına uygun şekilde çizmiş. Kaybolup giden birçok eser, obje onun gayretleriyle yeniden canlandırılmış, zihinlerimizde yer edinmiş. Hafızası zayıf milletimize bir arşiv şuuru aşılamış.

En çok da İstanbul’un ve onun kaybolan gizeminin peşinde olmuş

Eğitimini tıp alanında yapmış Ünver. Tıpla sınırlamamış zihnini ve entelektüel dünyasının sınırlarını. Doktor, ressam, hat ve minyatür ustası, gezgin, sanat tarihçisi, ebrucu, tezhib ustası, yazar, öğretmen… Kısacık insan ömrüne büyük şeyler sığdırabilmiş bir âdemoğlu. Yeryüzünü boşu boşuna arşınlayanlardan olmamış. Bir ruhun, bir medeniyetin bıkmaz usanmaz takipçisi. İstanbul’u ve Anadolu’yu baştan başa dolaşmış ve gördüğü, duyduğu, farkına vardığı her şeyi kayıt altına almış. Kadim kültür ve medeniyetimize entelektüel yabancılıkla, yozlukla yaklaşmamış. Dönemindeki kültürümüzü aşağılan yaygın bakışın esiri olmamış. En çok da İstanbul’un ve onun kaybolan tılsımının, gizeminin peşinde olmuş. Bitip tükenmek bilmeyen bir gayretle İstanbul’u İstanbul yapan ruhu aramış. Bu ruhun ortaya koyduğu şehri yeniden anlamaya ve anlatmaya adamış kendini. Dediğimiz gibi onu çoğu sanat tarihçisinden ve araştırmacılardan ayıran en büyük fark bir medeniyetin mensubu olmak bilinciyle hareket etmesi. Dışarıdan bakmamış medeniyetimize. Bizzat onun bir mensubu olarak koyulmuş yola.

Reddimiras mantığıyla mevzulara yaklaşan ilk dönem cumhuriyet elitinin haraç mezat elden çıkarmaya uğraştığı Osmanlı el yazmalarını, nadide eserleri, hatları, kitapları elinden geldiğince korumuş ve bugünlere ulaşmasına vesile olmuş. Geleneksel sanat dallarından olan ebru, tezhib, minyatür ve hat sanatlarına ait eserleri korumanın yanında bu sanat dallarının unutulmaması için kurslar açmış, atölyeler kurmuş. Bizzat buralarda hoca olarak görev almış. Süheyl Ünver aynı zamanda Avrupa’yı görmüş biri. Uzmanlığını Paris’te tamamlıyor. Dışarı gidip kendi kültür ve medeniyetine yabancılaşmıyor. Büyük bir gayretle kültür ve medeniyeti için çalışıyor.

Süheyl Ünver’in gözden kaçırılmayacak bir yönü de ehl-i tarik olması. Anne babası da tarikat mensubu. Anlatılanlara göre kendi de tarikat mensubu olan annesi, onun herhangi bir tarikata girmesini istemiyor ama o, Halvetî-Şâbâniyye tarikatının Kuşadalı İbrahim Efendi tarafından kurulan Kuşadaviyye koluna mensup. Gerçi Ünver’in tarikata intisap zamanlarında şeyh olan Ahmet Amiş Efendi döneminde tarikat tam bir Melamilik niteliği kazanıyor. Abdulaziz Mecdi TolunFethi Gemuhluoğlu, Osman Nuri Ergin gibi tanınmış şahsiyetler de buraya devam edenlerden. Konu ile ilgili daha geniş bilgi için TDV İslam Ansiklopedisi'ne bakılabilir.

Gezdiği, dolaştığı her şehir için ayrı bir defter tutuyor

Yine M. Orhan Okay’ın Silik Fotoğraflar Portreler kitabında bahsettiği gibi çantasında, cebinde sürekli bir defter taşıyor. Bu deftere bir şeyler yazıyor, notlar alıyor, krokiler çiziyor. Gezdiği, dolaştığı her şehir için ayrı bir defter tutuyor. Nereye giderse oraya ait defteri yanına alıyor. Bu defterlerin son yıllarda Kubbealtı Neşriyat tarafından peyderpey yayınlandığı bilgisini paylaşalım.

Ünver, bir gün M. Orhan Okay’la Bursa-Mudanya’ya gider. O yolculukta yanındaBursa defteri varmış. Bu defteri Okay’a gösterir. Okay o defterden bahsederken şunları söylüyor: “Değişik renkli kalemlerle, bazen İngilizce, bazen eski harflerle, çoğu Latin harfleriyle tutulmuş günlük mahiyetinde intibalar, hatıralar vs. daha da dikkatimi çeken ve beni şaşırtan, bunlar arasında defterin bir köşesine iliştirilmiş bir vapur bileti, bir belediye otobüsü bileti, bir Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu bileti, arada suluboyayla, kurşun kalemle çizilmiş krokiler, desenler, nakışlar, sokak planları…”

Süheyl Ünver birkaç cümleyle anlatılacak biri değil. Çok boyutlu, çok derin bir şahsiyet. Hakkında söylenecek, konuşulacak çok şey var. Yani ne dersek diyelim muhakkak eksik kalacak. Bir insan ömrüne birkaç ömür sığdıracak kadar büyük ve önemli işler yapmış diyerek iktifa edelim.

Selam olsun Süheyl Ünver’e!...

 

Muaz Ergü yazdı

Kaynak: Dünya Bizim



İlgili Konular Süheyl Ünver Müze adamı
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş



Haberler