Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


18:23, 23 Nisan 2018 Pazartesi
Güncelleme: 18:36, 03 Nisan 2018 Salı

  • Paylaş
Afrin: Bölgenin coğrafi ve tarihi arka planı
Afrin: Bölgenin coğrafi ve tarihi arka planı

Kaynağı ve sonu Türkiye’de, ortası ise Suriye topraklarında bulunan ve bölgeye adını veren Afrin Çayı'nın tarihi arka planına bir bakış

Osman Şahin / Dünya Bülteni

Uslu, sessiz, çekingen küçük bir su olursun,
Böyle şahlanma Afrin, çarçabuk yorulursun
Cemil Meriç

Afrin şehri ismini Afrin Çayı’ndan almaktadır. Kilis’in kuzeyinden (yola) çıkan Afrin Çayı Suriye’den geçerek Hatay Reyhanlı yakınlarında tekrar Türk topraklarına kavuşur ve Akdenize dökülür. Afrin Çayı’nın yazgısı coğrafi ve diplomatik bir vakıadır. Çayın kaynağı ve sonu Türkiye’de, ortası ise Suriye topraklarında bulunmaktadır. Afrin Çayı’nın birleştiği Asi Nehri ise fizik kanunlarına aykırı olarak güneyden kuzeye akmaktadır. 160 km’lik nehrin bir kısmının başka bir ülkeye verilmesiyle sanki kurak mevsimlerde iki ülke arasında su kavgaları çıkması için böylesi garabet bir sınır çizilmiştir. Dünyada bu nehrin kaderini paylaşan başka bir akarsu bilinmemektedir. (ABD ile Meksika arasında 2000 km’den fazla uzun bir sınır çizen Grande Nehri’nin hiçbir yerinde Afrin’e benzer bir garabet yoktur).

Afrin Çayı Afrin İlçesi Eski bir Kilis-Afrin Haritası

“Afrin” kelimesinin anlamı, sel taşkınlarının getirip kenara bıraktığı odun ve alüvyonlu bereketli toprak anlamına gelmektedir. Bundan dolayı şehre de çayın ismi verilmiştir. Bu ismin hem şehir hem çayın ismi olarak kullanılması çayın “bereket kaynağı” olduğunun göstergesidir. Afrin kelimesi, yerel halk arasında “güzel su” anlamına da gelmektedir. Bölge ziraat ve zeytin yetiştiriciliğiyle bilinir. Arazisinin verimli olmasından dolayı köylerde yaşayan insanlar bugüne kadar nispeten maddi sıkıntı çekmemişlerdir. Zira bölge ikinci bir bereket kaynağı olan 15 milyondan fazla zeytin ağacına sahiptir. Buna bağlı olarak onlarca zeytinyağı üretim tesisi, sabun endüstrisi ve çağdaş zeytin paketleme tesisleri gibi zeytine bağlı yan sektörler bulunmaktadır.

Suriye sınırı coğrafya ve sosyolojik iskan gerçeklerine göre çizilmemiştir

Türkiye’nin sınırına 20-30 km mesafedeki, stratejik öneme sahip Afrin, Misak-ı Milli hudutlarımız içerisinde olan bir coğrafyadır. Afrin üzerinden oynanan oyunlar bizi rahatsız ediyor. Suriye sınırı da Batı Trakya’daki entrikalara benzer Fransız ayak oyunlarıyla masa başından çizilmiştir. Hiçbir coğrafi ve sosyolojik olguya dayanmadan çizilen hudut diğer vilayetlerde olduğu gibi Afrin bölgesinde de aile parçalanmalarına ve nefretin körüklenmesine sebebiyet vermiştir. Afrin daha önce Kilis’e bağlı bir kasaba idi. Çizilen hudut ile bölgenin verimsiz toprakları (Türkiye’ye), verimli toprakları ise Fransız mandasına (Suriye’ye) verilmiş, kuzeyde kalan bölge halkına haksızlık yapılmıştır. Bölge halkı eskiden aynı coğrafyada iç içe bir dayanışma halinde yaşamakta idi. Osmanlı Devleti zamanında oraya hükmeden bir kısım derebeyleri halktan topladıkları “bac” vergileriyle palazlanınca bağımsız devlet kurma sevdasına kapıldılar ve ilk huzur bozucu olaylar da bu sebeplerden çıktı. Dünyanın değişik ülkelerinde eyalet yönetim sistemi uygulanmasına rağmen burada bu sistemin bağımsızlığa dönüşme endişesi sebebiyle uygulanamadığı düşünülmektedir. Osmanlılar zamanında bölgedeki aşiret ağası derebeyleri defalarca bağımsız devlet olmak için isyan çıkarmış ve her defasında ya merkezi yönetim tarafından ya da bölgede bulunan valiler veya Mısır vilayetine bağlı paşalar tarafından bastırılmıştır. Bu yüzden günümüzde eyalet yönetim sisteminden vazgeçilmiştir. Derebeylerinin bu hayalleri ise hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Aynı mantık Suriye rejiminin 2012’deki zayıf anında Afrin’de tekrar devreye sokulmuş ve sahnelenen bu oyundan en çok bölge halkı zarar görmüştür. Umulur ki son olaylardan sonra parçalanan Suriye’deki sosyolojik yapı yörüngesine oturur, halk tekrar huzurlu bir düzene kavuşur.

Suriye tarihin son 200 senesinde entrikaların merkezi olmuş ve Osmanlılar tarafından oyunlar bozulmuştur

Suriye topraklarının tarihi geçmişi dikkatle incelendiğinde derinden derine işleyen bazı mekanizmaların dün Ermeni isyanları, bugün de Kürt ayaklanmaları çıkararak otorite boşlukları meydana getirdiklerini görürüz. Son zamanlarda meydana gelen ayrılıkçı olaylar, geçmişteki feodal yönetimlerden günümüze tevarüs etmiş hakimiyet kurma mücadelelerinin devamı niteliğindedir. Zengin bir kültürel maziye ve verimli bir coğrafyaya sahip Afrin ve Azez ve Münbiç bölgesi, dün İngiliz ve Fransızların, bugün de Amerika ve İsrail’in iştahını kabartmaktadır. Afrin Harekatı İran’ın da bölgedeki ileriye yönelik hesaplarını bozmuştur.

Napolyon Ermenilere “Katolik olursanız size yardım ederim” demiştir

200 yıl önce tarihi antik eserleri onarmak bahanesiyle bölgeye yerleşmiş olan misyoner kuruluşu “American Board of Commissioners for Foreign Missions”, bölgedeki Hıristiyan unsurlarla temas kurmuş ve Ermenileri isyan çıkarmaya ikna etmiştir. İsyanlar başarısızlıkla neticelenince proje uzun süre rafa kaldırılmıştır. Bazı kaynaklarda ise, Ermenilerin Napolyon’dan da yardım istediklerini ancak yardımın Katolik mezhebine geçme şartına bağlanması ve (Ortodoks) Ermenilerin bu teklifi reddetmeleri üzerine yardımın yapılmadığı kaydedilmektedir.

Yahudiler bölgeyi 3500 yıl önceki kutsal kitaplardaki bilgilere göre kendilerine vaat edilmiş topraklar olarak dünyaya kabul ettirmek istiyor. Ancak bu iddialarına aykırı olarak günümüzdeki vakfiye ve tapu belgelerine itibar etmemektedirler:

Yahudiler de bu coğrafyaya göz dikmişlerdir. Bazı gazeteler vaat edilmiş toprakların sınırlarını daraltarak yayın yapmakta ise de İsraillilerin, “Tevrat’ta Suriye topraklarının da kendilerine vaat edilmiş topraklar olduğuna” dair Büyük İsrail’in sınırlarını belirleyen harita ve bildiriler dağıttıkları bir vakıadır. Bu sınırlar şimdiki Suriye ve Irak topraklarıdır. Yahudiler, aslı ortada olmayan mukaddes Tevrat’ta 3400 yıl önce geçen bir beyanı bir “tapu senedi” gibi kabul edip hayallerini gerçekleştirmek için bugün Kürtleri kullanmaktadır. Oysa İsrail, her tarafı İslam ve Hıristiyan vakfiyeleriyle tescillenmiş Kudüs topraklarını sorumsuzca iskana açmakla mevcut vakfiye belgelerine itibar etmediklerini göstermektedir. İsrail’in vakıf arazilerine saygılı olması lazım. İsrail, Kudüs’te bedeli altınlarla ödenerek kurulan tarihi vakıf arazileri üzerinde vakfiyelerde yazılı vasiyetlere aykırı uygulamalardan vazgeçmelidir.

Kral Abdullah, İmam Yahya ve Şeyh Ahmet Sünusi Suriye’nin kuruluşuna karşı çıktılar

Öte yandan, Cumhuriyetimizin kuruluş günlerinde Suriye diye bir Arap devleti yoktu. Fransız Manda İdaresi vardı. Suriye, Arap dünyası ile Türkiye Cumhuriyeti arasında tampon bir ülke olarak sonradan kurulmak istenince, Yemen’den Vali İmam Yahya, Ürdün’den Kral Abdullah, Libya’dan Şeyh Ahmed Sünusî gibi âkil Arap liderler böyle bir devletin Türkiye ile Arap dünyası arasına girmesi anlamına geldiğini, kendilerinin diplomasiye ve devlet geleneğine sahip olmadıklarını, dolayısıyla Türkiye ile sınırdaş olmamaları durumunda güvenlik sıkıntıları yaşayacaklarını çeşitli mektuplar ve ziyaretlerle Ankara’ya bildirmişlerdir. Onların ileriye yönelik endişeleri bugün maalesef tatbikat safhasına girmiştir. Yemen yanıyor. Suriye’yi yönetenler BM ateşkes kararlarına rağmen çıldırmış gibi kendi savunmasız vatandaşlarını bombalıyorlar. Bölgede âh u efğanlar arşa yükselmektedir. Irak, Libya hakeza…

Afrin asırlarca Türk yurdu olarak anılmıştır

Abbasiler zamanında Afrin bölgesini yurt edinen Türkler ve Türkmenler Hicri 5’inci asırdan sonra bu bölgeye yerleştiler. Selahaddin-i Eyyubi’nin ailesinin isimleri Türk isimleri idi. O zamanlar Kürt-Türk ayırımı yoktu. Bu yüzden soyunun Türk olma ihtimali de vardır ancak o zamanlar pek önemli değildi. Selçuklu Türkleri de Afrin coğrafyasını yurt edinmişlerdir. Mısır Çerkez Hükümdarı, El Melik el Zahir ile Timurlenk arasında çıkan savaş, Afrin civarında meydana gelmiştir. Afrin, Memlûk Sultanlığı gibi Türk devletlerin hakimiyetinde uzun süre kalmıştır. Yavuz Sultan Selim ile Sultan Gavri arasında meydana gelen Mercidabık Muharebesi de Afrin yakınlarında meydana gelmiş ve bilahare Afrin Kilis’e bağlanmıştır. Afrin bölgesinde halen yüzde 10-15 oranında Türkmen yaşamaktadır. Haçlı savaşları zamanında Afrin ve Kilis yöresinin sakinleri tamamen Türk idi. Bugün ise Kürt, Arap ve Türkmenler yaşamaktadır. Bizi bölgeye bağlayan tarihi, vicdani, coğrafi ve sosyal sebepler saymakla bitmez. Keza, 1146 tarihinde Oğuzların Avşar boyundan gelen Nurettin Mahmud Zengi bölgenin hükümdarı olunca bölgeyi ehl-i sâlibden temizlemiştir.

Yaşında bir çocuk iskeleti.

Büyük insan iskeletleri

Yontma Taş devri Duderiyye Mağarası

 

Japonlar Afrin bölgesinde kazı başlattılar ve Taş Devri’ne ait insan iskeletlerine rastladılar. Tarihi ve arkeolojik bakımdan son derece değerli mağarada Neandertallere ait olan 2 yaşındaki çocuğun kemikleri 1996 tarihinde Halep Ulusal Müzesine nakledildi. Bu mağaralar eskiden buraların mamur bir yer olduğunu göstermektedir.

Japon araştırmaları için tıklayınız

Afrin bir huzur ve sükûn şehri olma yolundadır

Öte yandan, Afrin, son zamanlarda maalesef huzurlu, güzel ve iyi haberlerin coğrafyası olmamıştır. Nehrin su baskınları şiirlere yansımıştır, Daltaban derebeylerinin halka yaptıkları zulümler, işkenceler, bölgenin Fransızların eline geçmesiyle başlayan sıkıntılar, saldırı olayları, ateşkes ihlalleri, sınır çatışmaları, ihbarlar, jurnaller, bilgi sızdırmaları, suistimaller, Ermeni isyanları, Suriye rejiminin bölge halkına yaptığı haksızlıklar, senelerce günlük yaşantının bir parçası haline gelmiştir. Kürtler bölgede Suriye’nin bağımsızlığından sonra da memnun olamadılar ve Türkiye ile tekrar bir yakınlık kurmak istediler. 1946’larda bölge halkı Türkiye’ye bağlanmak için yollara döküldü. Bayır Bucak Türkmenleri Halep Kalesine “Yaşasın Türkiye” sloganlarıyla Türk Bayrağını astılar, (Türkiye 1 Nisan 2018 tarihinde de Halep’te yapılmıştır). Ancak eski mitingler Suriye rejiminin direnciyle karşılaştılar. Afrin bölgesindeki Kürtler ve Türkmenlerin gönlü daima Türkiye’den yana olmuştur.

HOYBUN Ermeni-Ayrılıkçı Kürt İttifakıdır. Baytar Nuri tarafından bu birlik sağlanmıştır

125 yıl önce Zeytun ve Halep’te çıkarılan Ermeni isyanlarının benzeri bugün Afrin Kürtleri üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Ermeniler Zeytun’da 1836, 1842 ve 1850,1853-1854 senelerinde isyan ettiler. Olaylar bir türlü dinmedi. Zeytun Ermenileri 1895 yılı sonbaharında Amerikalılardan destek alarak yeniden isyan çıkardılar. Çıkan olaylar Halep ve Afrin coğrafyasına da sıçradı. Amerika’dan İskenderun’a gönderilen 23 isyancı çete elemanı tutuklandığında aralarında aynı zamanda ABD vatandaşı da olan Melcoun Guedjian da tutuklanmıştı. ABD ve İngiltere’nin İstanbul’daki sefirlerinin baskıları ile bu provokatör kişi hapsedilmekten kurtarılmıştı.1895-1915 tarihleri arasında Güneydoğudaki isyanlar durdurulamayınca 27 Mayıs 1915 tarihinde Ermenilerin bir kısmı (422 bin kişi) Birinci, Dünya Savaşı bitene kadar Suriye’ye zorunlu göçe tabi tutuldular. Ermeniler Afrin, Halep ve Şam bölgelerine yerleştiler. Orada da merkezi yönetim aleyhtarı faaliyetlerine devam ettiler. Hatta yıllar sonra 1938 senesinde Dersim (Tunceli) olayları neticesinde Suriye’ye kaçan Dr. Mahmut Nuri (Baytar Nuri) isimli Kürt yazarı Suriye’ye kaçtığında ayrılıkçı Kürtleri daha önce Suriye’ye göç etmiş olan Ermenilerle HOYBUN teşkilatı adı altında birleştirerek Türkiye aleyhtarı faaliyetleri sürdürmüştür. Bu yakınlaşmalar günümüzde, Güneydoğu’da ve Suriye’de cereyan eden olayların arkasında yüz yıllık ayrılıkçı Kürt-Ermeni işbirliğinin ve 208 yıllık yukarıda bahsi geçen misyoner teşkilatının kapanamayan hesaplarının devamı -gibidir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde meydana gelen ABD destekli olaylar 1894-1895 Zeytun ve İskenderun- Halep olaylarına çok benzemektedir. Umulur ki ABD askerleri bu bölgeden çekilir ve huzur yeniden tesis edilir.

Osmanlılar zamanında Afrin’de 6 önemli aşiret bulunmaktadır

Osmanlılar zamanında Afrin’de, Amiki, Seyhanlı, Okçu İzettin, Com, Gubarlı, Şakagi Aşiretleri vardı. Şakagi Aşireti hem Osmanlılar hem de Fransızlar tarafından itibar görenbir aşiret idi. Com Aşireti mensuplarının ise Sivas ve Tokat’tan Meydanki (Hamam Köyü) mıntıkasına yerleştikleri ve Yörük asıllı oldukları 1942 tarihli, “Kürtdağı hakkında bir tetkik, Fahri Övünç” isimli bir dergi makalesinde kaydedilmektedir.


(Tevrata zikredilen) Nebi Huri

Kimyar Tarihi Köyü

Midanki Gölü

Peygamber Huri’nin makamı Afrin'in kuzeydoğusunda yer alır. Türkiye sınırına sadece 2 kilometre uzaklıktadır. Nebi Huri mezarına Halep bölgesinden her hafta yüzlerce ziyaretçi gelir. Bu makam Horoz Kalesinin yanıbaşındadır. Eskiden Huri Peygamber diye halkımız tarafından da bu kabir ziyaret edilir ve kurbanlar kesilirdi. Burada vakıf mülkleri de vardır. Çizilen sınır bu geleneği de ortadan kaldırdı.



Ayn Dara Harabeleri 
(Teröristler tarafından tamamen
tahrip edilmiştir)

Kimyar Antik Köyü harabeleri

Roma Köprüsü

Afrin’de Osmanlı Eserleri

Afrin bölgesinde 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti tarafından Almanlara yaptırılmış olan demiryolu hattı bulunmaktadır. Yandaki belgede tren hattının projesi Sultan 2. Abdülhamit zamanına dayanmaktadır. Bu hat 20. yüzyılın başında Ortadoğu ve Avrupa arasında karayolu taşımacılığının en önemli araçlarından biri idi. Bu nedenle stratejik ve özel bir önem kazandı. Afrin’de Osmanlılardan kalma bir han bulunuyordu. Bu Han ticaret kervanlarının yol güvenliğini sağlıyordu. Bu han bugün köprüye komşu belediye binasının yanında bulunmakta idi.

Geçici köprü ödenek yazısı

Simon Kalesi Harabeleri

Sık sık meydana gelen sel baskınları sebebiyle Afrin Çayı üzerindeki köprüler yıkılıp tamir ediliyordu. Yan tarafta, H.1305 (Miladi 1888) tarihinde bir yangın sebebiyle yanan Afrin köprüsünün demirden yapılana kadar tekrar ahşaptan yapılması için 19 bin 430 kuruş ödenek tahakkuk ettirildiğine dair belge bulunmaktadır.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş