Şirketlerin ruhu ve değerleri canlı tutmak | Haber Analiz | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:28, 22 Haziran 2018 Cuma
13:51, 22 Mayıs 2018 Salı

  • Paylaş
Şirketlerin ruhu ve değerleri canlı tutmak
Şirketlerin ruhu ve değerleri canlı tutmak

Bosch’un kurucusunun o meşhur sözünü hatırlayalım: İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim. Kurum kültürünün, verimliliğin, kazanmanın ve büyümenin anahtarıdır bu söz.

Yaşar Süngü

Bir şirketin çalışanları ertesi gün işe gitme kaygısı yaşıyorsa o şirketin yönetiminde bir dizi sorun var demektir.

İşe gelirken ayakları geri giden, pazartesi sendromu yaşayan bir çalışan o şirketin kayıp elemanıdır.
Bu süreci geri döndürmenin tek yolu çalışanları yeniden şirkete kazandırmaktır.
Verimsiz hale düşen çalışanı değiştirmek yerine daha yüksek ücretle yeni eleman almak sorunu bitirmeyeceği, gibi şirket içinde güvensizliğe neden olacağı için işleri daha da bozacaktır.
En ucuz ve kalıcı çözüm çalışanları sahiplenmek, onların yetenek ve kapasitelerini öne çıkarmak ve onlarda şirketi sahiplenme duygusu kazandırmaktır.
Bosch’un kurucusunun o meşhur sözünü hatırlayalım: İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.
Kurum kültürünün, verimliliğin, kazanmanın ve büyümenin anahtarıdır bu söz.

**

Değerler kurumlar için çözümleri pahalılaştırır, zaman kaybına neden olur, gündelik uygulamalarda rekabette geride kalmaya yol açar ve hayatı zorlaştırır. Bireysel olarak da kişinin çıkarına ve hazzına engel olur, heyecanı azaltır. Çünkü değerler sürprizleri azaltır ve öngörülebilirlik sağlar.
“Değerlerle yaşamak bireyleri olgunlaştırır, denetim ihtiyacını azaltır, çatışmaları önler.” Diyor Prof. Dr Acar Baltaş.
Ve “ruhunu kapıda bırakmayan” iş arkadaşlarıyla çalışmanın doyumlu ve eşsiz bir yaşantı olacağını söylüyor.

**

18. yy’da yaşayan Oliver Goldsmith, “Hayatınızla, dilinizden daha kuvvetli yol gösterici olabilirsiniz” demiş.
Peki değerlerle yaşamak ne kazandırır insanoğluna?
Değerler davranışlarımızın nedenlerini açıklar, kararlarımız için pusula olur, itibar ve saygınlık kazandırır.
Aynı durum kurumlar için de geçerlidir.
Bir insanın değerlerini nasıl sözlerine bakarak değil, davranışlarına bakarak anlıyorsak, kurumların değerleri de amaçlarına ulaşırken seçtikleri yollarda ve çalışanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde başvurdukları yol ve yöntemlerde kendisini gösterir.
Kurum değerlerinden söz etmek kolay ancak bunu hayata geçirmek aynı ölçüde kolay değil. Bunun için üst yönetimin mutlak bir desteği ve adanmışlığı gerekiyor.
Kurumsal kültürü oluşturmada anahtar rol yöneticilerde.
Acar Baltaş’a göre bu kültürü oluşturmanın da şöyle bir süreci var;
1. Aşama: Amacın belirlenmesi: Amaç değerleri duvara asılı ancak dikkate alınmayan bir kavram olmaktan çıkartıp, gündelik hayatın bir parçası haline getirilecek.
2. Aşama: Değerlerin tanımlanması ve tartışılması.
3. Aşama: Belirlenen değerlere uygun davranışların tanımlanması: Bu tür bir çalışma sırasında ortaya çıkacak en yaygın değerlerden birisi “ekip çalışması”dır.
a-Olmazsa olmaz olarak en sık seçilen üç davranış şudur;
b-Her türlü sonuçla ilgili sorumluluk üstlenmek
c-Her durumda yardımlaşmak ve dayanışmak
Ekip amaçları için birbirlerini teşvik etmek ve zorlamak.
4. Aşama: Değerler ve yaptırımlar üzerinde mutlak anlaşma sağlanması: Bütün bu sürecin tamamında uzlaşma esastır.
Değerlere uygun olmayan davranışlar karşısında en etkin yaptırım, o kişiye karşı soğuk davranmayı içeren sınırlı bir duygusal izolasyondur.
5. Aşama: Değerlerin hayata geçirilmesi ve yaşatılması:
Burada bazı yöneticilerin pasif-agresif tutumlarına dikkat etmek gerekir.
Bu kişiler tartışmaya katılmaz veya fikirlerini savunmaz ancak daha sonra yapılan işi “saçmalık” veya “boş iş” olarak tanımlayabilirler. Buna izin verilmeyeceği kendilerine belirtilmelidir.

**

Birçok kurumun ekonomik kriz sırasında değerleri açısından iyi bir sınav vermediği herkesin malumudur.
Çalışanlarına çok değer verdiklerini ilan eden bazı kurumlar, krizin ufukta görünmesiyle, alternatif çözümler aramadan çalışanlarını işten çıkartmışlardır.

**

Hemen herkes, her türlü ilişkisinde “açıklık ve dürüstlük”ten yanadır. Ancak “dedikodu” bütün kurumlarda yaygındır.
Bu durumda seçilecek “açıklık ve dürüstlük” değerlerinin davranış göstergelerinden biri olarak şu seçilebilir: “Biz ortamda bulunmayanın arkasından konuşmayız” Buna daha geniş bir açıklama getirmek isteyenler şunları da ekleyebilir. “Konuşanı dinlemeyiz ve ikna ederiz”. Hatta daha da ileri gidebilir ve “Konuşmakta ısrar edeni dışlarız”
Dedikodu güveni sarstığı ve ekip çalışması da öncelikle “güven” temeline dayandığı için, bu değer özellikle önem taşır ve nasıl gündelik hayata yansıyarak hayatın bir parçası haline gelebileceği konusunda hem fikir verir, hem de yol gösterir.
6. Aşama: Sürecin izlenmesi ve canlı tutulması: Birçok kurumda değerler, “aşağıdan-yukarı” veya “yukarıdan-aşağı” belirlendikten sonra, konuya “görev tamamlandı” gözüyle bakılır. Soranlara, “bizim kurumumuzun değerleri var!” denir.
Yıllık yayın veya raporlarda değerler çerçeve içinde yer alır.
Oysa en zor konu, değerleri canlı tutmaktadır.

**

Sonuç; Değerlerin belirlenmesi, hayata yansıtılması konusundaki çalışmalara öncelik etmek yöneticilerin görevidir. Ancak değerlerin yaşatılmasından çalışanlar sorumludur.
Değerler bir kurumda hayata geçirildiğinde çalışanlar, “ekmek parası için çalışmaktan” anlamlı bir neden için çalışmaya geçebilir.
Aksi taktirde çalışan için pazartesi sendromu, şirket için verimsizlik kaçınılmazdır.



İlgili Konular Yaşar Süngü
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş