Psikolog Zehra Ağır ile uyuşturucu ve madde bağımlılığı üzerine | Toplum ve Siyaset | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:31, 22 Haziran 2018 Cuma
15:56, 29 Mayıs 2018 Salı

  • Paylaş
Psikolog Zehra Ağır ile uyuşturucu ve madde bağımlılığı üzerine
Psikolog Zehra Ağır ile uyuşturucu ve madde bağımlılığı üzerine

Yazarımız İbrahim Ethem Gören, Psikolog Zehra Ağır ile çocukları ve gençleri tehdidi altında bulunduran uyuşturucu ve madde bağımlılığı üzerine sohbet etti.

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Uyuşturucu madde bağımlılığı nesillerimizi tehdit eden büyük bir tehlike. Madde bağımlılığına bağlı ölümler yıldan yıla büyük bir hızla artıyor. Özellikle büyük şehirlerde hemen herkes tehlike altında. Son yıllarda bonzai ve benzeri sentetik uyuşturucuların piyasaya sürülmesiyle birlikte tehlikenin boyutları daha da büyüdü. 

Psikolog Zehra Ağır ile uyuşturucu ve madde bağımlılığı, sebepleri ve topluma, ailelere düşen görevler üzerine hasbihal ettik.

Zehra Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü 2009' Ocak mezunuyum, yaklaşık 10 yıldır aktif şekilde Psikologluk yapıyorum.

Mesleki kariyerinizden bahseder misiniz?

7 yıllık özel sektör sürecimde, Özel Eğitim, Anaokulları, Konuşma Bozukluğu gibi psikolojinin var olduğu bir çok farklı alanda çalışma fırsatım oldu. Ayrıca bu süreler içinde aktif olarak Psikolojik danışmanlık yaptım. Son iki yıldır Sağlık Bakanlığı bünyesinde, koruyucu sağlık hizmetleri alanında çalışıyorum ve Sağlıklı Hayat Merkezi'nde danışmanlık yapıyorum.

Şu anda çalıştığınız merkezde ne gibi hizmetler üstleniyorsunuz?

Psikolog olarak birincil görevimiz Psikolojik Danışmanlık, fakat koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında, birinci basamak sağlık hizmetleri, meslek içi eğitimleri, halk eğitimleri ve okullardaki eğitimler ile Ruh Sağlığı birimimize destek veriyoruz.

GENEL MÜCADELEMİZ MADDE BAĞIMLILIĞI İLE

Buradan uyuşturucu ve madde bağımlılığına geçelim dilerseniz. Uyuşturucu ve madde bağımlılığı nedir?

Uyuşturucu bağımlılığı, madde bağımlılığının bir alt başlığı sadece. Tütün, alkol, koklanarak alınan (bali gibi) kimyasallar, bazı günlük hayatta kullanılan ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların (doktor tavsiyesi ile alınan antidepresanlar bağımlılık yapmaz) çok fazla ve sürekli tüketimi ile oluşan bağımlılık ve uyuşturucu madde kullanımlarını madde bağımlılığı şeklinde değerlendiriyoruz. Aslında genel mücadelemiz '“Madde Bağımlılığı“ ile.

Uyuşturucu/madde çeşitlerine değinir misiniz?

Son yıllara kadar, esrar, kokain, taş ve opiadlar (morfin, eroin..) en bilinen uyuşturuculardı. Labaratuar ortamında sentetik üretime başlanmasıyla, LSD‘ler ve günümüzde Bonzai olarak bilinen sentetik uyuşturucu çeşitleri üretilmeye başlandı.

HABİL İLE KABİL’İN MÜCADELESİ HİÇ BİTMEDİ

Bonzai ve sentetik uyuşturucular kolayca temin edilebiliyor. Mezkûr uyuşturucular insan ve toplum sağlığına yönelik ne gibi tehditler oluşturuyor?

Bana göre Habil ile Kabil‘in savaşı hiç bitmedi. Burada da aynı durum söz konusu. Kötülük hiç durmuyor, eskiden uyuşturucu üretim bölgelerinde ve daha ekonomik düzeyi yüksek gençler arasında yaygınken, ekonomik olarak ortalama ve altındaki gençlerin oluşturduğu pazarda satabilecekleri daha ucuz uyuşturucular üretmeye başladılar.

Birçok zararlı kimyasal maddeyi ve zehirli tarım ilaçlarını dahi içeren bu sentetik uyarıcılar oldukça ucuz ve merdiven altı üretime de uygun olduğu için malesef çok kolay bulunuyor.

MADDE BAĞIMLILIĞININ GERİ DÖNÜŞÜ YOK!

Madde bağımlılığının en büyük tehlikesi beyne verdiği hasarla birlikte zamanla kişide oluşan psikiyatrik bozukluklar, uzun vadede şizofren benzeri belirtiler görülmeye başlıyor. Ve malesef bunun geri dönüşü de yok. Bonzai tarzı sentetik uyarıcılarda bu süreç birkaç kat daha hızlı işliyor ve bazen birkaç yıl içinde psikiyatrik vakalara dönüşüyor.

Bağımlılıktan kim/kimler etkileniyor?

İbrahim Ethem Bey, bağımlılık sadece bağımlıya zarar vermiyor, bağımlı çoğunlukla, zamanla, uyuşturucu satışı (torbacılık), uyuşturucu alabilmek için hırsızlık, yaralama gibi birçok suçun faili haline geliyor. Toplumun suç oranlarını da arttırıyor. Bu durum hepimizin güvenliğini tehdit ediyor.

BAĞIMLILAR, ÇEVRESİ İÇİN DE BAĞIMLILIK RİSKİ OLUŞTURUYOR

Ayrıca her yeni bağımlı bir sonraki için bir tuzak demek, bunu bulaşıcı bir hastlık gibi düşünün, bağımlılar, çevresi için de bağımlılık riski oluşturuyor. Çocuğuklarımızı ne kadar iyi yetiştirirsek yetiştirelim yanlış arkadaşlar bağımlılık riskidir.

‘BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ‘ DÜŞÜNCESİ BÜYÜK BİR HATA

Benim çocuğum yapmaz düşüncesi büyük bir hata, özellikle ergenlik yıllarında çok dikkatli olmalı aileler.

Uyuşturucu, uluslararsı bir sorun ve aslında kimyasal bir savaş, uyuşturucunun dünyadaki varlığını anlamak, büyük resmi görebilmek için Çin ve İngiltere arasındaki Afyon Savaşları‘nı iyi okumak gerekiyor.

Tek kullanımda bağımlılık söz konusu mudur?

Tek kullanımda bağımlılık, organik kökenli (esrar, afyon ve türevi) uyuştucularda nadirdi, fakat hem esrar, eroin ve kokain tarzı uyuşturucuların yetiştirilmesinde kullanılan etki arttırıcı ilaçlar hem de sentetik uyuşturucuların içerdiği ağır kimyasallar, tek kullanımda da bağımlılığa neden oldu.

Toplumda uyuşturucu kullanım oranları ne kadar?

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre dünyada 29 milyonu kayıtlı, 185 milyon uyuşturucu madde, 2.1 milyar alkol, 1.3 milyar tütün kullanıcısı var.
Tedavi masrafları ve ölümler de cabası sanırım…

Malesef. Tedavi için yılda 35 milyar Dolar harcanıyor. 2016 yılında maddeye bağlı kayıtlı ölüm sayısı 207.000.

Ülkemiz için de kesin bir rakam vermek çok zor. Çünkü kayıt altına alınmamış binlerce uyuşturucu kullanıcısı olduğunu da öngörüyoruz. 2016‘da uyuşturucu madde kullandığı için işlem yaptırmış kişi sayısı 100.000‘den fazla ve aynı yılda 721.885 Milyon TL uyuşturucu ile mücadele için harcanmış. Aynı yılda 600 kadar maddeye bağlı ölüm var, bunların yarısı İstanbul‘da. (Daha fazla bilgi için TUBİM 2017 raporu incelenebilir.)

OKUL DEVAMBSIZLIĞI VE ARKADAŞ ÇEVRESİ BAĞIMLILIK RİSKİ OLUŞTURUYOR

En çok kim/kimler risk altında?

Madde kullanımı konusunda riskli çocukların özelliklerini şu şekilde sıralayabilliriz,
Ergen olmak, madde kullanımı olan rol model, olumsuz aile ve okul ortamı, devamsızlık, okul başarısızlığı, uyumsuz ve saldırgan karakter, taşınma (kültürel değişim), hızlı değişimler, ailede psikiyatri hastası bulunması, yanlış ebeveyn tutumları (baskıcı ve ya serbest), parçalanmış aile, yetim ve öksüz çocuklar, fiziksel şiddet ya da cinsel tacize uğramış olmak.

Bu özelliklerden bir ya da birkaçı madde bağımlılığının nedeni olabiliyor. Özellikle okul devamsızlığı ve arkadaş çevresinde uyuşturcu madde kullanımı olan çocuk ciddi alamda bağımlılık riski taşıyor.

MADDE BAĞIMLILIĞININ BAŞLANGIÇ NOKTASI 13,5 YAŞ!

Hedef kitle çocuklar ve gençler... Çocukların ve gençlerin madde bağımlılığına ulaşımını engellemek için neler yapılmalıdır? Ailelere düşen görev nedir?

Malesef bağımlılığın başlangıç yaşı 13,5 civarında. 8. sınıfın başlangıcından itibaren değişimin de en hızlı yaşandığı bu süreçte ergenler kendilerini aşma, farklı şeyler deneme, kurallara karşı çıktıklarında iyi hissetme ve yetişkin gibi görünmeye özenme eğilimindedirler. Bu da madde bağımlılığı için riskli bir dönem oluşturuyor. 8. sınıfın başlangıcı ve 11. sınıfın sonuna kadar olan süreç bağımlılığa başlama oranının %90‘ını içeriyor. Diğer bir deyişle bu aralıkta başlamamış bir gencin başlama ihtimali çok çok düşük. Eğer gençlerimizi bu yaş aralıklarında koruyabilirsek ülkemizdeki bağımlılık sorununu %90 çözmüş olacağız.

Aileler bu evrede çok dikkatli olmalı, çocuklarıyla iyi iletişim kurmalı, mümkün olduğunca onları dinlemeli ve birlikte karar almalı.

Araştırmalar, babalarıyla iletişimleri iyi olan erkek çocuklarının bağımlı olma ihtimallerinin diğerlerine göre çok düşük olduğunu göstermiş. Bu süreçte özellikle babalara çok iş düşüyor.

Aileler çocuklarının madde kullandığını nasıl anlayabilir?

Aileler genelde çocuklarının madde kullandığını ilk telefon mesajlarından ya da whatsupp yazışmalarından öğrenirler. Ya da ceplerinde hap ya da madde kalıntısı bulduklarında fark ederler. Görsel olarak anlaşılabilinen durumlarda, aşırı zayıflama, ciltte geçmeyen sivilce benzeri yaralar gibi, malesef bağımlılığın ikinci yılına gelinmiş olur. Bu oldukça gecikmiş bir durum. Daha çok karakter değişimleri, yeni ve aileden saklanmaya çalışılan arkadaş çevresi, okuldan kaçmalar, küçük paralar kaçırmalar belirtiler olarak kabul edilmeli. Eğer aile çocuğun madde kullandığı konusunda ciddi belirtiler görüyorsa profesyonel yardım almalı ve mümkünse içinde bulunduğu sosyal çevreden uzaklaştırmalı, bunun için bazen okul değişimleri ve hatta ailenin arkadaş çevresinden uzaklaştırmak adına tamamen farklı bir yere taşınması denenebilir.

Madde bağımlılarıyla nasıl iletişim kurulmalıdır?

Mümkün olduğu kadar suçlayıcı olmadan, duygusal tepkiler vermeden, yapabilirsin, birlikte üstesinden gelebiliriz şeklinde destekleyici söylemler seçilmeli. Bağımlılığın başladıktan sonra bir hastalık olduğunu, bağımlının kendisi de istediği halde bu hastalıktan kurtulamadığını, sık sık tekrar başlamaların, nükslerin olabileceğini kabullenmek gerekli. Çevrenizde sigara bırakmayı deneyenler vardır, mekanizma aynı şekilde işliyor. Benzer bırakma ve tekrar başlama süreçleri yaşanıyor.
Burada özellikle 15 yaş altında başlama bizim için büyük bir sorun, çünkü beyin gelişimi tamamlanmadan alınan madde bu gelişime de zarar veriyor ve bırakmayı daha da zorlaştırıyor.

Maddeye bağımlı olan çocukları için aileler nerelere müracaat etmelidir?

İlk şüphelenildiğinde mutlaka okuldaki öğretmeni ve rehberlik servisi ile görüşülmeli. Çocuğun durumu hakkında fikir alınmalı ve yardım talep edilmeli. Eğer somut kanıtlar varsa çocukla eleştirel olmadan ve pozitif bir şekilde konuşulmalı. Mümkünse AMATEM ve ÇAMATEM servisi olan bir hastane ile iletişime geçilmeli, danışmanlık alınmalı.

ALO 191 BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE 24 SAAT HİZMET VERMEKTEDİR

191 hattı bağımlılıkla mücadele kapsamında kurulmuş 24 saat hizmet veren bir danışma hattı. Bu hattan bilgi alınabilir ve yönlendirme istenebilir. Bu hat ailelere bilgi vermenin yanında bağımlıya ihtiyacı olduğu her an psiko-sosyal destek vermek için oluşturulmuş, oldukça güzel bir uygulama. Ayrıca, Yeşilay bünyesinde YEDAM gibi danışmanlık veren kurumlar, bağımlılık ayaktan tedavi merkezleri, Kaymakamlıklarda bağımlılıkla mücadele büroları gibi birçok kurumdan yardım alınabilir.

SPOR, SANAT VE BİLİM AKTİVİTELERİ ÇOCUKLARA BİR YANDAN ÖZGÜVEN KAZANDIRIRKEN DİĞER YANDAN DA KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN UZAK TUTMMAKTADIR

Değerlerin, sanat ve spor etkinliklerinin madde kullanımını engellediğini; azalttığını biliyoruz. Bu husustaki tecrübeleriniz neler söylüyor?

Ünlü bir fare deneyi vardır, bu deneyde fare boş bir kafese uyuşturucu madde içeren bir sıvı ile birlikte konulur. Fare bir süre sonra düzenli aralıklarla sürekli bu sıvıdan almaya başlar. Başka bir kafese ise farenin ilgisini çekecek düzenekler, oyuncaklar ve yine uyuşturucu maddeler içeren sıvıdan konulur. Burada fare sıvı ile neredeyse hiç ilgilenmez, kafesindeki düzneklerle vakit geçirir.

Bu deney bizim için çok önemli, çocuklarımıza manevi değerler, sorumluluklar ve bir hayat amacı sunmak, zamanlarını en güzel şekilde doldurmak çocuklarımızı maddeden uzak tutmanın en iyi yolu. Sanatla, sporla ve bilimle ilgilenmelerini sağlamak, sadece onlara insani değerler ve özgüven katmayacak, ayrıca onları birçok kötü alışkanlıktan da uzak tutacaktır.

Tedavi süreçleri hakkında bilgi verir misiniz?

Bağımlılık tedavisinde Türk filimlerinden kalma bir inanış vardır. Kişi vücüdu istediği için madde almak ister ve kanından tamamen temizlendiğinde, artık bağımlılıktan kurtulmuş diye düşünülür. Bu yanlış bir bakış açısı zira kişinin devam etmesine neden olan ağırlıklı olarak psikolojik bağımlılıktır. Fakat bağımlıların çoğu bağımlı olduğunu dahi kabul etmez. Bağımlı olduğunu kabul etmeleri bile iyileşme sürecinde büyük bir adımdır.

Hastane yatışları asla tek başına birşey ifade etmez, bu nedenle hastane yatışından sonra da maalesef birçok bağımlı kullanmaya devam eder. Burada asıl olan kişinin psikolojik olarak bırakmak istemesi, kendi kendine bu kararı alması ve tedaviden sonra kendini motive edebilmesidir. Aile baskısı ya da başka bir dış etkenden maddeyi bırakmaya çalışmak çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanır. Bağımlılıkta tamamen bırakma oranı düşüklüğü ve sorunun nükseden bir sorun olması nedeniyle günümüzde kabul edilen yaklaşım, mümkün olduğu kadar fazla 'temiz kalma süresi' yakalamak ve bu süreyi arttırmayı hedeflemektedir.

Günümüzde bazı ilaçlar ve deri altı implant uygulaması tedavide kullanılıyor. Sınırlı da olsa bazı olumlu sonuçlar alınabiliyor. Fakat asıl olan her zaman bağımlının kendi iradesi ve buna psikolojik olarak hazır olması.

BAĞIMLILIKTAN TAMAMEN KURTULMAK OLDUKÇA ZORDUR

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

Bağımlılıktan tamamen kurtulmak oldukça zordur ve süreç çok yıpratıcıdır. En iyi ve geçerli tedavi çocukların hiç başlamamasını sağlamaktır.

Burada başarı sadece ailelerle ya da devletle sağlanamaz, bu toplumsal bir sorun ve eğer yangını söndürmede hepimiz yardım etmezsek birgün bizim evimiz de alevlerin içinde kalabilir.

HEPİMİZ BU KONUDA BİRŞEYLER YAPMAK ZORUNDAYIZ

Hepimiz bu konuda birşeyler yapmak zorundayız. Sadece kendi çocuklarımızın değil, çevremizdeki çocuk ve gençlerin hamiliğini yerine getirmeliyiz. Bunu birçok şekilde, çevremizdeki çocuklara maddi ya da manevi anlamda destek vererek yapabiliriz. Maalesef toplumda bu sorunla ilgilenenlerin neredeyse hepsi çocuklarını bağımlılık nedeniyle kaybetmiş ya da yıllarca mücadele vererek kurtarmış insanlar ve sayıları çok yetersiz. Sevdiklerimizi feda etmeden hepimiz bu sorunla mücadelede birşeyler yapmak ya da yapılanlara destek olmak zorundayız.

TOPLUMSAL HUZURUN ANAHTARI TOPLUM OLMA BİLİNCİNDE SAKLIDIR

Toplumsal huzurun anahtarı toplum olma bilincinde ve sorumluluğunda saklı.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Her türlü bağımlılıktan uzak, sağlam iradeli, insani ve ahlaki değerleri olan bir gençlik ve aydınlık bir gelecek için hepimizin emek harcaması gerekiyor. Çocuklar bizim geleceğimiz, bu nedenle onları kendi hallerine bırakma lüksümüz yok.

Bu konuda Peygamberimizin (sav) mesajını iletmek istiyorum.
“Hepiniz gözetleyicisiniz ve hepiniz, gözetiminiz altındakilerden sorumlusunuz.“



İlgili Konular Zehra Ağır uyuşturucu
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş