Zimem defterlerinin kapanma zamanı | Güncel | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:13, 22 Haziran 2018 Cuma
15:15, 13 Haziran 2018 Çarşamba

  • Paylaş
Zimem defterlerinin kapanma zamanı
Zimem defterlerinin kapanma zamanı

Eski Ramazanlarda hali vakti yerinde olan kişiler, tek başlarına hiç tanımadıkları, bilmedikleri mahalleleri dolaşmaya çıkarlarmış. Oralardaki bakkal, manav veya başka esnaf dükkanlarına uğrar, dükkanın ıssız bir anını kollar ve dükkan sahibiyle baş başa kalınca sorarlarmış

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Şırnak’ın Silopi ilçesinde hayırsever işadamları, Osmanlı döneminde uygulanan, 'Zimem' geleneğini uygulayarak, fırın ve bakkallara ait veresiye defterlerini satın alıp, halkın borçlarını bayram öncesi kapattı.

Silopi'de, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'ne (MÜSİAD) üye işadamları, Osmanlı döneminde uygulanan, zenginlerin esnaftan veresiye defterini alarak vatandaşların fakir vatandaşların borcunu ödemesi olarak bilinen 'Zimem' geleneğini hayata geçirdi. Cumhuriyet Mahallesi ve Şehit Harunboy Mahallesi'nde 2 bakkal ve ekmek fırınına giren işadamları, esnafın veresiye defterini alarak yaklaşık 200 kişinin 15 bin lira değerindeki tüm borçlarını kapattı. Bayram öncesi yapılan yardım, hem esnafı, hem de borçlu vatandaşları sevindirdi.

Osmanlıdan gelen hoş bir âdet…

Ramazanda zengin bir şahıs bakkala gelir ve zenginliği ölçüsünde ( esâsen gönül zenginliği ölçüsünde ) “İlk 20 kişinin borcunu hesapla” diyerek bu şahısların borcunu öderdi. Bazen tek bir şahıs tarafından bu borç defteri kapatılır, fakirler borçlarından kurtarılırdı.

Burada bir başka letâfet daha vardı ki, o da ne borçlu borcunu kimin ödediğini bilir, ne ödeyen kimin borcunu ödediğini bilirdi. Böylece ne zenginde gurur, ne fakirde minnet…

Ne hoş zarafet..

Eski Ramazanlarda hali vakti yerinde olan kişiler, tek başlarına hiç tanımadıkları, bilmedikleri mahalleleri dolaşmaya çıkarlarmış. Oralardaki bakkal, manav veya başka esnaf dükkanlarına uğrar, dükkanın ıssız bir anını kollar ve dükkan sahibiyle baş başa kalınca sorarlarmış:

“Zimem defteri var mı?”

Zimem defteri, borçlunun ismini ve ne kadar borcu olduğunu gösteren, günümüzde kullanıldığı şekliyle hesap defteridir.

Zimem defterinin olduğunu öğrenen kişi, kimin ne kadar borcunu ödediğini bilmeden, öğrenme gereği de duymadan, “Baştan, ortadan ve sondan şu kadar miktar sayfanın borcunu hesapla.” dermiş.

Hesabı ödedikten sonra da “Haydi Allah kabul etsin” deyip dükkandan çıkarmış. Borç ödeyen kişi kimin borcunu ödediğini, borcu ödenen kişi hayır sahibinin kim olduğunu bilmezmiş. Bilme gereği de duymazmış.

Eski Ramazanlarda bu şekilde borç ödeyenin de, borcu ödenen kişinin de Allah (cc) rızasından başka niyeti, düşüncesi ve isteği olmazmış.

Bugün büyüklerimiz ve dini bütün insanların söylediği güzel bir söz vardır -bir elin verdiğini diğer elin bilmemesi lazım-

Osmanlı İmparatorluğu zamanın da “Veresiye (Zimem)” ekonominin temel dinamiklerindenmiş.
Bugün Anadolu da ve yerel bölgelerde olduğu gibi eskiden Osmanlı da da maddi sıkıntı çeken vatandaş esnafa veresiye yazdırarak evin günlük ihtiyaçlarını karşılarlarmış.

Bugünkü Finans dünyasının sağladığı kartlı sistemler, taksitli satış ve tüketici kredisinin yükünü o gün esnaf “Veresiye defteri” ile çekermiş.

İhtiyacı olan ve elinde nakit parası olmayan vatandaşlar mahallenin esnafından alış verişini yapar dükkan sahibi de alacaklarını daha sonra ödenmek üzere “Veresiye defteri” ‘ne yazardı.

Eline para geçen borçlu da en kısa sürede borcunu öderdi.

Size “Veresiye defteri” ‘nin sosyal yardımlaşmaya nasıl vesile olduğunu aktaran bir hikaye aktaralım;

Özellikle Ramazan ayında vatandaş (zekat verecek durumda olan ekabir veya varlığı olan vatandaş) özellikle farklı bir semtin (kendisinin tanınmadığı semt) ilk dükkana girer.
Ekabir vatandaş; “Bakkal efendi çıkar bakalım şu Zimem defterini der”
Bakkal semtin borç defteri olan Zimem defterini çıkarır,
Ekabir vatandaş; İlk 3-5 sayfanın toplamını hesapla bakalım
Bakkal hesaplar ve toplam borcu söyler
Ekabir vatandaş çıkarır altın kesesini bakkalın söylediği tutarı ona uzatır ve -Sil o borçları ve Allah kabul etsin- der.
Tüm borçlar silinir.

Bunun gibi ekabir birkaç vatandaş daha gelirse o semtin borçları ödenmiş olur.
Bu vakanın asıl sosyal ve insani olan yanı; “ne borcu ödeyen kimin borcunu ödediğini biliyor, nede borçlu kişi borcunu kimin ödediğini bilir”

Hikayenin özü; “Bu sosyal dayanışma yöntemi ile ne zengin yardım yaptığı kişi karşısında gurur yapar, ne de fakir kişi borçlu olmanın minneti ile yaşamak zorunda kalır”

Hoşgörü ve yardımlaşmanın hayat felsefesi haline geldiği ecdadımız Ali Osmaniye’nin unutulmuş bir geleneğidir Zimem Defteri.

Hayatın her anında alan el veren eli görmesin terbiyesi ile hareket eden atalarımızın, sadaka taşlarının nasıl kusursuzca kullandığını, kimsenin ihtiyacından bir sikke fazla almadığını biliyoruz.

Şimdi ise yine veren elin alan eli görmediği zimem defterini hatırlayalım. Zimem defteri bugün veresiye defteri olarak bilinmektedir. Ramazan günlerinde zenginler hiç bilmedikleri semtlere gider orada manav, bakkal kasap vb. girer ve zimem defterlerini çıkarmalarını istermiş.

Rastgele olarak baştan, ortadan ve sondan herkes bütçesine göre kişi sayısı seçer ve o sayfaları yırtarmış. Borçları ne kadar ise ben ödeyeceğim dermiş ve Allah kabul etsin deyip çıkarmış.

Ne borçları ödeyen nede borçları ödenen birbirini bilmezmiş. Böylece bayrama borçsuz olarak girmenin mutluluğunu yaşarmış ihtiyacı olan taraf. Kim olduğunu bilmediği için de ona minnet duyup utanmaz, Allah’a şükreder hayırsevere de dua edermiş. 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş