Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:57, 21 Nisan 2018 Cumartesi
13:03, 20 Aralık 2010 Pazartesi

  • Paylaş
Ümit Burnu Seyahatnamesi
Ümit Burnu Seyahatnamesi

18. yüzyılın sonlarına doğru Cavalı Müslümanların bir kısmı ülkelerini işgal eden Hollandalıların zulmünden korunmak için çare olarak, deniz yoluyla binlerce kilometre yol kat edip Afrika kıtasının güney ucunda bulunan Ümit Burnu şehrine yerleşmişlerdir.

Kübra Demiray / Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Coğrafi keşifler ve beraberinde gelen sömürgecilik dünya tarihini değiştirir. Sömürge imparatorluğunda söz sahibi olan Hollandalılar hak sahibi olduğu coğrafyalarda özellikle Müslümanlara aşırı baskı uygularlar bu baskı  misyonerlik faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bu baskılar sonucunda dini inançlar, ibadet esasları zamanla zarar görmüş toplumda batıl bir İslam anlayışı, yaşantısı tezahür etmeye başlamıştır. 18. yüzyılın sonlarına doğru Cavalı Müslümanların bir kısmı  ülkelerini işgal eden Hollandalıların zulmünden korunmak için çare olarak, deniz yoluyla binlerce kilometre yol kat edip Afrika kıtasının güney ucunda bulunan Ümit Burnu şehrine yerleşmişlerdir. Kaynaklara göre göçün başka gerekçesi de Hollanda, Cava bölgesindeki sömürgelerinde çıkan isyanların sebebi olarak Müslümanları görmekte bu sebeple de özellikle bilinçli Müslümanları zorla göç ettirmektedir. Şu ya da bu şekilde gerçekleşen bu göçle Cavalı Müslümanlar bir sömürgeden diğer sömürgeye sığınmış olurlar. İngiliz sömürgesi durumunda olan Ümit Burnu’nda daha rahat yaşamaya başlarlar. İngilizler dini baskı uygulamazlar. Ancak yıllarca gerçek dini bilgilerden uzak kalmış, yanlış dini yaşantılar edinmiş olan halk arasında zamanla bilgi, anlayış muhalefeti oluşur.Özellikle hacca gidip gelenlerin getirdiği doğru hükümlere uyanan kişiler halka gerçek dini anlatmaya başlayınca düzenleri bozulan diğerleri durumdan rahatsız olup aydınların aleyhine fesat, karışıklık çıkarırlar. Çatışmalar büyük boyutlara ulaşınca durum, İngiliz valisine bağlı mahalli hükümeti de rahatsız eder. Böylece Ümit Burnu Müslümanlarının önde gelenleri ortalığın durulması ve kavgalara son verilmesi için metbûu bulundukları İngiliz valisinin de onayını aldıktan sonra İngiltere Krallığı aracılığıyla dünya Müslümanlarının hamisi olan Osmanlı devletinden ve Müslümanların halifesinden İslam’ı asli şekliyle anlatıp ihtilafları giderecek bir din alimi isterler.Durum Osmanlı Devletini 1851’den 1885 yılına kadar uzun süre İngiltere’de temsil eden Londra sefiri Kostaki Müsürüs  Paşa aracılığıyla Bâbıâli’ye bildirilir.Sultan Abdülaziz durumdan haberdar olur olmaz konuyla yakından ilgilenir.  

Padişah,”ahkam ve akaid-i diniyeyi ahaliye talim ve tefhime ve aralarında olan mübayenet ve ihtilafın ref ve izalesine muktedir ulema ve üdebanın bir zatın seçilerek münasip miktar hatcırah itasıyla irsal olunacak kitaplarla birlikte gönderilmesi” fermanını Hariciye nazırı Âli Paşa’ya bildirmiştir. Âli Paşa da devletin önde gelen simalarından Cevdet Paşa ile temas kurar. Uzun araştırmalardan sonra Paşa, Bağdat ulemasından Ebubekir Efendi’yi Meclis-i Vâlâ-yı Âhkam-ı Adliyeye tavsiye eder.  Ebubekir Efendi Irak sınırlarında olan Şehrizor’dan İstanbul’a gelerek  Ahmet Cevdet Paşa ile görüşmüş teklifi memnuniyetle karşılamıştır.

17 Mayıs 1862’de görev karara bağlanınca 26 Mayıs 1862’de de Padişah Sultan Abdülaziz’in onayından geçer. Ebubekir Efendi Londra üzerinden deniz yoluyla yanında bir yardımcı ile hareket edecektir. Kendisine 7500 kuruş harcırah, 25 lira maaş tahsis edilecek olup tüm yol harcamaları hazine-i celileden karşılanacaktır. Ebubekir Efendi 17 Ocak 1863’te Ümit Burnunda göreve başlar.

Ebubekir Efendinin yanındaki yardımcı Ömer Lütfi, kimi kaynaklara göre yeğenidir. Kimilerine göre de Ebubekir  Efendinin kıymetli talebelerinden bir yardımcıdır. İşte Ömer Lütfi Ebubekir Efendi ile çıktığı bu yolculuğu şahsi gözlemleriyle yazıya geçirir nihayetinde kaleme aldığı  eser Ümit Burnu Seyahatnamesi adı altında varlık bulur.
“Ümitburnu Seyahatnamesi, Yüz Yıl Önce Güney Afrika, müellifi Ömer Lütfi” eser KİTAPEVİ yayınlarından çıkmış. Yayına hazırlayan Hüseyin Yorulmaz. Kitap iki bölümden oluşmuş. Birinci bölümde Ömer Lütfi’nin seyahat izlenimleri yer alırken ikinci bölümde özellikle Ebubekir Efendinin mektuplarına yer verilmiştir.

Eseri bu sebeple iki şekilde incelemek mümkün:
*Ömer Lütfinin seyahat izlenimleri
*Ebubekir Efendinin Mektupları

Ebubekir Efendinin Mektupları

1.Mektup:Bu mektupta E. Efendi 44 gün süren yolculuğu 26 Recepte Ümit Burnuna varışlarını, İngiltere Umur-ı Hariciye  Vekaletinden aldığı tavsiyenameyi teslim eyleyişini, valinin Müslümanlar arasında çıkan dini meselelerin  bir an evvel kendilerince halledilmesi arzusunu anlatır. Hizmetini görmek için Mösyö Robins görevlendirilmiştir. Güler yüzlü halim bir insandır. Ebubekir Efendinin tespitlerine göre Ümit Burnu şehrinde 8 cami 9 mescit vardır. Çevre kasaba köylerde de cami mescit olup hepsinde hutbe okunup namaz kılınmaktadır. İngiliz hükümeti bir baskı uygulamamaktadır. Kendi kanaatine göre bu ahalinin asıl sorunu İslam memleketlerine uzak oluş, bilgi yoksunluğunu getirmiş olup hacca gidip gelenlerin uyanışlarıyla aydınlanan bir kesim  veraset yoluyla söz iktidar sahibi olan imamların ve ahalisinin düşmanlığını  kazanmıştır. Her ne kadar sorunun halli için acele etmesi istense de Ebubekir Efendi temkin ve teenni taraftarıdır. Çünkü fesat dairesi geniştir. Neyse ki bu fesat dairesi itikad meselesi değildir. Sadece soyut nefsani bir riyaset sevgisi ve cahilane gayret sebebiyledir. Allahın yardımıyla bunların düzeleceğine inanır. Herkesin kendini merak ettiğini bu duacılarının kim olduğu neden geldiğinin gazeteler vasıtasıyla duyurulduğunu; kimilerinin onu paşa, Mekke Şerifi sandığını bu konuda çeşitli fikirler ortaya koymaya devam ettiklerini gözlemlemiştir.

Mektubun devamında  bu coğrafyanın ikliminden, insanlarından, tarihinden söz eder. Ocak olmasına rağmen temmuz sıcağı vardır. Her türlü meyveyi bulmak mümkündür. Kargir binalar sağlam yapılar, gazla ışıl ışıl olmuş sokaklar göz kamaştırmaktadır.  Müslümanların geneli balıkçı, çiftçi veya arabacıdır. İngiliz egemenliğinde bulunan bu bölgenin yıllraca sömürge savaşlarının merkezi olduğunu en son 1814 anlaşmasıyla buranın Hollandalılardan çıkıp tamamen İngilizlerin eline geçtiğini belirtir.

2. mektup: Bu mektupta Kep Tovn denilen bu şehrin 200 yıldır imar edildiğini fakat özellikle son 20 yıldır büyük binaların inşa edildiğini gaz lambalarının kullanıldığını, tıpkı bir Avrupa şehrine dönüştürüldüğünü açıklar. Bu yeni modern, mamur yerlere hep Avrupadan gelen muhacirlerin yerleştiğini gözlemlemiştir. Fettar diye bilinen vahşi cahil bir taifeden bunların göç edenlerce ıslah edilişlerini anlatır. Hinduan adasının İslam oluşu, bağımsız bir hükümdara sahip oluşları, Zengibar adasının Müslüman olup Maskat imamına bağlı oluşları varlığından gelişinden haberdar olan bu insanların görüşme taleplerini ayrıntıyla dillendirir. Onları Müslüman olarak ayakta tutan tek geleneğin hacca gidip gelmelerinin oluşu dikkatini çeker. İngilizler tarafından sevilen bu insanlar inançlarında serbesttirler öyle ki İngilizler camilerine minare inşa etmelerine izin vermişlerdir.Ancak henüz camileri minaresiz olup ezan avluda okunmaktadır. Misyonerlerin en kolay etkilediği sık sık papaz gönderdikleri topluluk Fettar topluluğudur çünkü gerçekten çok cahildirler.  Avrupalılar indinde “yeter ki medenileşsinler” temennisi asıl gaye olduğundan mahalli hükümet aynı hakkı İslamlaşma adına Ebubekir Efendiye de vermiştir.Kendisi bu durumdan memnun olup bu konuya ihtimam göstereceğinin emniyetindedir.

3. mektup: Malayi, Hindu ve Arabi tekellüm eden insanları, cenaze yıkanırken ayaklarından mı başından mı başlanır ihtilafından kavga eden, tükürüğünü yutanın orucunun ifsad olduğunu bilmesi üzerine yanlarında tükürük hokkası taşımalarını, sakal bırakanla bırakmayanın kafirlikle suçlanışını anlattıktan sonra bu cehaletin giderilmesi için uzak diyarlarda olan bu Müslümanlar için sadece temel farz ve vacipleri talim edebileceği gösterişli bir mektep açtığını bildirir. Ayrıca Zengibar yerlilerinden bazılarının sömürge gemilerince önce Amerika’ya götürülüşlerini, sonra Ümit Burnu’na bırakılışlarını bu zavallı insanların sefaletlerini topraklarına geriye dönemeyişlerini esefle belirtirken bu arada İngiliz valisinden yardım ister.

4. mektup genel izlenimler sunulurken,
5. mektupta Ebubekir Efendi, 20 yıldır bu topraklarda nüfuz kazanan Pülle-i Rufai adındaki tarikatten bunların yanlış zikirlerinden, zikir esnasında vücutlarını kesip biçmelerinden söz ederken  bu tür törenlerin hükümetçe yasaklanışını ancak Şeyh Adülkadir’e zikir için izin verilişini anlatır. Bunlarla birlikte maddi kazanç elden eden şeyhleri gördükçe halktan bazı kimselerin bunu meslek haline getirmeye çalışan talimlerden geçtiğini gözlemler. Müslümanlar arasında bu tür cahilane davranışlar neticesinde kavgalar vuku bulurken Hıristiyanlarla Müslümanlar hoş geçim üzerdirler.Hatta birbirlerinin cenazesinde bile hazır bulunurlar. Ümit Burnu sahillerine uzak sayılan bazı yerlerde halkın cehaleti öyle suistimal edilir ki kendilerini Osmanlı’nın gönderdiğini beyan ederek başa geçen imamlar görevliler bile bulunur. Bunlardan biri de serseri güruhundan Sinalı Muhammed adlı kimse olup kendini Devlet-i Osmaniye’nin zabitan ve askeriyesinden olarak tanıtıp Mekke-i Mükerreme muhafızı olduğunu bile beyan eylemiştir.Bu kişi daha sonra Ebubekir Efendi’yi de dolandırmak isteyip iş büyüyünce, onu dava etmiş, kendinin değil onun sahtekar olduğu iddiasında bulunmuş. Haksızlığı üzerince de kendine altı lira kıymetinde bir cezaya ve hapsine iktiza olunmuştur. Sinalı Muhammedin Ebubekir Efendi hakkında yaydığı dini ihtilafların halk arasında def ve halledilmesi için de mahkeme huzurunda kendilerinin Padişah buyruğunca Dersaadet’ten seçilerek gönderilmiş olduğu ilan edilmiştir.

6.mektupta da dört mezhebin varlığından bihaber insanları, bu insanların özellikle Hacca gidip gelenlerinden bazılarının Mekke-i Mükerreme yakınlarında ikamet eden Muhammed Salih Bin Ali Betavi adlı kimsenin sapık itikatlarından beslenip onun kitaplarından risaleler hazırlayıp Cava  dilince bunları çoğaltıp halka dağıttıklarını  anlatır.


KAYNAK: Yüz Yıl Önce Güney Afrika, Ömer Lütfi, Kitapevi Yayıncılık



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş