Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


20:42, 18 Eylül 2014 Perşembe
Güncelleme: 14:10, 01 Ağustos 2010 Pazar

  • Paylaş
Kıbrıs fethedildi
Kıbrıs fethedildi

Kıbrıs Adası Lala Mustafa Paşa tarafından fethedildi, İstanbul Üniversitesi kuruldu.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

KIBRIS ADASI FETHEDİLDİ


01 Ağustos 1571’de Lala Mustafa Paşa Venedik Cumhuriyetine ait Kıbrıs adasını fethetti. Mısır'ın alınmasından sonra, Venedikliler Memlûk Sultanlığı'na Kıbrıs için verdikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başlamıştı. Kıbrıs adasının Rum halkının, baskılarından bunaldıkları Venediklilere karşı yardım istemesi üstüne, Kıbrıs’ın fethi kararlaştırdı. Ekonomik, stratejik ve coğrafi yönden çok önemli olan Kıbrıs Seferi'nin kolay olacağı düşüncesiyle Lala Mustafa Paşa Kıbrıs Seferi'ne taraftar olurken, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ise yeni bir Haçlı Seferine yol açacağı endişesiyle Kıbrıs'ın fethine muhalif kalmıştı. 1 Temmuz 1570’te adaya asker çıkarmaya başlayan Osmanlı ordusu, 22 Temmuz’da Lefkoşa’yı kuşatıp 9 Eylül’de de ele geçirdiler. Baf, Limasol ve Larnaka kalelerinin de alınmasından sonra adanın en güçlü olan kalesi Magosa 18 Eylül 1570’te kuşatıldı. Kış mevsiminin yaklaşması nedeniyle kaleyi ablukaya almakla yetinen Türk ordusu 1571 baharında yardımcı birliklerin de gelmesiyle, Magosa kalesini karadan ve denizden kuşatmaya başladı. Türk ordusunun yoğun taarruzu altında önemli kayıplara uğrayan Magosa'daki Venedik garnizonu 1 Ağustos’ta teslim olmak zorunda kaldı


İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KURULDU



01 Ağustos 1933’te İstanbul Üniversitesi’nin kuruldu. Osmanlı Devleti'nde Avrupa tarzında modern bir üniversite kurma girişimleri 1846'da başlamıştır. 1863, 1870 ve 1874'teki başarısız denemelerden sonra nihayet II. Abdülhamit'in fermanıyla 31 Ağustos 1900'de Darülfünûn-ı Şahane adı verilen ilk üniversite açılmıştır. İstanbul Üniversitesi, işte bu kurumun doğrudan devamıdır. 4 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla ilk ve orta öğretimi devletleştiren Cumhuriyet yönetimi, Darülfünun'un özerk statüsüne kuşku ile yaklaşmıştır. Yönetim ile üniversiteyi karşı karşıya getiren ilk olay, 1923'te Cumhuriyet'in ilanı üzerine bir kutlama mesajı gönderilmesi teklifine, Darülfünun Talebe Birliği genel kurulunun, "üniversitenin siyasi akımların dışında kalması kanaatiyle" karşı çıkması oldu. İkinci bir olay, harf devrimi konusunda bazı Darülfünun hocalarının çekinceler ifade etmeleri idi. Ancak bardağı taşıran damla, Atatürk'ün 1930'dan itibaren benimsediği Türk tarih ve dil tezlerine Darülfünun'un ilgi göstermemesidir. 1930 Aralığındaki Darülfünun ziyareti sırasında, "Ankara, Ege, Aka, Eti, ata, arkeos, amiral, kaptan" kelimelerinin kökeni hakkında sınadığı bazı profesörlerin kuşkucu yaklaşımları, Atatürk'ü kızdırmıştır. 1932 Türk Tarih Kongresinde, bazı profesörlerin (Mehmet Ali Ayni ve Zeki Velidi Togan gibi) açıkça, tevil ve yumuşatma yoluyla Cumhurbaşkanının tezlerine karşı çıkmaları, Darülfünun'un sonunu getirdi. Kongreden iki ay sonra Türk tarih tezinin ateşli savunucusu, eski İstiklal Mahkemesi hakimi Dr. Reşit Galip Maarif Vekili tayin edilerek, üniversiteye çeki düzen vermekle görevlendirildi. 1933 Temmuzunda çıkarılan 2252 sayılı yasa ile Darülfünun ve ona bağlı bütün kurumlar, kadro ve örgütüyle lağvedildi. Yerine İstanbul'da Maarif Vekâletine bağlı yeni bir üniversite kurulması öngörüldü. İstanbul Üniversitesi 1 Ağustos 1933'de yeni bir kadro ve yapıyla açıldı. 1 Kasım 1933'de Türkiye'nin "ilk ve tek" üniversitesi olarak eğitime başladı.

TÜRKİYE NATO’YA BAŞVURDU

01 Ağustos 1950’de Türkiye NATO’ya başvurdu. Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. NATO'nun kuruluşuna karşı, SSCB ve Doğu Bloğu ülkeleri kendi savunma durumlarını gözden geçirmişler ve 1955'te Federal Almanya'nın NATO'ya alınması üzerinde de Varşova Paktı'nı kurmuşlardır. Böylece Soğuk Savaş olarak anılan ve 1991'de Varşova Paktı'nın kendini lağvetmesine kadar süren kutuplaşma da iyice belirginleşmiştir. Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında eş zamanlı olarak NATO'ya kabul edilmiştir.

TÜSİAD KURULDU

01 Ağustos 1971’de TÜSİAD kuruldu. Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği olarak kurulan TÜSİAD uzun bir süre bu alanda tek kurum olarak işlev gördü. 1990’lı yıllarda Türk siyasetine yön verme girişiminde bulunan kurum bu alanda kurulan diğer kurumların etkin olması sebebiyle eski gücünü kaybetti.

OSMAN GAZİ VEFAT ETTİ

01 Ağustos 1326’da Osman Gazi vefat etti. Osman Gazi 1258 yılında Söğüt’te doğdu. Batı Anadolu’da Söğüt Ovası ile Domaniç Yaylasında yaşayan Kayı Aşiretinin Beyi Ertuğrul ‘un oğlu olan ve 15-16 yaşlarından itibaren kılıcı cengaver biri olarak tanınan Osman Gazi gücü cesurluğu ve yakışıklılığıyla nam salmış bir yiğit olarak tanınmıştır. 19 yaşındayken Malhatun ile evlenen Osman Gazi’nin iki oğlu olmuş, büyüğüne Selçuk Alaeddin küçüğüne de Orhan adını vermiştir.1281 yılında babası Ertuğrul’u kaybeden Osman Gazi, babasının vefatından sonra Osman Kayı Aşiretine Bey olmuştur. Osman Gazi’nin ilk fethettiği kale, İnegöl yakınlarındaki Kulaca Hisardır. Daha sonra Karacahisarı’da fethettiği yerler arasına ekleyen Osman Gazi, birçok savaştan galibiyet sonucuyla çıkmış ve tüm Anadolu’da cengâverliğiyle büyük nam salmıştır. Osmanlı Devleti’nin büyümesine zemin hazırlayan Osman Gazi, 1326 yılında vefat etmiştir. Kulacahisar ve Karacahisar'ı alınca Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud, I. Osman'ı ödüllendirdi. 1299 yılında İnegöl'ü alması Osmanlı Devleti'nin kuruluşu olarak kabul edildi. 1302 yılında, ilk kez Bizans İmparatorluğu ordusuyla Koyunhisar Savaşı yapıldı. Bu savaşı Osmanlılar kazandı. Yapılan savaşlardan sonra 1315 yılında Bursa'yı kuşattı. Savaş sırasında hastalandı. 1324 yılında, devlet işlerini oğlu I. Orhan'a bıraktı. Ancak padişahlığı fiilen devam etti. 01 Ağustos 1326 yılında nikris hastalığı yüzünden, hayatını kaybetti.


BELGRAD KUŞATILDI

01 Ağustos 1521’de Osmanlı orduları, Belgrad'ı kuşatma altına aldı. Belgradın ilk muhasarası, buranın stratejik önemini anlayan Sultan İkinci Murad tarafından gerçekleştirildi. 1441 senesinde Evrenosoğlu Ali Bey komutasında bir ordu gönderen Murad, sonra kendisi de giderek kaleyi altı ay kuşattı. Ancak, salgın hastalığın artması ve zayiatın fazla olması, muhasaranın kaldırılmasına sebep oldu. İkinci muhasara, Fatih Sultan Mehmed tarafından yapıldı. Padişah, 150.000 kişilik bir ordu, 200 gemi ve toplarla 13 Haziran 1459da Belgrad önlerine vardı. Papanın teşvikiyle Haçlı ordusu, kalenin yardımına gelip içeri girmeye muvaffak oldu. Yapılan taarruzlardan sonra, 22 Temmuz günü kaleye girildi. Fakat kale içindeki tedbirsiz hareketler sonunda yapılan karşı hücuma dayanılamayarak geri çekilindi. Fatih, askerin başına bizzat geçerek, kaleden gelen taarruzu durdurdu. Padişahın bu muharebede yaralanması, askerlerin yorgunluğu, Belgrad muhasarasının kaldırılıp geri çekilmeye sebep oldu. Osmanlılar, bundan sonraki zamanda, devamlı olarak Belgradın fethi için zaman kolladılar. Kanuni Sultan Süleyman, Macar Kralı İkinci Lajosa gönderdiği elçiye yapılan kötü muameleden dolayı, sefer açılmasına karar verdi. Kanuni Sultan Süleyman, ordusu ile Belgrad yakınlarına ulaşıp Zemun yakınlarında yüksek bir yere otağını kurdurup, 01 Ağustos 1521 günü muhasara emrini verdi.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş


En Çok Okunanlar