Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


05:29, 18 Kasım 2017 Cumartesi
Güncelleme: 12:19, 10 Ağustos 2012 Cuma

  • Paylaş
Türkiye, Myanmar'daki şehitlerini unutmadı-FOTO
Türkiye, Myanmar'daki şehitlerini unutmadı-FOTO

İngilizler tarafından Birinci Dünya Savaşı'nda esir alınan ve Myanmar'a götürülen askerlerin buradaki mezarları ilk kez Türkiye'den Bakanlık düzeyinde ziyaret edildi.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Zulme uğrayan Arakan Müslümanlarına destek olmak için myanmar'a giden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, I. Dünya Savaşı'nda İngilizlere esir düşüp burada şehit olan Türk askerlerinin mezarını ziyaret etti. Bölgenin Müslüman halkı, Davutoğlu ve Türk heyetine büyük ilgi gösterdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu, Mektila'daki Türk şehitliğine çelenk koyarak şehitlerin mezarlarına gül bıraktılar. Şehitlerin ruhu için Kur-an'ı Kerim okunmasının ardından konuşan Bakan Davutoğlu, "Bugün burada tarihi bir buluşmaya, bir vuslata şahit oluyoruz. I. Dünya Savaşı'nda çok değişik cephelerden, Filistin'den, Mısır'dan, Irak'tan, Suriye ve diğer cephelerden toplanarak, esir olarak Basra'ya getirilip, daha sonra Basra'dan Karaçi'ye gemilerle, Karaçi'den Kalküta'ya trenlerle, Kalküta'dan da Yangon'a, oradan da buraya esir kamplarına getirilen dedelerimizin huzurundayız" dedi.

Davutoğlu ve heyetini ziyaretini yakından takip eden Zaman Gazetesi'nden Gülizar Baki, izlenimlerini şöyle aktardı:

"Hava sıcaklığı 32 derece. Türkiye'den daha az sıcak. Ama nem oranı neredeyse yüzde yüz. Bu yüzden dışarıda durmanın imkânı yok. Binaların içine veya araçlara sığınıyorsunuz. Böyle bir günde, ülkenin başkenti Naypidav'dan Türk şehitliğinin olduğu Mektila'ya yola çıkıyoruz. Dışişleri Bakanlığı, yolun bir buçuk saat süreceğini öngörüyor. Uçak pisti gibi geniş otoyolda bir tek bizim konvoy ilerliyoruz. Güzel otellerin ve geniş yolların olduğu başkentten sonra Mektila yolunda hani şu pirinç tarlalarında çalışan hasır şapkalı Uzakdoğu köylülerini, bataklıklarda otlayan mandaları ve tek göz oda olan bambu evlerini görüyoruz. Yol boyunca bambu evlerinin dışında bir de altın sarısı tipik Uzakdoğu mimari özelliğini taşıyan mabetleri. Aslında çok katlı tek yapı onlar. Bir de aralıklarla bize yol gösteren askerler var. Askerî yönetimin izleri olarak selamlıyorlar sanki bizi. Yol bitmek bilmiyor bir türlü.

Nihayet şehitliğin olduğu köye yaklaştıkça insan kalabalığı artıyor. Konvoya meraklı gözlerle bakıyorlar. Onlara yol kenarında durmasını telkin eden askerlerin telaşından dolayı merakları daha da artmış olmalı. Ve nihayet devasa ağaçların arasından minaresi ve kubbesiyle Türk Camii'ni görüyoruz. Buraya Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından esir alınan ve myanmar'a getirilen 12 bin Türk askerinden dolayı bu ad verilmiş. Yemen, Mısır ve Suriye cephelerinden esir alınarak, demiryolu inşaatında çalıştırılmak üzere getirilen askerlerden bir grup bu köye yerleşmiş, bölge halkıyla yakın ilişkiler kurmuş. Camiyi tamir etmiş. 780'i burada vefat etmiş. İşte camiden az ilerideki 10 bin dönümlük boş arazide onlar yatıyor. 10-15 tanesinin mezar taşı duruyor. Bir o kadarınınki de cami duvarının dibinde. Cami imamı Muhammed Ali, gönüllü koruyucusu şehitliğin.

Araçlarından inen kafileyi gülen gözlerle karşılıyor Müslüman köylüler. Ve de merakla. Cami avlusunda ellerinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu'nun verdiği oyuncakları olduğu halde çocuklar koşuyor. Başları örtülü yerel kıyafetli Müslüman kadınlar, genç kızlar meraklı gözlerle bizi süzüyor. Özellikle de başörtülüleri. Selamünaleyküm diyoruz. Sarılıyorlar boynumuza.

Cami küçük ve bakımsız. Ama ayakta. Ahmet Davutoğlu, beraberindeki resmi heyet köylülerden cami hakkında bilgi alırken, fark ettirmeden bir köşede namaza duruyor. Neden sonra korumalar gazeteci var mı diye bakınıyor etrafta ama gören görüyor. Sonra istikamet şehitlik. Eşiyle birlikte çiçek bırakıyor mezara. Kur'an okunuyor, dualar ediliyor. Şehitlerin ruhu için Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından konuşan Bakan Davutoğlu, "Bugün burada tarihi bir buluşmaya, bir vuslata şahit oluyoruz. I. Dünya Savaşı'nda çok değişik cephelerden, Filistin'den, Mısır'dan, Irak'tan, Suriye ve diğer cephelerden toplanarak, esir olarak Basra'ya getirilip daha sonra Basra'dan Karaçi'ye gemilerle, Karaçi'den Kalküta'ya trenlerle, Kalküta'dan da Yangon'a, oradan da buraya esir kamplarına getirilen dedelerimizin huzurundayız." diyor.

Bu sırada imamın gözleri doluyor. Sonra Davutoğlu, beraberinde getirdiği Kur'an-ı Kerim'i kendisine verince ağlamaya başlıyor. Heyeti meraklı gözlerle izleyen Müslüman köylülerin duygularına tercüman olur gibiydi yaşlı imam Muhammed Ali'nin gözyaşları. Onun şehitliğe sahip çıkması gibi Türkiye'nin de onlara sahip çıkmasını ister gibi. "Dünyada yalnız değilmişiz" der gibi.

Şehitlik ziyaretinden sonra myanmar devlet başkanıyla görüşen Davutoğlu, buranın düzenlenmesi ve hatta Türk-myanmar dostluk parkı haline getirilmesi için söz almış. myanmar'da zor günler yaşayan Müslümanlar için bu şehitliğin düzenlenmesinin ve caminin yenilenmesinin büyük önemi var. Heyette bulunan başbakanlık yetkilisi, geziden önce toplanan paranın 1,1 milyon lira olduğunu, bir gün içinde bu rakamın 2,3'e çıktığını söyledi. myanmarlı Müslümanlar, gördükleri her türlü zulme rağmen Türk şehitlere sahip çıktı, Türkler de myanmarlı Müslümanlara.

ŞEHİTLERİN MEZARINA TÜRKİYE'DEN SU

Bakan Davutoğlu, daha sonra Türk Şehitliği Cami İmamı Ali İbrahim Ali'ye bayrak ve Kur-an'ı Kerim hediye etti. İmam Ali de Davutoğlu'na Türk şehitliğinden toprak verdi. Bu sırada Bakan Davutoğlu ve İmam Ali bir süre birbirlerine sarıldılar.
Daha sonra Bakan Davutoğlu ve İmam Ali Türkiye'den getirilen suyu şehitlerin mezarlarına döktüler.
Ziyaretin ardından Bakan Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu, şehitlikte bulunan myanmarlı çocuklarla bir süre sohbet ettiler ve onlara para ve oyuncak dağıttılar.

CEVAPSIZ MEKTUBA CEVAP GETİRDİK

Türk heyeti, Bakan Davutoğlu yıllar önce esir olarak geldiği bu topraklardan ailesine mektup yazan Koşikavaklı İsmail'in mektubunu okurken gözyaşlarına hâkim olamıyor. Annesine niçin mektup yazmadığını soran esir asker, "Gözden ırak olduysak gönülden de mi ırak olduk?" diye soruyor çünkü. Genelkurmay'ın arşivinden çıkan mektup, ailesine hiç ulaşmamış. Davutoğlu, bu mektuplara buraya gelerek fiilen cevap verdiklerini söylüyor: "Şimdi biz bu mektuplara, fiilen buraya gelerek bir cevap getiriyoruz. Diyoruz ki, aziz ve muhterem şehitlerimiz, Koşikavaklı İsmail, Bigalı Hakkı, Manisalı Muhammed, Konyalı Veli, İstanbullu Ahmet, sizlerin aziz huzurunuzdayız ve sizlere, mektuplarınıza 75 milyondan cevap getirmek için buradayız. Biliniz ki siz hiçbir zaman bizim gönlümüzden, zihnimizden ırak olmadınız. Anadolu'dan, geride bıraktığınız o aziz vatandan, size dualar, rahmet duaları, niyazlar getirdik. Geride, savaşlardan bezmiş, yorgun düşmüş, nüfusu 10 milyona kadar gerilemiş, Anadolu'ya çekilmiş bir millet bırakmıştınız. Şimdi 75 milyonluk bir millet sizin aziz hatıranıza selam gönderiyor. Onların selamı sizin maneviyatınızın üzerine olsun."



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş