Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:42, 03 Eylül 2014 Çarşamba
Güncelleme: 11:51, 08 Mayıs 2009 Cuma

  • Paylaş
Ağacın son ustası...
Ağacın son ustası...

Kündekâri Ustası Şehmus Okur, 30 yıldan bu yana ağaca birbirinden farklı estetik manalar yüklüyor.

 

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Kündekâri ustası Şehmus Okur ile zanaati üzerine konuştuk...

Osmanlı sanatında dini ve sivil mimaride ahşap tezyinatına ayrı bir önem verilmiştir. İslâm-Türk sanatlarında ahşap işlerindeki ustalık, ilk bakışta cami kapılarında, minberlerde, sütun başlıklarında, rahlelerde, Kur'an-ı Kerîm muhafazalarında kendini gösterir.

Mimar Sinan imzalı herhangi bir camide, usta bir sanatkârın tezgâhından geçerek, günümüze kadar uzanmış pek çok ahşap işi esere rastlamak mümkündür. Bazen bir Kur'an-ı Kerim muhafazası, bazen bir rahle, bazen bir vaiz kürsüsü, bazen de bir tespih olarak önümüze çıkan ahşap işleri, medeniyetin kadife görünüşlü demir süngerlerine ve olanca tahribata inat, her şeye rağmen mevcudiyetlerini sürdürebilmiştir.

Ancak, ahşabı hassas bir kuyumcu maharetiyle özenle işleyen zanâatkarlar için yukarıdaki ifadeleri kullanmak pek mümkün değildir. Osmanlıda usta-çırak münasebetiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bu zanaat, günümüzde son temsilcilerinin tezgâhlarında hayatiyetini devam ettirmektedir. Ustalar bu zanaatı kendilerinden sonra sürdürecek olan çırakları artık "gazete ilanlarıyla" arıyorlar. Biz de bir gazetede 'ilginç' bir ilan gördük ve Tokyo Camii için sedefli bir vaiz kürsüsü üzerinde çalışan Şehmus Okur'u böylece bulduk!

Sanatkâr dedelerimizden miras kalan İstanbul'daki eskimez camilerden birinde namaz kıldıysanız mutlaka bir Şehmus Okur eserine gözünüz takılıp kalmıştır. Bu eser Fatih Camii'nde devasa bir kapı; Sultanahmet Camii'nde bir panjur; Süleymaniye Camii'nde vaiz kürsüsü olarak karşımıza çıkar. İnce bir işçilik ve ağacın hoş kokusu üç eserin ortak özelliğidir.

Dedesinden ahşap işlemede el alan Okur, yirmidokuz yıldan beri ahşabın hoş kokusuyla haşir neşir. O, iyi bir ağaç oymacısı. "Oymayı bilmiyorsanız sedefi de yapamazsınız." diyor.

Ahşap ile ilgili her türlü zanaatı ustaca tatbik edebiliyor. Yeniden yapma, tamir etme, tedavi etme, tezyinat, oymacılık, sedefkârlık ve kakmacılığı bu cümleye dâhil edebiliriz.

Şehmus Usta'nın atölyesine giren ahşap tabanlı tabii malzemeler bir müddet sonra rahle, sehpa, tesbih, duvar süslemesi, mücevher kutusu vs. suretinde dışarıya çıkıyor! Şehmus Usta'nın kullandığı malzemeler, 'özelliği olan' ve nadir bulunan malzemeler.

Şehmus Usta, dini mimarinin yanı sıra sivil mimaride de ahşap unsurlarını kullanarak birçok yapıya güzide sanat eserleri kazandırmış. Kündekâri, taklit kündekâri, oyma, kesme oyma ve kakma tekniklerini özenle uygulayan Şehmus Okur, ahşap işlerinde mahir bir sanatkâr. Biraz abartılı bir üslûpla söyleyelim: Şehmus Okur ahşap tezyinatının son 'usta' temsilcilerinden biri. Fatih Camii'nin cümle kapısının ve diğer tüm kapılarının restorasyonu ve tezyinat işleri onun bileğinin eseri. Şehmus Usta, aynı zamanda bu camiinin sedef kürsüsünün ve şimşir kakma vaiz kürsüsünün restorasyonuna imza atmış.

Şehmus Usta'nın tezgâhından çıkan eserlerin ömrü, periyodik bakımlarla birlikte asırlara meydan okuyabiliyor. Okur, "usta eğer lâyığı veçhiyle eksiksiz yaptıysa ve periyodik bakımları da ihmal edilmeden yapılırsa böyle bir ahşap eserin ömrü, yüzyıllardan daha fazla olur." diyerek ahşaba asırlık ömür biçiyor.

Yaptığı işlerde kendi tekniğini uygulayan sanatkâr, 20 yılın birikimiyle sedef, Edirnekâri, kündekâri, oyma ve kakma usulleriyle şimdiye kadar binlerce esere imza atmış. Okur'un tezgâhından çıkan eserler Japonya'dan Almanya'ya; Malezya'dan Fransa'ya; Kanada'dan Amerika'ya kadar oldukça geniş bir coğrafyadaki sanatseverlere ulaşmış.

Okur, verdiği hizmeti tarihe bir vefa borcu olarak görerek, restorasyonu tarihe, sanata ve emeğe saygı olarak yorumluyor. Üzerinde çalıştığı eser, eski bir eser ise mevcut 'iz'lerden yola çıkarak tezyinatın projesini aslına uygun olarak hazırlıyor. Yeni eserlerin üzerinde çalışırken mimar ve desinatörlerle istişare ediyor. Okur'un birlikte çalışarak yetiştirdiği 15 kişilik bir ekibi var.

Şehmus Usta'nın eserleri, eskilerin "marifet iltifata tabidir" tabirini tedaî ettiriyor. Şimdiye kadar herhangi bir sergiye katılmayan Şehmus Okur'a "sizi nasıl buluyorlar" dediğimizde verdiği cevap bir hayli ilginç oluyor: "Bulanlar aramıştı!" Sanatseverlerin birbirlerini haberdar etmesiyle tanınmış o.

Şehmus Usta'yı bulanlar, ahşaptaki marifetlerini dilden dile kulaktan kulağa aktararak çevrelerine anlatmışlar ve bu halka böylece 'kendiliğinden' büyümüş.

Şehmus Usta, uzun yıllar, Fatih'teki atölyesinde ahşabı "tezyin" etmiş. Bir yandan yeni eserler üzerinde çalışırken diğer bir yandan da zamanın tahribatına maruz kalan tarihî ahşap eserlerin restorasyonuna devam etmiş.

Yirmidokuz yıllık bir birikimin ardından tarihi eserlerin restorasyonuna ağırlık vererek, Beyoğlu'nda bir restorasyon atölyesi kurmuş. Şehmus Usta, yapacağı işin mahiyetine göre ahşabı özenle seçiyor. 



Okur'un restorasyonda kullandığı malzemelerin başında abanoz, şimşir, gül, meşe, tik, yılan, elma, kan, kelebek, armut, zebra, sedir, çam ve fıstık ağaçları gibi bazılarının isimlerine ancak ansiklopedilerde rastlanması mümkün ağaçlar geliyor. Okur, saydığımız ağaçları fildişi, sedef, mercan, kibrit-i ahmer, mamut dişi ve kaplumbağa kabuğu gibi ender bulunan malzemelerle 'işliyor'. Okur ahşabı boyarken/verniklerken toprak boyaları, bitki yağları gibi tabii malzemeler kullanıyor ve bunları eskimez metodlarla elde ediyor. Tüm bu malzemeleri temin için dünyanın dört bir tarafını adımlıyor.

Ağacın ustası Şehmus Bey, yaptığı işin mahiyetine uyacak aletleri ya kendisi imal ediyor, ya da mevcut bir aleti üzerinde çalıştığı projeye göre yeni baştan şekillendiriyor. Ahşap işlerinin yanı sıra ud, kanun, saz, tambur, lut (Barok müziğinde kullanılan 12 telli bir saz) keman, kemançe ve bendir gibi müzik aletleri de imal eden Şehmus Usta'nın saydığımız aletlerden 'ses alabilen' iyi bir icracı olduğunu da unutmadan sözlerimize ekleyelim!

Şehmus Usta için "sanatkâr" sıfatını rahatlıkla kullanabiliriz. Bir gecede "star" olup kendilerine "sanatçı" unvanını layık görenlerin aksine, 30 yıllık tecrübesine rağmen sanatta bulunduğu yeri mütevazı bir cevapla işaretliyor: Daha henüz işin başındayız!

Yazımızı ahşap ustasının cümleleriyle bitirelim:

'Sanat kolay bir yol değildir. Sanatkâr olmanın yolu alt kültür sahibi olmaktan geçer. Mesela, ahşapta iyi bir oymacı değilseniz sedefi yapamazsınız. Ahşaba gönül verenler çok kolay bir yerlere varamayacaklarını unutmasınlar. Azimli olsunlar, sebat etsinler. Uzun yıllar azimli çalışmanın neticesinde bir yerlere ulaşılabilir.'



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş


En Çok Okunanlar