Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:59, 01 Ekim 2014 Çarşamba
Güncelleme: 17:07, 17 Haziran 2009 Çarşamba

  • Paylaş
Satılık Medine toprağı…
Satılık Medine toprağı…

İnsan ait olduğu medeniyete ait her şeyini satarak kendini tüketiyor. Evler, işyerleri, eski-yeni eşyalar... Yani herşey...


İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni - Haber Merkezi

Tüketim toplumunda insan ait olduğu medeniyete ait hemen her şeyini satarak kendini tüketiyor.

İnsan satıyor… Hemen her şeyini… Caddede, pazarda gördüğümüz her şey satılık. Evler, işyerleri, eski-yeni eşyalar, otomobiller, atadan, dededen kalan ne varsa satılık… Dün satılık, geçmiş satılık, hatıralar satılık… Satıyoruz; pervasızca satıyoruz. Satıp kendimizi, geleceğimizi, ortak değerlerini tüketiyoruz.

Bin bir çeşit emtianın ipliği pazara çıkarılmış... Medeniyetimize, irfanımıza ait kıymetler, birbiri ardına müzayede salonlarına; sanal mezatlara düşüyor…

Duvardaki hilye, yerdeki halı, parmaktaki alyans, komodinin üzerindeki mumluk, eski kurnalar, üzerinde padişah fotoğrafları bulunan pullar satılık... Satılık, hemen her şey burada satılık...

Ceplerdeki saatler; albümlerdeki solgun fotoğraflar, hafızalardaki hatırat, haraç-mezat alıcısını buluyor…

Hattatın emeği, müzehhibenin göz nuru, kalemkârın nakşı, ebruzenin eseri satılık…

Son 20 yılda müzayede şirketleri, son 10 yılda da sanal âlemdeki mezat organizasyonları, tarihinden, medeniyetinden, "köklerinden" ve kendinden yavaş yavaş uzaklaşan insanları "satışa getirdi". Medeniyetimize ait birbirinden kıymetli eserler ortalığa saçıldı! Cemiyetin iç dinamikleri arasında tarihine, medeniyetine hemen her şeyine yabancılaşan insan oğlu eline ne geçerse sattı/satıyor.

Satılık Kâbe örtüsü!

Aşağıda fotoğrafı yer alan Kâbe-i Muazzama'ya ait örtünün fotoğrafını, sahibinden satıcıların oluşturduğu sanal bir ticaret portalında gördüm. Bu fotoğraf, yazıya kaynaklık etti… Bir zaman Beytullah'a örtülülük; hüccaca yarenlik eden Kâbe-i Muazzama örtüsü satışa çıkarılmış. Ne yapalım? Oturup halimize ağlayalım… Ve şairin, "Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez/Bârân yerine dürr-ü güher yağsa semadan" mısralarını okuyalım.

Satıcı, eserinin kıymetinin takdir edilmesine matuf olarak fotoğrafın altına iliştirdiği bilgi notunda Osmanlı döneminde Surre alayıyla kutlu beldelere para, erzak ve değerli hediyelerle birlikte Kâbe-i Muazzama'nın örtüsünün de gönderildiğini belirterek, satışa sunduğu Beytullah örtüsü hakkında malumat aktarmayı ihmal etmemiş. Satıcımızın satışa sunduğu örtü, Beytullah'ın iç örtüsü... Saf ipekten… Bilindiği üzere her sere hac mevsiminde Kâbe-i Muazzama'nın örtüsü yenileniyor, mevcut örtü, küçük parçalara bölünerek, İslam ülkelerindeki camilerde sergilenmek üzere gönderiliyor. Şişli Camii'nde büyükçe bir kâbe örtüsü mevcut.

Yine, vazifesini ikmal eden örtülerin Osmanlı döneminde devlet büyüklerine, mutasarrıflara hediye edildiği de bilinmekte. İşte, kırmızı ipek üzerine krem renklerle ayet-i kerimelerin nakş edildiği örtünün de muhtemelen böyle bir hikâyesi olmalı. Mezkûr örtü, kadir bilmez varisler tarafından "pazara" çıkartılmış. 36x50 cm. ebadındaki örtüye satıcı 700 bin TL kıymet biçmiş. Aynı müzayede şirketinde bir başka satıcı da Sultan Abdülmecit Han tarafından zamanın Halep mutasarrıfına hediye edilen 80x60 ölçüsünde siyah renkli, üzeri ayet-i kerime işlemeli kâbe örtüsü için 15 bin dolar talep ediyor…

Ne diyelim, Allah akıl fikir versin. İslâm ümmetinin bir daha üretilmesi bahis konusu olmayan ortak değerlerinin zinhar satışa konu edilmemesi gerekir. Bu işler bu kadar kolay olmamalı… Hâşâ ve kellâ kâbe örtüsü, antik dönem Helenistik heykelciklerden, Bizans'ın ikonalarından daha az mı değerli…

2006 yılında bir müzayede evi Osmanlı'nın son Sultanı Vahdettin Han'a ait, altından imal edilmiş saltanat mührünü 140 bin TL'den satışa çıkarmıştı.

Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın, "Devletin bayrağı, sancağı, mührü satılamaz." şeklindeki açıklaması üzerine mühür, satıştan çekilmişti. Aynı şekilde kâbe örtülerinin de satıştan çektirilmesi ve böylesi kıymetlerin satışa konu edilmemesi için bir takip komisyonu kurulması gerekmektedir.

Kabataş Lisesi'ni, Kuleli Askeri Lisesi'ni otel yapma derdinde bulunan zevat ve bürokratları biraz da böylesi önemli konularla meşgul olmalıdır.

İnsanlarımız tarih ve medeniyet şuurundan uzaklaştıkça bu tür örneklerin adedinin artacağını söyleyebiliriz.

Tarihe bakmak

Şimdilerde hayatın hemen her alanında karşılaşılan yozlaşmanın, kimliksizliğin. vefasızlığın ve vurdumduymazlığın tarihi çok eski değil... Bunlar yeni zuhur şeyler...

Yakın tarihimiz, ecdadımızın, sanatkâr dedelerimizin Haremeyn-i Şerifeyn'e hürmetle alakalı ibret levhalarıyla doludur. Biz, aradan, sanat ve estetik kıymetleri, ruhi güzelliklerle meczeden Hezarfen İbrahim Edhem Efendi'den bir misal getirelim. Sanat mahfillerinde Özbekler Tekkesi Şeyhi ve aynı zamanda Sultanahmet Sanat Enstitüsü Müdürü olan Hezarfen İbrahim Ethem Efendi'nin "mala" hikâyesi anlatılır… Ebruculuk ve hattatlığın yanı sıra mühürcülük, hakkaklık, doğramacılık, demircilik, oymacılık, marangozluk, matbaacılık, tornacılık, tesviyecilik gibi pek çok meziyeti olduğu için hezarfen unvanına layık görülen (kendi ifadesiyle saatçiliğin dışında tüm mesleklerde maharet sahibidir) Ebruzen İbrahim Edhem Efendi, Tamirat-ı Aliye Müdürlüğü vesilesi ile Hicaz'a gönderilir. Mekke-i Mükerreme'de Beytullah'ın tamiratı hizmetinde bulunur, burada kullandığı malayı ömrünün sonuna kadar muhafaza eder ve vefatını müteakiben kabrine konulmasını vasiyet eder… Ecdadın böylesi hassasiyetleri vardı.

Satılık Medine toprağı…

Gelelim, yazımızın serlevhasını oluşturan "satılık Medine toprağı"na… Satılan, aslında Mescid-i Nebevi'nin; bir adım öte Sevgili Peygamberimizin (sav) mübarek kabirlerinin toprağı… Başlıkta satılık Ravza-i Mutahhara toprağı ibaresini kullanmaya gönlümüz el vermedi.

Maalesef, "Medine toprağı"; Mescid-i Nebevî toprağı"; Ravza-i Mutahhara toprağı" satışa çıkartılmış. Satıcımız Amasya'da… Mübarek toprak, açık artırmalı bir müzayede firmasının listelerinde yukarıdaki fotoğraf ve "Ebadı 5 cm.dir. Osmanlı döneminde Mescid-i Nebevi ve Hazreti Peygamberin kabrinde yapılan bakım ve onarımlar esnasında çıkan topraklara armudi bir form verilerek dönemin ileri gelenlerine hediye ediliyordu. Bunlar da tekke cami ve evlerde hayır ve bereket amaçlı muhafaza ediliyordu. Ürün armudi formdadır, kamışla kaplanmıştır. Bazı kamışlar dökülmüştür. Üstte asmak için bir deri kulp bulunmaktadır. Anlattıklarımız ürün satmak için yazılan senaryo değil, hakikattir. Araştırıldığında görülecektir. Ehline malumdur. Alıcısına hayırlı olmasını dilerim." ibaresiyle 1 TL'den satışa çıkartılmış.

Bîbaht satıcı, Hazret-i Peygamberin (sav) avuç içine sığan kabir toprağından maalesef ve maatteessüf "ürün" diye bahsediyor. "Edeb ya hû!"dan başka ne denilebilir ki!

Hakk Teala encamımızı hayreylesin… Topyekûn cemiyetimizi Nâbi'ni şuuruna erdirsin. 17. yy. şairi Nâbi'nin hac yolculuğu esnasında yazdığı nat'ı şerifi ve hikâyesini bilirsiniz:

Sakın terk–i edepten, kuy–i mahbub–ı Hudâ'dır bu

Nazargâh–ı ilahidir, Makam–ı Mustafa'dır bu.

"Edebi terk etmekten sakın. Zira burası ALLAH–u Teala'nın sevgilisi olan Peygamber Efendimizin (sav) bulunduğu yerdir. Bu yer, Hakk Teala'nın nazar evi, Resul–i Ekrem'in makamıdır."

Habib–i Kibriya'nın hâb–gâhıdır faziletde

Tefevvuk–kerde–i arş–i cenâb–ı kibriyâdır bu.

"Burası Cenab–ı Hakk'ın sevgilisinin istirahat ettikleri yerdir. Fazilet yönünden düşünülürse, ALLAH Teala'nın arşının en üstündedir."

Bu hâkin pertevinden oldu deycur–i adem zâil.

İmâdın açdı mevcudat dü çeşmin tütiyâdır bu.

"Bu mukaddes yerin mübarek toprağının parlaklığından, yokluk karanlıkları sona erdi. Yaradılmışlar iki gözünü körlükten açtı. Zira burası kör gözlere şifa veren sürmedir."

Bunun mâh–ı nev Bab–üs selâmın sine–i çâkidir.

Bunun kandili cevza matlanur–i ziyadır bu.

"Gökyüzündeki yeni ay, O'nun kapısının yüreği yaralı aşığıdır. Gökyüzündeki oğlak yıldızı bile o Peygamberin nurundan doğmaktadır."

Muraât-ı edeb şartıyla gir Nâbi bu dergâha

Mutâf–ı kudsiyadır bûse–gâh–ı enbiyadırı bu.

"Ey Nâbi! Bu dergâha, edebin şartlarına riayet ederek gir. Zira burası, büyük meleklerin etrafında pervane olduğu ve Peygamberlerin hürmetine eğilerek öptüğü tavaf yeridir."

Şair Nâbi, Osmanlı devlet erkânıyla birlikte hac yolculuğundadır. O zaman hac yolculuğu aylar sürer ve Medine yakınlarına gelen hac kervanları burada konaklayarak, Hz. Peygamberden (sav) manevi işaret aldıktan sonra Medine-i Münevvere'ye adım atarlardı.

"Nâbi yukarıda aktardığımız na'tını, kutlu belde yakınlarında istirahat halindeyken Medine-i Münevvere'ye doğru ayaklarını uzatan bir Paşa'yı ikazen kaleme almış. Paşa, Nâbi'nin bu na'tını duyunca, kendisine söylediğini anlar ve hemen doğrularak ayaklarını yönünden çevirir. Daha sonra, beklenen işaret gelince kafile yola koyulur ve sabah ezanına yakın Mescid–i Nebevi'ye varılır. Mescid–i Nebi'deki müezzinler, minarelerden ezan–ı Muhammedi'den evvel, Nâbi'nin "Sakın terk–i edepten" diye başlayan na'tını okurlar. Nâbi ve haliyle Paşa epeyi şaşırır. Çünkü bu na'tı ikisinden başka kimse bilmemektedir.

Nâbi ve Paşa, sabah namazını kıldıktan sonra, müezzinleri bulur. Nâbi müezzine, "Ezandan önce okuduğunuz na'tı, kimden, nereden ve nasıl öğrendiniz?" diye sual eder. Müezzin gayet sakin bir şekilde şu cevabı verir:
"-Resûl–i Ekrem (sav) bu gece Mescid–i Nebi'deki bütün müezzinlerin rüyasını şereflendirerek buyurdular ki:

–Ümmetimden Nâbi isimli bir zat ziyarete geliyor. Bana olan aşkı her şeyin üstündedir. Bugün sabah ezanından önce, onun benim için söylediği bu na'tı okuyarak Medine'ye girişini kutlayın.

Biz de Resûlullah Efendimizin (sav) emirlerini yerine getirdik."

Bilahare Nâbi'nin bu aşkından kinaye olarak Mescid-i Haram kapılarından birine şairin ismi verilir…

Mazideki keyfiyet böyle, 'hal'deki serencamımız ortada; bakalım atideki halimiz nice olacak?




Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
Vah vah....
Ali KATER
Aslında devletin bu tip durumlarda devreye girip, bu tip satışlara müdahil olarak, tu tür tarihi değerlerimizi satın alması gerekir diye düşünüyorum. Kültür Bakanlığı bünyesinde böyle bir birim kurulabilir. İnsanların satmadığı neyleri kaldı acaba?
15/02/2010, 12:15
Gayet normal bir şark kurnazlığı
İrfan Başak
Dinini bir kaç yüz dolara satabilenler olduğuna göre bence normal. Toprağı satan şark kurnazı biri anlaşılan. Ama yine de İkircikli bir durum. Medine toprağına kutsiyet atfedip satın alanlara nasıl muamele edeceğiz. "Ne kadar dinibütün ve ihlaslı biri" mi diyeceğiz, yoksa "be ahmak adamın teki şark kurnazlığı ile senin dini duygularını istismara dayanan bir ticaret yapıyor sen de zokayı yutuyorsun. Müslüman biraz basiretli olur" mu diyeceğiz?
03/07/2009, 15:59
esef
mahmut şahin
yıktık perdeyi eyledik viran!!!
29/06/2009, 13:15
Kutsal değerlerin ticareti olmaz
Kenan ÖZEN
Kutsal değerlerin ticarete alet edilmesini kabul etmek ve böyle bir alışverişe seyirci kalmak çok acı verici, böyle heberler yaparak bu zihniyet de olan kişilere engel olmak bir görevdir.
28/06/2009, 12:32
bak şu işe
ben kimim ecdadim kim
gecen günlerde adamın biri kendi tarlasında roma dönemine ait iki üctane bakır para buluyor bu adam bunları göterirken polisler tarihi eser kacakcılıgından adamı yakalıyor e kardesim gözünün önünde neler satılıyor sen roma dönemine ait iki üc bakır paradan adamı hapse atıyon adaletmi bu
27/06/2009, 01:20
Feeyne tezhebun?
Halit Çolak
Nereye gidiyorsunuz. Vahim bir durum bu, travma hali. Bu sosyal bozulmuşluğun, kıymet bilmezlik travmasının müsebbibi kim? Feeyne tezhebun?
27/06/2009, 00:40