Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:13, 22 Haziran 2018 Cuma
19:59, 28 Mayıs 2018 Pazartesi

  • Paylaş
Azerbaycan Cumhuriyeti 100 yaşında
Azerbaycan Cumhuriyeti 100 yaşında

Azerbaycanlı televizyoncu ve yazar Nigar Mahmudova, bugün 100. yılına giren Azerbaycan’ı anlattı.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

28 Mayıs 1918’de kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti bugün 100 yaşını kutluyor. 100 sene önce Cumhuriyet ilan eden Azerbaycan o aşamaya 70 senelik ekonomik-kültürel gelişimden sonra varmıştı.

1.HANLIKLARDAN “DEVLET GÖRMEYE”

1828 yılında Çarlık Rusya’sı Kafkasya bölgesindeki ufak Hanlıkları işgal ederek kendi sınırları içine aldı ve Kafkasya’yı Tiflis’ten yönetmeye başladı.Soğuk savaş dönemi Sovyet karşıtı Batılı tarihçi ve sosyologların bile  itiraf ettikleri üzere işgal altında olmasına rağmen feodal Hanlıklar düzeninden kurtularak Çarlık Rusya’nın tabaası haline gelen Azerbaycanlılar orada “Devlet” kavramıyla tanışmışlardı.

Tiflis’teki Çarlık Rusya’sı yönetiminin memuru olan Albay Mirza Fethali Ahundzade’nin 1848-1854 yılları arasında yazdığı altı komedi (kendisi “Şark’ın Molier’i” unvanını almıştı), ardından 1857’de yazdığı roman ve 1860’lerde yazdığı felsefi eserler Kafkasya coğrafyasındaki  Azerbaycanlıların modernite ve çağdaşlaşma yolunu benimsemelerinde önemli temel taslarını oluşturdu.

1863 yılında İstanbul’a gelerek Sadrazam Keçecizade Mehmet Fuad Paşa ile bir araya gelen Ahundzade’nin devlet yönetiminde reform ve alfabenin değiştirilmesine ilişkin girişimleri sonuçsuz kalsa da Onun açtığı çığırdan yürüyen Azerbaycanlı aydınlar 1873 yılında ilk tiyatro oyununu sahnelediler, iki sene sonra ise Hasan Bey Zerdabi Azerbaycan dilinde ilk gazete olan “Ekinci”yi (Çiftçi) çıkardı.

Kafkasya’yı Tiflis’ten yöneten Çarlık Rusya’sının 1879 yılında Gürcüstan’ın Gori kentinde kurduğu Öğretmen Yüksekokulu’na yetenekli Müslüman çocukların titizlikle seçilerek yerleştirilmesi  o coğrafyanın nüfusu arasında eğitim düzeyinin yükselmesine neden olmanın yanısıra gelecekte Şark’ın ilk Cumhuriyetini kuran insanların bir çoğu Gori Yüksekokulu’ndan mezun olmuştu.

2.PETROL SANAYİNİN GELİŞMESİ: KAPİTALİZM, BASIN, FİKİR AKIMLARI, “MİLLET” VE “HÜRRİYET” KAVRAMLARI

1890’ların başlarından itibaren Bakü’nün bölgenin petrol sanayisinin gelişen merkezi haline gelmesiyle birlikte “millet” kavramı etrafında tartışmalar da gündeme oturdu. Ortak Türk dili oluşturmak amacıyla 1903 yılında İstanbuldan Bakü’ye giden münevverler Hüseyinzade Ali Bey ve Ahmet Ağaoğlu (Gaspıralı İsmail Kırım’dan birkaç kez gitmişti, Abdullah Cevdet Mısır’dan Bakü’ye gitmeye can atıyordu) kendilerini ateşli fikir tartışmalarının içinde bulmuşlardı.

Eğitimi olmayan petrol milyoneri Hacı Zeynelabidin Takizade’nin kendi itibarını kullanarak Hayat isimli gazetenin yayınlanmasına izin verilmesi için Saint-Petersburg’a padişahın yanına özel temsilcisini göndermesi Kafkasya bölgesinde serbest basın girişimlerini tetikleyen olay olmuştu.

Çar İkinci Nikolay’ın 17 Ekim 1905’de ilan ettiği Meşrutiyetten sonra Tiflis merkezli Azerbaycan dilli basının en önemli örneği olarak “Molla Nasrettin” mizah dergisi yayınlanmaya başlamıştı. Etrafına dönemin en büyük aydınlarını toplayan “Molla Nasrettin” mizah dergisinin daimi yazarları arasında “Nerde Müslüman görürüm korkirem” şiirinin müellifi Mirza Ali Ekber Sabir de bulunmaktaydı.

Gelişen petrol sanayi sadece basınla sınırlı kalmayıp kültürel faaliyetlerin tüm alanlarında kendi ağırlığını ortaya koyunca bu sürecin sonucu olarak 1908 yılında Şark’ın ilk operası olan “Leyla ile Mecnun” Bakü’de sahnelenmişti. Ve gür fikir tartışmalarının “millet” kavramından sonra kendisiyle getirip geldiği yeni kavram “Hürriyet” idi. Nitekim Mirza Elekper Sabir’in;

Her kim insanı sever aşığ-ı hürriyet odur

Çünkü hürriyet olan yerde de  insanlık olur-

mısraları ilerleyen dönemde Mehmet Emin Resulzade’nin şekillendirdiği -İnsanlara hürriyet milletlere istiklal- ilkesinin ilham vericisi olacaktı.

1911 yılında halihazırda Türk-İslam Şarkı’nın en eski siyasi yapılardan biri olan Musavat Partisi kurulmuştu..

3. 1910’LARIN SAVAŞ VE DEVRIMLERININ ORTAMINDA BIR-BIRINE YAKLASAN IKI TOPLUM…

Azerbaycan’dan dönen  münevverler Hüseyinzade Ali Bey ve Ahmet Ağaoğlu’nun önderliğinde 1912’de İstanbul’da kurulan Türk Ocakları Osmanlı İmparatorluğu ile Bakü, Gence, Tiflis arasındaki yakınlaşmanın ideolojik yol göstereni vazifesini görmekteydi. Bunun etkisiyle 1910’lu yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun girdiği önce Balkan savaşlarına, ardından ise Birinci Dünya savaşına ve Çanakkale savaşına sadece Bakü’den değil, Kafkasya’nın tamamından büyük maddi ve insan desteği sağlanmıştı.

1911’de İran’dan İstanbul’a gelerek ilerleyen dönemde Türk Ocakları’nın çalışmalarına aktif biçimde katılan Mehmet Emin Resulzade 1913 yılında Bakü’ye kesin dönüş yaparak “Açık söz” gazetesini çıkarırken gazetenin sayfalarında gelecekte kurmayı planladığı Cumhuriyetin idare biçimi de şekilleniyordu.

Dönemin fikir tartışmaları içerisinde Resulzade en isabetli yönetim şeklini bularak petrolü olan ülkenin idare şeklinin “Eşitliğe dayalı Cumhuriyet” olduğu kanısına varacaktı. Musavat Partisi’nin 1917 yılında Türk Adem-i Merkeziyet Partisi ile birleşmesi bağımsız Cumhuriyetimizin en ciddi siyasi antremanı niteliğindeki bir olaydı. Nitekim Ekim 1917 devriminden sonra Kafkasya Parlamentosuna yapılan seçimlerden Musavat Partisi birinci yerde çıkmıştı.

4. ERMENİLERİN 31 MART-4 NİSAN 1918 TARİHLERİNDE BAKÜ’DE MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI SOYKIRIM

Sosyalist devriminden sonra Saint-Petersburg’dan atanan Bakü yönetimini Osmanlı İmparatorluğu da yakın takibe almıştı. Taşnak-Bolşevik işbirliği sonucunda Bakü’de 12 bin Müslümana yapılan soykırımdan en çok Ermeniler memnun kalmışlardı.

Kafkasya Parlamentosunun olaya gereken tepkiyi koymaması üzerine Parlamentoda temsil edilen Azerbaycan partilerinin bir kısmı artık o coğrafyada bağımsız bir devlet kurulması dışında alternatifin kalmadığı sonucuna vardılar. Parlamentonun kendi fonksiyonelliğini kaybetmesi sonucunda 26 Mayıs 1918’de Gürcüstan, 28 Mayıs 1918’da ise Azerbaycan Ulusal Konseyi Tiflis’te kendi bağımsız devletlerini ilan ettiler.

Polonya kökenli ABD’li tarihçi Tadeusz Sweitochowski’nin de belirttiği üzere bu durum “Yeni bir ulusun doğması” demekti. Türk-müslaman Şarkı’nın ilk Cumhuriyeti’nin ana ilkesi “İnsanlara hürriyet milletlere istiklal” idi. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin en büyük özelliği 70 senelik aydınlanma sürecinden sonra kurulmasıydı.

Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’ne en güçlü  askeri desteği sağlayan Osmanlı İmparatorluğu olmuş, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın kumandanlığında kurulan Kafkas İslam Ordusu daha ilk günden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin askeri savunmasını kendi üzerine almıştı.

5. BAKÜ’NÜN İŞGALDEN KURTARILMASI

Tiflis’te ilan edilen Azerbaycan devleti 17 Haziran 1918’de ülkenin ikinci büyük kenti Gence’ye tanınmasına rağmen başkent Bakü işgal altında bulunmaktaydı. O nedenle gerek Azerbaycan devletinin ve gerekse Kafkas İslam Ordusu’nun ana vazifesi Bakü’yü kurtarmaktı. Gence’de hazırlıklarını tamamlayarak 1918 yazında Bakü’ye doğru ilerleyen Kafkas İslam Ordusu yaklaşık 10 günlük kuşatmadan sonra 15 Eylül 1918’de Bakü’yü işgalden kurtardı.

Nuri Paşa aynı gece Gence’ye Başbakan Fethali Han Hoyski’ye telgraf çekerek hükümetin bir an önce kurtarılmış başkente taşınmasını istedi. 31 Ekim 1918’de imzalanan Mondros mütarekesi Osmanlı ordularını bölgeden çekilmek zorunda bıraksa da bir süre Gence’de kalan Nuri Paşa  Azerbaycan ordusunu örgütlemeyi sürdürdü. Birleşmiş Milletler Cemiyeti 20 Ocak 1920’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıdı…

6. CUMHURİYETİMİZ KENDİ VATANDAŞINA NE VERDİ

Türk-Müslüman Şarkı’nın ilk Cumhuriyeti günümüzün Batı demokrasilerinin bir dizi hususlarda gıpta edeceği temel hak ve özgürlük ilkeleri üzerinde kurulmuştu. Böyle  ki Cumhuriyetin hükümeti kendi Parlamentosundan güvenoyu almadıkça göreve başlayamıyordu.

7 Aralık 1918’de yapılan seçimlerde yaklaşık 10 parti Parlamento’ya girme hakkı kazanmış, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştı. Serbest ticaretin ve yatırımların önünü açan Cumhuriyet eğitime ve sağlığa tam şekilde devlet desteği sağlamış, tarımı subvanse etmişti.

1919’da ana dilinde ilk üniversitemizi açan Cumhuriyetimiz söz ve ifade hürriyetini sonuna kadar desteklemişti. Getirmiş olduğu ekonomik, siyasi ve ifade özgürlükleri ve adil gelir dağılımı bakımından Cumhuriyetimizin idare şekli çağdaş İskandinav sosyal demokrasileriyle kıyaslana bilir.

Bölgede yükselen Rus-Bolşevik işgal dalğasına direnemeyen  Cumhuriyetimiz 27 Nisan 1920’de varlığını sona erdirmek zorunda kalmasına rağmen Mehmet Emin Resuzade’nin dediği gibi “Yirmi üç ayda millete özgürlüğü tattıra bilmişti.”

Ve 23 ay yaşama fırsatı bulmuş Cumhuriyetimiz kardeş Türkiye’nin İstiklal savaşına destek vermeyi kendi borcu bilmişti.

23 aylık Cumhuriyetimizin 100 yaşını kutlarken o Cumhuriyeti kuranların  kendi halkına sunmuş oldukları  isabetli hizmetlerin ve estirdikleri demokrasi rüzgarının  sonsuza  kadar unutulmayacağını da herkes bilmelidir…

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun…

Nigar Mahmudova / Televizyoncu-yazar



İlgili Konular Nigar Mahmudova Azerbaycan
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş