Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


10:32, 23 Kasım 2017 Perşembe
Güncelleme: 10:17, 22 Ağustos 2017 Salı

  • Paylaş
Miskinler Tekkesi ( Cüzzamhane)
Miskinler Tekkesi ( Cüzzamhane)

Miskinler Tekkesi’ne ise Cüzzamhâne yerine Tekke denilmesi hastaların gururunu incitmemek amacı taşımaktadır

Zeynep Güngördü - Dünya Bülteni / Kültür Sevisi  

BİR SAĞLIK KURULUŞU OLARAK MİSKİNLER TEKKESİ

Miskinler Tekkesi, toplumda hor görülen cüzzamlılara yardım elini uzatmış ve adeta huzur evleri gibi faaliyet göstermiştir…

Bir zamanlar cüzzamlı hastaların korunup bakıldığı bir tesisti Miskinler Tekkesi… Üsküdar Cüzzamhânesi; Üsküdar Miskinler Tekkesi, Miskinhâne, Üsküdar’da Miskinler Dergâhı gibi adlarla anılmaktaydı. Miskin tabiri; aciz, zavallı, tepkisiz, hareketsiz anlamlarında kullanılırdı. Gerçekten bu hastalar, ağır hareket etmekle ün salmışlardı. Bu sebeple ‘miskin’, cüzzamlıların durumuna uygun bir tanımlamadır. Ancak bu ağırlık hissi uzuvlarla alakalıdır ve bedenden gelen bir durumdur. Miskinler Tekkesi’ne ise Cüzzamhâne yerine Tekke denilmesi hastaların gururunu incitmemek amacı taşımaktadır.

Genellikle tarikat mensuplarının türbesi yanında bulunan ve insanların müstakil bir grup olarak yaşadıkları tekkelere benzetilen cüzzamhâneler için tekke, zaviye, dergâh gibi adlar kullanılırdı.  Cüzzamlılar topluma karışmaz tekke sakinleri gibi münzevî bir hayat sürerdi. 

Cüzzamlı diye şikâyet edilen bir kişinin doktor muayenesinden geçmeyi talep etme hakkı vardı ve sağlıklı olduğu anlaşılırsa serbest bırakılırdı. Bu sebeple tekrar tekrar muayene edilmeyi isteyenler olduğu da bilinmektedir.

Evli olan cüzzamlılar, aileleri ile birlikte bu tekkelerde kalırdı. Bu tekkeler, her isteyene açık olmadığı gibi cüzzam teşhisi kesinleşen hastanın da Miskinler Tekkesi’nde kalabilmesi için Evkâf-ı Hümâyûn Nezâreti’nin onayı gerekliydi. Cüzzamlıların iç ve dış işlerine de vakıflar tarafından atanan bir imam bakmakla görevlendirilmiş olup Cüzzamhâne’nin idarecesi ‘şeyh’ adıyla anılmaktaydı. Halkın verdiği sadakalar cüzamlıların önemli bir geçim kaynağıydı.

Tekkenin önünde yoldan geçenlerin para bırakması için sadaka taşları mevcuttu. Sadaka taşının oyuklarına para konulduğunda kapıda bekleyen ‘gözcü dede’ denilen hasta içeriye haber verir ve cüzzamlılar da hep beraber dua ederdi. Bunun yanında cüzzamhânelere tahsis edilmiş vakıflar da bulunmaktaydı. Cüzzamlıların gelir sağlama imkânları olmadığı için vergiden de muaflardı.

İlk Osmanlı Cüzzamhânesi 15.yy.’da Edirne’nin kenar semti Kirişhâne’de hizmet vermiş, bunu Üsküdar, Bursa, Lefkoşe, Kandiye ve Sakız’dakiler takip etmiştir. Selçuklular gibi Osmanlılar da cüzzam hastalığının bulaşıcı olduğunu düşündüklerinden şehir dışlarına yaptırdıkları cüzzamhânelerde hastaları tecrid ederlerdi.

II. Bayezid’in “…ve cüzzamlıları şehirden süreler, şehirde koymayalar” hükmü 1501’de ve Kanuni dönemine ait “Cüzzam taifesin yasağ idüp ilden süreler” hükmü ile 1565’de cüzzam hastalarının halk arasına karışması yasaklanmıştı. Sağlıklı kişilerden uzak tutulmaları gerektiği için cüzzamlıların barındıkları ve bakımlarının yapıldığı cüzzamhâneler bu sebeple kurulmuştu. Bu sayede o dönemde cüzzam hastalığının tedavisi olmadığı için düşen el ve ayak parmakları ve açık yaralarıyla cüzzamlıların korkutucu görünümlerinin halk tarafından gözlemlenmesi engellenmiş de oluyordu. 

Üsküdar Miskinler Tekkesi Osmanlı Devleti’nde bir sağlık kuruluşu niteliğindeydi. Avrupa’da ise yakın dönemlere kadar bu hastalar lanetli sayılmakta ve yakılmaktaydı.  Yabancılar da eserlerinde burayı ‘Miskinler Hastanesi’ olarak kaydetmiştir. Miskinler Tekkesi’nin 1514 yılında Yavuz Sultan Selim döneminde şehrin uzağında Bağdat Yolu kenarında inşa edildiği bilinmektedir. Üsküdar Miskinler Dergâhı Sultan Abdülmecit’in sadrazamlarından Mustafa Reşit Efendi ve Emin Paşa vakfı olup daha sonra Mekke ve Medine Vakıfları’na katıldı. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan binanın yıkıldığı, vakıflarının başka yere aktarıldığı ve bu iki kişinin Miskinler Tekkesi’ni yeniden yaptırdığını bilmekteyiz. Miskinler Tekkesi’nin yeri arşiv belgelerinde daima Üsküdar olarak belirtilmektedir. Ancak H.1324/ M.1908 tarihli belgelerde ‘ Üsküdar’da Karacaahmed civarında miskinlere mahsus müessese’ olarak tanımlanır.

20. yüzyılın başlarında siyasi karışıklıklar ve savaşlar sonucu cüzzamhânelerin eski hükümleri geçersizleşerek bu mekânlar bakımsızlaşmıştır. Daha önceleri dışarıya çıkmayan cüzzamlıların çoğu bakımsızlık yüzünden tekkeden ayrılmışlardır. Halkın talebi üzerine geriye kalan hastaların tımarhanelerde yedirilip içirilmesinde karar kılınmıştır. Ancak bunu istemeyen bazı cüzzamlılar kaçmış, kaçmayan veya kaçmak istemeyenler ise önce Toptaşı Hastanesi’ne daha sonra da Bakırköy Akıl, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki özel cüzzam bölümünde barındırılmışlardır. Boş kalan Miskinler Tekkesi bir süre sonra yanmış ve ortadan kaldırılmıştır. Günümüzde tekkeden geriye kalan sadece yarıdan fazlası toprağa gömülü çeşmesidir.

Kaynaklar
Üsküdar Sempozyumu 3-5 Kasım 2006, Bildiriler IV, c.3
DİA, c.30,s.185-186
Din, hayat, sanat açısından Tekkeler ve Zaviyeler, Mustafa Kara, Dergah y.,s.50    
Bir Ulu Rüyayı Görenler Şehri Üsküdar, Karacaahmed MiskinlerYolu-Seyfettin Ünlü Fotoğraf Arşivi 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
güzel emek
sare
daha nice farklı tarihi bilgileri de bizlerle paylaşmanız ümüiüyle... ellerinize sağlık.
25/01/2011, 23:53
elinize sağlık
mustafa
zeynep hanım, tarihimizdeki değer ve inceliklerimizi; tarihin derinliklerinde kalmış müesseselerimizi ortaya çıkararak bizlere hatırlattığınız bu güzel araştırmanız teşekkürler. paylaşımlarınızın devam etmesini bekliyoruz.
25/01/2011, 00:02