Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


07:18, 23 Mart 2017 Perşembe
10:17, 23 Şubat 2017 Perşembe

  • Paylaş
Cafer Vayni: İbn-i Haldun bitmek bilmeyen bir deryadır
Cafer Vayni: İbn-i Haldun bitmek bilmeyen bir deryadır

İbn-i Haldun’un fikirleri ve Mukaddime’si Bakırköy’de düzenlenecek “Semasında Tek Yıldız: İbn-i Haldun” paneliyle teşrih masasına yatırılıyor.

İbrahim Ethem Gören-Dünya Bülteni/Kültür Servisi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü tarafından düzenlenecek olan“Semasında Tek Yıldız: İbn-i Haldun” paneline Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Bakırköy Anadolu Lisesi ve Türkiye İlim Fikir ve Sanat Eserleri Meslek Birliği İLESAM destek ve katkı sağlıyor.

23 Şubat Perşembe günü saat 13:30’da Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan panelin açılış konuşmasını Bakırköy İlçe Milli Eğitim müdürü Emrullah Aydın Yapacak. İlesam İstanbul Şube Başkanı Sosyolog Cafer Vayni’ninmoderatörlüğünü üstlendiği programda Prof. Dr. Kadir Canatan, Prof. Dr. Mahmut Arslan, İlahiyatçı-Sosyolog İrfan Müftüoğlu ve Tarihçi Mehmet Erdoğan İbn-i Haldun’u efradını cami a’yarını mani bir şekilde anlatma gayretinde bulunacak.

CEMİL MERİÇ: İBN-İ HALDUN’UN DÜŞÜNCESİ BİR MEDENİYETİN SON SÖZÜDÜR

Cemil Meriç’in, “Düşüncesi bir medeniyetin son sözüdür. Çöküş halinde bir dünyada muhatap bulamamıştır. Doğu Rönesans’ı onunla biter. Asya karanlığa gömülür. Meşale Asya’dan Avrupa’ya geçer” şeklinde tavsif ettiği İbn-i Haldun, M. 1332 yılında Tunus’ta doğmuş. İbn-i Haldun, Endülüs’ün ve Kuzey Afrika’nın siyasi hayatına tesir eden Hadramut kökenli bir Arap aileye mensup. Döneminin meşhur bilginlerinin ders halkalarına oturan İbn-i Haldun, evvelemirde Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmiş; Arap dili ve edebiyatı, fıkıh, akaid, kelam, hadis ve edebiyat okumuş. Geniş tetebbuatı ve yaptığı ilmi çalışmalarla kısa sürede akli, ilmi ve dini bilimlerde geniş malumat sahibi olarak; Kuzey Afrika, Gırnata, Mısır, Tunus ve Şam gibi merkezlerde idari, ilmi ve siyasi alanda pek çok vazife almış.



İbn-i Haldun’un yaşadığı dönem Kuzey Afrika’da Berberi kabileleri arasındaki çatışmaların şiddetlendiği bir dönem. Mukaddime ve Dünya Tarihi’nin yazarı, İbn-i Haldun 1406 yılında Kahire’de vefat etmiş.

MUKADDİME, İSLÂM MEDENİYETİNİN EN ÖNEMLİ ESERLERİNDEN BİRİ

Müslüman-Arap medeniyetinin en büyük tarihçi ve toplum bilimcilerinden kabul edilen İbn-i Haldun’un en önemli eseri şüphesiz Mukaddime’dir. Günümüzde Cezayir sınırlarında bulunan Beni Saleme Kalesi’nde kaleme alınan eser, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Portekizceye çevrilmiştir.

Panelin moderatörü, İlim Fikir ve Sanat Eserleri Meslek Birliği İLESAM İstanbul Şube Başkanı Sosyolog Cafer Vayni ile panel öncesini konuştuk.

Cafer Bey, söze, İLESAM’la başlayalım isterseniz? İLESAM İstanbul Şubesi’nin misyonu nelerdir?

İLESAM İstanbul Şubesi’nin bilinen ve bilinmeyen iki misyonu vardır.Her ikisi de fikir ve sanat hayatımızın ve bu alanda eser üretenlerin güçlenmesine hizmet etmektir.

Bu misyona matuf neler yapıyorsunuz?

Önce bilinmeyenden bahsedeyim.

Hay hay…

İLESAM 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre kurulan bir meslek birliğidir. Bu anlamda İLESAM eser sahiplerinin haklarını korur, alır ve üyesine verir.Eser sahiplerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ürettikleri İlim ve Edebiyat Eserleri ile ilgili olarak yasal avukatıdır. Yasanın tanıdığı bu alanla ilgili üyelerinin her türü hakkını korur.Dava açar,suç duyurusunda bulunur.Dostane çözüm üretmeye çalışır.

Bunları biliyoruz… Bilinmeyene gelelim isterseniz…

Tabii ki. Bilinmeyen kısmını İLESAM olarak ifşa etmeyiz.Bunda da amaç üyelerimiz ile yayıncıları kamuoyu önünde karşı karşıya getirmemektir.Yani üyelerimizin yayıncılar tarafından kara listeye alınmasını önlemektir.

Bilinen kısmı kamuoyu da takip ediyor. İstanbul’un, Türkiye’nin ve dünyanın kültür-fikir ve sanat hayatına faaliyetlerimizle destek veriyoruz. Bu çerçevede Çınaraltı Sohbetleri dizisi altında şu ana kadar 85 program, Merhum Mehmet Akif Ersoy’la ilgili 25 Program,İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel Etkinlikleri kapsamında da şu ana kadar sekiz özel etkinlik gerçekleştirdik.Ayrıca Boğaziçi ve Bodrum kitap fuarları gibi onlarca faaliyetin ya içerisinde bulunduk,ya da arka planda destekleyeni olduk.

Mehmet Akif Ersoy’dan da bahsetmişken geçenlerde gördüğüm bir rüyamı da anlatmak isterim.

İLESAM, MERHUM AKİF’İN HEDEFLEDİĞİ İNSAN VE TOPLUM KALİTESİNİ OLUŞTURMAYI AMAÇLIYOR

Buyurunuz Cafer Bey.

Sanırım Mehmet Akif Ersoy’la yatıp-kalkmamızdan olsa gerek rüyamda Mehmet Akif merhumu vefat etmiş gördüm. Ben de cenazeye katılıyorum.Girişte her katılana torunu Selma Argon Hanım yepyeni,gıcırgıcır bir adet 20 TL veriyor.Biraz ilerde biz bu 20 liraları derviş kılıklı bir adama veriyoruz.Anlamsız bulduğum bu davranışın nedenini sorduğumda cenazede usulün bu şekilde olduğunu söylediler.Oradan düz ayak ilerledim.Akif merhumun tabutunun bulunduğu odanın kapısını açtım.10-12 metrekare kadar olan odanın kapısını açınca tam karşımda Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey’i Akif’in tabutunu beklerken gördüm.Önünde uzun bir masa vardı ama Akif’in cenazesi masanın üzerinde değildi.Başımı hafif sola çevirdiğimde Akif’in cenazesinin yine masa gibi uzun olan sporcu soyunma odalarında bulunan oturak üzerinde ve Tayyip Bey’in sağında bulunduğunu gördüm.Son bir ay içerisinde Tayyip Bey’i üç defa rüyamda gördüğümden dolayı rüyalarımı Ümit Meriç Hocama anlattım.O da rüyayı; “Türkiye’nin içinde bulunduğu yeni kurtuluş savaşında Mehmet Akif Ersoy’un ruhu ile Tayyip Bey’e destek verdiği” şeklinde yorumladı.

Özetlemek gerekirse İLESAM İstanbul Şubesi olarak Mehmet Akif Ersoy merhumun hedeflediği toplum ve insan kalitesini oluşturmanın esas amacımız olduğunu söyleyebiliriz.

Yaptığınız çalışmalar üyeleriniz ve kamuoyu nezdinde makes buluyor mu?

İstanbul Şubesi olarak faaliyetlerimiz kamuoyu tarafından ilgi ile takip ediliyor.Her faaliyetimizin katılımcı kitlesi önceki faaliyetlerimize katılanlardan yüzde yetmiş oranında farklı oluyor.Bu anlamda binlerce kişi faaliyetlerimize katılarak faydalanmıştır.Faaliyetlerimizi ilgililere tanıtım ve duyuru konusunda da sıkıntımız yok.Ancak katılamayanların soyut dünyasında faaliyetlerimizin çok daha etkili olduğunu gelen mesajlardan anlıyorum.

Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

Faaliyetlere olan ilgiyi harcanan emek ve özgün oluşlarına bağlıyorum.Bütün faaliyetlerimiz teknik olarak iyi hazırlanıyor. Konu olarak toplumsal ve bireysel fayda hedefleniyor.Konuşanların mutlaka alanlarını iyi bilen uzmanlardan olmaları sağlanıyor.Yine konu hakkında derinlemesine anlatımda bulunabilecek şahsiyetler tercih ediliyor.Katılımcı kitlesinin kimler ve aşağı yukarı kaç kişi olacağı dahil buraya kadar anlatılanlar planlama ve arkadaşlarımızla istişare aşamamız.

HÜR DÜŞÜNCEYİ ESAS ALIYORUZ

Uygulama aşamasında neler yapılıyor?

Faaliyetin uygulama aşamasında ise hür düşünceyi esas alıyoruz.Tartışmalarımızı fikir ekseninde yapıyoruz.Dinleyicilere de soru ve söz hakkı tanıyoruz.Aramıza yeni katılan bazı müdavimlerimiz ilk defa söz aldıklarında usul bilmeden konuşabiliyorlar.Biz o arkadaşlarımızı da ne olursa olsun hatibin ve diğer konuşanların sözlerine saygılı olmamız gerektiği konusunda ikaz ediyoruz.Katıldıkları ikinci toplantıdan itibaren bu arkadaşlarımız da “hür düşünce” usulümüzü kavrıyor ve faaliyetlerimize daha ilgili olabiliyor.Faaliyetlerimizde hiçbir biçimde ayrıştırıcı dil kullanmıyoruz.Başkalarını asla çekiştirmiyoruz.Devamlı pozitif söylem ve eylemlerde bulunuyoruz.Emek,ehliyet,özgünlük ve hür düşünce… İlgiyi bu anlattıklarıma bağlıyorum.


İbn-i Haldun Paneli’ne gelecek olursak... Böyle bir paneli hangi mülahazalarla düzenliyorsunuz? Panelin amacına dair neler söylemek istersiniz?

İbn-i Haldun Osmanlı devletini; 20. yüzyılda Batı’yı; günümüzde de tüm dünyayı etkileyen sosyal bilimcidir.1300’lü yıllarda yaşayan İbn-i Haldun’un tarih ve toplum anlayışına günümüz dünyası hâlâ ulaşamamıştır. Ülkemizde de son yıllarda İbn-i Haldun’a yoğun ilgi vardır.Çok doğru ve isabetli olan bu ilgi sonucunda adını taşıyan üniversite de kurularak ilgi taçlanmıştır.Biz de bu anlamda İbn-i Haldun konusundaki çalışmalara katkı sunmak istiyoruz.

Panelde neleri tartışacaksınız? Gündeminizde neler var?

İbn-i Haldun’un tarih, sosyoloji,devlet,siyaset,nüfus,ekonomi ve iklim gibi konulardaki görüşlerini tartışacağız ve bu görüşlerden günümüzde istifade edebileceğimiz sonuçları çıkartacağız.Bu benim öngörüm.Ancak katılımcıların hür düşüncesi,farklı ve özgün açıklamaların da oluşmasını sağlayabiliyor.

Sizce İbn-i Haldun’un öne çıkmış olan en önemli/mümeyyiz vasfı nedir?

Metodu çok sağlam.Umran ve asabiyet gibi kavramları sosyoloji literatürüne katması, “coğrafya kaderdir” demesi,iklim ve gıdaların insan tabiatına etkisi gibi onlarca konuyu ele alması İbn-i Haldun’u öne çıkaran vasıflardır.

İslam âlimi İbn-i Haldun çok yönlü; multi-disipliner bir şahsiyet. Panelde merhum üstadın fikir ve eserlerini akademisyenler, eğitimciler, sosyologlar, tarihçiler ve ilahiyatçılar ele alacak. Günümüzün ilmi atmosferinden İbn-i Haldun benzeri âlimlerin neş’et edememesi nasıl telif edilebilir?

Kısaca özgün olmamalarına ve kendi kafalarıyla düşünmemelerine bağlıyorum.Günümüz aydınını Hilmi Ziya Ülken Şeytanla Konuşmalar kitabında;Cemil Meriç,Erol Güngör ve Nurettin Topçu gibi ustalar da eserlerinde benim söylediklerimi değişik şekillerde anlatarak tasvir etmektedirler.

İbn-i Haldun, bugünün devlet, ilim, kültür, sanat ve meslek adamlarına neler söylüyor?

İbn-i Haldun’a göre devlet kurmak sosyal hayatın bir icabı ve insanlar için tabi bir zarurettir. Ancak güzel ahlâk ve meziyetler devlet ve hâkimiyete, kötü ahlâk ve kılıklar ise devletin yıkılmasına sebep olur.

İbn-i Haldun devletlere de insanlar gibi ömür biçiyor.

Doğrudur. İbn-i Haldun’a göre şahıslar gibi devletlerin de ömürleri var. Bu ömür devlette üç batındır. Yani ortalama 120 yıl.

Devlet ilk kuruluş devresinde göçebelik devresindedir. Kurulduktan sonra refaha kavuşmak onu takip eder. Haller genişler, yerleşik hayat bolluk getirir. Bolluk iş bölümüne iş bölümü hünerlere yol açar, böylece göçebelikten yerleşikliğe doğru bir evrim yaşanır.

Mezkûr evrimi açabilir misiniz?

Bu evrim süresince devlet çeşitli devreler geçirir. Bu devrelere göre ahalinin ahlâk ve tabiatının değiştiği görülür. Bu devreler en genel anlamda beş grupta incelenebilir.
-Zafer ve maksatlara erişme sahip olma devresi.
-Hükümdarın kavmini boyunduruğu altına alarak otoriteyi kendine geçirdiği dönem.
-Devletin servet ve meyvelerinden faydalanmak, feragat ve rahatlık çağı.
-Kanaat ve başarıyla yaşama çağı.
-İsraf ve saçıp dağıtma çağı.

İbn-i Haldun’a göre devlet-toplum ilişkisine dair neler söylemek istersiniz?

İbn-i Haldun’a göre devlet, kötü ve zalim olursa bu devlet uyruk için zararlıdır. Onları mahveder. Devletin iyiliği şefkat ve merhametli olmasıyladır. Baskı, ahalinin basiret ve ahlâklarını bozar. Devletin ilk çağında hükümdar otorite ve yetkileri kendi akraba ve topluluklarıyla paylaşır. İkinci çağda hükümdar onları devlet işlerinden uzaklaştırır ve kendi neslinin dışındaki insanlarla çalışmak isterler. Devlete kapılanan bu yabancı insanlar gerektiğinde hükümdar için canlılarını dahi verebilirler. Vezirlik gibi en büyük makamlar onlara verilir. Bu hal devletin tabiatının bozukluğunu ve tedavisi kabil olamayan hastalığa tutulduğunu gösterir.

İBN-İ HALDUN BİTMEK BİLMEYEN BİR DERYADIR

İbn-i Haldun, devlet ve ekonomi ilişkisine dair neler söylüyor?

İbn-i Haldun’a göre devletin ilk kuruluş yıllarında tebaa üzerinde vergileri azdır. Fakat bu vergiler toplanırken çok mal ve para toplanır. Devlet yıkılma çağına geldiğinde tebaaya ağır ve çok vergiler yükletilirse de, vergilerden az para ve mal elde edilir. Çünkü ilk kuran göçebeler olursa göçebe devletin ihtiyaçları az olur. Yerleşiklik, iş bölümü ve uzmanlaşma artıkça ihtiyaç ve tüketim de artar.
İbn-i Haldun’a göre hükümdar ve devletin ticaretle meşgul olması tebaa için zararlıdır. Çünkü sermayenin devletin eline geçmesi tüccarları zorda bırakır. Devlet ricali, ekincilik ve ticaretle uğraşırsa tebaa zor durumda kalır ve bu çok hatalıdır. Çünkü tebaanın mal ve servetleri birbirine denktir. Dolayısıyla ihtiyaçları da o nispette olur. Sultanın mal ve serveti ancak vergi ile çoğalmalıdır.
Devlet ile hükümdar dünyanın en büyük pazarı durumundadır. Ücret ve aylıkları eksiltmek devletin gelirini eksiltir. Çünkü pazar daralır gelirin azalması, pazardaki alış-verişin azalmasına yol açar.
İbn-i Haldun’un devlet, toplum ve ekonomi ilgili görüşleri kısaca bu şekildedir.İbn-i Haldun bitmek bilmeyen bir membaadır.

İlginiz için teşekkür ederim Cafer Bey.
Ben teşekkür ediyorum.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş