Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


03:25, 28 Nisan 2017 Cuma
17:14, 17 Mart 2017 Cuma

  • Paylaş
Muhammed Es-Sıbai ile Arap Dünyasında Yayıncılık Üzerine
Muhammed Es-Sıbai ile Arap Dünyasında Yayıncılık Üzerine

Arap Yayıncılar Birliği Başkan Yardımcısı ve Suudi Arabistan merkezli Darul Varrak Yayınevi sahibi Muhammed Es-Sıbai, Arap dünyasında yayıncılığın durumu ve Türk-Arap yayıncılık birlikleri arasındaki ilişkiler üzerine Eşref Al-Bolkiny'nin sorularını cevapladı.

Dünya Bülteni/Kültür Servisi

5 Mart 2017 tarihinde sona eren 4. CNR Uluslararası Kitap Fuarı vesilesi ile pek çok Arap yayıncı da Türkiye’ye geldi. Bu vesile ile Arap Yayıncılar Birliği başkan yardımcısı ve Suudi Arabistan merkezli Darul Varrak Yayınevi sahibi Muhammed Es-Sıbai ile Eşref Al-Bolkiny’nin TRT ARAP için yaptığı söyleşinin tamamını, Melike Kalkan ve Elif Aydemir’in tercümeleri ile dikkatinize sunuyoruz.

Muhammed Essıbai, Suriye İhvanı’nın kurucusu büyük mütefekkir Mustafa es-Sıbai’nin oğludur ve 30 yıldır yayıncılık ile iştigal etmektedir.

İstanbul'da 4. CNR Uluslararası Kitap Fuarı’na katıldınız. Fuarın açılış törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldıı. Siz bu alanda 25 senelik bir deneyime sahipsiniz. Bu sene gerçekleşen fuardaki yeniliklerin daha önceden gerçekleşmiş fuarlardan farkları nelerdir?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fuar açılışına iştiraki bizleri onore etti. Böyle bir fuarın açılışını ilk defa Cumhurbaşkanı bizzat kendisi yaptı. Ve bundan böyle onun himayesi altında olacağını belirtti. Bu sebeple biz gururluyuz. Ve Cumhurbaşkanını ağırlamaktan ve karşılamaktan dolayı şeref duyduk. Basın Yayın Birliği’nin ve Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği’nin, bizim de bu fuara katılımımızda büyük etkisi olmuştur. Bu fuarla birlikte Arap ve Türk yayıncılığının ortak çalışmasının ikinci senesi oluyor.

Arap ve Türk yayıncılar birliğinin yürüttüğü ortak çalışmalar çerçevesinde fuarlara katılma ve karşılıklı tercüme hakları alma konusunda bir süredir çaba sarf ediliyor. Bu işbirliğinin fuara yansımaları nelerdir? Bahseder misiniz?

Geçen sene Türk yayıncıları, Arap Yayıncılar Birliği’yle kültürel paylaşım programı başlattı. Bu program çerçevesinde 5 gün süren etkinlik boyunca Türk-Arap yayıncıların görüşmeleriyle ve Kültür Bakanlığı’nın TEDA tercüme desteğiyle anlaşmalar sağlandı.

Herhangi bir Arap yayınevi, Türk yayıneviyle anlaşma gerçekleştirip TEDA'nın madi desteğinden yararlanarak kitabı piyasaya çıkarabilir. Örneğin geçen sene 180 kitabın çeviri anlaşması yapıldı. Bu sene ise fuarın ilk günlerinde 180 tercüme anlaşması karşılıklı imzalandı.

Basın Yayın Birliği ve Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği, Arap yayıncılığına her türlü hizmet ve yardımda bulundu. Geçen seneki fuara 23 Arap yayınevi katılmıştı. Ancak bu sene çeşitli Arap ülkelerinden 72 Arap yayınevi var. Önümüzdeki sene bu sayının iki misline ulaşmasını umuyoruz. Türk ve Arap yayın birlikleri arasında karşılıklı güçlü bir bağ oluştu. İstanbul Valisi’nin katılımıyla bu işbirliği zirveye ulaştı. Bu anlaşma doğrultusunda Arap ülkelerinde Türk yayıncılığı yapanların himayesi sağlanmış oldu.

Türkiye ve Arap dünyasındaki kültürel bağların yakın tarihte zayıfladığını görüyoruz. Bu konuda neler yapılabilir? 


Maalesef Arap dünyası müfredatta gerçek bir şekilde yansıtılmıyor. Nesiller aktarılan karalanmış yanlış tarih ile yetiştiriliyor. Bu durumun neticesinde Türk- Arap ilişkilerinde bozulmalar yaşandı. Bazı Arap ülkelerinde Osmanlı dönemi için “işgal” tabiri kullanılıyor. Arap Baharı ile bu durum değişmeye başlarken, özellikle Türk sivil kurumlarının ve Türkiye hükümetinin çabaları ile de gençlerin arasında tarihin gerçek yüzü ortaya çıkmaya başladı. Türkiye'de yaşayan çok sayıda Arap olması bu olumsuz bakış açısının değiştirilmesinde büyük rol oynadı.

Bu konuda Arap yayınevlerinin de bir payı var. Bu pay tarihi gerçekleri ilmi ve akademik bir şekilde yazan yazarların eserlerinin alınıp Arapçaya çevrilmesidir. Bu çerçevede  Osmanlı padişahlarının hayatlarını ve Türk-Arap ilişkilerini ele alan kitapların Arapça dilinde yayınlanması başlandı. Bu eserler itina ile seçilmektedir.

Son senelerde Türk dizileri Arap televizyonlarında çok rağbet görmekte. Sizce Türkçe kitaplar da aynı şekilde Arap ülkelerinde rağbet görecek mi?

Kaliteli içeriğe sahip, ciddiyetle yönetilen Türk dizileri elbette yaygın ve meşhur olacaktır. Aynı durum kitaplar için de geçerli. Örneğin “Diriliş Ertuğrul” dizisi Arap ülkelerinde çok büyük bir başarı yakaladı. O seviyede yapılan kitaplar da aynı şekilde başarıyı yakalayacaktır. Çünkü Arapların bu yüce milletin tarihinin detaylarını bilmek için kalplerinde özlem var.

Ne yazık ki Arap ülkelerinde okuma oranı oldukça düşük; Batı ülkeleri ile değil de benzer ülkelerle karşılaştırıldığında, mesela Singapur ve diğer Asya ülkeleri gibi. Arap Yayıncılık Birliği olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben bu bakış açısına şahsen katılmıyorum. Bu okuma oranı Arap ülkeleri arasında değişiyor. Aslında bu oran ülkenin siyasi, kültürel, ekonomik durumuna göre değişkenlik gösteriyor. Kitap fuarlarını baz alarak görürüz ki Suudi Arabistan'da, Cezayir'de veya Şarika'da kitapseverlerin büyük katılımı oluyor. Kültüre ve okumaya açlık var. Bu yüzden kaliteli içeriğe sahip kitaplara talep olur. Arap dünyasında şu anda en büyük sorunumuz insanlara kitapları ulaştırmak yani piyasada bulundurmak. Böyle bir kolaylık sağlanması ile herkesin eline kitaplar ulaşabilir.

Bu kitap ulaştırmanın zorluklarının sebepleri nelerdir?

Bir sürü sebebi var. Siyasi, ekonomik durumlar ve yaşadığımız krizler kitabın önceliğini engelliyor. Birçok Arap ülkesinde insanların ekonomik sorunları kültür ve kitabın önüne geçiyor. Ancak bu durum bizi umutsuzluğa düşürmemeli. Bu konuda Arap yayıncılarımız ve Arap yayınevlerinin büyük bir rolü var. Kitapların temini ve piyasada bulundurulması onların sorumluluğudur. Bunu da gerçekten yapmaya çalışıyorlar.

Arap Yayıncılar Birliği’nin Türkiye'den bir talebi var mı?

Arap dünyasında yayıncılık yapanların misyonları vardır. Aynı zamanda ticaretle de uğraşırlar. Bu yüzden yeni piyasalara ve üretimlere ihtiyaçları vardır. Arap dünyasında üretimin azlığından ve kalitenin düşük olmasından dolayı sorunlarımız var. Kaliteli yazarların az olmasından da şikayetçiyiz. Bu aşamada Arap Yayıncılık Birliği, Arapça yayıncılık yapanların önünde çeşitli akademik ve bilim alanlarında çok büyük bir piyasa açtı. Biz Araplar tarih, kültür, mekân, din ve uygarlık açısından birçok konuda Türklere benziyoruz. Bizleri ayıran sadece dil meselesi var. O açığı da tercüme yoluyla kapatılabilirsek bütün sorunlar ortadan kalkmış olacaktır. Böylece her iki tarafın da faydasına işleyecek Arap ve Türk kültürel birleşimi mümkün olacak. Her iki tarafın da yararına işleyecek bir birleşim.

 

Kaynak: Dünya Bizim



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş